20.12.2018

Bir ses vereyim...

Yılın aslında hava olarak en sevimsiz, ruhen bir taraftan geçsin gitsin bir an evvel  dediğimiz, bir taraftan da eşe dosta ufak hediyeler aldığımız verdiğimiz keyifli bir dönemdeyiz.
Annem yolda,akşama burada olur inşallah yılbaşında  birlikte olacağız. Her sene bu zamanlar şöyle dönüp bir geriye bakıyorum. Memleket olarak huzur kavramını yitirmiş olduğumuzu üzülerek görüyorum. Yeni yıl için en büyük dileğim huzurlu olmak, bir de sağlık diliyorum.Geriye kalanları bir şekilde halledebileceğimizi düşünüyorum.
Bu yıl çok güzel kitaplar okudum, güzel filmler,diziler izledim.Eski, yeni şarkılar dinleyip usul usul eşlik ettim. Hala iyi bir oyun izleyemedim ama olsun umudum  var. Yogaya devam etme niyetindeyim. Bana çok iyi geldi.Bilge' yle resim yapmaya devam ediyoruz o baya baya ilerletti ben minik minik arkasından gidiyorum.
Neyse lafı uzatmayayım belki yazarım belki yazamam şimdiden yeni yılımız kutlu olsun❤❤❤❤❤❤❤❤

10.12.2018

Hafta Sonu

Güzel bir hafta sonuydu. Cumartesi sabahtan balkonu toparladım. Biraz çamaşır, biraz ortalığı toparla, Bilge' yle Efes' in kudurmalarını izle derken on birdeki derse ucu ucuna yetiştik.
Çıkışta doğruca Bilge' yi kuaföre götürdüm.

Hafta içi başladığım Georgi Gospodınov' un  Doğal Roman ını bitirdim. İlginç bir okumaydı. Yazarın bir kitabını daha okumalıyım diye düşündüm.


Akşam Ziraat Sahnesi' nde iki oyun birden izledik. Aslında iki oyun izleyeceğimizi düşünmemiştik. Bilge geçen sene AST' ta izlediğimiz Efe Çetinel' i hemen tanıdı, çok şaşırdım. Sesinden tanımış öyle diyor:))  Oyunlar kötüydü diyemem ama oyunculuklar oyunculuklar güzeldi. Şöyle her şeyiyle güzel diyebileceğim bir oyun izlemek istiyorum.

Pazar sabahı yogaya gittik. Dönüşte biraz dinlenip kırılan klozet kapağının yerine yenisini almak için bir avmye gittik. Koca' ya o işi bırakıp biz Bilge' yle biraz dolaştık. Allahım nasıl kalabalık, işimiz biter bitmez arkamıza bakmadan kaçtık. Yalnız klozet kapağı fiyatına şok oldum (200TL) aman kırmayın, kırdırmayın, bize gelen misafir kırmıştı:((

Yemek yiyelim dedik, Bilge' yle arada gittiğimiz restorana gittik. Keyifli bir yemek oldu. Market alışverişini yapıp eve döndük. Efes pek coşkulu karşıladı bizi. Akşam Mowgli yi izledik. Ben tabi yine uyuya kalmışım. Gece üç civarı Efes yanıma geldi. Aramızda garip bir iletişim var. Kusacağını anladım, hemen koridora çıkarttım. İki posta kustu. temizledim derken yine bir bakıştık. Beş dakika içinde arka bahçedeydik çok fena ishal olmuş. Yağmur da yağıyor. Biraz dolaştık, üç beş defa daha oturdu kalktı. Eve döndük, hemen bir probiyotik verdim ve kuruttum. Sabaha kadar gözüm üzerindeydi. En son uyuya kalmışım, gözümü açınca ayakları havada uyurken gördüm. Sabah baya toparlanmıştı. Tabi ev halkı geceki maceramızdan ancak sabah haberdar oldu:))

Ofise geldik, işleri toparladım eve erken döneceğim. Neredeyse yirmi yıldır kullandığım bulaşık makineme veda edeceğim. Servis bugün yenisini getirecek. Onları karşılamam lazım, belki arada azıcık kestirebilirim.

Keyifli bir hafta dileğiyle...

6.12.2018

Perşembe..

Bu yıl için koyduğum okuma hedefim 130 kitaptı. Son kitabım kaldı o da bugün yarın biter, benim için tarifsiz bir duygu. Sanırım üç senedir bu hedefleri koyuyorum kendime ve bence okuma hızımı olumlu etkiliyor.

Sabah erken uyandım, Zweig ' in Üç Büyük Usta sını bitirdim. Özellikle yazarın Dostoyevski hayranlığı, muhteşem tespitleri ve tüm kitaba yayılan edebi dili çok etkileyiciydi.

Richard Yates' in Bağımsızlık Yolu nu okumaya başladım. Bir kaç sayfa okuyunca filmi hatırladım. Filmi hiç sevmemiştim. Kitabı okumaya başlayınca filmdeki kopukluğu ve neden sevmediğimi anladım. Kitap çok iyi, yazarın bir kaç kitabını daha aldım.

Sonra yine dayanamayıp Georgi Gospodınov' un Doğal Roman ına başladım:))

Bir de elimin altında James Joyce' un Eleştiri ve Deneme Yazıları ve Poe' nun Öyküleri var.

Kızkardeş bu ayın ortak okuma listesini de gönderdi, onları da listelemeli:))

Yılbaşı ağacını Bilge' yle süsledik. Işıklarımız bozulmuş, bugün yeni ışıklar almalı.

Yarın sonunda saçımı boyatmak zorunda olduğum için, Bilge' yi bugün almaya gideceğim. Yine kalemler (copic) alacak. Setleri çok pahalı olduğu için her hafta iki tane almaya karar vermişti bu hafta Koca' da ben de birer tane alalım deyince havalara uçtu.

Dün Doc Martin in 8.sezonunun geldiğini fark ettim. Yatana kadar tüm sezonu bitirdim:))

Bilge' yle tavla oynadık, ne yaptıysam yenilemedim:)))

Sonunda gidecek bir tiyatro oyunu buldum, bu cumartesi akşamı Bilge' yle gidiyoruz.

Bugün kar yağacakmış gibi duruyor.

Keyifli bir hafta sonu olsun...


3.12.2018

Hafta Sonu


Havalar iyice kışa döndü, cumartesi piyano derslerimiz sabah ona alındı. Hava kötü olunca ben de Bilge' yle derse gittim. O piyano çalışırken, kalorifere yapışıp kitap okudum.

Dicens' ın Mr. Pickwick' in Serüvenleri ni arıyordum, uzun süredir baskısı yoktu. Bir arkadaşım yayınevinin satış mağazasına ayırt ettirmiş.Bilge' yle gidip onu aldık. Biraz dolaştık. Kuğulu Park' ın çıplak haline şaşırdık. Sonra bir kahve içip eve döndük.

Pazar günü de sabah onda veli toplantısına Bilge' yle gittik. Bilge arkadaşıyla takıldı. Ben toplantıya katıldım. Bir avuç veli ve bizi görmekten mutlu öğretmenlerle toplantı yaptık. Düşündüğümden iyi geçti. Çıkışta Bilge' nin arkadaşı ve onun annesi bir kafeye oturduk. Çocuklar çok komikti. Keyifli bir sohbet oldu. Sinemaya gideriz demiştik, baktık hiç halimiz yok. Bilge resim yapmaya geçti, Koca ve Efes parka gitti ben de Bir Türk Ailesinin Öyküsü nü bitirdim.

Bu sabah erkenden kalkıp Bilge' ye kek yaptım, kör karanlıkta okul yoluna düştü... Sinir bozucu hâlâ kafam basmıyor bu saat  durumuna.

Yapılacak çok iş var hem işte, hem evde. Fotoğrafta geçen ay okuduğum kitaplar var, çoğundan burada bahsettim. En çok Bir Doktorun Anıları ve Palyaço yu sevdim.

Keyifli bir hafta diliyorum...

30.11.2018

Yaşasın Cuma

Dün akşam yoga dersine Koca' yla gittik. Pazar günkü dersimiz iptal edilmişti. O kadar yorulmuşuz ki, sabaha kadar deliksiz uyumuşum. Ağrım yok ama çok yorgun hissediyorum. Ofise geldim, hava yağmurlu , Efes' in üstü başı sırılsıklam olmuş. Havluyla Efes' i kurulayıp, üzerindekileri kalorifer peteklerine astım.

Efes yağmuru izliyor, eskiden hiç sevmezdim yağmuru, hatta kışı.Yaz biterken o kadar çok üzülürdüm ki... Ama artık böyle şeyler hissetmiyorum, kabullenip sevmeyi öğrendim sanırım.

Ağaçlarda neredeyse yaprak kalmadı..Konfetiler gibi başımızdan aşağı süzülmeleri bitti sayılır.
Yılbaşı ağacını çıkartmalı...Kokina almalı, belki yeni bir kar küresi...

Stefan Zweıg ' in Üç Büyük Usta kitabının Balzac bölümü bitti. Zweig 'in toplumun romanını yazan ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen diye tanımladığı Balzac' ın sadece Vadideki Zambak kitabını, o da yıllar evvel okuduğum düşünülürse, hemen kitaplarından  okuma listeme eklemeye karar verdim.
Şimdi sıra Dickens' ta... Kitap gelecek aya sarkacak ama olsun, Dostoyevski kısmını sindirerek okumak istiyorum, oldukça uzun bir bölüm ayırmış.

Bir kitaba daha başladım. Bir Türk Ailesinin Öyküsü ilginç bir kitap. Yazarı İrfan Orga İngilizce yazmış bu kitabı. Sonradan Türkçe' ye çevrilmiş, çok başındayım ama su gibi...

Pazar günü Bilge' nin okulunda veli toplantısı var. Bu sene çok sinir bozucu, çılgın ergenlik hormonlarına, zorlaşan 7. sınıf dersleri de eklenince neler duyacağım kim bilir?...

