23.09.2019

Pazartesi


Hafta Sonu fena değildi.Cumartesi  Bilge piyano dersine gitti, ben parkta oturup Cicero' nun Dostluk Üzerine kitabını okudum. Bilge' nin çıkışına yakın kalktım, yolda kocaman bir Rot sevdim. Kırk sekiz kiloymuş, neredeyse tepeme çıkıyordu, ama nasıl güzeldi:))

Bilge'yle otobüs için öğrenci kartı almaya gittik. Daha evvel de gitmiş kalabalığı görünce vazgeçmiştik. Yine kalabalıktı ama sıranın hızla ilerlediğini görünce biz de sıra aldık. Üç yüz küsur kişi olunca, biraz dolaştık, yemek yedik. Sonra herkesler gibi metronun bir köşesinde oturup sıramızı bekledik. Pek suratsız görevli, azarlar tavrıyla işlemimizi yaptı. Bilge kartını alıp bakınca resmini ters bastıklarını fark etti. Ya obsesif olsaydım ne yapacaktım diye söylenip durdu:))  Duymazdan geldim:))

Eve gelince ben ortalığı toparladım. Koca' nın işi vardı Efes' i bahçeye Pamuk' la Toroman' ın yanına bırakmıştı. Akşam parkta buluştuk, ben Efes'in ise bulanmış suratını görünce çığlık attım:)) Evde bir güzel banyo yaptırdım. Zaten bugün de iç dış parazitlerini yaptıracağım, öncesinde iyi oldu...Gerçi her banyo sonrası suratını sallandırıyor ama kahvaltıda kaşarları gömerken barışıyoruz...

Heinrich Böll' ün Babasız Evler ine başladım. Biraz kalabalıkça karakterler ama oturur bir süre sonra diye düşünüyorum ...

Unbelievable izledim, zaten mini diziydi sekiz bölüm. İyiydi...

Cuma günü yogada orta seviye grubuyla ağır bir ders yaptık. Omuz ağrılarım anca bugün geçti.

Havalar birden soğudu, bu sabah burnumun ucu ve ayaklarım hiç ısınmıyor mesela. Bu sene de mont falan giyemeden direk kabanlara geçeceğiz galiba...

Keyifli bir hafta olsun...

19.09.2019

Kısa, kısa...

Leylak Dalı bu kitabı çok beğendim deyince bana da almıştık. İki bölümden oluşan kitaptaki öyküler birbirine bağlı ve etkileyici. İnsana dokunan öyküler.Çok beğendim...
"Artık büyüdüm" ün fotoğrafı bu. Asla birlikte fotoğraf çektirmiyor:((
Dün Waffle' ın doğum günüydü, dünyalar tatlısı bir çocuk. Efes' le de çok iyi anlaşıyorlar. Sahibi G. Abla' da bizim canımız. Doğum günü hediyesi güzel bir göğüs tasması aldım:)) çok yakıştı...

Sabahları evde  yaklaşık 20-25 dakikalık yoga duruşları yapıyorum, iyi geliyor.

Balkonda son parti elmalar kuruyor, bir de limon yağı deniyorum, ufak bir kavanozda o da  güneşleniyor.

Workin' Moms izliyorum, eğlenceli...

H. Böll' ün "Babasız Evler" ine başladım...

Marco Polo' nun "Dünya' nın Hikaye Edilişi" bitmek üzere. İkici kitap için bakınmalı, baskısı yok galiba...

Turşu yerine fermente sebze yapın diye okuyup duruyordum. Karnıbaharla denedim. Fena olmadı, turşu kadar lezzetli değil ama probiyotiklerin hatırına yenir mi? yenir, yiyorum:))

Efes' le çok yürüyoruz, geçen hafta kendi rekorumuzu kırdık. Bir hafta da 68 km. yürümüşüz:))

Annem bugün aşure yapıyormuşi sırf bunun için Antalya' da olmak vardı...

Koca bugün göz doktoruna gitti, adam gözlük katili, bahar başında yedeğiyle birlikte aldığım iki gözlüğün birini kaybetti, diğerinin de sapını kırmış...Allah' tan sen de gel diye tutturmadı. Hiç kalabalıklara giresim yok...

Bilge' nin her gün okul maceralarını dinlemek eğlenceli....

İyi bakın kendinize...



11.09.2019

Eylül

Yıllarca eylüle hatta sonbahara küs yaşamış ben, birkaç yıldır kendime şaşırarak ve sanırım olgunlaştım diyerek karşılıyorum bu ayı. Tabi ki babamı özlüyorum içim sızlarken ama burukta olsa bir gülümseme de yüzüme yerleşiyor.

