31.01.2013

Günler geçiyor...

 Günler birbirini kovalıyor. Tatil kelimesinin tam anlamıyla tadını çıkartıyoruz. Genelde evdeyiz. Bilge kendi başına yeni bir kar küresi daha yaptı.
 Tomurcuk vaziyette aldığım sümbülü sulama işi kendisinindi. Emeğini karşılıksız bırakmayan sümbül güzel çiçekleri ve mis gibi kokusuyla evimizi şenlendirdi.
 Suda bekletmek suretiyle köklendirdiğimiz minnak benjamin ufak ufak büyüyor.
 Dalından koparıp diktiğim bu çiçeğin güneş gördükçe kızaran yapraklarına bayılıyoruz. Arkadaki güneş görmeyen aynı çiçek çok soluk duruyor.Aynı kökten olduklarına şaşıyor insan.
 Çim kızımız Rapunzel olma hevesinde, saçları uzadı da uzadı:))
 Bu kitapları okudum,
 Bunu okuyorum, biraz yavaş gidiyor
 Bu tek parmaklı eldivenleri bitirdim, henüz süslemedim.
Eldivenlerin altında görünen sehpa örtüsünü tamamlayıp, aynısından masaya da yapıyorum. İpleri çektikten sonra, başka bir iple kıvırıp aralarına ahşap boncuk koyuyorum. Kenarına da güpür diktim.
Bu arada mütemadiyen çizgi film ve animasyon izliyorum. Arka arkaya sıralayınca ne çok şey yapmış gibi görünüyorum değil mi:)) Güzel geçiyor tatil, umarım sizinki de güzel geçiyordur.

28.01.2013

Tatilin ilk günü

Tatilimiz başladı, bu tatili evde geçirme kararı aldık. Bilge'nin bir türlü iyileşmemesi en büyük etkendi. Hafta sonu Bilge'nin İstanbul' da yaşayan kuzeni geldi. Güzel bir sürpriz oldu bizim için. Bu arada her gün için iki sayfalık ödev vermişler, Bilge söylene söylene yaptı ödevlerini. Sonra dışarı çıktık üçümüz. Kuğulu Park' ımızın tadilatı bitmiş, pek sevindik. Kuğulara selam çaktık, karşıdaki büyük kitapçıya girdik, derken akşamı ettik. Tatilde olmak ne güzel bir şey, insan hemen havasına giriyor:)) Emrah Serbes' in "Hikâyem Paramparça" kitabını bitirdim. Yine çok güzel yazmış, yine hayran kaldım. Bu yılın beşinci kitabına bu sabah başladım "Kitap Hırsızı" henüz çok başındayım, okudukça yazarım. Bu arada Bilge güzel bir karne getirip, bizi çok mutlu etti. Darısı diğer dönemlere diyorum. " Seninle gurur duyuyorum"  diyorum abarta abarta. Birbirimize bakıp gülümsüyoruz:))

25.01.2013

Büyük Gün

Günlerdir bugünün gelmesini bekliyordu Bilge. Bana sorarsanız nasıl geçti bilemedim. Yılı yarıladılar, bugün karne günü. Erkenden hazırlandı, serbest kıyafetle gelebilirsiniz demişlerdi, ne çok uğraştı uygun kıyafet  bulabilmek için. Akşam beşte almaya gideceğim. Hadi hayırlısı diyelim, ne diyelim:))

23.01.2013

Anna Karenına

 İki cilt halindeki Anna Karenina kitabını aldığımda sene 1998 miş. Set halinde klasikleri almıştım. Öncelik Rüzgar Gibi Geçti' nindi. Bir solukta okuyuvermiştim. Ardından Anna Karenina' ya başlamıştım ve birinci kitabı bile bitirememiştim. İnsanların çokluğu kafamı o kadar karıştırmıştı ki. Sonrasında azmedip ara vermeden iki kitabı bitirmiştim. Hatta kitabı bitirebildim diye arkadaşlarıma hava attığımı bile hatırlıyorum:)) Anna Karenina deyince hep buruk sonu geldi aklıma.
Dün işlerimi bitirip filmi izlemek için oturdum. Nasıl güzel bir filmdi. Asla hayal edemeyeceğim bir tiyatro sahnesinde, muhteşem dekorlar, muhteşem kostümler ve o eşsiz müzik.Oyuncular,hepsi ama hepsi çok güzeldi. Gerçekten çok beğendim ve çok etkilendim. Diğer Oscar adaylarını izlemedim ama bu film benden tam not aldı. Ama bende keşke sinemada izleseydim dedim. Beyaz perdede daha muhteşem olurdu seyri. İzlemediyseniz izleyin derim.