Bilge para biriktiriyorum diyerek bizi soyup soğana çevirdi demiş miydim.?120 Renkli kuru kalem seti almak istiyordu. Bu hafta vuslata erdi, benim bile içim gitti. Bir de cömertleşti, tüm eski kalemlerini bana bağışladı:)) Kalemler ahşap bir kutuda geldi, çalışma masasının yarısını kapladı:)) Bazen uzun uzun kalemlere baktığını görüyorum, çok keyifli...

Hafta sonu belki sinemaya gideriz, bakalım. Kendinize iyi bakın....


26.11.2018

Hafta Sonu

Hafta sonu pek keyifli geçti. Bamularımdan iki tanesi sararmıştı. Sararan yerlerinden kesip mumladım, ilk defa böyle bir işlem yaptım, bakalım sonuç nasıl olacak.


Geçen seneki sümbül soğanlarım uyanmış, çok sevindim.

Bir demet çiçek aldım vazoya. Mis gibi oldular.
Bir saksı da erica aldım, dünden beri gözlerimi alamıyorum. Çok güzel.
Bilge piyano dersindeyken, ben de parkta oturup termostaki kahvemi yudumladım. Biraz çizdim, biraz okudum, çok keyif aldım.

En sevdiğim öğretmenin öğretmenler gününü kutladım.

Çıkışta Bilge' yle Çin yemeği yemeye gittik, ayda bir gidiyoruz. Bilge bayılıyor bu  yemeklere  , ben de şarap menülerini keşfettim:)) Pek güzel bir yemekti...

Pazar günü sabahtan Koca' yla yoga dersine gittik. Zordu, bazı hareketleri yarım yamalak yapabildim ama keyifliydi, eve bitik halde döndük.


Öğleden sonra teyzemlere başsağlığı ziyaretine gittik. Leblebi bize  inanılmaz iyi davrandı, hatta benim burnumu yaladı, kucağıma yattı. O kadar sevindim ki, eve dönerken ağzım kulaklarımdaydı.

Marquez' in Benim Hüzünlü Orospularım ını ve Saki' nin Dayanılmaz Bassington unu bitirdim. Zweig' in Üç Büyük Usta kitabına başladım.

Hafta sonunun güzelliğini hafta içinden de bekleyerek kaçıyorum, azıcık çalışayım. İyi bakın kendinize...


22.11.2018

Cuma görünümlü Çarşamba


Yapraklar iyiden iyiye dökülmeye başladı, parklardaki çimler hâlâ yeşil. Etrafınıza baktığınızda şaşılası renkler görebiliyorsunuz. İnsanlar sabahları ağızlarından duman çıkartarak yürüyorlar, bazılarına kırmızı burunları eşlik ediyor.

Dün Bilge sinemaya gidelim dedi, okul çıkışına gittim.Gerçi biraz erken çıkıp dolaştım.
Dost' a uğradım Marquez'in Benim Hüzünlü Orospularım ını aldım. Kahve içtim, okula gittim, servis şoförüyle konuştum. Zil çaldı, Bilge geldi, koştur koştur 15:15 seansına yetiştik. Fantastik Canavarlar : Grindelwald'ın Suçları filmine gittik. İlkini biraz izlemiştim. J.K. Rowling' in kitabından uyarlama filmde az çok ne izleyeceğimi tahmin ediyordum. Eddie Redmayne' de severim derken Johnny Deep ve Jude Law' ı da görünce ayrı bir sevinmiştim ama ilk yarıda uzunca bir süre uyuya kalmışım:)) çaktırmadım, iki saatten fazla sürdü, 3D ' de zaten her şeyin üzerine tüy dikmişti. Bilge pek beğendi, ben şikayet etmedim. Dışarı çıktığımızda hafiften bir yağmur başlamıştı, nasıl iyi hissettirdi anlatamam. Taksi bulamayınca ana caddeye doğru yağmurun altında yürüdük. Eve geliş, yemek, banyo, Bilge' yle ingilizce çalış derken kitabımın üzerinde uyuya kalmışım.

Sabahları Bilge yine kör karanlıklarda gitmeye başladı. Çok sinir bozucu. Okul bitene kadar defalarca çok sıkıldım diye arıyor. Defterler dolusu resim yapıyor, hep şikayet ediyor. Onu ciddiye almadığımı söyleyip sitem ediyor. Her şeyi paylaşabileceği iyi bir arkadaşı olana kadar bu şikayetleri devam edecek gibime geliyor. Kocaman oldu, bazı sabahlar ayakkabılarımı bulamayınca onun giyip gittiğini anlıyorum. Geçen dolabımı karıştırırken kırmızı polar sabahlığıma el koydu. Aramızda bir parça boy farkı vardı, hafta sonu o parçanın da kalmadığını fark ettim:((

Saki H.H. Munro' nun Dayanılmaz Bassington kitabına başladım, kitapla ilgili olumsuz bir sürü eleştiri okudum ama merak ettim, zaten kitaplığımda da vardı.

Başlığa bakınca aklıma geldi ben dün bütün gün günlerden cuma zannettim:)) Olsun ne yapalım, çarşambada güzel demeli:))





19.11.2018

Hafta Sonu


Cumartesi günü Bilge' yle evden erken çıktık. Önce Dost' a uğradık, ardından bir iki mağaza dolaşıp piyano dersine gittik. Daha doğrusu Bilge gitti ben de her zaman ki parka konuşlandım. Güya kitap okuyacaktım ama ne mümkün. Hava o kadar soğuktu ki, yakındaki bir kafeye kendimi zor attım. İki bardak sıcak çayın ardından Bilge aradı, dersim bitti diye. Hiç oyalanmadan eve gelelim dedik. kuaföre gitmem gerektiği aklıma geldi, Ben saçlarımı kestirdim, Bilge manikürümsü bir şey yaptırdı. Markete uğrayıp, koşa koşa eve gittik. Elleri çok güzel oldu, artık tırnaklarına dokunmuyor.Umarım böyle gider.
Ben kitap okudum, Bilge çizim yaptı. Efes bir o tarafa, bir bu tarafa devrildi durdu. Pazar sabahı erkenden kahvaltı yaptık.Koca' yla yoga dersine gittik. Yine aynı gruptuk, keyifli bir ders oldu. İki ayrı hocadan ders alıyor olmak benim için ilginç bir tecrübe.

Geçen hafta M. Bulgakov' un Genç Bir Doktorun Anıları nı bitirdim. Yazarın çok güzel ve akıcı bir dili var. Hafta sonu Usta ve Margarita kitabını da aldım.

Agatha Christie 'nin Arka Sokaktaki Cinayet  ini bitirdim. Dört kısa öyküsü vardı, güzeldi.

M.K Perker' in Ölmeden Önce Gülmeniz Gereken 1000 Karikatür albümünü de hafta sonu aldım ve hemen başladım. Tabi ki gülerek ve millete karikatürleri yollayarak okuyorum. M.K. Perker en sevdiğim çizerler arasında başı çekiyor ve hakkını vermiş. Bugün biter sanırım.

Bu hafta yeni kitaba başlar mıyım bilmiyorum. Yanıma Poe' nun öykülerini aldım, çok süründürmemek gerek diye düşünüyorum.

Koca'yla Behzat Ç.' yi izliyorduk, dün bitirdik. Amirimle vedalaştık. Suits in yeni sezonu gelmiş, ona başladık. Ben de Somewhere Between izledim, on bölümlük mini dizi ilginçti.

Bilge' nin ders programı değişmiş, cuma günü olması gereken yazılısı bugüne gelmiş heyheyleri tepesinde dolanıyordu, hiç bulaşmadım kendisine.

Keyifli bir hafta sonu olsun, iyi bakın kendinize...

15.11.2018

Evde iki köpek

Leblebi' den mutlaka bahsetmişimdir.Teyzemlerin barınaktan sahiplendilkeri, beş yaşında dişi melez bir köpüş ve adından da anlaşılacağı gibi bizim oralı(Çorumlu) ve Ankara'da yaşıyor.
Genelde tatilde Antalya'da karşılaşıyoruz. Leblebi atarlı bir kız.Kendisine kolay kolay yaklaştirmıyor ve kesintisiz uzun uzun havlayabilme yetisine sahip.En son yaz sonunda bahçede bir aradaydık. Fasulyelere işeyen Efes'e kızdım diye kolumu kapmaya kalktı:)) sahiden, dişlerini geçirmedi diye sevindik.
Teyzemin kayınpederi çok hastaydı ve artık umut yoktu.Daha önce konuşmuştuk, cenaze işleri sırasında Leblebi' nin bizde kalmasına karar verdik.
Dün sabah teyzem aradı,yola çıkacaklarını söyleyince Koca'yla Leblebi' yi almaya gittik.Havlayarak bizi karşıladı, diş göstererek oturdu.Arkasına bakarark arabaya bindi. Arabayı çok seviyor, bu arada bir malzeme almak için Ostim' e uğradık.Koca malzemenin yanında ekmek arası döner almış. Benimkini Leblebi'yle paylaştık. Dönere hayır demedi.Efes gibi obur değil et dışında birşey yemiyor.Eve gelmeden yukardaki parkta Koca bizi bıraktı.Her ağaca işemeyen bir köpeği gezdirmek çok ilginç. Gezdikten sonra eve geldik. Her tarafı kokladı, yazık ilk kez geliyor nasıl tedirgin olduğu gözlerinden belli. Bu arada Efes ofiste,akşama gelecek Koca' da olacağı için bu karşılaşma daha kolay olur diye düşünüyorum ve hep aklımda ya sabaha kadar havlarlarsa fikri geliyor ve ben hemen kovalıyorum bu düşünceyi. Bilge okuldan gelene kadar çok sakindi.Bilge gelince ufak bir havhavlama faslından sonra kendine bir köşe bulup oturdu.Bilge ne zaman yaklaşsa korkunçlu dişlerini gösterdi. Akşam güya Koca erken gelecekti Efes'le ikisini parka götürecek ve orada havlayıp hırlaşıp eve geldiklerinde çok yorgun olacaklardı. Olmadı...
Koca'nın geçikeceğini anlayınca Bilge'yle Leblebi'yi gezmeye çıkardık. İ.' de ofisin oralarda Efes' i gezdirdi ve ilerleyen saatlerde Efes'i eve bıraktılar.Eve girmeden Efes'le konuştum. Eve girince hemen birbirlerine havlayıp hırlamaya başlamışlardı ki hakimiyeti elime aldım.Sesimi yükseltip yapmayın dedim.(başka şeylerde söylemiş olabilirim) Herkes bir köşeye dağıldı ve inanması zor ama sesleri çıkmadı. Efese ödül kemiği verdim Leblebi Bilge' nin yanına kıvrıldı ve dokunmasına izin verdi. Koca geldiğinde ufak bir tantana çıktı ama çabucak bastırdık. Hep birkikte dizi izledik.Yatma vakti geldiğinde Bilge yatağına gitti.Biz de yatağımıza gittik. Sürekli dinliyordum evin içinde biraz dolaştılar sonra uyudular Gece bir ara uyandığımda Leblebi' yi yatağa çıkmış ayak ucumda yatarken gördüğüme inanamadım.Elimi aşağı uzattım Efes' te orada uyuyordu.Elimi hissedince kafasını uzatti burnundan öptüm kafasını okşadım.
Bunları niye bu kadar uzun uzun anlattım derseniz ne hissettiğimi bir nebze olsun anlayabilin diye. Bir tarafta aslında korkak ve tedirgin, bu yüzden saldırganmış gibi görünen bir köpek, diğer tarfta herşeyden emin hiç kıskanmayan bir köpek. En güzeliyse Leblebi' nin bize güvenip yatağımıza gelmesiydi. Sabah iki esneyen köpek Koca' yla yürüyüşe gittiler.Ben de geleyim dedim ama ben hallederim dedi Koca. Şimdi eve gelmelerini bekliyorum.Sanki daha cesur,daha iyi hissediyorum....