 Hafta sonu kayınpederim ufak bir kalp krizi geçirdi. Koca apar topar Samsun' a gitti. Dün taburcu oldu, korkulacak bir şey olmadığını söylediler.

Bilge okula başladı. İki gün biraz maceralı gitti geldi. Bu sabah normal rutine döndük. Okula bırakıp, ofise geldik. Bu sene servis kullanmayacak. Biz götüreceğiz, toplu taşıma kullanacak falan filan...

Roberto Pazzi' nin Prensen Ve Canvar ' ını Su Turhan' ın Komiser Paşa' sını okudum.
The Sinner' ın iki sezonunu izledim.
Leylak Dalı'mla buluştum, çok keyifliydi, iyi geldi.
Balkonda sebze kurutuyorum, sıra sıra patlıcanlar, kabaklar ve biberler. Biraz da erik kuruttum. Evde hep bir sebze kokusu:))
Bu ara hep birilerini dinlerken buluyorum kendimi. Konuşmak kadar yorucu bu dinleme mevzusu, bazen takip edemiyorum, garip oluyor:))
Bu yılki 137 kitap okuma hedefim için biraz daha hızlanmam gerektiğini fark ettim (85. kitabımdayım)

Aslında kafamda başka düşünceler vardı, kelimelere gelince  böyle garip döküldü...
İyi bakın kendinize...


1.09.2019

Ağustos Okumalarım

Ağustos ayını on kitapla bitirdim. Üçte yarım kitabım var. Kitaplara gelince;

Bilim Güzeldir/ Mikroskop Altında İnsan Vücudu/ Colin Salter/ Tübitak...Bilge' yle Dost'ta gezerken görmüştüm. İyi ki almışım o kadar büyüleyici bir kitap ki anlatamam. İnsan vücudu, hücreleri, hatta ilaçların  ve hastalıkların mikroskobik görüntüleme yöntemleriyle sunulması şaşırtıcı olmasının yanında gerçekten çok etkileyici.

Bir Sanattır Öğle Uykusu/ Thierry Paquot/ Can...çok ilginç bir kitap.İndirimde almıştım. Yazar öğle uykusunun tarihsel, sanatsal ve edebi yansımalarını incelemiş ve bunu keyifli bir dille,ayrıca görsellerle desteklemiş. Hiç aklıma gelmeyecek bir konunun böyle işlenmesi ilginç bir tecrübe oldu...

Yüreğimdeki Ülkem / İsabel Allende/ Can..
Allende' nın yabancı olmadığım hayatı, anıları ve her kitabında olduğu gibi Şili' lilerin bizimkilere ne kadar benzediği duygusu...

Moskova' da Bir Beyfendi/ Amor Towles/ Hep Kitap... Bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri de bu kitap oldu. Çok beğendim, kalınlığı gözünüzü korkutmasın su gibi akıyor.Bir tarafta tarih bir tarafta muazzam bir adam, koca bir hayat...

Ekmek ve Zeytin/Ahmet Büke/ Can... Ahmet Büke öykülerini severim ama bunlar çok kısalardı , çok yer etmedi bende...

Ceberut Martin/ William Holding/ İşbankası... Bu ayın en zor okumasıydı. Tek tesellim çok kalın olmayışıydı. Bu kadar alt metin beni yoruyor...

İki Rüya Dokuz Gerçek/ Hakan Bıçakçı /Karakarga... M.K.Perker' in illüstrasyonlarıyla iyi başlayan ama garip biten sanki yarım yamalak hissi uyandıran bir okumaydı...

Sanat ve Sanatçılar Üzerine/ Sigmund Freud/ YKY... Uzun soluklu okumalarımdan biriydi. Sanırım dört beş aydır okuyorum. Gerçekten çok etkileyici , okurken çok zorlanırım diye düşünmüştüm. Zorlanmadım değil ama keyifli bir zorlanmaydı, hatta etrafımdakileri de alıntılarımla darlamış olabilirim...

Belgelerim/ Alejandro Zambra/ Notos Kitap
Yazarın daha evvel okuduğum kitaplarındaki garip duygu bu sefer öyküler olarak kafama kafama vurdu sanki. Kesinlikle kötü değil yanlış anlaşılmasın garip bir hissiyat...

Reddediyorum / Per Peterson/ Metis... Bu kitapla yazarın tüm kitaplarını okumuş oldum. Norveç edebiyatı deyince aklıma ilk gelen isim. Üç kitapta da hep aynı şeyi hissettim. Kitaplar çok güzel başlıyor, kurgu temeli çok iyi, sonra bir durağanlık ve garip bir son ama gerçekten çok güzel yazıyor....

Keyifli okumalar diliyorum...