26.02.2018

Hafta Sonu

 Cuma günü Bilge'yle gitmeyi düşündüğümüz filmin gösterimden kalktığını görünce, sinema işini pazar gününe erteleyip, okul çıkışı biraz alışveriş yapıp ofise geldik. Ofisten eve geçmemiz baya geç saati buldu.
Cumartesi sabah kahvaltımızı biraz geç yapıp piyano dersine gittik. Çıkışta yine biraz dolaşıp eve geldik. Akşama kadar evde oyalanıp, akşam Ankara Sanat Tiyatrosu' na gittik. Kızçem locada izlemeye bayıldı delü çocuk işte. 
Beni Bekleme oyunu oldukça etkileyiciydi. Bir kere oyunun yazarı oyuncularından biri Yeşim Dorman' dı. Daha evvel başka bir oyunda izlemiştim ama bu oyunda sahnede devleşti.Ardından Trt dizilerinden çok sevdiğim Nusret Çetinel ve oğlu Efe Çetinel. Oyun boyunca gülüp, oyun sonunda küt diye içimize oturdu.
AST' da izlemediğimiz bir oyun kaldı, ona da mart ayında gideriz umarım.


İnferno bitti, oldukça ilginç bir okumaydı. Ay sonunda detayları yazarım. Cuma günü Bilge' yi almadan önce biraz dolaştım. Yapı Kredi Yayınları' nda görevliler çok tatlıdır, uzun uzun sohbet ettik. Yeni başlayan, genç bir arkadaş Demiz Özlü' nün Güvercinler ve Matmazeller' ini tavsiye etti. Aslında pek sevmem dedim, ben de sevmem ama bu öyküler güzel dedi. Kitabı yarıladım, sahiden de güzel.
Pazar sabahı Koca' yı da alıp yakındaki Avm' e sinemasına Black Panther in ilk seansına girdik. Üç beş kişi anca vardı salonda. Ailecek Marvel Stüdyoları hayranı olduğumuz için severek izledik. 3D beni biraz rahatsız etse de çok takılmadım. Eve dönerken Efes'e ödül maması , bana  kahve, Bilge' ye kurabiye, Koca' ya kestane şekeri stokladık. Öğleden sonra elinde kocaman bir çiçek demetiyle kuzenim geldi. Akşamı ettik. Balık yapmıştık, aslında hamsi beni rahatsız ediyor, bile bile yedim ve tüm akşamı kusarak geçirdim. kendime bolca küfür ettim. Sabah güzel uyandım, ama sağ tarafım ağrıyor sanırım, kusarken kasıldı mı ne bilemiyorum. Bir kas gevşetici aldım...

Sabah ofise geldik, bir dünya iş birikmiş, ufaktan onlarla uğraşmaya başladım.
Öyle işte.

23.02.2018

Ve Cuma

Yaşasın cuma olup olmayacağına henüz karar vermedim. Bu sabah heyheylerim üzerimde. Dün sporda sadece kardiyo yaptım. Yarım saat eliptik bisiklet ve on beş dakika yürüyüş bandından sonra salondan çıktım. Ağırlık programım değişince yine yamuldum hep aynı terane farkındayım. Yağmur hafiften başlamıştı. Markete uğradım, çıkışta yağmur hızlanmış, çakıl taşı kıvamında dolu eşlikçisi olmuştu. Eve gelene kadar sırılsıklam oldum. Kocayı aradım , yarım saate geliyorum dedi. Efes' i gezdirme işi ona kalınca, attım kendimi banyoya. Yarım saat geçti, bir saat geçti, misafirim var çıkamıyorum dedi. Sinir oldum, Efes'i hazırladım tam çıkarken Bilge ben de geleyim dedi. Şaşırdım, o da hazırlandı, düştük yola. Akşamın bir vakti, yollar sırılsıklam ve tam çöp çıkartma saati olunca her köşede sokak köpekleriyle karşılaştık. Hır gür derken, en son dönüş yolunda, yokuşun ortasında Efes yine bir köpek görüp atıl kurt oldu. Ben asılırken tasmaya, tabi köpeklerin havlarken geri geri geldiklerini düşünemediğim için, yolun ortasına ve su birikintisinin için toto üzeri düştüm. Aslında şu an kendimi düşününce çok komik görünmüşümdür. Bilge tuttu kaldırdı beni, Efes beni yerde görünce sakinleşti galiba salak şey sırılsıklam karşıya geçip eve yönelmiştik ki, elimi cebime attım telefonum yok. Bilge sen dur ben gider bakarım dedi. Gitti telefonumu buldu geldi, kahramanım benim. İyi ki gelmiş bizimle. Eve gelince halimize baya güldük. Üçümüz de dağılmış vaziyetteydik. Erkenden uyudum, sabah belimde ve sırtımda ağrıyla uyandım ama önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bugün Efes' in aşı tekrarı var o yüzden erken çıkamayacağım ama Bilge' nin okul çıkışına yetişmeyi planlıyorum, sinemaya gideceğiz. Bir de kas gevşetici alayım bari, keyifli bir hafta sonu olsun ağrısız sızısız....

