2.03.2010

BAHAR GİBİ BİRŞEY...


Bu sabah tam başlıkta ki gibi hissettim. Pırıl pırıl bir hava, gökte güneş...Bahar geliyor... Gerçi daha ağaçlarda falan "tık" yok ama, olsun yakındır. Ne çok özlemişim. Bir zamanlar yanında çalıştığım bir işverenim "sana yapılacak en büyük kötülük, bir masanın başına oturtup, tüm gününü orda geçirtmektir" demişti. Ne kadar haklıymış, sabah sabah bu geldi aklıma. Dün kendime malzeme alırken, Bilge' ye de yeni bir suluboya takımı aldım. Üzerinde çizgi film kahramanları var, çok hoşuna gitti. Hemen mutfak masasını ona tahsis ettik, bir de mutfak önlüğünü. Ben yemek hazırlarken o, boyadı da boyadı. Sadece resim kağıdını değil, masayı, duvarı, ve kendini:)) Gene kavga ederek bir akşam yemeği yedik. Koca çok yorgundu, hemen ona bir çay yapıp, Bilge' yi banyoya soktum. Banyodan sonra, babası kuruttu gene saçlarını, tam babasının kucağında uyudu uyuyacak diye beklerken "acıktım " diye zıpladı. Ben kızdım yemek masasında karnını doyurmadığı için ama nafile, baba kız doyurdular karınlarını tekrardan. Bilge cin gibi oldu, uykudan falan eser yok. Yorgunluktan kıvranan kocaya hiç acımadım, gittim yattım. En son geç bir saatte kocanın "uyu artık" çığlıklarını duydum, ama hiç ilgilenmedim. Haketti bunu:)) Dün keyifli keyifli doğum günü kartlarını hazırlarken, karton işaret parmağımı kesti, üstelik de baya derin kesti. Kanımı da akıtmış oldum böylelikle... Sızısı geçsin devam edeceğim. "Mavi kuş hareketi" için bugün paketim gidiyor. Kargoyu bekliyorum şu anda. Umarım gönderdiklerim işlerine yarar. Bir de örgü paketi yapacağım inşallah. Paylaşmak çok güzel bir duygu, insanı mutlu eden, gönlünü zenginleştiren... Bence ufak da olsa birşeyler yollayıp, sizde yaşayın bunu. Dünyada sadece bizler, akrabalarımız, eşimiz dostumuz yaşamıyor. Bir çok yaşam var, gözümüzün görmediği, kulağımızın duymadığı; bir yerlerde yaşam mücadelesi veren. Düşünmek gerek bunları, keşke elimden çok daha fazlası gelse...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder