30.11.2015

Hafta Sonu

Hafta sonu yağmurlu ve soğuktu. Aslında tam evde oturmalıktı. Cumartesi Bilge'yi kursa bırakıp, attım kendimi yollara. Hedefimde Dost Kitabevi vardı. Pegasus Yayınları' nın "Kumkurdu " serisini tekrar basacağını duyduğumdan beri heyecanla bekliyordum.

Muradıma erdim, üç kitabı da aldım. Pazar sabahı ilk iki sayfasını sesli okuduktan sonra Bilge elimden kaptı, bugün okula bile götürmüş:))

Cumartesi günü Bilge' yi beklerken Sevgi Soysal' ın Tante Rosa kitabını bitirdim. Kafeden çıktığımda her yer sırılsıklamdı. Yağmur ne güzel deyip, montumun kapüşonunu başıma örttüm. Baktım iyice hızlanıyor, her yağmurda sokaklarda bitiveren şemsiye satıcılarının birinden evde artık sayısını unuttuğum bir şemsiye daha aldım:)) Ama bu seferki rengarenk:))
Bilge' yi aldım, taksiye atladığımız gibi eve geldik. Üzerimizi değiştirip yüzmeye gittik. Giderken gözümde büyümüştü ama iyi geldi. Kuş gibi oldum.Artık alıştım galiba bir gün sonra her bir yanım ağrımıyor. Pazar günü Koca' nın işi vardı, Bilge'yle ders çıkışı sinemaya gittik. "Alaycı Kuş" filminin son bölümüydü. Niye üç boyutlu yapmışlar anlamadım.Çok gereksiz olmuş. Bilge ben seriyi okurken hep sorardı, "ne anlatıyor" diye. Ben anlattıkça merak ediyordu. Sonra sinema filmine uyarlanınca tüm seriyi birlikte izledik.

Bugünde deli pazartesilerden birisi. Her seferinde araya bir şey giriyor. Neyse keyifli bir hafta olsun diyeyim. İyi bakın kendinize...


23.11.2015

Hafta Sonu

 Cumartesi sabah erkenden kalkıp, evi toparladıktan sonra kursa giderken acayip keyifliydim .
Bilge' yi derse bırakıp,kahve kokusuyla mest olduğum kafe de yer bulunca daha bir sevindim.Çok yoruldum diye kendime ödül vereyim dedim, lattenin yanında tiramusu aldım. Kitabımı da kucağıma koydum, değmeyin keyfime. Bu arada kulağımda hep bir uğultu. Neyse kitabı bitirdim, etrafa bakmaya başladım. Sağımdaki, solumdaki insanları, kahve makinasının sesi, mikrodalganın bitti zili...Derken bu uğultuyla birlikte gördüğüm herkesle ilgili kafamın içinde yazıp duruyorum.
Attım kendimi dışarıya, soğuk hava yüzüme çarptı, "oh be" dedim. Hiç kullanmadığım bir sokakta buldum kendimi, kulağımda uğultu hâlâ devam ediyor derken yan fülüt sesi duydum. Sese doğru yöneldim, bir kitap evinden geliyor. Attım kendimi içeriye. Bir kaç kitap aldım. Yan fülüt çalan kız
ara verdi. Thomas Mann' in "Büyülü Dağ"ına elim gitti, netten alırım diye vazgeçtim ama yeni yıl hediyesi olarak kesinlikle kendime almaya karar verdim.
Sonra yürüdüm, yürüdüm,yürüdüm. Akşam saat 18:00 de Bilge'yi dersten aldım. Koca' da bizi almaya gelmiş. Bu arada asfalt çalışması yapıyoruz diye bütün yolları kapatmışlardı yine, gelmese nasıl dönerdik bilmiyorum. Çok yorgun görünüyordum sanırım. Bilge yüzme işini haftaya bırakma teklifime "hayır" demedi. Koca da "balık yemeye gidelim" dedi. Yine havalara uçtum:))
Pazar günü sabahtan film izlemeye gidecektik ama olmadı.Bilge parçalarını öğrenememiş, öğleden sonraya kadar piyanonun başında uğraştı durdu.Ben de bed sesimle yanında cırlayıp durdum.

 Derse gittik, müzik öğretmeni önce Bilge' yi sonra beni fırçaladı. "ağzını açmıyor, neden bağırmıyor bu çocuk" sorusuna Bilge'yle birbirimize bakmakla yetindik.  Sonra sinemaya attık kendimizi. "Snoopy ve Charlie Brown "filmi çok güzeldi, çok iyi geldi bize.
Fırsat buldukça yeni kolyeler yapmaya çalışıyorum. Bunlar son yaptıklarım. Aslında yeni yıl için bir dolu fikir vardı ama işler o kadar yoğun ki zor görünüyor.
Neyse şimdi elimde bu çocuğa bağıra bağıra nasıl şarkı söyletebilirimin cevabını bulmak kaldı.
Güzel bir hafta olsun...

