02 Mayıs
Birkaç gündür enerji seviyem yerlerde, evin içinde bile çok az hareket ediyorum. Hava da bu halimi oldukça destekler şekilde. gerçi önceki gün bahçeye gittik. Koca çapa makinesi aldı, aman bir sevindi. Güya bu sene ekeceğimiz alanı küçültecektik o sevinçle baya bir alanın üzerinden geçti. Kışın diktiğim karnabahar fidelerinden beş tanesi hayatta, onların bulunduğu tarhı temizleyip havalandırdım. Turp, brokoli ve marul tohumları ektim. Asmayı azıcık daha hava ısınınca budamaya karar verdim. Sıcaklık yine aniden on derece birden düştü. Yarın yine gideriz diyorduk ama hava akşama kadar yağmurlu gösteriyor.
Rüzgarı Beklerken bitmek üzere, yazarın okuduğum ilk kitabı. Anı-otobiyografi tarzında bir kitap. Barselona' da doğup büyüyen yazarımız, değişim öğrencisi olarak üniversitenin bir kısmını Selanik' te okuyup sonrasında bir süre Kudüs' te yaşıyor. Oradan sevgilisiyle Atlantik' te geziyor tekneyle, ardından New York' un karmaşasında yaşamaya devam ediyor. Sanırım belgeselci anlatımı diye bir şey var ve kitapta bunu hissediyorsunuz. Zaten tekinsiz de, ne bileyim pek sevmedim. Otuz sayfa kadar var bitmesine, belki bitince daha farklı hissederim.
Karşıya geveze pomeranian türü, gıcık bir köpek taşınmış. Akşama kadar yaban kazı gibi havlıyor, Efes' de bunu duyunca başlıyor havlamaya. Bir süre sonra yok sayar ama bakalım ne zaman olacak. Gidip
Sefiller'i dinlemeye başladım. Uzun bir dinleme olacak.
Kızlarla Pera Günlükleri 3 birdik, iyice sardı, dinleme teklifi artık onlardan geliyor. Dördüncü kitaba yarın başlayacağız.
Zorunlu görüşmeler hala ben de sevmediğim bir yemeği yemek gibi, kötü bir tad bırakıyor. Aslında son günlerdeki keyifsizliğim de sebebi bu içten içe biliyorum. Bu yaşta hala birşeylere mecbur hissetmem, nezaketimin sınırlarını oldukça zorluyor. Kendime kızıyorum, kendime üzülüyorum , bu halin geçmesini bekliyorum...

Yorumlar
Yorum Gönder