22.01.2013

Yeni Kitaplarım

Dün dört gözle kargoyu bekledim, gelmeyince" yarın gelir artık ne yapalım" dedim. Bilge'yi okuldan aldım. Eve geldik, yemek yedik. Koca gecikeceğini söylemişti. Sabahtan süpürdüğüm evi bir güzel sildim, toz aldım. Bilge beni hayretler içinde bırakıp odasını temizledi. Ödevlerin başına oturduk, itirazsız hemencecik bitiriverdi.
Tam çayımı demlemişken Koca elinde kargo paketiyle geldi. Nasıl sevindim, sanki ben almamışım da birileri bana yollamış gibi. Boş kaldıkça sepetimi doldurup (limitimi de göz önünde bulundurarak) ayın on beşinden sonra (malum hesap kesim tarihi) kitapları sipariş etmiştim. Jhon Berger' dan  sevgili Natali bahsetmişti. Emine Fay Kırığı-2 ne zamandır aklımdaydı, geç bile kaldım. Emrah Serbes deyince akan sular durur. Martı' yı ise ara tara kitaplığımda bulamamıştım, kim bilir kimde kaldı. Rönesanstan Günümüze Resim Sanatının Öyküsü' nü kütüphaneden alıp okumuştum, kitaplığımda olsun istedim. Bunların hepsini toparlayıp almak, beni çok mutlu etti. Okumak için sabırsızlanıyorum. Bu alışverişten güzel bir anı olarak Bilge' nin öğrendiği on bir harfi içinde barındıran kitap kapağını okuyup "Martı" demesiydi, neredeyse oturup ağlayacaktım:)) Tabi yine ben ölünce kitaplarımın ona kalıp kalmayacağını sordu:)) Kitaplar hep ama hep hayatımızda olsun...

21.01.2013

Hafta sonu

 Cumartesi günü yağmurla uyandık. Öğleye doğru kursa gittik. Keman öğretmeni mart ayında dinleti yapacaklarını söyleyince Bilge tutuştu. Günlük çalışma vaktimizi arttırmaya karar verdik. Ben yarım resimlerimle uğraştım, Bilge guaj boyalarla resim çalıştı. Akşam üzeri Koca gelip Bilge'yi aldı beraber pizza yemeye gittiler. Ayda bir düzenlediğimiz "edebiyat söyleşi" si için ben atölyede kaldım. Söyleşi için hazırlık yaptık, sıcak şarap yapıp ikram ettik. Bu ay ki yazarımız Tezer Özlü, kitabımız "Yaşamın Ucuna Yolculuk" tu.  Kitap seçimlerini sunumu yapacak kişi belirliyor. Tahmin ettiğim gibi biraz tutuk geçti söyleşi. Yine kalabalıktık ama gelecek ay ki söyleşi için sunum yapmaya kimse gönüllü olmayınca ben yine bu vazifeyi üstlendim. Kafka' nın "Dönüşüm" ünü seçtim. Arada yapma ya sesleri çıksa da, paşa paşa okunacak:))
Pazar günü öğleden sonra sinemaya gittik. Filmimiz "Efsane Beşli" ydi ve üç boyutlu izledik.

Bilge pür dikkat izledi, masal tadında keyifli bir filmdi. Akşam Bilge ödevlerini bitirdiği için bol bol filmin kahramanlarının resimlerini çizdi. Ben kitap okudum. Koca tv. kumandasıyla kanal kanal gezdi. Geç olmadan yattık. Sabaha karşı Bilge ağlayarak uyandı. Önce kabus gördüm dedi ama sonrasında kulağı ağrımaya başladı. Sabah doktora gittik, maalesef sağ kulağında enfeksiyon oluşmuş, sinir oldum. İlaçları aldık eve geldik. Ağrısı olmadığı için okula gitmeye karar verdi. Öğlen okula bıraktım. Çocukların çoğunda kulak enfeksiyonu varmış, daha da  sinir oldum. Hafta sonu karne heyecanı var, bizimki şimdiden karne hediyeleri üzerine pazarlık yapmaya başladı bile. Hatta abartıp "karne perisi var mı " diye sordu, hem de diş perisinin papucunu dama atmışken:))) Neyse bugün hava çok güzel, spor salonuna yürüyerek gitmeye karar verdim. Güneşte şöyle gözlerimi kırpıştıra kırpıştıra:)) Güzel bir haftamız olsun...

17.01.2013

Biraz kitap, biraz film...

 Hüsnü Arkan'ın ilk okuduğum kitabı "Mino' nun Siyah Gülü" ydü ve çok beğenmiştim. "Menekşeler Atlar Oburlar" başlangıçta çok iyiydi. Dili, anlatımı, kelimeleri  birbirini takip ederken ilk elli sayfadan sonra, ana karakterin hastalıklı ruh halini okumak beni kasmaya başladı. Sonuna gelince tamamen bir hayal kırıklığı ve saçma bir kurguydu diyebilirim. " İzmir yakınlarındaki küçük bir kasabada yaşayan varlıklı bir ailenin tek çocuğudur Hüseyin. Malların ve çiftliğin yönetimini üstlenen amcası, geleneklere uymayıp meyhane işletmeyi seçen babası, menekşe kokulu annesi, çiftlikteki sevgili atları, yengesi, halaları ve komşu kadınlar arasında büyür. Ancak hep mutluluk içinde geçmez kasaba hayatı. Babasını küçük yaşta kaybeder. Okulda ise sorunlu bir öğrencidir, yine de kazanır üniversiteyi. Kişiliğindeki bölünmeler o yıllarda başlar..."( arka kapaktan)
"The Flowers Of War"bir savaş filmi. 1937 ' de ikinci Çin- Japon savaşı sırasında yaşananları anlatıyor. Güzel bir filmdi, ama tekrar izlemeyi yüreğimin kaldırmayacağı da bir filmdi diyebilirim. Christian Bale' e hayran kaldım, her rolde şaşırtıyor beni. Bu arada seri halinde izlediğim filmler var, tamamlayınca onlardan da bahsedeceğim.  Bol okumalı, bol filmli günlerimiz olsun...

16.01.2013

Bu sabah...

Bu sabah erken uyandım. Bilge uyuyordu, Koca'yı işe yolladım. Telefonumu aldım ne var ne yok diye facebooka bakarken, iki gün önce gelen bir mesajı fark ettim. Mesajı göndereni tanımıyordum. Mesaj şöyle;
"Sevda Hanım Merhaba, İmza: Kızın 'daki Sevda Kayra Türk sizsiniz sanırım. Yalnızca sizi tebrik etmek ve teşekkür etmek istedim. Ben daha güzel ifade edemezdim sanırım babama olan hislerimi. 10 yaşım, Akdeniz'i babamın yanı başında ilk kez görüp, hayranlıkla baktığım zamanlar...32 yaşındayım, babam hasta ve sanırım onunla son demlerimizi yaşıyoruz. Kendimi buna hazırlamaya çalışırken mektubunuzu okudum. İnanın bana destek oldu, gitse bile babamın hep bir şekilde yanımda olacağını anladım sayenizde. Şimdi babam bir deniz, masmavi bir deniz. Dilerim sizin babanızda masal ülkesinde çok çok mutludur" Gözümde yaşlarla hiç tanımadığım birisinin,  çok tanıdık acısı, içimi dağladı. Tüm yaşadıklarım gözümün önünden geçti. Ölümün tesellisi yok ama yürek buluyor işte avunmalık da olsa, minik de olsa, umut hepimizin can damarı. Artık çok yakın hissettiğim bu hanıma, ne zaman isterse bana yazabileceğini, dertleşebileceğimizi yazdım. Hayat devam ediyor diyemedim, duyduğun her "baba" kelimesinde çakılıp kalacaksın diyemedim. Babana sıkı sıkı sarıl, çok özleyeceksin de diyemedim Sesini kafana kazı, unutmaktan ödün kopacak da diyemedim. . Bu yazdıklarımdan haberi de olmayacak belki. Benim yürek tesellimse iyi ki İmza: Kızın' da yer almışım, iyi ki bu proje hayata geçmiş...Babamı çok özledim...