16.11.2015

Hafta Sonu

Cuma günü Şinasi Sahnesi' nde "Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye" oyununu izlemeye gittik. Tek kişilik oyun, hoş bir Sait Faik seçkisi olunca kaçmazdı. Tek sorun iki perde olmasıydı, Bilge sonuna doğru uyuya kaldı:(((

Cumartesi akşamı yüzdük, yüzdük tüy gibi hafifledik Pazar sabahı ben oldum kocaman bir külçe. 
Bilge maşallah "ah " demedi:)) Öğleden sonra keman dersine gittik,çıkışta biraz dolaşıp eve geldik.

 Alper Canıgüz' ün "Gizliajans"ını bitirdim. Eğlenceliydi.Uzaylılar falan az bir tuhaftı ama rahatsız etmedi:))
Arada sabahın köründe uyanıp killerle oynuyorum.

Birde ben yoğun çalışırken ofisin tadını çıkartan böyle arkadaşlar var:)) Nispet yapıyor sankim.
Güzel bir hafta olsun.

11.11.2015

Hayat Devam Ederken

 Yıl sonu gelmeden Bilge' yle birlikte gidebileceğimiz temsillere gitmek niyetindeyim.
Biletiva bu konuda çok büyük kolaylık. Gişeye gitmeden internet üzerinden bilet alınca hem programı öğrenmek, hem de yer seçimi daha keyifli oluyor. Bellini' nin "I Puritani/ Aşk ve Gurur Operası" nı görünce hemen bilet aldım. Daha sonra operanın süresine bakınca 180 dk. olduğunu gördüm. Akşam sekizde başlıyor, on bire çeyrek kala bitiyor, iki perde ve hafta içi. Bilge'ye anlattım,"istersen biletleri açığa alalım başka bir temsile gideriz "dedim. Ama Bilge kabul etmedi. "Kesinlikle gidiyoruz"dedi
 İyi ki de öyle demiş. Opera sahnesini zaten çok seviyoruz, Orkestra, dekor, kostümler, koro, solistler her şey çok güzeldi. Üç saat değil daha fazla da olsa keyifle izlenirdi. Özellikle baş roldeki solistin boyun ve bel rahatsızlığı olması, buna rağmen muhteşem performansı çok duygulandırdı bizi.Koro gerçekten çok etkileyiciydi. Orkestra büyüleyiciydi.
Evet Bilge ikinci perdenin ortalarında uyuya kaldı:)) Uyuya kalmasına çok bozuldu,"yanlışlıkla oldu" dedi. Ama opera sonunda ayakta alkışladı.  Yüzümüzde kocaman gülümsemelerle eve döndük.
Haftaya da bale izlemeye gideceğiz:))
Bu arada Bilge' nin kuçağındaki minnak "ofis kedisi" oldu. Bilge okuldan geldiğinde üç kedi daha katılıyor yanına ama en sadığı bu. Gece de ofiste kalıyor. Bilge ilk zamanlar çok hapşurdu ama kedileri çok mıncıklamazsa alerjisi zıplamıyor galiba.
Bizde durumlar böyle.Akşamları Jack London'un "Demir Ökçe" sini, gündüz Alper Canıgüz' ün "Gizliajans"ını okuyorum. Ofiste işler çok yoğun. Sürekli dilimde "çok yoğunum ve çok yoruldum" kelamları:))
Neyse iyi bakın kendinize, ruhunuzu beslemeyi unutmayın...

2.11.2015

Havadan sudan

 Valla öyle, bugün havdan sudan bahsedeceğim. Mesela havalar ciddi soğudu,kaloriferler ciddi ciddi yanıyor artık. Çoğu zaman güneş olsa da nihayetinde kış artık. Eskiden kasım ayında kar yağardı diz boyu, hey gidi günler...
Sokak kedileri Bilge' yi pek seviyorlar, mırnav mırnav peşinden ayrılmıyorlar. Bilge' de hapşura tıskıra seviyor onları (lanet alerji)
 Halloween için özel kıyafet yarışmasına sevimli korsan konseptiyle katılan yavru dereceye giremedi. Korkunç Çaki makyajlı çocuk kazanmış, olsun napalım dedi Allahtan:)) Evet evet peluş papağanı da
yanında götürdü.
İlkine bayılmıştım, ikincisi de harikaydı. İzlemediyseniz izleyin derim, canavarlar falan var en sevimlisinden , gözünüz gönlünüz açılır.
Tabi insan hep bir umut barındırıyor içinde. ama şu gerçeği atlamamak gerekiyor. Kimse sihirliği değneğini yüce milletimizin burnuna dokundurup; akıl, vicdan sahibi yapamıyor. Neyse ben kitap okumaya gidiyorum, iyi bakın kendinize...