30.12.2011

Dün bu resmi Bilge üniversiteli bir öğrencinin ödev konusu için yapmış. Hemen fotoğrafını çektim. "Babası, annesi, kendisi, kedisi"
Koca'yla bayıldık, bakıp bakıp güldük.
Dün kızlarla Lösev' e gittik. Hediyelerimizi bırakıp, yüzümüzde kocaman gülümsemelerle çıktık.
Biraz oturup sohbet ettik. Sevgili Dilek' le tanıştım demiyorum, yüz yüze geldik diyeyim. Tam düşündüğüm gibi, çok tatlı bir insan. Sevgili Nazan ,Tülin Abla ve Dilek'le keyfifli bir sohbetten sonra ayrıldık. Yine cebimde keyifli kazanımlar döndüm eve. Rabbime şükredip, günlerimiz hep böyle olsun diye diledim.
Bu yılı böyle kapatıyorum, hepimize sağlık, mutluluk ve keyif getirsin diyorum.
MUTLU YILLAR.............

28.12.2011

BOZUK PARA

Sabah uyandım hava karanlık, saate baktım sekiz olmuş. Fırladım yataktan. Bilge'yi kaldırdım, Kocamı kaldıramadım. Koştur koştur hazırlandık, birkez daha denedim, Koca'da tık yok. Bıraktım onu, okula gittik. Bilge'yle vedalaşıp, öğretmeniyle ayak üstü müdürü çekiştirdik. Dışarı çıktım, baktım arka arkaya taksiler geliyor, atladım birinin önüne. Günaydınlaşıp Taksici beyle, gideceğim yeri söyledim. Bu arada kırmızı paltomun kapşonu kafamda kalmış ( o kadar soğuk ki bu arada Ankara) aynadan kendimi görünce, biran kırmızı başlıklı kız gibi olduğumu düşündüm. Bu arada da radyoda Bilge'nin çok sevdiği , bağıra çağıra söylediği bir şarkı çalıyor "tuttu fırlattı kalbimiiiiiii" Taksici Bey "paranız bozuk mu abla " dedi. "Evet evet bozuk " dedim, şarkıyı mırıldanırken, biraz daha devam ettik "yeterince bozuk mu abla" dedi, önce bir "hııı?" oldum sonra yolu yarıladığımızı fark ettim. Cebimden cami önü dilencisini aratmayacak kadar çok bozuk parayı çıkartıp gösterdim. Adamcağız bozuldu "abla herkesin bozuk para anlayışı farklı, kimisi 50 lirayı bozuktan sayıyor, kimisi 20 lirayı" dedi. "Bozuk param olmasa yolda indirecek miydiniz" dedim, durdu bir düşündü "yook canım, bakkal bakkal dolaşırdık bozdurmak için, ama saat çok erken zor olurdu da ondan şey ettim" dedi. Cebimdeki bozuklukları şıkırdatıp, şarkıyı mırıldanmaya devam ettim:)) Bu arada evde, ofiste herkes kumbaraymışım gibi bozuk paralarını bana verir, ben de atarım cebime, iyi ki de böyle yapıyormuşum değil mi:)))

27.12.2011

DİLEKLER

Yılın son haftası, bugün şöyle bir baktım yıla. Geride kalan koca bir yıl...
Zamanın getirdikleri ve götürdüklerinin muhasebesini yapmak değil amacım, genelde güzellikleri koyup cebime, yürümeye devam etmekten yanayım.
Her sene bu zamanlarda liste yaptığım, defterimi açıp baktım.
Aslında bu liste beni her sene gülümsetir, genelde sevdiklerimle ilgili dilekler vardır. Kendim için olanlar bu sene böyle sıralanıyor;
* Çok güzel kitaplar okudum, seneye de daha çok okumak istiyorum.
* Çok film izledim, seneye daha çok izlemek istiyorum.
* Bu sene çok müzik dinledim diyemem ama seneye hiç bilmediğim, duymadığım ezgiler dinlemek istiyorum.
* İşlerimiz önceki seneden çok iyi durumda, fazlasında gözüm yok, düzenim bozulmasın yeter.
* Çok güzel arkadaşlar tanıdım, tanımaya devam etmeyi diliyorum.
* Kızımız sağlıkla büyüyor, sağlıkla büyümeye devam etmesini diliyorum. Su akıp, yolunu bulacak bunu çok iyi anladım, biz sadece yolları gösterebiliriz.
* Paylaşmanın, etrafındaki insanlara ufak da olsa yardımının dokunmasının muhteşem bir duygu olduğunu gördüm, gücüm yettiğince buna devam etmeyi diliyorum.
* Allah hepimize ailemizle, sevdiklerimizle, sağlıkla, ağzımızın tadı bozulmadan huzurlu günler versin diliyorum.
Bu arada kedilerle bozdum kafayı, ebruları kızımdan, kediler benden:)))