22.02.2018

Döndük yine...

Üç gündür devam eden "home sweet home" tatilim, akşam Koca' nın dönmesiyle bitti. Sabah kalkıp işe geldim:)) Üç gün pek güzel geçti, son gün evi parıldattım, çiçek toprağı bulamadım ama saksıların topraklarını havalandırdım, ufak budamalar yaptım. Dün hiçbir şey izlemedim patlayacaktım artık kitabımı bitirdim. Alice Munro sahiden iyi bir öykü yazarı. Ay sonunda detayları yazarım. 
Sporumu aksatmadım, Bilge' yi sürükleyerek Efes' le gezmeye çıkarttım. Akşam August Strindberg' in İnferno' suna başladım. Bilge' de Demiryolu Çocukları na başladı.
Yılbaşından sonra Leylak Dalımla AST' da bir oyun izlemiştik. Tek boş yerler locada olunca oradan almıştım biletlerimizi. Hatta gülmüştük ikimizde ilk kez locada izliyoruz diye. Bilge bunu duyunca durur mu ben de locadan izlemek istiyorum diye tutturdu. Devlet tiyatrolarının loca fiyatlarını görünce yuh deyip yine AST' a yöneldim. Cumartesiye bilet aldım, sürpriz yapacağım.

Kitap fuarı var bugünlerde. Benim için şehrin diğer ucunda. Sanırım gidemeyeceğim. Hem uzak, em gördüğüm kadarıyla çok kalabalık. Bu sene planlı, listeli okumalar yapmak istiyorum. Kitabın fazlası elbette dert değil ama gerçekten kalabalıklar beni bunaltıyor. O kafada değilim yani.
Gelecek hafta eğer bir aksilik çıkmazsa bir arkadaşımla seramik dersi almaya başlayacağız. Haftada bir gün, heyecanla bekliyorum.

Bu ay kitap okuma hedefime ulaştım sayılır, bir kaç gün daha var önümde belki+1 bile yapabilirim:)) lakin film listesi bir kenarda boynu bükük kaldı, hiç içimden gelmiyor izlemek. Bakalım zaman ne gösterecek...

20.02.2018

Canım Salı


Dün tembel ama keyifli bir gün oldu.Sabah yürüyüşü,kitap okuma,çamaşırlarla cebelleşme derken dizilere gömülmece...
Bilge okuldan gelince Efes'le ikisini evde bırakıp spora gittim. Bir buçuk saat canım çıktı ama iyi oldu.Çıkışta markete uğradım. Eve gelip poşetleri ve çantamı bıraktım, Efes'i alıp çıktım. Uzunca bir yürüyüş yaptık, eve döndüğümüzde pilim bitmişti. Akşam yemek stoklarımı da bitirip erkenden uyumuşum. Sabaha karşı uyandım, Bilge' nin kalkma zamanına kadar kitap okudum. Bilge'yi okula yolladım,tekrar uyumuşum.Saçma sapan bir rüya gördüm.Çalan telefonla uyandım. Kahvaltı yapıp Efes'i çıkarttım. Kuşları, kedileri kovalayıp, parktaki bankımıza oturup havayı kokladık🙂 Sahiden kısa bir zaman için bile olsa kulaklarını dikip şehri dinlemek, koklamak acayip bir şey.
Bugün yemek yapmalı, kitap bitmeye doğru yol alsa, bir de evi süpürürsem süper olur.Tabi bir de spor var, hava da nasıl güzel, biraz toprak alıp balkona el atmalı...


