30.03.2018

Haftanın özeti

Geldik yine haftanın sonuna. Haftanın başı bahar hatta yaz, sonu bildiğin kışa çevirdi. Mart ayıdır olur o kadar illaki nazlanacak, tutarsız olacak.

Bu hafta bitirmeyi düşündüğüm iki kitaptan Fantastik Edebiyat bitti. Sanırım üç ayda okudum. Bu tarz okumalar benim için ders çalışmak gibi, altını çize çize notlar ala ala okuyorum. Son bölüme doğru Edgar A. Poe incelemesi de benim için bonus oldu. Nisanda Poe' nun bütün öykülerini okumayı planlıyorum.

Ferit Edgü' nün bütün öykülerini topladığı Leş se tadını çıkartarak okumaya devam ediyorum lakin arka arkaya öykü okumak hiçte kolay değil. O yüzden Ferhan Şensoy' un İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You kitabına başladım, oldukça keyifli bir okuma olacağa benzer.

Gelecek hafta sonu için tiyatro bileti aldım. Dizi izledim, bahar temizliğine niyetlenip niyetlenip vazgeçtim. Yağmur yağdığında sevindim:))

Bu hafta üç kez spor salonuna gittim, bugün de gidersem dört olacak.Uzun süredir iki günün üstüne çıkamamıştım. Bacak hareketlerine ağırlık verdim, çok fena oldu, garip yürüyorum:))

Seramik dersine gittim, kupa yaptık, geçen haftaki tabağım kırılmış,daha ufak bir tabak yaptım.
Çıkışta Resim Heykel Müzesi' ne uğradık. Osman Hamdi ve Fikret Mualla salonları kapalı, müze de tadilata girecekmiş ama yine de güzeldi. Bahçesi de pek bir güzel olmuş.

İlk kez smoothie yaptım, Bilge' yle yaşıt blanderımın bu işin üstesinden gelmesine acayip sevindim. Elma, maydonoz, salatalık, azıcık limon karışımı düşündüğümden daha güzeldi. Başka denemeler için cesaretlendirdi beni. Bünyeyi şaşırtma çabaları hep bunlar:))

Bu aralar bizim yatağın bazasına sırtını iyice yaslayıp yatan Efes' i yataktan kalkarken ezmek fobisi başladı bende. Zaten yatak boyunun 3/4 ' nü kaplıyor (kuyruğunu da hesaba katın) bir tarafına basmayayım diye nasıl kalktığımı siz düşünün. Bence eğleniyor da, benim üstünden atlayarak kalktığımı görünce kafasını şöyle bir kaldırıp bana bakıyor, sonra kuyruk yere değiyor hızlı hılzı, pıt pıt:))

Yaşasın Cuma' yı, yaşasın cumartesiye çevirmeye karar verdim. Bilge' nin okul çantası o kadar ağır ki, iki gün omzum, sırtım tutmuyor. Cumartesileri zaten piyanoya gidiyoruz, çıkışta beraber takılırız dedim. Gerçi bizimki biraz bozuldu ama yapacak bir şey yok.

Hafta böyle geçti, hadi iyi bakın kendinize, keyifli bir hafta sonu olsun....

26.03.2018

Canım Pazartesi

Yalan değil  yıllardır aramız iyidir pazartesilerle:)) Sabah yine çook erken başladı mesaim. Telefonun alarmından önce kalktım, Bilge' nin kahvaltısını hazırladım. alarmla birlikte Bilge' de kalktı, hazırlandı, kahvaltısını yaptı, servise bindirdim.