15.01.2013

Çok eğlendik:))

 Meraklı Minik Dergisi' nin bu ay ki sayısında gördük kar küresini. Bilge zaten çok sever kar kürelerini. Malzeme listesini gözden geçirdik. Eksikleri kafama kazıdı. "Akşama yapıyoruz, o na göre hiç bir şeyi unutma" dedi. Ne demek niye unutayım ki (!!!!!!!!)
 Malzemeler şöyle; uygun bir kavanoz, içine koyacak oyuncak, ışıltılı sim, gliserin, yapıştırıcı ve su.
Kavanozun kapağına istediğimiz objeleri yapıştırıyoruz. Bilge bir numaralı arkadaşının verdiği uğur böceğini, çikolatadan çıkan köpekçiği ve geçen yaz deniz kenarında bulduğu deniz minaresini koydu. Kavanozun içini bir miktar boşluk kalacak şekilde suyla  dolduruyoruz. Yarım kaşık sim ekliyoruz ( biz abartmışız ama ziyanı yok) İki çay kaşığı da gliserin ekliyoruz. Kapağı kapatıyoruz. Harika bir şey çıkıyor ortaya:))
 Önceki gün bana sitem etmişti, "kitap almaya gitmiyoruz" diye. Netten sipariş ediyorum bu aralar alacağım kitapları:(( Dün YKY' ye uğradım. Feridun Oral' ın öykülerine ve özellikle çizimlerine bayıldığını bildiğim için iki kitabını aldım. Bir de güzel hediye paketlerine sardılar. Akşam okul dönüşü özenle açtı paketleri.
 İkisi de çok güzel kitaplar. Akşam iki kez okudum. En çok "Kirpi ile Kestane" ye bayıldım. Kestane ağacının altında uyuklayan kirpinin sırtına  düşen kestaneyle dikenleri birbirlerine dolanıyor. Neredeyse ormandaki tüm hayvanlardan yardım istiyorlar ama herkes çok meşgul olduğu için yardım etmiyor.Sonunda birbirlerinden kurtulma hikayeleri çok komik.
 "Küçük Fare Bidi" de yine keyifli bir öyküydü. Bir çiftlikte yaşayan küçük fare Bidi' nin en büyük hayali bir kaplan terbiye etmek. Kasabaya gelen sirkin kaplanı kafesten kaçınca iş Bidi' ye kalıyor...
Bilge'ye gelince dün gece daha rahat uyudu. Dün aşı olmuşlar, onun nazını saymazsak gayet iyiydi. Bu sabah mutfağı alt üst ettiğini ama uygun kavanoz bulamadığını, o vakit (!!!! bayılıyorum  bu lafa) akşama kavanoz almamı buyurdu:)))

14.01.2013

Hafta Sonu

Cumartesi yağmurda kursa güç bela gittik. Çıkışta alış veriş yapıp yine aynı eziyetle eve döndük. Pazar günü dışarı çıkmayalım dedik. Bilge ufak ufak öksürüyordu. Kahvaltıdan sonra pazara gittim. Tazecik pancar aldım. Eve gelince önce çavdar unu ve cevizle ekmek yaptım.  Pancarları haşladım, turşu yaptım. Buzluktan kapak püresi çıkarttım, ekmekler çıkınca , uyduruk bir kabaklı poğaçaları fırına verdim.Nefis oldular, bugün Bilge'nin beslenmesini şenlendirdiler. Yemek faslına da girince mutfaktan çıkmam  akşamı buldu. Bilge ödevlerini babasıyla yaptı. Ben kemana yastık diktim, sonra  keman çalıştık. Film izledik, Bilge erken uyudu. Bir ara yanına gittim, baktım alev alev yanıyor. Hemen üzerini değiştirdim, ateş düşürücü verdim. Bekledim ateşi düşmüyor, banyoya soktum, bir duş aldırdım. Uyuduğumuzda sabah dörde geliyordu. Uyandığımızda  ateşi düşmüştü. Doktora götürdüm , antibiyotiğe başladık. Okula gitmeyelim dedim, "olmaz, yeni harf öğreneceğiz" dedi. Okula bıraktım, çocukların hepsi hasta, öğretmende dahil:((  Kızılay' a indim pilates lastiği alıp, spor salonuna gittim. Pilates seansında son anda kocaman bir poponun altında kalmaktan son anda kurtuldum. Önümdeki hatunun altındaki top kaçınca üstüme doğru düştü. Neyse kazasız belasız seansı bitirdim. Birazdan Bilge'yi almaya gideceğim, vücudum alıştı sanırım, ağrım sızım kalmadı.  Güzel bir hafta diliyorum hepimize...