19.02.2018

Hafta Sonu

 Cuma akşam üstüne kadar ofiste kalmak zorunda kaldım. Sinema planlarım suya düştü.Cumartesi piyano dersine gittik. Bilge' den sonra derse gelen çocuğun köpeğiyle bir saate yakın oynadık.Minnak bir Jack Russell.Adı Vanilya, nasıl güzel anlatamam. Yoyo gibi sürekli zıplıyor. Bir saat boyunca sabit durduğu tek an Bilge' nin kucağında fotoğraflarını çektiğim andı.
Eve geldiğimizde Bilge ölçtü biçti Vanilya' nın Efes'in kuyruğu kadar olduğuna karar verdi😂 
Akşam Opera Sahnesi'nde ne gittik. MDT' den Güldestan temsilini izledik.Tam bir işitsel ve gôrsel ziyafeti. Bir kez daha izlemeye karar verdik.
Koca iş için bir kaç günlüğüne şehir dışına çıktı. Bu demek oluyor ki bende bir kaç gün evdeyim. İyi olacak, hava da mis. Bu sabah Efes' le uzun bir yürüyüş yaptık. 
Alice Munro' bunu Castle Rock Manzarası' na başladım. 
Ve bir de Tanrı Netflix' i yarattı😂
İyi bakın kendinize...

14.02.2018

Sevgili Çarşamba


Güneşli bir sabaha uyandık, tabi  güneş sonra doğdu, yani güneş var demek istiyorum. Aslında kış güneşi ne güzel ama bu sene kış gibi bir kış yaşamadığımız için kaygı verici. Bugünün kaygı verici düşüncesi de bu olsun. Bilge yataktan sürünerek kalktı, hatta bir ara bugün seçmeli dersler var, gitmeyeyim bile dedi. Çünkü bir çok arkadaşı gitmiyor. Ben de yine aynı terane okul kafana göre gitmeyeceğin bir yer değil, hadi astın okulu iyi bir şey yapmak için as, zaten baharda daha güzel olur okulu asmak... kalk hadi dedim. Söylene söylene kalktı. O kadar yavaştı ki, bir ara kahvaltı masasında o yavaşın da ötesinde  kahvaltısını yaparken, Koca onun saçlarını taradı. Paketledik gönderdik.
Koca sürekli bugün çok işim var erken gitmemiz gerek diye o kadar acele ettirdi ki, ancak kahvaltı edecek vakit kaldı. Bulaşıkları lavabonun içine tıkaladım, yatağın örtüsünü bile örtemedim. Eğer bugün ölürsem kadın en azından çabalamış desinler lütfen.

 Efes' in içinden de son zamanlarda bir lama çıktı. Mama kabından bir mama yemesi var, tüm koridor mama taneciği dolu. Gerçek et parçalı mamasını ağız dolusu alıp, etleri yedikten sonra diğerlerini etrafa tükürüyor:)) ben biliyorum ona yapacağımı...

Eve erken gitsem iyi olur.

Hasan Ali Toptaş' ın Heba kitabına akşam başladım. Daha hızlı okurum sanıyordum ama yavaş ilerleyecek  gibi.

Kızkardeş' e mart challange mızı yolladım. Yüreğine indi:)) maddeleri belirleme sırası bendeydi:)) yazarım bir ara detayları...

Dün Darkest Hour filmini izlemeye başladım. 6 Dalda Oscar adaylığı filan ama çok sıkıldım yarıda bıraktım, belki gerisini bugün izlerim.

Spor salonunda ilk yarım saat eliptik yapıyorum. Eliptik bisiklet camın önünde. Dışarısını çok net görüyor. Yarım saat boyunca yoldan geçen arabaları sayıyorum, ig.' de hikayelere bakıyorum, internet takılıyor, gözüm aletin ekranına yöneliyor, dakikaları sayıyorum böyle yaptıkça ayaklarım ağırlaşıyor. Dün aklıma geldi, Netflix' ten Garce&Frankie' nin bir bölümünü telefonuma  kaydettim ve eliptik yaparken  izledim. Yarım saat nasıl geçti anlamadım. Pek güzel oldu.

Bir de dün yolda ateş dikenine benzeyen meyveleri olan ama dikenleri olmayan bir ağaçtan iki dal çalıp, vazoya koydum. Ağacın adınına bir bakayım bugün:))

Sabah kitaplığımda mimariyle ilgili ciltli bir kitap buldum. Le Corbusier' in yapıtlarıyla ilgili, Görsel Kayıt diye bir kitap. Yeni mimargerçi beş sene olmuştur belki daha fazla kuzenime yazdım, sana hibe edebilirim diye. İstemem diye yazdı. Uyanmamış olabilir misin  diye yazdım. Dayanamadı beni aradı. Le Corbusier' i sevmediğini, adamın herkesi aynı boyda zannettiğini söyledi. Merak ettim biraz araştıracağım bu konuyu:))

Gene çenem düştü, kaçtım ben...


