30.04.2015

Günaydın...

Günaydınlar olsun, ne güzel bahar gelmiş buralara...ağaçlar çiçeklenmiş...özellikle leylaklar salına salına arzı endam ediyor.
Sabah okul yolunda hayran hayran baktım etrafa. Çok iyi geldi. 
Dün felaket bir gündü. Uzun süredir sıkıntılı olan kombiyi değiştirmeye ev sahibini ikna edince, ustalar dün geldi. Bu arada kayınvalideler habersiz geldiler...annem zaten bizimleydi. Mutfağı salona taşıdılar, kırıp dökmeye başladılar. Eski kombi bacalıydı, dışarıya taşındı. Mutfak bildiğiniz inşaat alanı oldu. Gazı, suyu kestiler. Akşama kadar sürdü. Özetle korkunç bir gündü. Annem de, kayınvalideler de gece on iki arabalarıyla gittiler. Nasıl uyuduğumu bilmiyorum:)))
Neyse iyi bakın kendinize diyerek kaçayım,çok işim var yapılacak.

27.04.2015

Biz geldik...


Efendim gittik, gördük, aklımız bu sevimli bebeklerde geri döndük. Kendi yeğenlerim diye demiyorum gerçekten çok sevimli ve sakin bebekler. Böyle olunca tadından yenmedi:)) Sadece bir kez Bakırköy' e indik.  Dönmeden önce Edirne' ye dayımı görmeye gittik.En küçük ve en yakışıklı kuzenimle tanıştık. Bilge'yle birbirlerine bayıldılar. Oyun oynamaya doyamadılar. Öyle olunca Edirne' de de burnumuzu dışarıya çıkarmadık. Yol boyu ne gördüysek onunla yetindik. Bu arada son anda arabayla gitmekten vazgeçip, otobüsle gidince cidden yorucu oldu. Ama olsun kızlar çok tatlıydı, tüm yorgunluğa değdi. Kendimi toparlamaya çalışıyorum. Kendime geleyim daha detaylı yazarım, iyi bakın kendinize. Annem bugün evde karantina ilan etti. Evi temizleyeceğiz birazdan. Sabahtan Çıkrıkçılar Yokuşundaydık, gitmeseydik iyiydi:))yazık bana...

16.04.2015

Buralarda...

Aslında zamanı bu anda dondurabilsem diye düşündüm...Bütün koşuşturma bitmiş, evdekiler uyumuş, nereye koyduğumu hatırlamadığım tea lightları bulup yeni mumluklarıma yerleştirmiştim.Bol limonlu çayımı yudumlarken ve kucağımda kitabım varken aklımdan geçen buydu...Sonra...sonra Bilge' nin sabah beslenme çantası aklıma geldi...mumları söndürürken elimi yaktım... mumlukların ev şeklinde olanın çatısı morlu olanından da almaya karar verdim... dün aldım...Bu ara ne çok şey alıyorum, iç sesim dışında biri bana "dur" demeli mi ...annem geliyor ya, kesin o der:))
Bugün baktım yine kendi kendime konuşuyorum, telefonda annemin sesi çoktan alıp başını gittiğine göre, lafı bitmiş olmalı... ben yine çok konuşmuş olmalıyım:)) Yaşım ilerledikçe annemle konuşacak daha çok lafımın olması ilginç ve doğal sanırım. Bugün niye bu kadar annemden bahsediyorum? Evet bildiniz evi toparlama işimi elime yüzüme bulaştırdım, yetiştiremedim:(((Gidene kadar kesin söylenecek ve en sinir bozucu kısmı kendi yapmaya kalkacak...
Neyse hafta sonu İstanbul' a gidiyoruz, hatta araya günü birlik Edirne bile sıkıştırmayı düşünüyoruz. Bilge üç gün okulu asacak, sonra bayram falan... Haftaya dönmeyi planlıyoruz. İkiz böcüklerimizi göreceğim, İstanbul' u önce sevip, sonra nefret edeceğim... İyi bakın kendinize...

13.04.2015

Hafta sonu...

Cuma günü,çok özel bir gündü. Bilge "izci" oldu. Yemin töreni yapıldı. Bayrağa ellerini koyup bir sürü kocaman laf ettiler. Yine gözlerim doldu:)) Babamız törene katıldı, Bilge daha bir sevindi. İzcilik çok mühim bir şeymiş kafalarımıza yazdık. Bu sabahta Atatürk Orman Çiftliği' ne ağaç dikmeye gidiyorlar. Onların diktiği ağaçları kesenlerin, hatta tüm tüm ağaçları kesenlerin elleri kırılsın.