13.11.2018

Limon ağacı


Evimize yerleştikten kısa bir süre sonra bu küçük limon ağacını aldık. O sene iki limon verdi. Kışın battaniyeyle sarıp sarmalar, yazın çamaşırlığı o tarafa götürür gölge yaparım. Ankara' da ve balkonda limon ağacımın olması hepimize iyi gelir.( bu sene ufak bir zeytin ağacıda katıldı) Baharda ilk çiçeği gören balkonda çığlık atar, eve gelir gelmez balkona gider çoğalan limon çiçeklerinin balkona bıraktığı rahiyayı içimize çekeriz. Sonra bir sürü minik meyve kafasını uzatır, önceleri bu kadar meyve incecik dalda nasıl olacak diye endişelenirken, doğanın bunu dengeleyişini görmek hayranlık vericiydi. Bu yıl balkonumda ki çoğu çiçek bitlendi. Zaten ufak alan ve farklı çiçekler olunca beklediğim bir durumdu. Çiçeklerin bazıları öldü, bazıları dayandı. Elma sirkesi, arap sabunu ve sıvı yağ üçlüsüyle çözmeye çalıştım. Limon hala savaşmaya devam ediyor. Geçen ay okuduğum Bitkilerin Bildikleri kitabına bakılırsa bu çok ilginç bir mücadele. Yaprakların üzerindeki yapışkan sıvıyı bitler bırakıyor sanıyordum ama bitki yapıyormuş ve diğer dallara ve yapraklara tehlikeyi haber veriyormuş. Neyse bizim limon ağacının savaşı devam ediyor, iki limonu sarardı bugün yarın birimiz kıyıp koparacak. Zaten havalar da soğuduğu için savaşı kazanacak diye düşünüyorum.

Sabah Koca erken kalkıp kahvaltı hazırladı.Bilge' de bizimle kahvaltı yaptı. Bilge okula, Koca Efes'le sabah yürüyüşüne çıktı. Tuhaflıklar Fabrikası nın kalan birkaç sayfasını okuyup bitirdim ve hiç sevmedim. Konu iyi seçilmiş ama  ciddi bir sıkıntı vardı, zaman atlamaları ve detaylar sinir bozucuydu. Kolay kolay kitabı yarım bırakamadığım için bittiğine çok sevindim. Poe' nun hipnozla ilgili bir öyküsünü okudum, ölüm döşeğindeki verem hastasının acılarını hafifletmek için hipnozla telkin veren doktorla hastanın ilginç sohbeti anlatılıyordu. Çıkmadan Bulgakov' un Genç Bir Doktorun Anıları nı koydum, birazdan başlayacağım.

Kafamı kaldırıp dışarı baktığımda, badem ağacının görüyorum, yaprakları her gün ayrı bir ton sarı oluyor sanki ve ben ağacı alıp eve götürmek ve balkona koymak istiyorum:))

12.11.2018

Sevgili Pazartesi

Çok yorgun uyandım, hatta uyanamadım, Bilge'yi okula yollayıp geri yattım. Efes yatağa gelip bacaklarımdaki kan akışını zorlayınca uyandım. Toparlanıp ofise geldik. Ofiste bugün yalnızım. İ.'nin hastane işi varmış. Sağı solu toparladım, birazdan bir türlü akıp gitmeyen Tuhaflıklar Fabrikası nı okumaya devam edeceğim, bugün bitsin istiyorum.

Geçen hafta H. Böll' ün Palyaço sunu ve Atilla Atalay' ın Hayaller Kahyası nı okudum. Poe' dan da ancak üç öykü okuyabildim. Cuma günü Bilge' yi okul çıkışı aldım. Birlikte yemek yedik, Dost Kitabevi' ne uğradık. Don Norman 'ın Gündelik Şeylerin Tasarımı nın ve Rilke' nin Bütün Öyküleri ni aldım.

Bilge' nin bu hafta yine yazılıları var. Hazırlanmasına yardım ettim, sonra birlikte A Monster Calls filmini izledik. Ne izlemek ama ağlaya zırlaya...çok güzeldi.

Pazar günü öğleye doğru Koca' yla yogaya gittik. Bizimle birlikte üç çifttik. Çok keyifliydi, Koca çok memnun kaldı, devam edeceğini söyledi.Sevindim.

Apartman toplantısı vardı, yönetici yardımcısıydım ya, yönetici cin gibi çıktı, kaşla göz arasında elime bir liste ve tahsilat makbuzu tutuşturdu. Of bütün binayı dolaşmak ve aidat toplamak zorunda kaldım. Aklımda bu duruma nasıl geldim  sorusu ve bi dolu apartman dedikodusuyla eve geldim.

Biraz kitap okudum, dizi izlerken uyuya kaldım.

Güzel bir hafta olsun, iyi bakın kendinize...




7.11.2018

Ne desem...


Çok oldu yazmayalı, neden diye düşünüyorum. Yazmak istememek mi, yazacak pek önemli bir şey olmaması mı, anlamlı gelmemesi mi yahut hepsinin toplamı mı bilemiyorum.Sanki hepsinden birazcık var gibi.Ama gönlüm buradan vazgeçmiyor, vazgeçemiyor...

En son ne yazmıştım diye geriye dönüp baktım.Sonra daha geriye, daha geriye ve daha da geriye bakınca anladım...

Ne diyordum Bilge' nin yazılıları başladı ama bunu bir tek ben umursuyorum gibi görünüyor.
İte kaka ders çalışıyor, nereden geldi bu hal bilemeyip, en kolay yolu seçiyorum. Hep ergenlikten bunlar diyorum, geçeceğine inancım tam:))

Bitkilerin Bildikleri/Daniel Chamovitz çok etkileyici bir kitaptı. Bilimsel terimler bolca olmasına rağmen kolay okunan bir kitaptı ve okuduklarıma inanamadım. Bitkilerin dünyası muhteşem ve hiç gördüğümüz gibi değil.

Factotum/C.Bukowski yanlış hatırlamıyorsam okuduğum ilk Bukowski kitabıydı kesin olmamakla beraber sonuncusu olacak. İçim şişti okurken.

Üç Yıl/A.Çehov  Bu ara klasiklere sardım gibi. Çehov' un anlatımı bana çok samimi ve sade geliyor. Evlilikte aşkın zamanla oluşabileceğine, sevginin daha kıymetli ve köklü bir duygu olduğuna dair kısa bir novellaydı.

Düş Yolcusu/Ian Mc Ewan Büyüklere yazılmış bir çocuk kitabı, içlerindeki çocuğu bulma temennisiyle, fena değildi. Yazarın hatırına okunabilir.

Poe öyküleri devam ediyor, Böll' ün Palyaço suna başladım, oldukça ilginç bir okuma olacak.

Haftada iki gün yogaya gitmeye devam ediyorum. Artık ağrılarım iyice azaldı. Ortamın çok güzel bir enerjisi var . İyi geliyor bana.

Havalar iyi gidiyor, uzun yürüyüşler yapıp, kulağında yaprak hışırtıları ve sonbaharın tüm renklerinin içini doldurduğu zamanlardayız. Bir süre sonra griye bürüneceğini bildiğin bozkırın bu zamanları çok kıymetli. Her fırsatta kendimi dışarı atıyorum, bazen Efes' i de alıyorum yanıma.

Elma sirkesi yapmayı deniyorum, umutluyum olacak galiba:))

Geçen akşam sıcak şarap gecesi yaptık, ne çok güldük:))

Efes' e ışıklı boyun tasması aldım, akşam gezmesine giderken takıyorum yılbaşı ağacı gibi oluyor.

Sabah kahvemin içine bir kaşık hindistan cevizi yağı koyuyorum. Tadının kötü olmamasına şaşırarak içiyorum.

Korsan' a tasma ve bir sürü ödül kemiği alıp yolladım. Bugün ellerine ulaşır sanırım, çok sevinecek eminim:))

Kız kardeş babamın yolladığı kasetlerden birini buldu, dinledik. On beş yıl sonra yeniden sesini duydum, tanıdık değildi sesinin tonu, belki kaset bozulmuştu, belki ben unutmuştum ama cümleler, duygular sıcacık sardı sarmaladı beni. Ne çok özlemişim, çok ağladım, ağladık ama o kadar iyi geldi ki, tekrar sesini duymak...

Neyse dolu bir bardak gibiyim ama şikayetçi değilim... geçer nasıl olsa...

İyi bakın kendinize, yazarım ben yine...