Pazartesi sabahları ev her zaman ki gibi darma dumandı. Çamaşırları makineye koydum, öğlen gidince çalıştırırım. Kahvaltı faslından sonra balkona geçtim. Hafta sonun en güzel ganimetleri, aldığımız bitkilerdi. Evimizin her şeyi sloganlı yerden birer saksı zeytin, rosmarin, lavandula, lavantin, nane aldık. Balkon masasında yerlerini buldular. Bir iki çiçekte bit sorunu yaşıyorum, diğerlerine bulaşmasın diye cam önüne alıp pıs pısladım, olmazsa derin bir budama yapacağım:(( Bitkiler çeşitlenince bitti böcekti sorunu oluyor maalesef.  Balkon bir süre daha böyle gider ama havalar iyice ısınınca her şeyin yeri değişecek.
Hafta sonu başka ne yaptım; Uğur Erbaş ın Gazo ve Sagre  grafik romanını okudum, çok güzeldi, çizimlere, konuya bayıldım. Deniz Arslan ın Rehavet Havası  kitabına başladım, öykü kitabı iki öykü kaldı, onlar da bugün biter. Bu arada bu ay kitap sponsorum kız kardeş. Doğum günüm vesilesiyle D&R sepetimi aldı bana, bu kitabı da kendisi ilave etmiş.Pek güzel oldu.
Şahsiyet dizisinin yayınlanan ilk üç bölümünü izledim, bayıldım. Crown izlemeye başladım, henüz çok başlardayım. Elimde başladığım ama henüz bitiremediğim iki kitabım var Fantastik Edebiyat ve Leş onlar bitmeden yeni bir kitaba başlamayacağım.  Bir tek Bilge' nin yeni okumaya başladığı Rıfat Ilgaz' ın Don Kişot İstanbul' da araya sıkışır diye düşünüyorum.
Dün arabayla giderken bize yakın yürüyüş ve koşu parkuru buldum, pazar günleri için ideal görünüyor. Bilge' de benimle takılacak, Koca'mın hiç işi olmaz:))

Buralar böyle, hava bir miktar sevimsiz ama ona takılacak zamanları çoktan geçtim (eskiden ciddi ciddi takılırdım, hava kötü mutsuzum diye)

O zaman iyi haftalar olsun...

22.03.2018

Canım dün


 Az uyudum ama  iyi uyandım. Gül Sunal'ın sevgili Kemal Sunal'ı anlattığı Kemal i okumaya başladım .Nasıl güzel.
 Bilge'yi kaldırdım, kahvaltı,servis derken balkonda çeyımı içtim. Ardından ofise gittik, işleri toparlayıp çıktık. Koca beni Kale' ye bıraktı.Üçüncü seramik dersini yaptık. Servis tabağı vari bir şey yaptım. Tamamen elle yapıp şekil veriyoruz, kalıp kullanmıyoruz.

Pilavoğlu Han' ın alt katındaki kafede oturmak ve kahve içmekte  seramik dersinin bir parçası oldu. Bu hafta kediyi göremedim ama soba yine yanıyordu.
Handa pek çok atölye var, herkes pek tatlı, bambaşka bir dünya orası.Güzel insanlar , üretken insanlar var etrafta.  Çarşambaları iple çeker oldum.
Ders bitiminde arkadaşımla Cer Modern' e uğradık. Hub Salonu' nda  Güler Güçlü' nün Kaçınılmaz Ağırlık adlı heykel sergisini gezdik.
 
Gerçekten görülmeye değer, sanatçının tekniğine hayran kaldım.
Sergi 9 Nisana kadar ziyaret edilebilir. 

Hava çok güzeldi,dışarıda oturup çay içtik, sohbet ettik. Oradan ofise geldim, Koca Efes'le beni eve bıraktı. Bilge bizden önce gelmişti. Hemen bir yayla çorbası pişirdim, dünden de yazdan koyduğum yeşil fasulyelerden pişirmiştim. Bilge'yle Efes' i evde bırakıp sürünerek spor salonuna gittim. Bir saat kadar spor yaptım, salon yavaştan kalabalıklaşmaya başladı. Akşama kalırsam tıklım tıklım oluyor herkeslerde bi bikini telaşı sanırım  ve hiç keyif vermiyor. Eve gelip, duştu, yemekti bulaşıktı faslından sonra, kitap elimde uyumuşum. Saat gece onda sabah oldu zannedip uyandım artık kaçta uyuduysam iyi ki de uyanmışım, çamaşır makinesini çalıştırdığımı hatırladım, yıkanan çamaşırları asıp, kitabı tekrar elime aldım, çok geçmeden gene uyumuşum okuduklarımı hatırlamıyorum çünkü:))  Sabah alarmla fırladım yataktan ama dinlenmişim. Bu uyku işine bir çözüm bulmalıyım...