13.02.2018

Sendromlu pazartesi

Cuma günü "yaşasın cumaaa"diye öyle çok bağırdım ki, sonrasında ki  iki gün neredeyse evden dışarıya çıkmadım. Cumartesi günü Efes yedi, kustu, daha çok yedi yine kustu bu döngüyü altıncı seferde kırdım, mama kabının kaldırdım.Telefonla aradığım veterinere başka belirtilerin olmadığını söyleyince, biraz takip edin bakalım dedi. Belki belirtilerden biri olan ishal vardır da adam eve yapamıyordur diye düşünüp, yağmurun altında ikimizde ıslak öte dönene kadar dolaştık.İshal filan değilmiş. Hatta yanımıza yaklaşıp "sevebilir miyiz"diye soran genç tayfaya öyle bir havladı ki, ödleri koptu. Hayır belki insanların anladığı gibi "ne sevmesi lan...ıstiriyim da gör" mü diyor ya da " ben de sizi seveyi mi" diyor bilemiyorum ki:)) Neyse cumartesi Efes'i gece dahil takiple geçti. Sabah keyifli uyandı. Hemen mama kabını koydum, temkinli yaklaştı akıllı çocuuum o günden beri kusmadı. Evde yalnız bırakmayı gözümüz yemedi, evde herkes yan gel yat modundaydı. Bir ara Koca' yı pazara sürükledim, pazarımız küçük ama taze taze her şey. Sonrası otları ayır, sar sarmala dolaba koy derken gün bitti zaten. Lahana almıştım turşu yapmak için onu da pazartesi gününe bıraktım. J.R.R. Tolkien' in Tom Bombadil' in Maceraları kitabını almıştım. Ciltli, ufacık sevimli bir kitap. Onu bitirdim.

Pazartesi Bilge okula biz ofise yollandık. Efes daha iyi görünüyor ama artık bakışlarıyla ve dizime akıttığı salyalarıyla beni kandırmasına izin vermeyeceğim. Yediklerine çok dikkat edecek:))

Öğleye kadar işler yoğundu. Market alışverişi yapıp eve geldik. Evde her şey her yerdeydi. Şöyle bir baktım ve Bilge okuldan gelene kadar  Netflix' i açıp Grace&Frankie ' yi izledim. Bilge gelince onu  kandırıp evi süpürttüm, atarlanıp odasını da toparlattım. Ben de kendimi spora gitmeye ikna edemeyip, mutfağı toparladım. Akşam yemeğini ve bugünün yemeklerini hazırladım. Annemle, teyzemle, kız kardeşle ve bir arkadaşımla uzun uzun telefonda konuştum. Haydar Karataş' ın Ejma' nın Rüyası na başladım, keşke öykü değilde roman olsaymış arka arkaya bir hüzünden diğerine atlamak pek hoş değildi. Balkonda geçenlerde bitlendiğini fark ettiğim bir saksı papatyama arapsabunlu su fısfıslamıştım. Bitler gitmiş ama sağındaki ve solundaki çiçekli bitkilerimin  (mecburen onlara da sıkmıştım) çiçeklerinin rengi alacalı bulacalı olmuş:)) Neyse toparlarlar sanırım. Kış günü de bitin ne işi var ona da ayrıca bir şaşırdım. Çamaşır işini de bugüne bıraktım.

Garfield' ın bile pazartesi sendromu var. Bir filmin de kral oluyordu da pazartesi günlerini kaldırmıştı:)) Bu arada fark ettim ki kendimi ikna etmekte yorucu olmayan konularda çok iyiyim.
Neyse çok uzattım, iyi bakın kendinize....

9.02.2018

Yaşasın Cuma

i.' yı perşembe günü ofiste görünce bugün için planını yaptım.Sabahtan ofise gelip, işleri toparlayıp on gibi kaçtım.Önce Dost Kitapevi' ne uğradım. Çok sakindi, çalışanlar rafları düzenliyorlardı. Rahat rahat dolaştım ve bu ay için okumayı planladığını kitapları alıp, en sevdiğim kafeye yönelim. sevgili Leylakdalımı aradım.Keyifli bir sohbetin ardından filtre kahvemi kocaman bir kekle taçlandırdım.
Yen kitaplarımı inceledim.İki tanesi planlı diğerleri anlık bir kararla alındı.Umarım seçimlerin keyifli olur.Saat on ikiye doğru kaydeden kalkıp sinemaya doğru yürüdüm. Cebimdeki Yabancı filmini çok kalabalık olmayan bir salonda izledim. Çok da beğendim ve kesinlikle tok karnına gidin derim. Çıkışta hiç oyalanmadan eve geldim. Beş dakika sonra da Bilge geldi.Pek güzel oldu.Kendime zaman ayırmak gibisi yok.