22.10.2018

Hafta Sonu

Hafta sonu sakin geçti.Cumartesi Bilge' yle piyano dersine gittik.O dersteyken ben parkta oturdum. Biraz kitap okudum, biraz güvercinleri izledim. Küçük termosta kahvem eşlikçim oldu.Bilge dersi bitince yanıma geldi o ara Koca aradı sizi alayım yakınım dedi. Süper oldu, Bilge çin  yemeğine bayılıyor. Ben çok ayıla bayıla yemiyorum ama Koca tatmayı bile reddediyor. Neyse Bilge' yle ikimiz gittik. Çubuklarla aramız iyice, o benim tabağından ben onun tabağından hım güzelmiş, bir dahaki sefere şunu deneyelim diyerek yemeği bitirdik. Eve yürüdük hava da mis gibiydi. Akşama şimşekler çaktı deli gibi yağmur yağdı. Pazar günü kahvaltı sonrası Bilge' yle kuaföre gittik. Ben saçlarımı boyattım, Bilge saçlarını kestirdi. Arada kaptırıp yediği tırnaklarına  manikür yaptırdı. Manikürlü  ellerine bayıldı.
Geçenlerde yogada gözlerimin üzerine konan lavanta kesesinin ne kadar rahatlatıcı olduğunu söylemiştim ya ,Bilge' ye de yaptım bir kese uyurken yastığının altına koyuyor.Sabah saçları lavanta kokuyor, o kadar güzel ki...
Bu arada yogayı hafta da iki derse çıkarttım kas hafızası için gerekiyordu, seviyorum da zaten, iyi olacak...
Çehov' un Vişne Bahçesi'ni ve Burhan Sönmez'in Masumlar' ını bitirdim. Poe öykülerinin ilk bölümünü bitirdim ama tamamını bitirmem bu ay zor görünüyor.
İyi bir hafta olsun...

17.10.2018

Sevgili Çarşamba


Geçen cumartesi Bilge' yle piyano dersine gitmek için bindiğimiz taksiden yollar kapalı olduğu için kursa varamadan inmek zorunda kaldık. Kocaman bir parkın ortasından geçtik. Bir an durdum, Bilge döndü bana baktı ne oldu diye. O kadar çok kuş cıvıl cıvıl ve sanki coşkuyla ötüyordu ki şehrin göbeğinde duymayı beklediğim en son sesti. Bir süre dinledik, kocaman ağaçlara, ağaçlara vuran gün ışığına baktık. Sonra tabana kuvvet koşturduk kursa. Bilge anne yollar kapalı diye kızdık ama kapalı olmasa kuşları dinleyemezdik dedi:)) Şehre ne kadar beton yığını diye burun büksek de gizli saklı güzellikleri olabileceği umudunu yitirmemek ve belki aramak gerek.

Dün eve dönmeden evin eksiklerini alayım birazda yürüyeyim diye çıktım ofisten. Önce mahallenin eczanesine uğradım. Yıllardır aynı eczaneden alırız ilaçları. Bir hanım çalışıyordu ikidir uğruyorum göremiyorum, sorayım dedim, sonra kalabalıktı vazgeçtim. Yine yıllardır eczanenin duvarındaki diplomada resmi olan oldukça yaşlı ve asık suratlı hanım nasıl yardımcı olabilirim diye sordu. Göz damlası istedim, baktım gözlerime bakıyor benim için değil, köpeğime gerekli veteriner kullanabileceğimi söyledi deyince asık suratı bir anda değişti, sanki gençleşti. Bir süre konuştuk hayvanlarla ilgili, damlayı alıp çıktım. Her şeyi satan bir dükkana girdim. Bilge' ye lazım olan sunum dosyasıyla, sıvı çamaşır deterjanını ve son anda hatırladığım ceviz kıracağını aynı yerde bulmanın tarifsiz sevinciyle kasaya geldim. Ödememi yaparken iş yeri sahibiyle oflaya puflaya işlerin hiç iyi gitmediği üzerine konuştuk. Hayırlı işler dileyip, manava uğradım. Manavın sahibiyle çalışanlarını çekiştirdik, komik bir dille köşede fısır fısır konuşan çalışanlara çaktırmadan. Kasada aldıklarıma bir göbek marul ve bir demet roka ekleyip yirmi lira tuttu dedi. Bu arada birbirimize işler nasıl diye sorup onunla da  öfleyip pöfledik. Ona da hayırlı işler dileyip ofise döndüm. Eve biraz erken döndük. Koca yemeği ben hazırlayayım dedi. Ben de aldığı taştan hallice kabuklu cevizlerle kavgaya tutuştum. Maksat bir an evvel ortadan kaldırmak. Vallahi abartmıyorum birinin kafasına gelse hastanelik eder. Ah be adam normalde eve gelirken ekmekten başka bir şey almak aklına gelmez, bin yılın başı almış gelmiş koca bir poşet cevizi. Ne diyeyim, serdim sofra bezini, açtım yeni kıracağı, kırabildiklerimi kırdım, kıramadıklarımı koydum bir kenara... Hepsini de bitiremedim, bir ara heyheylerim üzerimdeyken kırmaya karar verip kaldırdım.

Bilge' nin ödevleri, evi sil süpür ve çamaşır dağından  kurtulunca kitabımın başına geçtim. Poe' nun Gözlük öyküsünü okudum, gülümseyerek.. Burhan Sönmez' in Masumlar ını aldım elime uyuyana kadar okudum, bitmesine on sayfa kadar kaldı.

Sabah Bilge' yi okula gönderdim. Dolapta filizlensin diye koyduğum mercimekleri hatırlayıp upuzun filizlerini görünce pek sevindim. Yaprak çıkarttım suya koydum akşama tuzunu bırakır sararım dedim.

Bir anda  aklıma biz küçükken ve babam yurt dışındayken onun bize ve bizim ona gönderdiğimiz ses kasetleri geldi. Kaset boyunca ne anlatıyorduk ya da o ne anlatıyordu hatırlamıyorum ama çok mutlu oluyorduk hem dinlerken hem de konuşurken. Kafa sesimizle duyduğumuz kendi sesimizi kasetten direk duymak hem şaşırtıyor hem bu ne ya, benim sesim böyle mi dedirtiyordu. Saat ilerleyince kız kardeşimi aradım. Hatırlıyor musun kasetleri dedim, biri ben de dedi. Yıllar sonra babamın sesini yeniden duyabilme ihtimali yüreğimi kıpır kıpır ettirdi.

Ofise geldim, Efes' le cepelleşerek göz damlasını damlattım, oturdum yazmaya başladım, hiç bitmeyecekmiş gibi geldi bu yazı bana, başka bir konuya geçmeden buraya kadar okuyanların yine gözlerinden öperim, iyi bakın kendinize...

16.10.2018

Biten Kitaplar...

Bilge' ye niyetle aldığım YKY' nin Doğan Kardeş Seçme Öyküler Serisi' nden aldığım kitaplardan elimde son kalan Selçuk Baran ın Öğle Saatleri kitabı da bana tam bir öykü ziyafeti çekti. 
İçinde sanırım beş öykü vardı. İlk öykünün ilk cümlelerini okurken bir durdum bence yazar erkek değil diye düşünüp netten baktım, evet karşıma hüzünlü gözlerle bakan hoş bir kadın fotoğrafı çıktı. 
Selçuk Baran Ankara' da doğmuş, okumuş ve erken denebilecek bir yaşta  bu şehirde ölmüş. Hulki Aktunç' un yazarla ilgili "Selçuk Baran günlük hayatın ağır aksak ritmini yazıyla yeniden üretmek gibi güç (ve nankör) bir işi büyük bir ustalıkla çözümlüyor" demiş, tam olarak hissettiğimi yazmış. Öykü dediğimiz zaman hep bir temkinli yaklaşırım, çünkü bence edebiyatın en taşlı yolu öykücülük. Bu zor zanaatin üstesinden gelenleri ise hiç düşünmeden bağrıma basarım. Kesinlikle okuyun derim, yazarın diğer kitaplarını ben kitap listeme ekledim.


Daha evvel Trenin Tam Zamanıydı kitabını okuduğum Heinrich Böll ün bu sefer Katharina Blum' un Çiğnenen Onuru nu okudum. 
2. Dünya Savaşı sırasına Alman ordusuna alınan yazarımız 1939 da esir düşer 1945' e kadar. Serbest kaldıktan sonra savaş sonrası Almanya'sında bir taraftan hayat mücadelesi verir bir taraftan yazmaya devam eder. "Kelimeler beni geç buldu" diyen yazar Almanya' nın vicdanı ve edebiyat dünyasının azizi olarak anılır.
 1972  Nobel Edebiyat Ödülü' nü alan yazarı eğer ilk kez okuyacaksanız tercihiniz bu kitap olmamalı. Çünkü farklı bir anlatım türü ve ciddi bir konunun altını çizdiği için Böll okuyormuş gibi hissetmeyebilirsiniz.
 Aslında yazar bu kitapta  günümüz medyasınında içinde bulunduğu çöplüğü , yıllar önce gözler önüne sermiş. Bir kadının sırf yanındaki sevgilisi aranan bir adam diye basın tarafından alt üst edilen hayatını ve bunun sonuçlarını anlatıyor. 


Poe nun öykülerinin 2. cildine başladım, her gün birkaç öykü okuyorum. Bir de Burhan Sönmez in Masumlar ına başladım.Yazarın okuduğum ilk kitabı, sürekli raflarda gözüme takılıyordu. İlginç bir okuma olacak gibi...

Keyifli okumalarımız olsun...




15.10.2018

Hafta sonu

Geçen hafta bir türlü yazmaya elim gitmedi, bariz bir sebebi yok, sanırım içimden gelmedi. Dün Bilge' yle Cermodern' e gittik. Otoparkta Ekmek Festivali vardı. Tam bir curcuna. Neyse ana binaya yöneldik, biletlerimizi alıp önce Eren Eyüboğlu Yaşam ve İşleri Sergisi ni gezdik.
Bilge bolca fotoğraf çekti. Eyüboğlu' nun pek çok teknik denediği eserleri hayranlık uyandırıcı.
Özellikle eskizlerinin yanında yağlı boya tablolarını, karakalem çizimlerini, seramik denemeleri,
çok güzel bir harmandı.
Bir ara çocuklar bir tabloya bakarak çizim yapıyorlardı. Bilge yanında malzemesi olmadığına baya bir yandı. Aslında o da taşır yanında, ben de ama şans işte ikimizde de hiçbir şey yoktu.