Neyse güzel bir dündü, bugün daha sakin geçer diye umuyorum ve sahiden kitabı okumak istiyorum:))

19.03.2018

Hafta Sonu


Hafta sonu bıraksalar iki gün burnumu dışarıya çıkartmazdım, öyle de oldu sayılır. Sanırım mevsim geçişinden acayip bitkinim. Bir de yirmi bir gün şekersiz diyeti yapıyorum. Dokuz gün oldu, sadece şekersiz değil, beyaz un, paketli gıda tüketmiyorum. O da biraz zorladı sanırım:) Neyse yılmak yok...
Sürünerek de olsa ayaktayım:))

Onca Yoksulluk Varken bitti, beni bu kadar zorlayacağını düşünmemiştim, aslında dilinde de bir sorun yoktu, belki beklentim yüksekti, bilemedim...

Bir Aşk Hikayesi de bitti, pek güzel, pek naifti. Şimdi elimde Leş kaldı onu da yarıladım sayılır.

Bilge' nin ingilizce yazılısı varmış ona çalıştık.

Pazar sabahı sinemaya gittik. Tomb Raider ın yeni versiyonu.ah Angelina'mın yerini kim doldurabilir, tabi ki olmamış, bir de 3D izledik, niye anlamadım. Ailecek sinema şeysini tamamlayıp, yemek yedikten sonra döndük.

 Timeless izlemeye başladım, fena değil.

Evi toparladım, ama hiç ellememişim gibiydi sabah çıkarken...

Balkondaki çiçekleri elden geçirdim, kirli balkon camına gözümü kapattım.

Bilge' ye Garfield broşu yapma sözü verdim.

Bilge tavlada iyiden iyiye beni yenmeye başladı:))

Sabahtan ofiste bir evrak bulmam gerekiyordu, dipsiz kuyuda gibi oldum. Neyse içinden çıktım ama puff yani olmayan enerjim de gitti:((

Sevimsiz ben valla pazartesinin kabahati yok, hadi kaçtım ben...






16.03.2018

Yaşasın cuma

Dün Bilge' nin doğum günüydü Okul çıkışına gittim, bir arkadaşı da bizimle gelebilir mi diye sordu. Annesiyle konuştuk filan derken düştük yola. Önce yakındaki avm' nin oyun alanına baktık. Sevmediler orayı, oraya kadar gitmişken  bir kafeye oturduk, onlar tatlı yedi ben sade kahvemi içtim. Geçen hafta kuzenimle uğradığımız oyun salonuna götürdüm bunları ve kendilerini kaybettiler. İki saate yakın eğlendiler. Onları izlemek çok keyifliydi, çıkışta ofise geldik. Pasta kestik, güzel dilekler diledik. Arkadaşını evine bırakıp biz de eve geldik. Kafam kazan olmuştu ama gün içinde aldığım küçük tavlayı çantamda  gördü. Artık tavla öğrenme zamanı geldi diye düşünmüştüm, vakit bu vakittir deyip anlatmaya başladım. İlk elde beni yendi ve acayip sevindi. Sonra vurduk kafayı yattık. Bilge doğum günü partisi gibi şeyleri uzun zamandır istemiyor. Bizde böyle kutluyoruz.