 Cumartesi kurs koşturması biter bitmez eve attık kendimizi. Bilge' ye onun deyimiyle "hiç bulaşmadım" Yaydı, yuvarlandı bilgisayar ve tablet arasında gitti geldi en son hepsinden sıkılıp Süper Penguen! i hatmetti:))
 Bende evi bir toparladım, "tüme varım operasyonum" la ilgili, yatak odası ve çalışma odası kısmını tamamladım. Salonun camlarını bile sildim:)) Bu hafta cumadan önce bitirmeliyim, zira annem geliyor:))

Bilge'yle cumartesi günü başlamıştık Sevim Ak' ın "Mahalle Sineması" na, dün bitirdik. Çok güzeldi.
Bu sabah "bahar sabahı" gibi bir havaya uyandık, devamını bekliyoruz... Keyifli bir hafta diliyorum...

10.04.2015

Baharı beklerken...

Soğuk ve karlı bir Ankara sabahından sesleniyorum,  aman yazıyorum bugün. Hangi ağaca, kafasını çıkarmış hangi çiçeğe üzüleceğimi bilemedim. Hepsini toplayınca kardan nefret ettim. Zaten sevmiyordum ki, hiç de sevmedim. Ben güneş insanıyım arkadaş, zaten tombiğim içim gitse de beyaz giyemiyorum. Beyaz demek kar demek:(( sevmiyorum işte. Sanırım bozkırda geçirdiğim en soğuk kış... Neyse daha güzel şeylerden bahsedeyim: Bu hafta iki kitap bitirdim. İkisini de sevmedim. İlki Italo Svevo" nun "Yaşlılık" kitabıydı. Onu ilerde tekrar okunacaklar tarafına koydum. Diğer kitap Pınar Öğünç' ün "Aksi Gibi" adlı öykü kitabıydı. Sevmedim, çok sıradan geldi. Kötü zamanlar için sakladığım okunmamış Isabel Allende kitaplarımdan "Aşktan ve Gölgeden" e başladım. Allendem iyidir, iyi gelir bana. Hafta sonu takılırız birlikte. Bilge'yle  Oscar Wilde' ın "Mutlu Prens" ini okumaya başladık. İlk üç öykü de kahramanlar ölünce Bilge isyan etti, "bu çok ölümlü bir kitap,okumayacağım " dedi. "Peki" dedim  "Zaman Yolcuları Orta Çağ" a başladı, bu seriyi çok sevdi... Bugün büyük gün. Bilge' nin yemin töreni var. Sene başından beri haftada iki gün gittiği  izcilik kulübünde yapılacak tören, yemin edip yavru kurt falan olacak sanırım:)) Kıyafetini giydi, dün "düzgün dik "diye diye başımın etini yediği armalı gömleğini göğsünü gere gere giydi. Okula giderken de babasını sıkı sıkı tembihledi "mutlaka gel" diye. Bana bir şey demedi, biliyor çocuk geleceğimi, bana daha çok güveniyor diye sevinirken aklıma geldi, sorsam kesin babasını daha çok sevdiğini söyler. Neyse buna da takılmıyoruz, sevgi hesabı yapmıyoruz. Bolca güneş diliyoruz, keyifli bir hafta sonu dileğimizi de ekleyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum İyi bakın kendinize...

8.04.2015

Kaçamak

Dün sabah kalktım, her zamanki gibi pencereye yöneldim.Yağmur, rüzgar yer gök birbirine girmiş.Bilge' de kalktı o ara "of yaaa,ne kötü hava" dedi. "tam evde oturmalık" Biz de gitmedik okula:)) Sahiden evde yan gel yat yaptık Öğleden sonra günlük rutinimize döndük.
Pınar Öğünç' ün "Aksi Gibi" kitabına başladım.Baştan üç öykü okudum, kitap daha tam sarmadı ama konuşmak için erken. 

Akşam yemeği yedikten sonra Bilge' yle düştük yola. ÇSM' de "Melodi Kayis & Gökçen Remes Keman Piyano Resitali" ni dinlemeye gittik.
İki genç müzisyeni müthiş bir hayranlıkla dinledim. Tam bir müzik  ziyafetiydi. Özellikle Melodi Kayis' in keman çalışına resital boyunca hayran olmuşken, konser sonunda alkışlar eşliğinde bis yaparken söylediği  parçayla  sesine de hayran oldum. Bilge benim kadar etkilenmedi. Başlarda pür dikkat izledi ama sonuna doğru gözleri ağırlaştı. Allahtan uyumadı:(( Çıkışta "iyi ki  geldik"diyerek beni şaşırttı:)) Bu çocuğun hissiyatı benim için bir muamma...Bugün hava yine çok soğuk, herkes kar gelecek diyor, bende "of offff" diyorum, gideyim biraz çalışayım bari...