Hafta başı Bilge' nin başladığı resimden bahsetmiştim ya, boyamaya başladı. Yağlı pasteli  bu kadar güzel kullanmasına bayılıyorum. Çaktırmadan da izliyorum, öğrenmek için:))
Piyano dersi yarın da yok, öğretmenin annesi ameliyat oldu, sanırım haftaya yapacağız. Belki yarın Bilge'yle sinemaya gideriz, bakalım artık...
Keyifli bir hafta sonu olsun, iyi bakın kendinize...

7.02.2018

Sevgili Blog

Geçen cumadan beri yalnız çalışıyorum. İ. yine ortalarda yok. İşler yoğun değil allahtan. Bu hafta sinemaya giderim diyordum o iş yattı, bir tek ona yanarım.
 Dün Efes'le eve gittik, ardımızdan Bilge geldi. Ben evi temizlemeye koyuldum, Bilge ödevlerinin başına oturdu.  Temizlik bitti, yemek faslı başladı, güya bugüne de yetecek yemek yapmıştım. Yalan oldu tabi.Sporu bugüne bıraktım, kafam rahat, ev temiz gideyim bari dedim . Aslında hazır evdeyken film izleyeyim diye de düşünmüştüm, ama olmadı. Bilge' ye ödevlerde destek olmak gerekti, telefonlar derken, kitap okuyup yattım. Aaa birde primulaları büyük saksıya aktardım. Bugün bakayım birkaç tane daha alayım saksılar renklensin  diyorum.

Senede 4-5 kez gördüğüm bir rüya var. Ana fikir hep aynı, mekan da, detaylar değişiyor bir tek. Antalya' ya geri dönüyoruz. Kaleçi' nde ki eve taşınıyoruz güya, lakin mekan büyükbabamın memleketteki evine dönüyor. Avlu içindeki biri beton diğeri kerpiçten iki evden , tabi biz kerpiç eve taşınıyoruz. Aslında tatilde kerpiç evin çoktan yıkıldığını ve amcamın bu baharda oraya soğan, maydonoz ekme hayalini dinlemiştim. Rüyamda evi dışarıdan görüp o kadar üzülüyorum ki, sonra içeri giriyorum, ev bir değişiyor oda, oda, odalar, kocaman bir ev oluyor. Benim aklım hâlâ Ankara'da derken uyanıyorum:)) Garip yani...

Sabah bir arkadaşımla telefonda konuşurken iki yeni şarkıcı ismi verdi.Hatta efsane dedi. Ben hiç duymadım deyince yuhladı beni. Sabahtan beri dinlemeye çalışıyorum, yok ya hiç benlik değil:)) Radyo İlef açtım dinliyorum...

Zamansız Mevsimler iyi gidiyor, bugün uzun bir okuma yapmayı planlıyorum. Yazmaya başlamadan, işlerimi toparladım. Umarım bölünmem. Kaçtım ben, zaman kıymetli...

6.02.2018

Oradan buradan...