Onca Yoksulluk Varken i okumaya devam ediyorum, şaşırtıcı şekilde yavaş ilerliyorum. Diğer iki kitaba ara verdim,tamamen ona odaklanayım diye. Bugün bitirmeyi hedefliyorum. ArtAnkara başladı, bugün ya da yarın gitmeyi düşünüyorum Bilge' de gelmek istiyor.
Etrafta çiçek açan ağaçlara baktıkça baharın sahiden geldiğini görüyorum. Balkonumda son cıvıl cıvıl zamanlarını yaşıyor, havalar ısındıkça balkon hamama dönüştüğü için çiçekler pencere önlerine taşınacak. Hercaileri yeni aldım, dünyanın en kötü çiçekçisinde can çekişiyorlardı. Biraz toparlandılar, zaten azıcık bir ömürleri var, gözüme hep yaramaz çocuk suratı gibi görünürler:))

Savaş Zamanları bitti. Miss Fisher's Murders Mysteries izlemeye başladım.

Keyifli bir hafta sonu olsun....


13.03.2018

Sevgili Salı


Sabaha karşı tıkırtılar geldi kulağıma, Efes' in ayaklarının parkedeki tıkırtılarını bildiğim için aldırmadım. Sonra baktım koridorun ışığı açık, Bilge kalkmış. Okul kıyafetleri üzerinde, çok açım, günaydın dedi. Tırsmadım dersem yalan olur, inanamadım.Ben kahvaltı hazırlarken o yatağını düzeltti. Tabağını sildi süpürdü, şu günü gördüm ya ölsem de gam yemem artık:))
Servisi beklerken birlikte gökyüzüne baktık, turuncular maviye, maviler hafiften mora karıştı, hem de bir anda, sihir gibi...öyle güzel...öyle habersiz...

Eve geldim, Savaş Zamanları' nın yarım bıraktığım bölümünü izledim. Bu diziyi aşırı tavsiye etmiş miydim? 
Sonra kahvaltı, sonra ortalığı toplama, çamaşırları toplama ama katlayamama, kaktüslere su pıspıslama, edebiyat takviminden pazartesiyi koparma, çantaya iki kitap bir ajanda, Efes' e mama, kendime ara öğün tıkalayıp evden çıkma...

Sonrası bilindik, üç kilometrelik mesafede birilerini öldürmeden gelinen trafik, kararsız görünen hava, mama bekleyen kediler, kedileri kovalayan Efes...
Geri kalanına gözlerimi kapatıyorum...
Sandık Lekesi çok güzeldi, öykülere bayıldım, öykü okumak zor ve sıkıcı hatta bazen bayıltıcı olsa da bence okura çok şey katıyor. Öykü sevmiyorum diye kestirip atmamak gerek.
İyi bakın kendinize...

12.03.2018

Hafta Sonu


Cuma günü Koca beni ofisten postaladı, sevmediğim tipler gelmişti. Düşündüğümden daha erken çıkınca avare avare bulvarda dolaştım, Dost' a uğradım,kitap aldım. Tam her zaman ki kafeme gidecekken kuzenim aradı. Gençken (allahım kundaktı halini biliyorum) heves edip aldığı ama şimdilerde elini sürmediği klasik gitarını Bilge' ye getirmiş. Buluştuk,gitarı telleri değiştirmeye bırakıp kahve içmeye gittik. Bu arada onun çocukken bayıldığı oyun salonunun önünden geçerken hop içeriye daldık. O oyun senin bu oyun benim baya vakit geçirdik. Hatta bana oyuncak ayı kazandı Efes bayıldı ağzından düşürmüyor:)) Gitarı aldık, sonra Bilge' yi almaya gittik. Baktık erken gitmişiz, bir kafeye oturup tavla oynadık. Günün olayı benim her oyunda yenilmiş olmamdı:(( Tavla, langırt, adını bilmediğim daha bir sürü şey...

Bilge' yi alıp ofise geldik. Ödevi varmış onu halletti. Ben de cumartesi için son anda tiyatro bileti aldım. Yılmaz Güney Sahnesi' de yıllar evvel Bilge' nin bale gösterisini izlemiştim:)) Tadilat geçirmiş, güzel olmuş. Buralarda Kız Olmak oyununa sırf tanıtımında komedi yazıyor diye bilet aldım. Oyun kötüydü ama oyunculardan biri o kadar güzel oynuyordu ki yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıktık salondan.
Pazar günü evden dışarıya çıkmadık. Bilge Demiryolu Çocukları nı ben de Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura yı bitirdim.Ayfer Tunç gerçekten ama gerçekten yazın tarihinde zirve yapmış, bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı güzel yazılır, bayıldım...