11.01.2013

Çim Kız

Karşınızda Bilge' nin "çim kızı". Çok emek verdi, girdi çıktı suladı, gün ışığı görsün diye pencere pencere dolaştırdı. Sonunda çimler çıktı, bir ara "saçlarını tarasam mı" diye sordu:)) Hala çıkmayan kısımlar için çalışmaları devam ediyor.
Bugün kafam çok bozuktu, sarıldım telefona. Dost sesi duymak ne güzel oldu, keyfim yerine geldi.
Güzel , azıcık sıcak  ve dostlarla dolu bir hafta sonu diliyorum...

10.01.2013

Dün

Dün spor salonuna giderken seansımın adına baktım, "aktif spor" yazıyordu. Aktif sözünden işkillenmiştim de  bu kadar canımı okuyacağını tahmin etmemiştim. Yürüdüm, koştum, mekik çektim, ip atladım, şınav çektim, yine koştum, ağırlık kaldırdım, ağır bir boru gibi birşey daha kaldırdım, yine koştum, yine mekik çektim. Ofladım, pufladım, nabzım tavan yaptı, çıktığımda esmer yüzüm kıpkırmızıydı:)) Ofise gelirken kar gibi birşey yağdı yada ağaçları biri sürekli silkeledi üstüme. Ofisten okula geçtim, Bilge'yi aldım. Donmuş yollardan karınca adımlarıyla eve geldik. Hemen yemeği hazırladım, ardından Koca geldi. Yemek faslından sonra Bilge' nin ödevlerine baktım. Allah'tan insaflı davranmışlardı, kendi başına yapabileceği ödevleri vardı. Ben arda kontrol ettim. Kanuni, İbrahim' in ipini çekerken, ben de bitirdiğim eldiveni ( geçen fotoğrafını koyduğum değil, o örnek olarak bir kenarda duruyor) süsledim, diğerine devam ettim. Öyle yorulmuşum ki, şişlerle bile kavga etmedim, tıkır tıkır ördüm (tıkır tıkır!!!!!!) Ödevler bitti, Hürrem bitti, hadi yatalım dedi Bilge. Kitap okumaya hiç halim yoktu. Aklımı kullanıp, "bugün sen oku ben "dinleyeyim dedim. Yarasa ve gelincikle ilgili acayip fantastik bir masal uydurmaya başladı, sonunu duyamadan uyumuşum. Sabah erken uyandım, boynum dışında bir yerlerim ağrımıyordu. Bilge uyanana kadar Hüsnü Arkan' ın  "Menekşeler Atlar Oburlar" kitabına başladım.Yine çok güzel bir kitap, sayfalar sayfaları kovaladı. Bilge kalktı, kahvaltı yaptı, bir şeylerle oyalandı. Ben ortalığı toparladım. Akşama buzluktaki ganimetlerden türlü pişirdim. Sonra gıy gıy gıy keman çalıştık. Okul vakti geldi, beslenmesini hazırladım, okula gittik.  Onu bırakıp ofise gelirken Atölyeyi aradım. Öğleden sonra kara kalem dersi varmış, birazdan oraya gideceğim. Haftada bir gün kara kalem, bir günde yağlı boyaya devam edeceğim. Kış günlerine inat tempomu arttırmaya karar verdim. Hadi ben kaçtım.