 Dün Bilge' nin dönüş saatine yetişemeyeceğimi  anlayınca çok dert etmedim.Anahtarı var kapıyı açar girer dedim.Servise binince beni aradı.Durumu anlattım  ve o çok rahat  anahtarını evde unuttuğunu söyledi. Delirdim,  niye bu kadar umursamaz bu çocuk.Aslında kapıda ağaç etmek vardı ama kıyamadım tabi.Koca eve gelişine yetişmiş. Neyse biz de Efes' le eve geldik. Hemen yayla çorbası yaptım. Bilge' önce ben karıştırayım dedi ama beş dakika sonra çamura yattı. Çorba pişti. Bilge' nin eline okusun diye kitabını tutuşturup, spora gittim. Dönüşte markete  uğradım, rengarenk primulalar gelmiş. Bir mor, bir de beyaz aldım. Eve gelince balkona koydum, bugün saksıya aktarırım.
Geçenlerde Mehmet Eroğlu' nun bu tweetini gördüm. Ne güzel yazmış değil mi?
 Akşam öfleyerek dolanan ergenimi, telefon ekranından ayırıp, resim tahtasını eline tutuşturdum. Reprodüksiyon işine çok sıcak bakmayan Bilge' yi gördüğünü çizebilmek adına ve özellikle tekniğini geliştirebilmesi için iyi bir yol olduğuna ve  bir süre yapabileceğine ikna ettim. Kitaplıktaki ressam kitaplarından Frida Kahlo' nun  resimlerinden birini seçti. Ben duştayken resmi kağıda yerleştirememiş. Baktım surat düşmüş. Kağıdın başına birlikte geçtik, deseni yerleştirdik. Bugün boyamaya başlayacak, resmi doğru aktarmış olmak o kadar mutlu etti ki onu, onu öyle görmek çok keyifliydi.
Dün Three Billboards Outside Ebbing Missuri filmini izledim. Çok beğendim,son dönemde izlediklerim arasında en iyisiydi. Yatmadan Balıkçıl Gözü' nü de bitirdim. Ursula şaşırtmadı beni. Alışık olduğum dil, bambaşka bir dünya, farklı bir kültür ve güzel bir kurgu...
Sabah Bilge' yi okula yolladım, sevgili Saçaklı' nın paylaştığı sağlıklı poğaça tarifini videosunu izledim. Baktım videodaki arkadaş ben hep doğaçlama yaparım gibi bir şeyler diyor, ee ben de yaparım dedim. Patlıcan, biber, domates, peynir haşhaş susam, yulaf tabi ki ve de nohut unu. Attım fırına, poğaçalar pişerken blogda sevgili Deeptone' un This İs Us' la ilgili yorumunu ve 14. bölümün yayınlandığını okudum. Poğaçaları çıkartıp, diziyi açtım. Çay da demlenmişti. Ne ağladım arkadaş, zaten baba dedin mi ağlamaya benden daha hazır bir insan daha var mıdır bilmiyorum. Bir tepsi sağlıklı  poğaçayı Efes' le gömdük ( hiçte sağlıklı olmadı) Koca kalktı, kırmızı gözlerimle, sümüklü burnumu görünce önce şaşırdı ( ne güzel yirmi yılın üstüne adamı hâlâ şaşırtabiliyorum), sağlıklı poğaçama hiç bakmayıp , tereyağlı  yumurta yaptı kendine...

Sonra Leylakdalım' ın yılbaşında bana verdiği Reyhan Saygın' ın Zamansız Mevsimler kitabına başladım. Ne güzel bir dili var, bir sayfa bir sayfa daha derken otuz sayfa kadar okumuşum. Birazdan okumaya devam edeceğim. Kaçtım ben...

5.02.2018

Hafta Sonu

Tatili de çok şükür bitirdik, Bilge bu sabah yine kargalardan evvel kalkıp, gözünün biri açık biri kapalı kahvaltısını yapıp servise bindi. Rutinimi seveyim, her şeyi toparlayıp ofise geldim. Tatilin son iki gününe bir tiyatro ve bir opera temsillerini de sığdırdık, mis gibi oldu.
Cuma günü Ziraat Sahnesi' nde İyiyim oyununu izledik. Tek kişilik oyunun başarıyla üstesinden gelen Zeynep Hürol ve ona sahnede çellosuyla eşlik eden Gizem Polat çok başarılıydı. Oyunun  tek perde oluşu da ayrıca çok isabetli olmuş.

Cumartesi günü Bilge' nin piyano dersi iptal oldu. Ben de fırsattan istifade kuaföre gidip saçlarımı kestirdim. Akşama kadar dizi izleyip kitap okudum, bildiğiniz serdim:)) iyi geldi ama.Akşamda
Opera Sahnesi' nde Aşk İksiri ni izledik, çok hoş, hareketli bir operaydı

Pazar günü hiç dışarıya çıkmadım. Efesi' de Koca çıkarttı. Yemek fasılları dışında hep kitap okudum, bir arada bizimkilerle dizi izledik. Bilge erken yattı, yan komşu pek bir cümbüşlüydü, gürültüden uyuyamadım. This İs Us ' ın son üç bölümünü izledim, nasıl güzel bu dizi ya
Beş saat uyumuşum, sabah kahvaltı sonrası kahveyle kendime anca gelebildim.
Ursula' mın Balıkçıl Gözü kitabına başladım. Çok güzel, çok... Yazıda ne çok çok güzel geçiyor değil mi:)) Ehh o zaman çok güzel bir hafta olsun:))