Sabahta erken uyandım Sema Kaygusuz' un Sandık Lekesi ne başladım.Altı öyküm kaldı, bugün bitiririm. E.Zola 'nın Bir Aşk Hikayesi ni okumaya devam ediyorum, araya da Leş giriyor ufak ufak:)) Gene tutamadım kendimi:))
Keyifli bir hafta olsun...

7.03.2018

Dün


Dün hava yağdı,önce usul usul, sonra çıldırdı, gök gürledi, şimşekler çaktı. Bugün de yağacak gibi duruyor. Dün azıcık erken döndüm eve. Evi sil süpür derken Bilge okuldan geldi. Yemek hazırlıklarına başlamıştım, biraz daha hızlandım. Bir makine de çamaşır yıkandı, asıldı, Bilge' yle ders çalışıldı sabır taşını çatlatma raddesine gelindi derken  Koca geldi. Hemen yemek yedik ve çıktık. Bilge evde kaldı. Efes akşam gezmesine çıkmamıştı, Beni Meb Şüra Salonu' na bıraktılar. Yağmur hafiflemişti. Islak bahçede dolaştım bir süre, arkadaşım geldi. Salona girdik. Bu sefer yerlerimiz iyi görünüyordu. Salon yine kalabalık, ne güzel diyerek pek çok insan gibi miyop gözlüklerimizi çıkartıp oyunun başlamasını bekledik. Oyun Aşk Halleri  Zuhal Olcay ve Burak Sergen oynuyor. Tabi ki Zuhal Olcay ismini duyunca hemen almıştık biletleri. Yedi Tepe İstanbul hâlâ gönlümüzdeydi, onca yıl geçmesine rağmen. Oyun başladı, Burak Sergen davudi sesiyle sahnede devleşirken Zuhal Olcay' ı duyabilmek için neredeyse yarasalar gibi olduk. Bir ara  yan koltuktaki kadınla göz göze geldik sizde mi duyamıyorsunuz dedi. ben de duyamadığımı söyledim. Zuhal Olcay' ın elindeki bardağın içindeki buzun sesini duyabildim ama onun repliklerinin çoğunu duyamadım. Birinci perde bitti ve pek çok insan gitti.  Keşke evde oturup Ufak Tefek Cinayetler' i izleseydik diyenden tutun da kendime eziyet edemeyeceğim diyene insanların büyük bir kısmı salonu terk etti. Biz sonuna kadar izledik. Oyun devam ederken gidenler de oldu, çok üzüldüm. Burak Sergen için hiç lafım yok, çok başarılıydı.Lakin Zuhal Olcay' ın  umarım kötü bir gününe denk gelmişizdir, konduramıyorum gerçekten, çok fenaydı...
Çıkışta bindiğim taksi şoförü abla oyun bir saat önce bitmemiş miydi, bir sürü kişi çıktı dedi. Durumu anlatınca hemen durağını aradı, haber verdi. Biraz hava alayım diye üst caddede indim. Yağmur durmuş, ama kokusu kalmıştı havada.Yavaş adımlarla eve geldim. Sabah başladığım Ayfer Tunç' un Aşıklar Delidir Ya da Yazı Tura kitabından elli sayfa kadar okuyup uyumuşum. Sabah alarmdan bir dakika önce uyanmışım, sabah okuması yapamadım.
Bilge Türkçe öğretmeninden hiç hoşlanmıyor ve direk notuna yansıyor bu durum.  Yanıma soru bankasını filan aldım, biraz hazırlık yaptım, zarflar edatlar çalışalım akşama. Spora da gitmeli. Yemekte yok ama bizimkiler ton balıklı makarna istediler, yırttım yani.
Kitabı da çok merak ediyorum, eve gitmeden biraz okumalı, bir de sabah kitaplığın tozunu alırken Emile Zola' nın 1971 basımı Bir Aşk Hikayesi ni buldum, attım çantama bir iki sayfa okurum belki. Sahaftan aldım sanırım eski eski kokuyor.
Leylak Dalım' ın tavsiyesiyle Savaş Zamanları dizisine başladım. Telefona kaydedip yarısını sporda izleyeyim, yarısını da yatmadan izlerim:))

Sabah ofise birileri geldi, ne fenayım biran evvel gitsinler diye uğraştım durdum:)) Zaman kaybı yemin ederim, neyse kaçtım ben, iyi bakın kendinize...