Neyse nasıl olsa fotoğraflarını çekiyorsun evde yaparsın dedim. Bence bir galeride soğuk zeminin üzerine oturup,resim yapmak ve gelip geçenin gülümseyerek seni izlemesi fikri hoşuna gitti:))

İkinci salonda Düşler Oyunlar ve Okumalar Sergisi vardı.
Oyuncak ve okuma teması üzerine hoş bir sergiydi.
Alt katta Emre Lüle /Distopya Sergisi oldukça ilginç on eserden oluşuyor.
Bu tarz denemeleri, farklı malzeme kullanımlarını seviyorum. Sergiyi beğendim keşke fırsatım olsa da tekrar daha sakin bir ortamda gezebilsem. İki kardeş olduğunu düşündüğüm bir erkek, bir kız çocuk ayaklarında scooterları, ağızlarında çığlıklarıyla sergi salonunu defalarca tavaf ettiler.Allah var zemin buna çok müsaitti. Ben de Bilge'yi o yaşlarda sergilere götürüyordum ama u şekilde değil. Zaten anne babayı ayırt etmem zaman aldı, çocuklar umurlarında bile değildi. Kız çocuğu iyice coşup, çığlıklar atarak ve deli gibi scooterını sürerken uçtu ve yere çakıldı. O ara çocuğa doğru koşan tiplerin anne baba olduğunu anladım. Sürekli çocuklarını uyaran tipleri de sevmiyorum ama bu kadarı da bir acayip hiç arası yok maalesef. Neyse bu atraksiyonu arkamızda bırakıp ekmekçilerin arasına daldık. Biraz dolaşıp, çıktık.

Cuma günü de Venom:Zehirli Öfke  filmine gittik. Malum Marvel filmleri özel ilgi alanımıza giriyor. Yalnız  o gün sabahtan başlayan baş ağrısıyla dolaşıyordum ve kafamda Örümcek Adam' dan bildiğim Venom' un Örümcek Adamsız nasıl olacağını düşünüyor en kötüsü uyurum diyordum. Filmin özellikle ikinci yarısı çok komikti ve kesinlikle dublajsız izleyin derim.

Bu arada iki güzel kitap okudum onları da yarın yazayım, keyifli bir hafta olsun...

5.10.2018

Ve Cuma...



Sabah telefonun alarm sesiyle yataktan fırladım. Hep alarmdan önce uyanırım, demek ki akşam sağlam yorulmuşum. Akşam yoga dersim vardı, burgular, uzamalar, ipe gir, aşağı bakan köpek, mutlu çocuk... en güzeli bitmesine yakın gözlerimin üzerine konan lavanta torbası. Yazın bir kenara, lavantayla kafa bulabilirsiniz:))

Koca' nın işi uzamış Bilge ve Efes evde. Binanın dış kapısını açıp eve doğru yönelince Efes havlıyor, Geldiğimi anlaması nasıl güzel bir duygu.Bilge Işığın Masalları nı izliyor. Ben de oturuyorum yanına, bölüm bitince o kitabını alıp yatağına, ben de duşa gidiyorum. Sıcak su ne güzel.
Binanın dış kapısına alengirli bir sistem yaptılar. Anahtarlar iptal edildi, ufak bir şey var onu okutup geçiyoruz. Yönetici beyefendi her eve ikişer tane vermiş. Güya toplu yaptıracak. Kapı açma şeysinin biri ben de biri Bilge' de. Kapı nöbetim sırasında kaç kez uyuyup uyandım bilmiyorum en sonunda Koca' yı aradım, yahu ne zaman geliyorsun diye arabayı park ediyorum dediğinde havalara uçtum. Kocaya kapıyı açıp, kendimi uyku deryasına bırakırken yöneticiye okkalı bir küfür etmeyi ihmal etmedim.
Günlerdir mutfak masasının bir kenarında çizim defterim var, gelip gidip bir şeyler çiziyorum. Portre çizimiyle ilgili bir kitabım var, oradan eskizler yapıyorum. Bu sabah Bilge kahvaltı yaparken ben de yine çiziyordum. Baktım merakla beni izliyor. Sen de fotoğrafını çekip okulda çizmeyi dene bakalım dedim. İki saat sonra resmin bitmiş halini yolladı:)) ben akşama anca bitiririm. Seviyorum bu çocuğu.

O servis beklemeye giderken ben de balkondan ona bakıyordum. Bilge' nin geldiğini gören iki kedi pıtı pıtı yanına geldi. Ayaklarına sürtünüp, kendilerini sevdirdiler. Sonra koca köpek Kara gelince onlar gitti. Bilge bu sefer de Kara' yı sevdi. Efes' le bana ilk hırlayan ve diş gösteren bir köpektir Kara. Efes' ten iri, simsiyah, bir tek  patileri puantiyeli, bir evin bahçesinde yaşayan bir köpek. Bilge' yle sabah uğurlamaları vesilesiyle Efes' le de barışmış gibiler. Birbirlerini görünce kuyruklar havada fıyt fıytlıyor:))
Bilge servise bindi, Kara bahçesine yöneldi. Ben bir iki saksının topraklarını eşeledim. Geçenlerde diktiğim sardunyalar tutmuş, pek bir sevindim. Çamaşırları toplamaya yeltendim, baktım hafif nemliler,geri bıraktım. Ferhan Şensoy' un Başkaldıran Kurşunkalem ine başladım.Sağolsun Leylak Dalı getirmişti, okumaya dalmışım. Saate baktığımda  kahvaltıya zaman kalmadığını fark ettim. Koca' yla ikimize birer sandviç hazırladım, bir de elma attım çantama.

Ofise geldim, İ. gelmemiş, dünden tahmin etmiştim. Neyse millet gidince ortalığı toparladım, mis gibi oldu her yer. Biraz daha kitap okudum, koca bir fincan çay yaptım kendime.

Hafta sonu için bir plan yapmadım, yarın piyano dersi var. Pazar günü de ufak bir dolaba ihtiyacım var büyük bir ihtimalle bir İkea yaparız.

Keyifli bir hafta sonu dileyerek kitabıma geri dönüyorum...

3.10.2018

Sevgili Haftanın Ortası Günü

Dün akşam sezonun ilk oyununa gittik. Sevda Dolu Bir Yaz bahsetmiştim ya hani Füruzan' ın öyküsünden uyarlama olan. Çıkışta Sevgili Leylak Dalı ve ben şokta güzelim öyküden geriye kalanın hayreti içerisindeydik. Nasıl kötüydü anlatamam, nereden tutsanız elinizde kalıyordu. Geçen sene de Leylak Dalı' yla o dönmeden bir oyuna gitmiş ve beğenmemiştik. Şansıma tüküreyim.
Eve geldiğimizde Koca ve Efes yeni geliyorlardı. Bizi tiyatroya bırakıp evin aşağı caddesinde mahalledeki tüm köpeklerin toplaştığı bir park var. Akşamları oraya gidiyorlar. Efes oynamaktan bitap düşmüş vaziyette dönüyor. Öyle ki sabah kalktığımda peşimden mutfağa gelmediğini fark edip, salona girdiğimde ayakları havada uyuyordu:))
Fotoğraf hafta sonundan, hiç filtre yok. Sabah güneşi yeşilin her tonunu cömertçe ortaya çıkartmış. Soğuk kış günlerinde dönüp dönüp bakmalık dursun burada.


Pazar günü Bilge' yle Bağzı Kitaplar Kardeştir kitap fuarına gittik. Çankaya Belediyesi bünyesinde Çağdaş Sanatlar Merkezi' nde açılmıştı. Büyük yayınevlerinin yanı sıra adını hiç duymadığım yayınevleri de vardı. Biraz sönüktü ama hiç yoktan iyidir dedik. Bilge kitaplarının parasını kendi ödedi. İşbankası Yayınlarından Mehtaplı Bir Gece 'yi aldı, üç boyutlu nefis bir kitap. Suluboya teknikleriyle ilgili bir kitap, Pera Günlükleri 4 ve adını unuttuğum fantastik bir kitap aldı . Ben de Heinrich Böll' ün üç kitabını aldım.

Gogol' un Palto suna dün başlamıştım, bu sabah bitirdim. Pera Günlükleri 4 e Bilge başlamadan ben okuyayım diye atladım. Kızkardeş bu ayın challange' nı açıkladı. Totalde bin sayfanın üzerinde iki kitap okumak. Ferhan Şensoy' un Başkaldıran Kurşunkalem 'ine Edgar Allan Poe' nun Toplu Öyküleri nin 2. cildini okumaya karar verdim. Yanlarına ufak tefek okumalar sığar mı bilmiyorum:))

Sabah dışarıya kedi maması koyarken bir sarman ayaklarıma sürtüne sürtüne mama kabının yanına geldi, nasıl acıkmış. Karnını doyurup gitti, ardından bir sokak köpeği geldi o da nasiplendi. 
Migros'larda kedi ve köpek mamalarında yüzde elli indirim var, aklınızda bulunsun...

Neyse ben işe döneyim, bu saçma dönemde iyi hesap kitap yapıp, bolca sek sek oynamam gerek...
İyi bakın kendinize...


1.10.2018

Eylül Okumaları



Eylül ayı kısa soluklu okumalarla geçti. Kızkardeşle aylık okuma challangimiz için 3 maddelik bir liste yapmıştık.
1- Yazarı aramızdan ayrılmış bir kitap okuması (Gömülü Şamdan)
2- Daha evvel bir kitabını okuduğumuz bir yazardan  kitap okuması(Güvenin Ölümü)
3- Yazarı oyuncu olan bir kitap okuması (Haşırt Dı Bilekbord)
Bunları da ekleyince on bir kitap oldu eylül ayı hasılatı:))

Gömülü Şamdan/ Stefan Zweig/ İşBankası Kültür Yayınları okurken de yazmıştım şimdiye kadar okuduğum en Zweig kitabı gibi olmayan kitabıydı. Yahudilerin kutsal şamdanın ortadan kaybolmasıyla ilgili efsaneden yola çıkan yazar, bu olayı  umutlu bir finalle yazaıyor.

