11.10.2010

BİR BARDAK SÜT, BİR DİLİM KEK

Bu sabah güzel bir sabah, dışarıda güneş var, gökyüzü pırıl pırıl. Hava durumuna bağlı ruh halimse gayet mutlu:)) Hafta sonu evle uğraştım; sildim, süpürdüm, düzelttim. Bunları yaparken Koca da çok yardım etti. Pazar günü misafir ağırladık, çok keyifliydi. Ne zaman evde birilerini ağırlasak hep kendime "bunu neden daha sık yapmıyoruz" sorusunu soruyorum. Nerdeyse bir haftadır Bilge' ye yemek yedirmek eziyet halini aldı. Dün mutfakta ben hazırlıklarla uğraşırken, fırından yeni çıkan kekleri gördü "hımm lezzetli görünüyor " diye el attı keklere. O zamandan beri girip çıkıp kek yiyor, yanında da sütle:)) Misafirleri bir kekle mi ağırladın derseniz tabiki hayır bir sürü mama hazırladım. Uzun süre masadan kalkmadık, güzel bir sohbet eşliğinde. Bilge babasıyla misafirleri evlerine bırakmaya gitti. Uzun süredir evde ilk kez yalnız kaldım. Bir saat kadar sürdü bu yalnızlığım, ama bana çok uzun geldi:)) Evde her zaman oturduğum ikili koltuğa yayıldım, insanın eşyalarının olması ne güzel diye düşündüm. Ne çok anı var o eşyalarda, sıcacık, keyifli... Bilge' ye bere başladım, kış demek örgü yapmak demek, kat kat giyinip eve gelince sıcacık evini sevmek demek. Farkındayım kışı sevimli görmeye çalışıyorum, tüm savaş aletlerimi hazırlamalıyım. Bol bol kitap, yeni filmler, renkli boya kalemleri, belki legolar. Yatmadan önce okunan masal kitapları, bitki çayları, taze sıkılmış portakal suyu ve mutfakta hamur kokusu...

2 yorum:

  1. Ne kadar güzel, ne kadar keyifli bir yazı olmuş bu. Tıpkı o mis kokulu kekler gibi. Buraya kadar geldi kokuları. Bal gibi bir hafta diliyorum sana ve dünya tatlısı Bilge kızıma. Öp öp öp onu benim için güzel yanaklarından

    YanıtlaSil
  2. Umurcuğum, gel mis gibi kek yapalım hapur hupur indirelim kızlarla üstüne de mis gibi çay ay ay:))

    YanıtlaSil