5.03.2018

Hafta Sonu


Hafta sonu pek keyifliydi, kocaman bir 41 oldum. Doğum günü telefonlarına ağzım kulaklarımda baktım, mesajları yanıtladım.Sonra mesajlara baktım hapşurmakla aynı kefeye koymuşum mesajları  hep birlikte filan demişim bolca:)) Pasta istemedim, hakkımızı on beşindeki Bilge'nin yaş almasına sakladık. Şarap hakkımı beyazdan yana kullandım, iyi de yapmışım:))

Uyku kitabını bitirdim, çok beğendim Yayın evinin bu serisine olan merakım daha çok arttı.

Emine' nin Yanında Konuşulmayacak Şeyler kitabına başladım, bugün biter sanırım.

Pazar günü şuursuzca gülmek amaçlı Ailecek Şaşkınız filmine gittik. Pıfffdı yani, eskiden ne güzel dizilerine filan , nasıl gülerdim, Düğün Dernek filan komikti ama bu hiç olmamış...gerçi bizimkiler pek sevip kikirdediler...

Avm sinemasından çıkınca, avm gezmesi yaptık. Koca iki ayakkabı, Bilge bir çanta kitledi bana:((doğum günü olan bendim nasıl böyle oldu  anlamadım)

Yemek yiyelim dedik. Ben yemem diye surat sallandıran Bilge tabağını bizden evvel sildi süpürdü.Bilenler bilir Bilge yemek yerken karşısındakini delirtip tabaktakileri ağzına tıkalama isteği uyandırır.
Eve geldiğimizi teee apartmanın bahçe kapısından anlayıp havlamaya başlayan Efes'in içinde yaşayan hayvanlara yarasayı da ekledim:))

Kemik suyu kaynattım, kemiklerin birazını Efes yedi, suyla da ezogelin çorbası pişirdim, pek gururluyum:))

Aman işte öyle, geldim ofise. İşleri toparladım sayılır, hadi iyi bakın kendinize...




2.03.2018

Ve Cuma


Günler hızla geçiyor, hafta sonu yine geldi. Bugün ofisteyim, işlerim çok. Hava da soğuk, dün bir acayipti, güneş çıktı, kar yağdı , ardından yağmura çevirdi. Hiç böyle garip bir kış görmemiştim. Dün biraz erken gittim eve bir saat kadar uyumuşum. Bilge' nin gelmesine yakın uyandım. Hemen çorba yapmaya giriştim, fasulyede vardı. Sabahtan bulaşık makinesini doldurmuştum, ne iyi etmişim diye çalıştırdım. Bilge geldi, Efes'le tepiştiler. Onları evde bırakıp spora gittim. Bir saat kadar çalıştım, omzumdaki ve sırtımdaki ağrılar geçti al sana mutluluk sebebi:)) Eve geldim, duştan sonra Bilge' yle yemek yedik. Baktım Koca gecikecek Efes' i ben çıkarttım. Parkta mahallenin köpek sürüsüyle karşılaştık. Baktım hır gür başlıyor, Efes arkama geçmiş, sert bir ses tonuyla köpeklere doğru bağırınca gittiler. Tabi bizim hıyarda bundan cesaret alıp atıl kurt havasına büründü. Ona da kızdım, adam gibi yürü dedim.evet köpeğe dedim bunu. Aklınızda olsun bu köpek arkadaşlar iyiler hoşlar ama korktuğunuzu anlarlarsa size etmediklerini bırakmıyorlar daha çok korkutmak için. Neyse eve geldiğimizde ikimizde bir köşeye bayıldık. Bilge piyano çaldı, güya kitap okudu derken, içim geçmiş. Kalktım erkenden yattım. Gece bir ara uyandım, sonra tekrar yatıp beş gibi uykumu almış ve dinlenmiş kalktım. Geçen haftaki kitap alışverişimde Annelies Verbeke ' nin Uyku kitabını almıştım. Ona başladım. Ayrıntı yayınlarından çıkmış. Yayın evinin yeraltı edebiyatı dizisi varmış. Bu kitapta o diziye ait, diğer kitaplara da bakıp, okuma listeme eklemeyi düşünüyorum. Geçenlerde Ferit Edgü' nün Leş kitabını almıştım. Dokuz öykü var içinde. İlk öyküsünü Do Sesi ni okudum. Kitap oldukça kalın tüm öyküleri bu ay okuyabilir miyim bilemiyorum ama bakacağım bakalım.
Bilge' yi sürükleyerek kaldırdım. kahvaltı sırasında okul gıybeti yaptık. ergen olmak ne salakça bir şey. Bu ara püskürmeye hazır yanardağ gibi sürekli offf, pufff...  neyse, bindi servise.