26.12.2011

HAFTA SONU

Cumartesi sabah kar yağışıyla uyandık. Kursa gitsek mi, gitmesek mi diye düşünürken, öğlene doğru kardan pek eser kalmamıştı. Biz de hazırlanıp kursa gittik. Akşama kadar kursdaydık.
Pazar sabahı annem geldi Antalya' dan. Yurtdışından gelen teyzemle, burda yaşayan teyzemin evine bıraktık. Kızkardeşler birlikte bir hafta geçirecekler. Yılbaşından sonra da bize gelecek.
Fotoğraflar bu sabahtan. Dört gündür evde olmaya alışan kızım, sabah hazırlanıp okula gitmemek için uzun süre "uyuyorum" numarası yaptı. Tarçın "zaten ben uyuyorum, bana ilişme" modundaydı. Sabah çok erken Sinop' a doğru yola çıkan Koca'yla konuşup "yollar açık merak etme" haberini de aldıktan sonra, bir haftadır elimden düşmeyen ikiliyi yamacıma alıp "Bizim Düğünler" kitabını bitirdim. Çok beğendim, ayrıca yazacağım, "Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı" da akşama biter diye düşünüyorum.
Okulun tuvaletleri yapılmış, gönül rahatlığıyla kızımı okula bıraktım, cuma günü veterinere gidememiştim, öğleden sonraya randevu aldım. Dün annemi Teyzemlere bırakırken, dönüşte Bilge "yatıya kalacağım" diye ağladı, hepimiz o kadar şaşırdık ki, hafta sonu bırakacağıma söz verdim. "diş fırçan, diş macunun yok , olmaz böyle hazırlıksız" diyince ikna oldu. Offf, kızım gerçekten büyüyor:((((

23.12.2011

İPEK, EBRU, POLİMER KİL

Bu üçlüyü sevdiğimden bahsetmiştim daha önce. Dün bu kolyeleri bitirdim.
İpeğin dokusu, ebrunun rengarenk dalgaları ve polimerin parmaklarının ucunda şekillenmesi, ayrı bir keyif oldu benim için.

Dün fena bir gündü. Kızıma sorarsanız "annem Müdür Bey(!) le kavga etti" diye anlattı üzerinde önlüğüyle okul vakti, benim yanımda ofiste görenlere. Sor bakalım niye kavga ettim? efendim okulun tuvaletleri yukardan yağmur şeklinde akıyormuş, öğretmenler idareye söylemişler, ama bir türlü yaptıramamışlar. Konu bize kadar gelince, biz de Müdür Bey' e sorduk "neden" diye. Bu arada da bir haftadır böyleymiş. Beyfendi gayet kaba "sayın veli iki günlük mevzu, bugün halledeceğiz diye başlayıp, milleti niye galeyana getiriyorsunuz, o kadarcıktan ne olacağa kadar" götürdü. Sonra sınırlarını epeyce zorladı, tabi benim car car çenem karşısında iptal olup, arkasını dönüp gitti. Ben de pazartesiye kadar Bilge'yi okula götürmeme kararı aldım. Bu kararıma 37 aile de katıldı, 3 çürük elma çıktı aramızdan "bunçazdan bişiy olmaz" diye çocuklarını okulda bıraktılar. Dün bütün gün ofisteydik, Bilge'yle boyadık, oynadık, takdık takıştırdık. Bir film izledik, pek güzeldi. Filmin adı Dolphin Tale, gerçek bir hikayeden aktarılmış, yaralı bir yunus ve onu iyileştirmeye çalışan insanlarla ilgili, hem komik, hem hüzünlü. Neyse "biz de yunus alalııııııım, noluuuuur" feryatlarına "Ankara'da deniz yok ki"bahanesiyle ve evcil hayvan tanımıyla karşılık verdim. Bugün yine ofisteyiz, öğleden sonra veteriner randevumuz var, yarın Lösev' e götüreceklerimizi toparlayıp, günü sonlandırırz diye düşünüyorum. Hepimize güzel bir hafta sonu diliyorum...

22.12.2011

KARTLARA DEVAM:)))

Gönderdiğim kartlardan alan var mı arkadaşlar? Bir hafta oldu nerdeyse, umarım ulaşmıştır ellerinize. Bugünde bilgisayarın başında oynarken(!!!!!!) bunları hazırladım:))
Bu sene Tarçın kendine zarar verebilir diye yılbaşı ağacı süslemedik.
Ben de fotoğrafları süsleyim dedim:))

21.12.2011

YILBAŞI KARTLARI VE HEDİYELER

Birkaç gündür postacı hayretler içinde bana kartlarımı teslim ediyor. "Yıllardır kart götürmüşlüğüm yok" diye:))
Önce ben sevinçle açıyorum
sonra evde Bilge keyifle yeniden açıyor
nasıl seviniyoruz anlatamam
geçen sene bu etkinliği kaçırdığıma yanıyorum
Bu güzel şal, yılbaşı hediyeleşmesinden geldi bana, çok beğendim. Teşekkürler Mukadder Hanım, ellerinize sağlık.
Bu pakette Leylak Dalı' ndan.
Fotoğraflar sevincimizi yeterince gösteriyor mu?