Mahcubiyet ve Haysiyet/Dağ Solstad/YKY Yayınları kuş kadar (110 sayfa) bir kitaptı ama beni oldukça zorladı, özellikle kitabın başındaki inceleme konusu  Henric İbsen' in Yaban Ördegi' ni okumamış olmam da işin çabasıydı. Neyse ki bir süre sonra taşlar yerine oturdu. Bir nevi iç hesaplaşma gibiydi, gerçi sonu havada kaldı.

Bedrufi' nin Nefesi/Mehmet Güreli/Sel Yayınları Oldukça zengin bir anlatım ve defterler dolusu notlarla çok faydalı bir okuma oldu. Mehmet Güreli' ye hayran oldum.

Saatler/Sabahattin Kudret Aksal/ YKY Yayınları yazarın il kez öykülerini okudum ve çok etkilendim. Her biri ayrı ayrı etkiledi beni. Yine gecikmiş bir okuma olduğunu hissettim.

Haşırt Dı Bilekbord/Zafer Algöz/İnkılap Yayınları Zafer Algöz' ün anılarını komik bir dille yazdığı bu kitabı okurken çok eğlendim. Aslında hüzünlendiriyor da sonuçta çokta uzak olmayan bir tarihten ve oyunculardan bahsediyor. Kahkaha garantili bir okuma.

Amansız Takip/Brıan Garfield/ Milliyet Yayınları Her ay çok eski bir kitabı okumaya çalışıyorum. Bu kitapta 1974 basımıydı. Bir banka soygunu, soyguncuların peşinde bir ajan ve yerel iki polis. Polislerden biri kızılderili zaten takip o yüzden amansız oluyor.

İnsan Dengesi/Margit Schreiner/YKY Yayınları İki aile çocuklarıyla yıllardır medeniyetten uzak ıssız bir adada tatile giderler bu sefer ailelerden birinin arkadaşlarının kızı da onlara katılır. Kızın çok trajik bir öyküsü vardır. Güzel bir anlatıydı.

Nohut Oda/Melisa Kesmez/Sel Yayınları Melisa Kesmezin üçüncü öykü kitabı Nohut Oda. Kalemi güzel ve oturmuş bir tarzı var, bu kitabında da yanıltmadı. Çok beğendim.

Kapıya Not Bıraktım/Sevgi Can Yağcı Aksel/Ayizi Okurken de yazmıştım çok güzel çok dokunaklı öyküler. Zaten ikinci baskıyı da yaptı, okuyun derim.

Güvenin Ölümü/ Virginia Woolf/Zeplin daha önce başlayıp okuyamadığım öyküler başlarda çok iyi gitti. Sonlara doğru zorladı. Bekli bir beş sene sonra tekrar denemeli:))

Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi/Alberto Manguel/YKY Yayınları yazarın daha evvel Okumanın Tarihi kitabını okumuştum. Bu kitapsa oldukça ilginç bir kurguyla yazılmış. Ortalara doğru sonunu tahmin ettim ama belki öyle değildir diye merakla okudum.


Bol okumalı bir ay olsun...




27.09.2018

Özet Akışı



Yazmayalı bir haftayı geçti, bu arada Antalya' dan annem geldi. Uzun süredir gelmiyordu, iyi oldu. Gezdik, dolaştık, dedikodu yaptık:)) Havalar birden soğuyunca, annem evine döndü. Bu arada erkek kardeşim bir köpek sahiplenmek istiyordu annemi ikna edemiyordu. Annem bu sefer ikna oldu ve iki aylık french bulddog cinsi Korsan' ı sahiplendiler. 


Fotoğraftaki kadar küçük , 1kg.150 gr. ağırlığında bu sıpa. Oyuncu ve çok sevimli, biz de görmek için sabırsızlanıyoruz.

Onun dışında haftada bir gün yoga dersine gitmeye başladım, çok özel bir zaman dilimi benim için. Keşke daha evvel başlasaydım. Sanırım bu sefer aradığımı buldum.

Havalar iyice soğudu, giysi dolaplarını elden geçirmek lazım.

Güvenin Ölümü bitti ama itiraf edeyim zorladı. Özellikle başladığım öyküyü bölmeden okumazsam ben ne okuyordum duygusunu bolca hissettirdi.

Nohut Oda da bitti, güzel öyküler okudum.

İnadına Canlı da bitmek üzere, son otuz sayfam kaldı. Bu daha kapsamlı ve ayrıntılı bir kitaptı. Okumam zaman aldı ama çok faydalı, hiç aklıma gelmeyen bilgiler öğrendim

Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi ye başladım, ilginç bir okuma olacak gibi görünüyor.

Ofiste işler birikmiş ama çok acele etmiyorum, zaten ay sonu da yaklaştı, hepsini birlikte yaparım dedim.
Piyasa gerçekten çok kötü, her gün bir yerlerin kapandığını duyuyorum. Çarşıda pazarda herkeslerin suratı beş karış. Annem her geldiğinde Çıkrıkçılar Yokuşu'na gider oradaki dükkanları gezeriz. Annem malzeme falan alırdı. Bu seferde uğradık, esnafın suratı öyle bir asık ki fiyat sormaya korkuyorsunuz. Zaten fiyatları duyunca kulaklarımıza inanamayıp elimiz boş döndük.

Okulların başlamasıyla, Bilge' yle koşuşturmamız da başladı, bu sene daha düzenli gibi ama boş bırakamıyorum.Böyle yapalım, şöyle yapalım mevzusu devam ediyor...

Daha uzun yazarım sanmıştım... Netse iyi bakın kendinize.

20.09.2018

Kitaplar, kitaplar...


Aynı anda bir sürü kitap okuyabiliyorum demiştim ya, sayıyı abartmamak gerekiyormuş. Neyse toparlayacağım. Her ay eski bir kitap okuyorum. Bu ay 1972 basımı Brian Garfunkel in Amansız Takip kitabını okudum.Soyulan bir banka, kaçan soyguncular, takipte kasaba polisleri, FBİ ajanı falan, fena değildi.

Vrginia Woolf un Güvenin Ölümü nü birkaç sene önce almıştım. Başlayıp başlayıp devam edememiştim. Tekrar okumaya başladım ve fark ettim ki öyküleri ara vermeden okuduğum zaman çok güzeller ve çok rahat okunuyorlar.


Melisa Kesmez' in daha evvelki ki iki öykü kitabını da beğenerek okumuştum. Kitabı geçen hafta aldım, elimdekiler bitince başlayacaktım. Bu sabah dayanamadım şöyle bir bakayım derken ilk öyküyü bitirmişim. Yine çok güzel, o da araya girsin bakalım:))

Bilge Harry Potter serisine devam ediyor, dördüncü kitabı okuyor. Bu seneki Türkçe öğretmenini sevdi, okuması için Robin Hood' un Yapı Kredi Yayınları baskısını almasını istemiş. Dün aldık, sabah başladı, kitabı da yanına aldı okulda okumaya devam ederim dedi.

Dün Devlet tiyatroları sezonu açtı diye bir haber okuyunca hemen bilet almak için bakayım dedim. Tek bir gün de sahnelerde birer oyun gördüm. Bize en yakın sahneden iki biler aldım Ekimin ikisi için. Özledim tiyatroyu. Sonra Leylak Dalı'ımı aradım Aaa Früzan'ın oyunu gidelim mutlaka dedi. Oyunun adının Sevda Dolu Bir Yaz olduğunu okuyup uyanmama şaşırarak hemen iki bilet daha aldım, şansımı seveyim:))

Aaa bahsetmeyi unuttum eve çok yakın bir yoga stüdyosu buldum, pazartesi akşamı yoga seansına katıldım. Altmış iki misali benden tavşan yapacaklar, anladım ama pek güzeldi ve zor günler beni bekliyor:) Şimdilik haftada bir gün gideceğim, sonrasına bakacağız. İlk iki gün sırtımda ve bilimum vücudumun her bir yanında varlığından bile bir haber olduğum kaslarım ağrıdı ama geçti.


Bir haberim daha var, annem geldi. Neredeyse bir haftadır Ankara' da ve teyzemlerde. Sonunda bu akşam gel beni al dedi:))

Öyle yani...kaçtım ben...

17.09.2018

Sevgili Okullar Açıldı Günü


Sabah Bilge' yi okula bıraktım, servisini ayarladım, arkadaşlarını gördüm. Sulak yerde büyüyorlar, hepsi kocaman olmuş, bir de ergen bir tavır oturmuş üstlerine, tüylerim diken diken ayrıldım okuldan...

Ofise geldim, sabah Efes'i gezdirememiştim, onu gezdirdim, bir bardak suyumu alıp oturdum masamın başına.

İkizler de kreşe başladı, kız kardeş şokta; onu al, bunu getir, bir dolu insan, bir dolu farklı tavır. Bilge' nin o dönemleri ne kadar uzak geliyor şimdi bana. Zamanın unutturmak gibi bir etkisi var, iyi mi kötü mü duruma göre değişiyor elbet...

Geçen hafta çarşambadan sonra evdeydik. Koca iş için İstanbul' daydı. Evi bir güzel temizledim, süpürdüm sildim, derken su bitti. Evet suyumuz kartlı ve kart Koca'nın cüzdanında gitmiş. kartın günahı yok farkındayım. Eve marketten su taşımaktan helak oldum, ne kadar çok tüketiyormuşuz hiç farkında değilmişim. Neyse cuma gecesi  Koca geldi de suyumuza kavuştuk. Eskiden olsa kıyameti kopartırdım, sadece bu durum için değil. Her konuda hemen tartışmaya girer, laflarımla döverdim karşımdakini, hatta itiraf ediyorum hoşuma da giderdi bu durum. Uzun süredir böyle değilim o kadar yorucu, o kadar gereksiz görüyorum ki bu tavrı,  bir de itici. Boş ver diyorum, önemli değil...dedim ya zamanın etkileri işte...