6.04.2015

Hafta sonu

 Cumartesi sabah kalktığımda manzara ilk fotoğraftaki gibiydi. Gece kar yağmış, uzun süre tutmadı ama hava çok soğuktu. Kahvaltı sonrası  yollara düştük, Bilge' nin ingilizce kursunda veli toplantısı vardı. Öğretmen "şöyle de yapın, böyle de yapın" derken kafamın içinde Bilge' nin diğer öğretmenleri de dolanmaya başladı. Okul öğretmeni "ama çok düzensiz, yazısı çok kötü "derken, keman öğretmeni"sesleri temiz çıkartmasına dikkat etmelisiniz" diyor müzik kulağı olmayan bana, ardından teakwandoo hocası "devamsızlık yapmayın ama" diye kaşlarını çatıyor.İngilizce öğretmenine dönüyorum tekrar "İngilizce görerek değil, duyarak öğrenilir, bol bol alt yazılı film izleyin" oldu canım, hepinize oldu, hepsini yaparız teker teker...Bazen diyorum ki "iyi ki çocuk bunları benim kadar ciddiye almıyor" neyse bu arada toplantı öncesinde anneme doğum günü hediyesi ne alsam diye dolanırken belim tak diye kitlendi. Poşetlerimi alıyordum. "Ah" dedim. Yavaşça hareket etmeye çalışırken bir "kıt" sesi duyarak doğruldum.
 Pazar sabahı kahvaltı sonrası Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi' nde "45. BRHD Sergisi " vardı, ona gittik. Ankara' ya taşındığımızdan beri bu sergiyi sabırsızlıkla beklerim ve hiç kaçırmam.
 Bu seneki sanki özensiz geldi bana, yamuk yumuk duran tuvaller, çerçevesinden çıkmış resimler. Ama yine de çok güzel eserler vardı. Bilge bol bol fotoğraf çekti. Ben katalog aldığım için fotoğraf çekmekle uğraşmadım. Geçen yılki heykeller muazzamdı, bu sene hayal kırıklığına uğradım Ama yinede görülmesi gereken bir sergi Ankara' da yaşayan arkadaşlar kaçırmayın derim.
 Bu arada benim belim yine kötü oldu ama yine de CerModern' e geldik. İyi ki de gelmişiz.Kaçırsam üzülürdüm. İhsan Oktay Anar' ın "Puslu Kıtalar Atlası" adlı romanı,İlban Ertem' in çizimleriyle, çizgi roman haliyle can bulmuş.Çokta güzel olmuş. Kocaman panolarda çizgi romandan sayfalar, açıklayıcı bilgiler, Ertem' in eskizleri... çok güzeldi. Bu arada harika bir müzik kulaklarımı doldurdu. Bir süre İlban Ertem' in çizgi roman serüvenini anlatmasını, oturup büyük ekrandan izledim.Beş yılda bitirmiş bu projeyi, dönemin günlük yaşamı için özellikle Fransız arşivlerinde yeterli bilgiye ulaşabilmiş. O kadar samimi geldi ki anlattıkları hele bir de çalışma odası olduğunu düşündüğüm fırçalarla, boyalarla dolu odasında konuşurken dinleyince, bir gün önce imza gününe gitmediğime çok üzüldüm. Sanırım 26 Nisana kadar sergi açık, mutlaka görülmeli.
Bu arada CerModern' de girişte Nuri Bilge Ceylan' ın "Panoramik Bakış" adlı fotoğraf sergisi vardı. Gerçekten filmlerinde olduğu gibi etkileyici yavaşlığı hissettiren fotoğraflardı. Başarılı yönetmeni fotoğraf konusunda da alkışlamak gerekiyor. Keyifle gezdik sergiyi.

Delal Arya' nın "Pera Günlükleri" nin dört kitabını da bitirdim. Beşinciyi sabırsızlıkla bekliyorum. Ölmeden önce yapılacaklar listeme "İstanbul Pera Palas' ta bir gece olsun kalmak" maddesi eklendi. Kitap yazmak, romansa özellikle kurguyu oluşturmak bana hep çok zor gelmiştir. Bu kitapları okuyunca çocuk kitabı yazmanın çok daha zor ve daha özenli bir iş olduğuna karar verdim. Yazar gerçekten İstanbul üzerine derin bir bilgi birikimine ve harika bir hayal gücüne sahip.

Belime gelince voltaren patch yapıştırdım, iyi geldi. Hareketlerimi elimden geldiğince yavaşlattım. Haftayı umutsuz kapatmıştım ama sanata, kitaplara  sarılmak bir nebze olsun iyi geldi. Keyifli bir hafta olsun, azıcıkta sıcak olsun...

3.04.2015

Böyle

Aslında kendimi tam olarak bu ağaç gibi hissediyorum. Etrafım leş gibi  ama ona rağmen; iyi görünmeye çalışıyorum, ne kadar dayanırım bilmiyorum...
Umudu şu ağacın çiçeklerinde mi, köklerinde mi yoksa inadında mı yakalamalı bilmiyorum.Aslında çok umutlu da hissetmiyorum, umutlu hissetmek için kendimi itelemek de istemiyorum. Belkide artık her şeyi kabullenmeli, ne kadar kötü bir zamanda yaşadığımızı, insanların ne kadar kötü olduklarını kafama kazımalıyım...Bugün böyle... hafta sonu güzel olsun diyeceğim ama ne olacağı hiç belli değil bu memlekette. Aydınlık olsun insanların kalbi diyeyim, zira kalpleri o kadar karanlık ki, elektrikler saatlerce yokmuş kimin umurunda...