2.02.2018

Filmler, filimler


Çarşamba günü Bilge için büyük gündü. Arkadaşı E.' yle buluştuk. İkisi şimdilerde youtuber denilen arkadaşlardan birinin filmine gitmeye karar verdiler. Arkadaşlarımdan birisi asla o filme gitmesi için para vermem dedi. Ben böyle düşünmüyorum bu onun seçimi ve saygı duymalıyım diye düşündüm. Pek mutlu oldu zaten. 
Gelelim benim izlediğim filme. Djam/ Aman Doktor, ismine çok şaşırmıştım zira bazen çok alakasız dilimize çeviriyorlar. Filmi izleyince nedenini anladım, söylemeyim sürpriz olsun. Film Fransa, Yunanistan ve Türk yapımı. İlk kez adını duyduğum yönetmen Tony Gatlif özellikle çingene filmlerinin, müziğin dansın yönetmeniymiş. Diğer filmlerine de bakılacak diye kendime not yazdım. Filme gelince arada kalmış insanların, sınırların ve en çok hüznün hikayesini izledim. Güzeldi evet güzeldi.

 Alın Küre ödülleri dağıtılıp  ardından Oscar adayları açıklanınca film listem tabi ki şişti.
The Shape Of Water en çok merak ettiğim filmler arasındaydı. Çok beğendim filmi, zaten fantastik filmlere ayrı bir merakım var. Geçen yıl okuduğum Carl-Johan Vallgrenn' in Denizadamı kitabını anımsadım. Sally Hawkis' e ve Richard Jenkins' in oyunculuklarına bayıldım. Bir filmde Octavia Spencer' ı görünce zaten kötü bir şey izleyeceğimi hiç düşünmüyorum:))
The Post Meryl Streep ve Tom Hanks hatırına izlediğim bir film. Bu tarz filmleri çok sevmiyorum. Fena değildi. 

Dün öğleye kadar bir işim vardı, sonrasında da tembel tembel dolandım evde. Bir hafta aradan sonra iki gün üst üste spora gidince tabi ki yine ve yine hamladım. Keşke gitseymişim, bu akşam tiyatroya gideceğimizi unutmuşum, belki cumartesiye sıkıştırabilirm.

Özlem Narin Yılmaz'ın Kapıyı İçeriden Kilitledim kitabına başladım. Hain kız kardeşim Şubat ayı için okuma challangemızı belirledi.
1-Bir çocuk kitabı
2- Bir Nobel ödüllü yazar kitabı
3-Külliyatını okumaya karar verdiğimiz yazarların birinin kitabı
4- Ocak ayı okumalarından +1 fazlası (hainliği burada devreye giriyor)
Yani Şubat ayı gibi güdük bir ay için bana 13 kitap hedefi koydu neyse ben gidip okuyayım:))