Cumartesi Bilge'yi piyano dersine götürmek için taksiye bindik,yaşlıca bir şoför direksiyonda. Gideceğimiz yeri söyledim, baktım duymadı beni, tekrar ettim. Bu arada da Kızılay' ın göbeğindeki alt yapı çalışması bitti mi acaba diye düşünüyorum, nerede insek diye hesaplıyorum. Şoför bağırarak elinin birini sallayarak İran mı İran mı dedi, ben bir zıpladım bağırdığı için. Şaşkın şakın nolmuş İran'a dedim. Bu sefer adam şaşkın Ben sizi İran' lı sandım dedi. Bence İranlı ve sağır sandı. Neyse anlaştık sonunda.

Bilge' yi derse bıraktım ben de kahve içmeye geçtim. Bilge' de dersi bitince yanıma geldi. Birlikte oturduk, konuştuk bolca. Orada olmanın verdiği bir gevezelikle... Çıkışta biraz dolaşıp eve geldik. Havalar iyice serinledi. Bilge dolabındaki yazlıkları kaldırdı, ben kitap okudum. Bu arada fotoğraftaki Sevgi Can Yağcı Aksel in Kapıya Not Bıraktım kitabına başladım ve bitirdim, o kadar güzel öykülerle dolu ki, çok beğendim.

Bilge okul kıyafetlerini ütüledi, çantasını yerleştirdi, çok heyecanlıyım diyerek yattı. Bir süre sonra bu duyguyu unutacağını düşündüm, içim burkuldu...

Eylül hep böyle hüzünlendirir beni ama küs değiliz birbirimize...

Neyse ben ortalığı toparlayayım, iyi bakın kendinize...




10.09.2018

Sevgili Pazartesi

Çok keyifli bir hafta sonu oldu.Cumartesi Bilge' yi piyano dersine bıraktım. Ben de kahve içip kitap okudum.Sabahattin Kudret Aksal' ın Saatler kitabını ve Mehmet Güreli' nin Bedrufi' nin Nefesi ni bitirdim. Saatler de muhteşem öyküler vardı, her birinin tadı damağımda kaldı ve gerçekten uzun süredir hissetmediğim öykü okuma keyfini yaşattı bana. Bedrufi' nin Nefesi ne gelince Mehmet Güreli'nin alt yapısına, dağarcığına ve yeteneğine hayran kaldım, kitabı okurken neredeyse bir defter dolusu not aldım. Çok verimli bir okuma oldu.

Pazar sabahı kız kardeşle bu ay ki  kitap okuma challange mız için belirlediğimiz yazarı oyuncu olan bir kitap okuması maddesine istinaden aldığım Zafer Alagöz' ün Haşırt Dı Bilekbord unu okumaya başladım. Akşama bitti, üstelik bazı kısımlarını bizimkilere de okudum pek keyifliydi.
Pazar sabahı kahvaltıdan sonra bahçe ye gittik. Geçen haftaya kıyasla adeta sihirli bir değnek değmiş. Özellikle biberleri topla topla bitiremedim, hatta bir ara ben arkamı dönünce tekrar çıktıklarından ciddi ciddi şüphelendim.
Mangalda bu sefer sucuk ekmek yaptık, kış için patlıcan közledik. Kabaklar, kelekler hatta Bilge saklanmış kavun bile buldu:)) Efes burayı çok seviyor burnu hep havada, rüzgarı koklayıp duruyor. Bu seferde dalından salatalık kopartıp yedi:))(sahiden)

Bilge'yle yanımıza sulu boyalarımızı da almıştık, çizdik, boyadık pek keyifli oldu. Akşam üzeri eve döndük. Bahçeden topladığım fasulyeleri ocağa koydum, biberleri de hafif yağda kızarttım, üzerine de domates sosu yaptım, yemekten sonra tabi ki hepimiz bir tarafta sızmışız:)) Bu sabah ne kadar uyumuşum diye baktım 9 saat 29 dakikayı görünce kendime uzunca bir yuhhh dedim.


Keyifli bir hafta diliyorum, iyi bakın kendinize...

7.09.2018

Geldi mi Cuma?


Geldi, hem de çok çabuk,tatilin son demleri ya belkide ondan. Mevsimde sonbahara dönüyor gibi görünüyor, sabaha karşı donarak uyanıp pencereyi kapattım.

Aslında bir Sevgili Salı yazısı yazmıştım ama tamamlayamadım:)) Yeni bir çalma listesi oluşturdum, bütün hafta onu dinledim, gelecek haftada dinlerim gibi geliyor:))

Gömülü Şamdan bitti baştaki hissiyatım sonunda da aynıydı hiç Stefan Zweıg okumuşum gibi hissetmedim.

Mahcubiyet ve Haysiyet bu sabah bitti epi topu yüz sayfalık kitaptı ama bende beş yüz sayfa okumuşum etkisi yarattı. Norveç edebiyatı merakımı uyandırdı.

Diğer kitaplarıma devam ediyorum aralarına bir de Sabahattin Kudret Aksal' ın Saatler i katıldı.

Dün Bilge' yle sinemaya gidip güya ilk korkunçlu film izlemeye gittik. Meg: Derinlerdeki Dehşet aslıda 3D diye de merak etmiştim ama 3D kalitesi çok kötüydü ve komedi filmi gibiydi:))

Bu ara Netflix' te Comedians in Cars  Getting Coffee izliyorum. her bölümde ayrı bir klasik arabayla konuklarını evden alan Jerry Seinfeld tam bir efsane. Kahkahalarla izliyorum programı.

Sabah ofise erken geldik, mahallenin köpeklerinde biri içeri girip Efes' in mamasını yedi, hiç kızmadı güzel gözlüm. Başka köpek olsa mama kabına dahi yaklaştırmaz.

Cumartesi Bilge' nin piyano dersi var, beklerken kitap okur kahve içerim diye düşünüyorum.

Pazar günü de bahçeye gideriz, bizimkiler hâlâ Antalya' dalar. Bahçeyi sularız, rüzgarda saçlarımız savururuz. Yorulur geliriz:))

Bugün tüm gün ofisteyim. İ. ve M izin aldılar pazartesi gününe kadar yoklar. Hiç sevmiyorum özellikle telefonlara yanıt vermekten. Neyse idare edeceğim artık.

İyi bakın kendinize...

3.09.2018

Sevgili Pazartesi


Cuma günü evden çalışayım deyip ofise gitmedim. Aslında saçlarımı boyatmaya kuaföre gitmem gerekiyordu ama tembellik kuaför söz konusu olunca bende iyice tavan yapıyor. Gidemedim. Evi de yalandan temizledim. Efes'le yürüyüş dışında,öylece  pinekledim.

Cumartesi Sevgili Leykdalı' yla kahve içtik, sohbet ettik, Bilge piyano dersindeydi,  o da bize katıldı. Pazar günü için sözleşip ayıldık. Bilge' yle Yapı Kredi Yayınları' na uğrayıp kitaplar aldık ardından eve döndük. Bu arada Stefan Zweig' in Gömülü Şamdan ına başladım. Hiç Zweıg okuyormuşum gibi hissetmiyorum, belki kitap bittiğinde hissiyatım değişir.

Pazar günü Leylakdalımızı da alıp teyzemlerin bahçesine gittik. Teyzemler Antalya' dalar, bahçeyi sulayıp, domates, biber azıcık fasulye topladık. Mangalımızı yaktık, pek keyifliydi. İlk kez Leylakdalı'yla karşılaşan Efes ne yapacak diye merak ediyordum, sanki sürekli görüyormuş gibi davrandı hatta arada gözlerini belertip yemek dilendi:)) Öğleden sonra eve dönünce Efes'i yıkayıp, kurutmaya üşenerek ben de devrildim bir köşeye.Erken uyumuşum sabaha kadar defalarca uyandım. Sabahta pis bir baş ağrısıyla kalktım. Ofise geldik, işler biraz yoğun, malum ay sonu.
Eylül ne çabuk geldi. Okul hazırlıklarına ufaktan başlamak lazım, Bilge' nin okul kıyafetlerinin hiçbirisine sığacağını sanmıyorum:((
Bu sene hiç okulu özledim demedi, tatili iyi geçiyor sanki:))

Güzel bir esinti var bugün, bunaltmıyor hava. Mevsimin yavaş yavaş sonbahara dönüşünü izlemek özellikle Ankara' da çok keyifli oluyor.

Keyifli bir hafta olsun...


31.08.2018

Ağustos Okumaları



Ağustos ayı uzun tatilinde etkisiyle bereketli geçti. Eylüle' de iki üç kitap sarktı.Zaten uzun soluklu okumalar diye düşündüklerimdi. Okumalara gelince;

Mutluluk Fotoğrafı/Richards Yates/ Yapı Kredi Yayınları Daha evvel Ablamın Mutluluk Motoğrafı diye yayınlanan kitabı daha önce okuyup bu kitabı yeni bir kitap zannederek alan Sevgili Leylak Dalım vermişti. Anne babaları kızlar daha küçükken boşanan Grimes kardeşlerin büyüyüp iki ayrı kadına  dönüşmelerini, bu dönüşümün sancılarını, getirdiklerini ve götürdüklerini güzel bir dille anlatmış.

Yeraltına Mektuplar/Murat Yalçın/Yapı Kredi Yayınları Önceki aydan sarkan kitaplarımdan biriydi. 59 Yazardan Hayatta olmayan Yazarlara temasıyla Murat Yalçın' ın hazırladığı mektuplar hem ilginç hem elimin altında not defteri, hiç duymadığım yazar ve özellikle şairleri önüme sermesi açısında çok iyi bir okuma oldu benim için.

Çağrılmayan Yakup/Edip Cansever/ Yapı Kredi Yayınları dön dolaş tekrar tekrar oku o kadar güzel ki...
Kurbağalara bakmaktan geliyorum
Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi
Telâşlı, açgözlü kurbağalara
Bakmaktan geliyorum. Ben sanki Yusuf
Ve Yusuf değil
Her gün bit tahtaboşta asılı duruyorum
Ve durmuyorum. ben işte Yakup
Yok artık karıştırmıyorum.

