29.03.2021

Geçen Hafta


Hala mart ayında bozkırda kar görünce bozuluyorum, gerçi haziran ayında görünce daha fena hissettiriyor. Taş çatlasa bir elin parmaklarını geçmeyen kayısı bereketsizliğine rağmen, baharı bir dolu çiçekle karşılayan ağacın hali içimi sızlattı. Pembe çiçeklerin üzerine yağan karlara baktıkça üşüdüm. 

Ömür İklim Demir'in Kum Tefrikaları' ı da bir taraftan sıkıştırdı, iyi hoş ilginç bir kurgu ama akmıyor sanki...Neyse yarıladım, bu hafta bitiririm. 
Kafam dağılsın diye Jonathan Swifit'in bunaması bölümünü okuyarak, topuğuma topuğuma sıktım :))

Sen Şarkılarını Söyle filmini izledim, biraz nefes aldım derken Bilge yeni merakıyla haftamı şenlendirdi. Sanat tarihine merak sardı. Önceki hafta Bauhaus sanat akımıyla yatıp kalmışken,geçen hafta Art Nouveau' ya geçti ve akımın önde gelen ismi Antoni Gaudi onu büyüledi. Bitmeyen La Sagrada Familia ile ilgili ulaşabildiği her şeyi okudu, izledi. Tabi bana da yolladı. Yolladıklarını izlemediysem hiç dert etmeden uzun uzun anlattı. Koca ve ben keyifle dinledik. Onun bu hali, bu heyecanı bizi de etkiledi. Yapılacaklar listesinin en başına bir gün La Sagra da Familia 'yı görmek eklendi.

Perşembe ve cuma günleri notere uğramak zorunda kaldım. Çok fenaydı, tıklım tıklım, umursamaz...
Cumartesi Bilge' ye kitapçıya gitme sözü vermiştim ama yataktan çıkamadım. Üstelikte kar yağıyordu.Pazar günü daha iyi hissedince düştük yola. Üç kitapçıyı bir saatte gezip, elimiz kolumuz kitap dolu eve döndük. Akşam Efes'i parka götürdük, dört ayaklı çocukları özlemişim. Tepiştik, sevdik birbirimiz, iyi geldi:)) Sonrası ev, uyuklama, rüyadan rüyaya atlama... 

Bu arada bozulan kombiyi tamir eden Koca ise kendini dahi ilan etti, bir havalar evin içinde. Bir iki tamirat işini de bu gazla aradan çıkarttı:))

Sabah Bilge' nin benden önce kalktığını görünce şaşırdım. Ödevi varmış, yapmayı unutmuş:)) 
Kahvaltı faslı, ardından biz ofise Bilge okula geçti...

Keyifli bir hafta olsun...

22.03.2021

Pazartesi


Çok sevimsiz zamanlardan geçiyoruz. Virüs öldürmezse kahrınızdan ölün der gibi memlekette  her sabah başka bir saçmalığa uyanmaktan fenalık geldi. Hiç iyimser ya da umutlu bakamıyorum. Normalde buraya bu kadar karamsar şeyler yazmak istemiyorum ama hissiyatım böyle. 




 Geçen hafta ortasından, bugüne kadar evdeydim. Arkadaşımın köpeği bizdeydi. Şimdiye kadar eve gelen en tatlı dört ayaklı misafirimiz oldu. Gerçi iki ayaklı misafir gelmeyeli de epey oldu.

Huxley' bin Ada'sını derin bir ah çekerek bitirirken Jhon Milton' un körlüğünün şiirine yansımasını okudum. Derken öykülerini çok sevdiğim Ömür İklim Demir' in Kum Tefrikaları' na başladım..
Reha Erdem' in Seni Buldum ya! filmini izledim aslında eğlenceli bir filmdi ama izlerken biraz gerildim.
Güney Kore yapımı Sinek Kuşu filmini izledim, çok hoş bir filmdi.
Şikago Yedilisinin Yargılanması filmini ailecek izledik. Filmdeki yargıç karakterinin Türk olabileceği varsayımında bulunduk.

İnsan vücudunun nasıl çalıştığına alakalı bir anime izlemeye başladım( Hataraku Saibou Black)  bayıldım, çizimler ve kurgu muazzam olmuş.

Ne diyeyim iyi birşeyler olsun bu hafta🙏

12.03.2021

Sevgili Cuma


 Bu hafta yine çabucak geçiverdi. 2666' nın ikinci  bölümü bitti. Aldous Huxley' in Ada' sına başladım. Çok merak ettiğim bir kitaptı. Distopyanın en başarılı kitaplarından biri sayılan Cesur Yeni Dünya' dan sonra, Ada' yla ütopik bir dünya yaratan Huxley inanılmaz bir yazar. Aslında elimde Kadim Felsefe kitabı da var, okunacaklar arasında. Ada' dan sonra belki cesaret edebilirim başlamaya... 

Bu arada Jhon J.Ross' un Shakespeare' in Titremesi, Orwell'in Öksürüğü kitabında Shakespeare bölümünü bitirdim. Shakespeare' in eserlerindeki tutkunun ve cinsel abartının sebebinin, hayatı boyunca frengiden muzdarip olmasına bağlanabilir mi? sorgulaması, tedavi yöntemleri, büyük ihtimalle yanlış konulan tanı üzerinden ilginç bir okuma oldu.