Bende eve geldim, bir bölüm Grimm izledim.Pek güzel oldu sabah sabah canavarlar filan:)) Kahvaltının ardından ofise geldik, işleri toparladım, Roman Kahramanları Dergisinde Aziz Nesin incelemesi vardı. Hülya Soyşekerci'nin Aziz Nesin' in Surnamesi' nde "İnsanın Özü" Meselesi yazısını altını çize çize okudum.

Salı günü için bir arkadaşımla Aşk Halleri oyununa gideceğiz. Zuhal Olcay ve Burak Sergen oynuyor. Heyecanla bekliyorum.

Bu arada çarşamba günü ilk  seramik dersine katıldık. Çok keyifliydi, bu ara boş kaldıkça bu konuyla ilgili paylaşımlara bakıyorum.

Çok parça parça yazdım yazıyı, yazarken bölündüm neyse olduğu kadar, iyi bir hafta sonu olsun....

1.03.2018

Şubat ayı okumalarım

Şubat ayının yirmi sekiz gününe on üç kitabı sığdırabilmemin en büyük sebebi kız kardeşle aylık challengemiz oldu. Challengein son maddesi bir önceki ayokunan kitap sayısının bir kitap fazlasına çıkabilmekte. Son kitabımı biraz hileli olarak kolay okuyabileceğim bir kitap seçerek bu challengenin üstesinden geldim.
Şimdi kitaplardan bahsedeyim.
Kapıyı İçeriden Kilitledim/Ôzlem Narin Yılmaz/Ayrıntı Yayınları Bir kitapçı ziyaretimizde arkadaşlar almıştı, kapağı hoşuma gitti diye bende  hiç bir fikrim olmadan aldım.Çok ama çok basit bir okumaydı. Eski bir Türk filmi izler gibiydi...
Haritada Kaybolmak/Vladimir Tumanov/Günışığı Kitaplığı Kız kardeşin bir çocuk kitabı okuması  olarak belirlediği maddeye uygun görerek okudum.Bilge' yle de eş zamanlı okuduk. Yazarın daha evvel Kraliçeyi Kurtarmak kitabını okumuştum, o daha güzeldi sanki ama hakkını yemeyeyim bu kitapta oldukça ilginçti...
Balıkçıl Gözü/Ursula K.Le Guin /Metis  yine challengemizin  bu yıl külliyatını okumak istediğimiz bir yazarın kitabı maddesine istinaden bu yıl tamamlayabilir miyim çok emin değilim ama en çok istediğim Ursulamın tüm kitaplarını okumak. Bu kitapta çok güzeldi.Bambaşka bir dünya bambaşka bir hikaye, sevdim...
Tom Bombadıl' in Maceraları /J.R.R. Tolkien /İthali  En çok sevdiğim böyle özel kitapları alabilmek. Tolkien'in ünlü yapıtı Yüzüklerin Efendisi kitabının filmi de çekilerek gişe rekorları kırmıştı. Kitaptan filme aktarilmayan tek kahraman Tom Bombadıl' miş. Çünkü bu kahraman oldukça ilginç ve gizemlidir. Bu kitapta ise onun maceraları şiirler kanalıyla anlatılır. Gerçi bence Tokien için zorlama bir kitap olmuş olabilir diye düşünüyorum ama çok şirin ve kaliteli bir baskı olmuş.