Diktatörlerin Çocukları/Jean -Christophe Brisard/Claude Quetel/Yapı Kredi Yayınları 
"Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı..." ( arka kapaktan) 
20.yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocuklarının hayatları her biri farklı bir kalemce anlatılıyor.
Kitap bittiğinde hepsinin ve sonlarının birbirlerine ne kadar benzediğini görmek garip hissettiriyor.

Bildiğiniz Dünyanın Sonu/Erlend Loe/Yapı Kredi Yayınları Doppler  bittiğinde daha uzun olsa okuyamazdım demiştim. uzun hali bu kitapmış. Okudum hâlâ yarım bırakamıyorum ama eziyet oldu özellikle sonlara doğru.

Altıncı Koğuş/Anton Çehov/ İş Bankası Kültür Yayınları  Rusya' nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının "deliliği" nin simgesidir diyor arka kapakta kitap için. Hatta bir rivayete göre Lenin'in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, "Kendimi Altıncı Koğuş' a kapatılmış gibi hissettim" demiştir. Hakkını vermek lazım gerçekten çok etkileyici bir kitap.

Durmadan Leyla/Aslı Tohumcu/İletişim Yayınları yazarın adını Yerlatına mektuplar da görmüş ve kitabı böylelikle almıştım. Düşünce olarak iyi olsa da kurgusal olarak içimi şişiren bir okuma oldu. Uzatmayayım sevmedim.

İyilerin Yanında /Vandana Shiva /Sinek Sekiz Yayınları geçen ay da iki kitabını okumuştum yayın evinin Sürdürülebilir Yaşam Kitapları serisinin. Vandana Shiva' dan bahsetmiştim. Bu kitapla Şiva'nın Himalayalar' da ki küçük köyünden çıkıp, kuantum fizikçisi kariyerini bir tarafa bırakıp kendini nasıl doğduğu topraklara adadığını okuyoruz. İçimi umutla dolduran okumalar bunlar.

Therese Raquın/Emile Zola/Varlık Yayınevi sahaf ganimetlerimden bu kitap 1962 basımı, küçük boy ve ciltli. Sadakatsizliğin, pişmanlığın ve eninde sonunda yaptıklarının cezasını çekmenin iyi bir kurguyla anlatımı diyebilirim kitap için. Güzel ve yormayan bir okuma oldu. Zola'nın diğer kitaplarını da okumalı diye yine yazdım bir kenara.

Köpek Kalbi/Mihail Bulgakov/İş Bankası Kültür Yayınları Bu ayın en güzel keşfiydi bu kitap. Nasıl atlamışım Bulgakov' u kendime çok kızdım. Kitaba gelince sokaktan bulduğu bir köpeği evine getirip bir süre sonra onu ameliyat ederek genetik değişiklikler yapan doktorun karşısında arsız, şehvet düşkünü ve kaba bir insan dönüşen Şarik' in öyküsü. Hicivler, anlatımlar çok etkileyici.

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri/Hikmet Hükümenoğlu/Can Öykü tüm kitaplarını okuduğum yazarın ilk öykü kitabı. Öyküler oldukça güzel özellikle ilk öyküler, üstesinden gelmiş. Evet kapak kötü, kitaba karşı yazarı tanımayanlar için özellikle ön yarı oluşturuyor ama kitap güzel. Öyküler iyi bir hi bırakıyor geride.

Son Kuşlar/Sait Faik Abasıyanık/İş Bankası Kültür Yayınları Deniz kokan, balıkçılarla çevirili öyküler çok güzel ama en sondaki  Bedri Rahmi Eyüboğlu' nun Sait'ten Hatıralar ı ayrı bir güzel.

Zor Yokuşu/nezihe Meriç/Yapı Kredi Yayınları bu öykü seçkilerini Bilge için almıştım ama okumasına biraz daha zaman olduğunu görünce ben okumaya başladım ve ne iyi etmişim dedim. Daha evvel okumamıştım nezihe Meriç öykülerini. Özellikle kadını öne çıkartan öyküler başlarda zorlasa da sonraki öyküler çok güzellerdi.

Cümbüşçü Karıncalar/Pınar Selek/İletişim Yayınları Bu kitabı nasıl anlatayım bilemedim. Öncelikle kitaba üç kez başlayıp devam ettiremedim. Sonra iki günümü bu kitaba ayırıp başka bir kitap elime almadım. İlk başta bir türlü kişiler kafamda canlanmadı, böyle olunca kurgu da akmadı derken kitabın ortalarına doğru biraz daha taşlar yerine oturdu. Sevmedim diyemeyeceğim gibi sevdim de diyemeyeceğim garip bir okumaydı.

Kız kardeşle ağustos ayı için challange belirlememiştik, elimizdekileri bitirelim demiştik.Eylül için güzel düşüncelerimiz var.

Bol okumalı günleriniz olsun diyerek kaçarım, iyi bakın kendinize..







27.08.2018

Tatil


Tatilin özeti tam olarak fotoğraftaki gibi, araya bolca dizi ve film de ekledik mi al sana tatil.
Ankara'ya geldiğimden beri ilk kez bir bayramı Antalya'ya gitmeden evde geçirdim. Aslında bir miktar buruktu, zaten bayramları sevmiyorum, bu mevsimde Antalya' da olmayı hiç sevmiyorum, ama annem yalnız kaldı, babamın mezarına gidemedim...

Geçen ay Koca' nın  babası rahatsızlanmış, bir hafta kadar hastanede kalmıştı. Üzerine naz niyaz da eklenince Koca bayramı geçirmek için  köye gitti.Biz gitmedik çünkü Efes' ten çok hoşlanmıyorlar, yolda çok uzun hiç gözüm yemedi.

Sabah ve akşam Efes'i gezdirmek dışında dışarıya çıkmadık, zaten her yer kapalıydı. Mahalle bomboştu, aslında keyifli de oldu. Okuduk, izledik, serdik de serdik...

Bilge bol bol resim yaptı, yeni bir dijital çizim programı kullanmayı öğrendi. Onu izlemek ayrı bir keyifti. Harry Potter okumaya başladı, ilk kitabı bitirince filmini izledi ve hiç beğenmedi, kitap bambaşka diyor:)) Bugün piyano dersine gideceğiz, ikinci kitabı da alacağız.

Benim okuduklarıma gelince;

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri daha evvel romanlarını okuduğum Hikmet Hükümenoğlu 'nun öykülerini sevdim.

Durmadan Leyla İlk kez Aslı Tohumcu okudum amacı iyi olsa da kitabı hiç sevmedim.

Bedrufi' nin Nefesi Mehmet Güreli' nin çok hoş bir kitabı, üstelik ufuk açıcı. Okumaya devam ediyorum, daha bitirmedim.

Son Kuşlar Nasıl güzel, nasıl içten geri dönüp dönüp okudum, denizin kokusunu burnumda , balıkçıları ruhumda hissettim.

Tarih Herodotos'u okumayı hep istiyordum ama altından kalkabilir miyim diye de endişe ediyordum. Dokuz kitaptan oluşuyor, daha ilk kitaptayım bir nevi mitoloji okuyor gibiyim, ilginç gidiyor...

Köpek Kalbi Ben nasıl olur da bunca zaman Bulgakov okumadım dedirten kitap.

Zor Yokuşu İlk kez Nezihe Meriç öyküleri okuyorum, çok akıcı değil ama hakkını da vermek lazım, güzel öyküler, bir durup düşündüren öyküler.

Dün evi de kırkladıktan sonra bu sabah güle oynaya ofise geldim. Bu kadar uzun tatil olmamalı,diye diye dolanıyorum ortalıkta:)) İyi bakın kendinize...


13.08.2018

Hafta Sonu


Cumartesi öğleden sonra Bilge' yi piyano dersine götürdüm. Her zaman gittiğimiz sanat evinde tadilat olduğu için geçici olarak daha merkezde bir yere gittik. Bilge' yi bırakıp Dost Kitabevi' ne gittim. Kitapların arasında dolanırken baktım bir saat geçmiş. Bilge' yi aldım, yemek yedikten sonra eve döndük. Malum hafta sonu şurayı da süpüreyim, burayı da sileyim derken ben de birde Doppler' den kurtulayım durumu vardı. Kitap bitti (Bildiğimiz Dünyanın Sonu) ve ben hiç sevmedim sonlara doğru bildiğin işkenceye döndü.

Hafta Sonu iki film izledim. İlki Edebiyat ve Patatesli Turta Derneği  güzel bir filmdi, kafam dağıldı, iyi geldi.
İkinci film Seven Sisters/What Happend to Monday? kuzenimin aşırı tavsiyesi üzerine izledim, ilginç bir filmdi çok ölüp bitmedim ama yine de izlenir mi? izlenir diyeyim.
Ara ara Suits ve Younger ' ın son bölümünü izledim, pazar günü hiç dışarı çıkmadım. Uyduruk bir kek ve yine doğaçlama çikolatalı kurabiye yaptım. Bizimkiler silip süpürdüler. Sanırım denemelerim devam edecek.
Bu sabah Diktatörlerin Çocukları na devam ettim, az kaldı bugün biter sanırım, araya bir de Çehov okuması sıkıştırdım Altıncı Koğuş. 
Bilge Yapı Kredi Yayınları'nın çıkardığı J.K.Rowling serisinden Çağlar Boyu Quıddıtch okuyor, geçen hafta da Fantastik Canavarlar ı okumuştu. Bana kalırsa çizimlerine bayıldı, diğer kitabı da aldık sanırım tatilde otuz kitap okuma hedefini tutturacak. Gerçi yaklaşık on kadar ingilizce kısa hikayeler de var ama olsun, bence güzel okudu:))
   
Efes bildiğiniz tembel oğlan, bütün gün yattı yuvarlandı gerçi Koca' ya duygusal baskı yapıp kendini üç kez yürüyüşe çıkarttırdı:))

Bizde durumlar böyle, keyifli bir hafta sonu olsun...