1.02.2018

Ocak ayı ganimetleri


Ocak ayı boyunca okuduğum kitapları bitirdikçe üst üste koydum. Sonunda bu ufak kule çıktı. On iki kitap sığdı. Biraz kitaplardan bahsedeyim.
Edebi Aforizmalar/ Mehmet Eroğlu bu kitabı hiç duymamıştım 2014 yılında İletişim Yayınları' ndan çıkmış.Benim gibi yazarı sevip takip edenlerin de duymaması garip. Kitap yazarla Levent Cantek' in uzun bir röportajıyla başlıyor.Oldukça samimi ve Mehmet Eroğlu'nun  hayatına dair ilginç bir metin çıkıyor ortaya.Ardından yazarın kitaplarındaki aforizmalar geliyor aslında tam bir başucu kitabı.
Sessizlik ve Gürültü/Nihad Siris  modern Arap edebiyatının aykırı yazarı diye bahsediliyor Suriyeli Nihad Siris'den. Kitap bir Arap ülkesinde diktatör baskısı ve acı olayları iyi bir kurguyla birleştirmiş. Çok beğendim Jaguar Yaınları' ndan basılmış.
Fındık Kabuğu/Ian McEwan yazarın okuduğum ikinci kitabı.İlki Çocuk Yasası'ydı. Onu da beğenmiştim.Bu kitapta farklı bir kurgu var anne karnındaki bir cenin tarafından bize aktarılan.İlginç bir okumayı.Kitap YKY Yayınlar' ından çıkmış.
Mitral/Angela Nanetti Dedem Bir Kiraz Ağacı kitabını okuyup da Nanetti'ye bayılmayan var mı? Bu duygularla aldım kitabı.Bilge'yle başladık okumaya.Bilge başlarda pes etti.Oysa okyanus rüzgarı isimli oğlanın(Mistral) hikayesi ilgisini çeker diye düşünmüştüm.Ben pes etmedim, kitabı bitirdim.Kocaman bir hayal kırıklığı ve ergen kitapları korkusu kaldı elimde.Günışığı Kitaplığı' ndan çıkmış.
Süperben/ Algan Sezgin türedi yazarı çok severim, polisiye türündeki diğer kitaplarını da severek okudum.Bu kitapta farklı bir tür denemiş lakin ben eski kitaplarındaki tadı bulamadım
Dolambaç/ Gerbrand Bakker Hollanda edebiyatından okuduğum ilk kitap sanırım.Sevgili Leylakdalı'm vermişti.Çok güzel ve ilginç bir okuma oldu. Eski hayatından kaçan adının Emille olduğunu söyleyen bir kadının Galler'de eski bir çiftlik evine yerleşmesiyle başlıyor roman.Dili muhteşem, çeviri de öyle. Emille' nin eski hayatıyla şimdiki hayatı arasındaki geçişler çok iyi sade ama çok şey hissettiren yormayan bir anlatıma sahip.Metis Yayınları' ndan çıkmış.
Anne Ben Leylek mi Oldum/Aysun Aslan Uğur yine Leylakdalı'mın sayfasında görmüştüm bu kitabı. Yoksa benim bir zamanlar Cebeci Konservatuvarı olduğundan bile haberim yoktu. Küçük bir kız çocuğunun bale bölümüne girmesiyle ve upuzun bir eğitimin başlaması.Bir taraftan ailesi bir taraftan ülkenin içinde bulunduğu durum, arkadaşları, aşkı ama en çok okulu ve aldığı eğitim.Yazarın kendi hayatını esprili bir dille anlattığı bu kitabı severek okudum.Kitap İnkılap Yayınevinden çıkmış.
Özürlüler / Mahir Ünsal Eriş kız kardeşle yaptığımız kitap okuma callengemîzin Bir yazarın son kitabı maddesine uygun bulup okudum. Öykücülüğünün yanı sıra romancılığı da göz dolduran yazar çok güzel bir kurgu seriyor bu kitapta.Üstelik M.K. Peker'in çizimleri de eşlik ediyor.Çok sevdim kitap Karakarga Yayınları' ndan çıkmış.
Gecelerin Gecesi/ Hasan Ali Toptaş geçen yıl Kuşlar Yasına Gider kitabı yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Bu sene tüm kitaplarını okuma kararı aldım.Bu kitap bir öykü kitabı.Beş öykü var içinde.Ümit Ünal'ın güzel desenleri eşlik ediyor öykülere.Bütün öykülerden ayrı ayrı beş roman çıkardı ama öykü olarak yarım bir tat bıraktı.Everest Yayınları'ndan basılmış.

Uyuyamayanlar/ Adrian Barnes bu kitapta kızkardeşle okumalarımdan.Kitapçıya girip rast gele bir kitap alıp çıkma maddesine uygun bulup almıştım.Kapağı hoşuma gitti.Fantastik edebiyatı sevmeme, distopik anlatılarak alışmama rağmen beni çok sarmadı, hatta çok sıkıldım. Antalya yolunda bitirdim.Kitap  Avril Yayınlari' ndan çıkmış.
Adem'in Kekliği ve Chopin/Mustafa Çiftçi Bozkırda Altmış altı kitabıyla tanıdığım yazar Yozgatlı ön yarısını belleğimizden silmeye kararlı. Bu kitapta on altı öykü yer alıyor ve çok güzeller.Dönüş yolunda bitirdim.Kitap  İletişim Yayınları' ndan çıkmış.
Issızlığın Ortası/Mehmet Eroğlu kitabın
öyküsünü Edebi Aforizmalar' da okumuştum. Ayın son kitabı ve challangemızın  bir yazarın ilk kitabı olarak okudum.Sürgün yemiş bir kitap yazıldıktan ve pek çok ödül aldıktan on yıl sonra basılabilmiş. Beklediğim gibi bir okuma oldu. Kitap İletişim Yayınları' ndan çıkmış.

Güzel ve keyifli okumalarını zaman olsun.