Zamansız Mevsimler/Reyhan Saygın/Ayizi  Ayizi kitaplarını  okumayı seviyorum,  bu kitabı da  Leylakdalım vermişti. Güzel bir anlatı, insanların birbirlerinin hayatlarına nasıl dokunduklari üzerine bir kurgu, keşke bölüm bölüm olmasaymış dedim sadece.
Alise' de Sonbahar/ Feridun Ulusoy/Dedalus Bu kitabı ne zaman aldığımı hatırlamıyorum, büyük bir ihtimalle bir sahaf gezmesinden almışımdır diye düşünüyorum.
Çok ilginç ve naif bir okuma oldu benim için, keyifliydi.

Amok Koşucusu  /Stefan Zweig /İsbankasi yine kulliyatını tamamlamak istediğim yazarlardan Zweig. Bu kitabını da benden başka okumayan kalmamıştır sanırım, üstada saygıyla tabi ki beğendim.

Ejma'nin Rüyası/Haydar Karataş/Nota Bene yazarın okuduğum ilk kitabı. Öyküler belli bir çizgide ve iç acıtan öyküler.

Heba/Hasan Ali Toptaş/Everest bu kitap ilk çıktığı zaman o  kadar herkesin elindeydi ki, okumak için bir süre beklemeyi tercih ettim. Hasan Ali Toptaş müthiş bir yazar ama bu kitap okurken beni çok yordu. Tabi ki kötü değildi ama karmaşık bir bütün olamadı kafamda.

Castle Rock Manzarası'/Alice Munro' /Can Yayınları Nobel ödüllü bir yazarın kitabı maddesini Alice Munro' nun bu kitabına ayırdım. Sanırım 2013 'te Nobel almıştı. Munro için gelmiş geçmiş en iyi öykü yazarı deniyor ki bunu bence hak ediyor. Bence öykü yazmak sahiden zor. Kitaba gelince yazar burada aslında anı-roman tarzında yazmış ama öykü özelliğiyle harmanlayarak. Çok beğendim.

İnferno/ August Strindberg/ Encore Bu ay okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim. İnferno cehennem yazarın ilginç hayatını kaleme aldığı bir kitap. Yazar tiyatro oyunları yazarken,  kimyaya yöneliyor, ilginç deneyler yapmaya başlıyor, bu arada da ruhsal sıkıntılar yaşıyor. İlginç bir okuma.

Güvercinler ve Matmazeller/ Düş öyküleri / Demir Özlü/ YKY uzunca bir süre daha öykü okumam derken tavsiye üzerine aldım Demir Özlü' nün bu kitabını. Yazarın daha önce bir kitabını okumuştum ama zor bir okuma olmuştu. Bu kitaba  biraz temkinli yaklaştım ama çok kolay okunan ve keyifli öykülerdi. 1950/2012 arası sanırım kitaplarına girmeyen öykülerini toparlamış bu kitapta, sevdim.

Kan ve Gül/Alper Canıgüz/Bir kara dejavu /April dün sabah başladım kitaba, akşam üzeri bitti. Böyle olacağını biliyordum, yazarın diğer tüm kitaplarını da okuduğum için, keyifli hatta eğlenceli bir okuma oldu...

Mart ayı  cahallengeını benim belirleme sıram, ben de şöyle düşündüm

1-Grafik roman okuması
2- Anı kitabı
3-Türk kadın bir yazarın son kitabı
4-Romain Gary kitabı