Bilge'yle 37 Seconds filmini izledik. Çok güzel, çok hüzünlü bir filmdi. Selebral palsi hastası manga sanatçısı Yuma' nın hikayesini izleyin derim.(Sağ olsun  Leylakdalı önerdi bize de)

Mozart İn The Jungle' ı da bu sabah bitirdim. New York Senfoni Orkestrası etrafında dönen dizi, müzik dolu, yer yer uçuk kaçık ama keyifle izledim.

Bilge' nin yüz yüze sınavları bugün bitiyor. Sabah pek keyifliydi. Tüm hafta boyunca sakinliğini korumasına çok şaşırdığımı söyledim. Güldü, öyle mi görünüyorum dedi. Arada bir beni böyle ürkütmeyi seviyor:))

Hafta sonu için yine park yürüyüşü planlıyoruz, hava güzel olur umarım...

7.03.2021

Park kaçamağı

Bilge' yi yürüyüşe ikna etmem düşündüğüm kadar zor olmadı. Parkın girişinde kulaklıklarını taktı. Biraz bozuldum ama belli etmedim. Ben de kulaklıkları mı takıp, sabahtan yaptığım çalma listesini açtım. 
Parkın kuzeye bakan yerlerinde kar gördüğüme şaşırdım. Hava kapalı ve insanı titrtecek derecede rüzgarlıydı. Kazağımın kapişonunu da kafama geçirdim.
Gördüğüm her köpeği sevdim. Parktaki ağaçlara, ağaçlardaki bir dolu kuş yuvasına baktım.

 Parkın çıkışında Bilge kulaklığını çıkarttı. Yeşilken daha güzeldi dedi. Haklısın dedim, ama kışın da güzel yanları var. Her şey kıpırdamaya başladı.Doğanın bahara nasıl geçtiğini seninle  gözlemleriz, gelebilirsek her hafta geliriz buraya.Sevindi sanki...Ona söylemedim Ankara' nın bir anda geliveren baharını ne çok sevdiğimi...Bir gecede, sihirli bir el değmişçesine süslenen ağaçları görmenin beni her yıl nasıl heyecanlandırdığını. Kendimiz dışında kocaman bir dünyanın bir parçası olma hissini ve günlük kaygıların uçup gitmesini...

Bakalım o nasıl hissedecek...

6.03.2021

Bu Aralar

Sanırım uzun zamandır böyle bezgin olmamıştım. Bezgin kelimesi doğru kelime mi çok emin değilim. Enerjim yerlerde, kendimi ite kaka birşeyler yapmaya ikna etmeye çalışıyorum. Sanki derin bir nefes alırken, bu nefes bir yerlerde takılıp kalıyor.
Güdük Şubat ayı nasıl geçiverdi hiç anlamadım. Okuma olarak en verimsiz zamanımı yaşadım. İki Şehrin Hikayesi ve 2666' nın 2. bölümü bu aya sarktı. Yanında yine yarın kitaplar da var. Bolca ekran başında pinekledim. Tesadüfen izlediklerim genelde kitap uyarlaması film ve diziler oldu. Bilinçli bir seçim değildi ama iyi oldu.Bilge Senin Adın isimli mangayı okumamı istemişti, sonrasında filmini de izletti pek güzelmiş. İsabelle Huppert' ın Gelecek Günler' ini izledim, hoş bir Fransız filmiydi. Atonement Ian McEwan' ın kitabından uyarlama hüzünlü bir filmdi. Ah Gözel İstanbul farklı bir İstanbul seyriydi. Enemy yine bir uyarlama Saramago' nün Kopyalanmış Adam kitabından. Filmin sonunda bir kaldım tabi, el mahkum yorumlara ve değerlendirmelere baktım, entersandı.Biraz da dizi izledim, Mr.Robot' un ilk sezonu izledim.Rami Malek muazzam bir oyuncu, ilk bölümlerde karşımda Freddie Mercury varmış gibi hissetmekten kendimi alamadım:) Gözlerinin Ardında' da yine uyarlama altı bölümlük mini bir dizi. Sonundaki ters köşe acayipti. Bir de akşamları hep birlikte izleyip içimizi kanırttırdığımız New Amsterdam var, evet o da kitap uyarlaması. Bu arada kitapların hiç birini okumamıştım:)
Bilge stres yumağı gibi dolanıyor ortalıkta.Ertelenip duran sınavlar yüzünden saçma bir psikolojiye büründü. Sabahtan yoga dersi var, sonrasında çaktırmadan uzun bir yürüyüşe çıkartacağım. Önce küfür edip, sonra keyif alacak.
Bu arada 44 yaşıma girdim demeyi unuttum:) eş, dost sağolsun iyi dilekleriyle mutlu ettiler beni. Bu sene ayrı bir sevindim bu dileklere...
Bu yaşım bitmeden başarabilirsem yoga terapi eğitimi alabilirsem süper olacak. Eğitmenlikten ziyade, şifasını öğrenmek istiyorum.
Keyifli bir hafta olsun...