9.01.2013

Sabah Sessizliği ve Orhan Veli

Dün Bilge'yi okuldan alıp eve getirdim. Yemek yedikten sonra,ben ben mutfağı toparlarken o da televizyon izledi. Yaklaşık bir saat sonra oturduk ödevlerin başına. Kalktığımızda saat 23' e geliyordu, ödevler bitmemişti ve ikimizinde kaşı gözü kaymıştı. Elimize bir kitap alıp, yatağa yattık. Bir iki sayfa okudum, baktım uyumuş, ben de  yattım. Sabah erken kalktım, bizimki hala mışıl mışıl uyuyor. Koca'yı işe yolladım. Çayımı aldım, tekli koltuğu cam kenarına doğru çektim. Dışarıda güzel bir kış güneşi vardı. Hoşgör Köftecisi ' ni bitirdim. Orhan Veli' nin altı kısa hikâyesi, bir serbest çevirisi, ve edebiyat hakkında bir kısa konuşması vardı. Tabi bu kadar Orhan Veli beni kesmedi. Geçen yıl aldığım" Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti" kitabını aldım elime. Cd' yi açtım, Orhan Veli'yle birlikte şiir okudum. Kitabın sonuna doğru Bilge uyandı. Cd' yi ve kitabı kapattım. Kahvaltısını yaptırdım.Biraz keman çalıştırdım, ardından akşamdan kalan ödevi bitirdik. Hazırlanıp okula gittik. Bana bu şiir kaldı sabahtan;
GİDERAYAK
Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığındaki hissemize razıydık.
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık
Kendimize hüzünler icat ettik.
Avunamadık;
Yoksa biz...
Biz bu dünyadan değil miydik?

8.01.2013

Karlar Düşer...

 Dün spor salonuna giderken başlayan kar, ben çıktığımda daha yoğun yağmaya başlamıştı ve her yer bembeyazdı. Önce ofise geldim, Koca' yla Bilge'yi okuldan aldık. "Yürüseydik karda" diyen Bilge'yi eve zor attık. Sabah uyanır uyanmaz camdan baktı "yaşasııııııın" dedi sonra "bugün okul var mı "diye sordu. Okulda çocuklarla kar topu oynayacağını bildiğim için, okul saatine kadar çıkartmadım. Okula giderken yüzünde kocaman bir gülüş vardı.
 Evin önünde çöp torbasıyla kayan çocuklara "akşama da burada mısınız " diye sordu:))
 Çocuklar o kadar eğleniyorlardı ki, benim bile evden bir poşet kapıp, kayasım geldi:))
 Hoplaya zıplaya okula gittik.
İlk kar topunu bana attı:)) Anneler çocukları sıkı sıkı tembihliyorlardı "sakın teneffüste dışarı çıkma" . "Kim dinler sizi" dedim içimden. Forma yerine, içi yünlü kar pantolonu giydirdim Bilge'ye. Soranlara "formama süt döküldü" dedi:)) "Dışarı çıkarken sıkı giyin  ve bugün çok eğlen" dedim.
Dün spor salonuna gittiğimde hiç bir şeyin değişmediğini gördüm. İki yıl önce de buraya gitmiştim. Belediye' nin fiyatı çok uygun hanımlar lokali burası. Pazartesileri pilates var. Yine grubun en genci benim. Yine soyunma odasında hanımlar birbirleriyle antideprasanlarının rengini konuşuyorlardı. Yine gelinlerini çekiştiriyorlar, yine sizi görünce baştan ayağa süzüyorlardı:)) Seans çok acımasızdı, canım çıktı. Bu sabah Asortik Kreb'in dediklerini yaptım. Bacaklarımda ve sırtımda bir şey yok ama boynum ve omuzlarım ağrıyor. Beklediğimden az bir ağrı olduğu için şikayet etmiyorum. Anayurt Oteli bitti. Orhan Veli' nin" Hoşgör Köfetcisi " ne başladım. Bu havalarda dinlenebilecek en güzel müziği, Vivaldi 'yi dinliyorum. Yetiştirebilirsem bugüne bir de film sığdırmayı planlıyorum. Sıcacık kalın....

7.01.2013

Hafta Sonu

Hafta sonu kursa gittik. Keman dersini beklerken , Bilge bateriye sardı, çok keyifliydi. Akşama kadar boş bulduğu aralarda baterinin yanında aldı soluğu:)) Akşam çıkışta takı malzemesi almaya uğradık. İçi farklı boncuklarla dolu ufak bir çanta aldı, evde boynundaki kolyeyi dizdi. Tam deli kızın düğünü oldu, hafta sonu hiç çıkarmadı:)) Üç gün boyunca ödev yaptık, ne bereketli bir şeymiş yap yap bitmedi.İçimiz şişti ödev yapmaktan. Pazar günü geç kalktık, kahvaltıyı geç yaptık. Ev işleri derken geç bir öğle yemeğinin ardından Koca'nın ısrarıyla çok uzak bir AVM' ye gittik.Bana spor ayakkabı alıp hemen çıktık. Canımız bol çikolata, bol pasta çekti. Tabakları değiştire değiştire, pastaları götürdük. (gülen surattan ben yemedim, sütlü bir tatlıyla yetindim) 
Birazdan spora gideceğim. Kar yavaştan başladı, dönüşte her yer bembeyaz olmaz umarım. Güzel bir hafta olsun hepimize.

3.01.2013

Örgü zamanı...

Dün bahsetmiştim ya annem yeni örgüler öğretti diye. Kolajda ilk sıradaki saç bantını teyzem Bilge'ye örmüş, bende başladım (sağ alt köşedeki) Orta sıradaki bere yine aynı örnekten annem bana bere örmüş, Bilge modellik yaptı, sıcacık bir şey. Benim favorimse tek parmaklı eldiven. Annem "sen beceremezsin " diyerek pek motive etti bunu yaparken, hatta bir kerede gözünü bile kırpmadan "küçük olmuş "diye söktü ama yıldıramadı. Böyle hava atıyorum ama umarım diğer çiftini elime yüzüme bulaştırmadan örebilirim:)) Bir de kızçeme çoraplarını üzerine giysin diye tozluk ördüm, bugün bitiririm diye düşünüyorum. Yılın ilk kitabına başladım. Yusuf Atılgan' ın "Anayurt Oteli" aslında okumak için geç kaldığım bir kitap diye düşündüm okudukça. Bitince bahsederim. Bu arada bugün kendimi alıp spor salonuna kaydettirdim:)) Yazın sabahları güzel yürümüştüm ama havalar soğuyunca, sabah yürüyüşlerim yalan oldu. Koskoca kış otur otur, nereye kadar dedim. Haftada üç gün gideceğim, eminim ilk başta hamlayacağım. Ağrılı ve acılı olacak. Bu arada Mevsimlerden Roma 14 Ocakta yeni bir diyet programı yayınlayacakmış, ona da katılayım diyorum. Üzerimden çok çok ağırlık atasım var:)) Buraya da yazıyorum kaytarırsam lütfen yüzüme tükürün:))

2.01.2013

YILIN İLK YAZISI

Çok keyifli bir kaç günün ve güzel bir yeni yıl kutlamasının ardından,bugün kız kardeşi yolcu ettim. Annem de teyzeme gitti, cuma günüde o Antalya'ya dönecek. Yani her yanımı hüzün kapladı, birlikte olmak ne güzeldi, ev bomboş olacak şimdi. Bilge dün akşam gideceklerini öğrenince günleri yanlış hesapladığını fark etti, daha iki günleri var zannediyormuş, boncuk boncuk göz yaşları döktü. Uzun süre onu teselli etmeye çalıştık. Sabah okula giderken "anne insanın sevdikleri uzakta olunca, daha özel oluyorlar değil mi "dedi:(( Hava da nasıl puslu bugün, oturup ağlasam güne yakışacak. Allah' tan ofiste yalnızım.Bu arada annemle  çok güzel örgüler yaptık. Eldiven yapmayı öğrendim. Beş şişle cebelleştim ama güzel oldu, fotoğraflarını paylaşırım:))
Güzel bir hafta diliyorum hepimize...