Nasıl kıydın ona, "tadı çok güzel" dedi ama:)) "Bir numaralı arkadaşıma teşekkür et" etmez miyim, teşekkürler kızımın bir numaralı arkadaşı, teşekkürler bütün arkadaşlarım, iyiki varsınız, çok şımarttınız bizi, çoook:))

20.12.2011

HEDİYE PAKETLERİ BİTMEK ÜZERE

Lösev için hazırladığım paketleri inşallah bugün tamamlayacağım. İçleri hazır, kızlara bilklikler yaptım,
oğlanlara anahtarlık
paketler oyaladı beni, kes, yapıştır, kurdelala:)) ama olsun her anı keyif verdi. İnşallah çocuklarda beğenirler. Bugün eksik kalan 20 kadar paketi de hazırlayıp, bitireceğim.
Hafta sonu götüreceğiz inşallah.

19.12.2011

HAFTA SONU

Hafta sonu oldukça yorucuydu, ama güzeldi. Cumartesi kursa gittik. Kendi dersleri bittikten sonra,kızım bizim derse sızdı.
Derste üç kişiydik, rahat rahat yaptı, "şöyle yapın, şu renk kullanın " diye fikir beyan etti:)))
BağlantıBu kolaj kursumuzun duvarlarından. Sinema,tiyatro afişleri ve eski gazetelerle kapladılar. Çok güzel oldu. Ebru derslerimiz haftaya bitiyor. Yağlı boya resim yapmaya başlayacağız. "Ölmeden önce öğrenilecekler"listemdeydi, çok mutlu oldum. Ben kendi atölyemde ebruya devam edeceğim. Yağlı boya resim yapmak fikri şimdiden heycanlandırıyor beni, bakalım ne olacak.
Pazar günü misafir ağırladık evde. Bilge' nin kurstan arkadaşları geldi. Mantı partisi yaptık, benim meşhur balık şekilli mantımdan yapmıştım. Şimdi, çekerim, birazdan derken mantılar hüplendi, ben de fotoğraf çekmeyi unuttum. Bir ara buraya koymuştum fotoğrafını bu kez Bilge fark etmeden yaptım. Arkadaşlarım çok beğendiler, ben de pek sevindim onlar beğenince.
Bu vesileyle Sevgili Kocamla evi bir güzel temizledik, misler gibi oldu. Bu gün Lösev'e götüreceğim paketleri tamamlayacağım, hadi bana kolay gelsin:))

16.12.2011

İPEK, EBRU, POLİMER KİL

Daha önce ayrı ayrı göstermiştim size bunları. Kordonu ipeğe ebru yapmıştım, ucu da polimer kilden. Bu sabah birleştirdim bu üçlüyü, yarın takacağım, arkadaşlara kursta hava atacağım:)))
Hafta nasıl geçti anlamadım, bir baktım sabah Bilge günleri sayarken Cuma olmuş. Bu hafta ofis işlerimi hayli bitirdim. Kendi tarafıma ufak bir ebru çalışma köşesi yaptım, teknemde kitrem hazır, ne zaman istersem yapabiliyorum yaşasııııın. Lösev için hazırladığım paketleri yarıladım sayılır, yılbaşı kartlarımı, hediyelerimi gönderdim. Güzel filmler izledim, güzel şarkılar dinledim. Kedimle bol bol kitap okudum. Kızımı zencefilli bala boğdum, ama hala iyileştiremedim, evimi hala tertemiz yapamadım:((( Ehh verimli bir hafta sayılırdı diyebilir miyim? dedim gitti:))
Güzel bir hafta sonu diliyorum hepimize...

15.12.2011

İKİ KİTAP

Bugün bitirdiğim iki güzel kitaptan bahsedeyim istedim. Zaten anlatıp durmuştum "Kirpinin Zarafeti" kitabını, biraz detay vereyim.Murıel Barbery müthiş bir yazar, anlatımı çok etkileyici.
"On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyfendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa' da yayınlandığı 2007 yılında 1,100,000 adetlik baskı sayısına ulaşan, göze çarpmayan güzellikleri yüceleten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen, zarif ve etkileyici bir roman" (arka kapaktan)
"Sevgi Bağı" sevgili Fiamma'nın yolladığı, çok güzel bir kitap. Keyifle, gülümsediğim kadar, hüzünlenerek, bir taraftan kedimin başını okşayarak okudum. "Gwen'in büyük cesareti ve sonsuz sevgisiyle, kör bir kedi olan Homeros' u sahiplenmesini anlatyor kitap.
"Bir insan ve bir kedi arasında yaşanabilecek en dokunaklı ve yürekten sevginin portresi...
Gözleri görmeyen kedi Homeros, aşılması zor güçlüklerle karşı karşıya geldiği halde, hayata sımsıkı tutunuyor ve sevgi arayışı hiç bitmiyor. Cesaret, azim ve sevgiye dair büyüleyici, bir o kadar da neşeli kedi masalı" ( arka kapaktan)
Dün akşam kitabı bitirdikten sonra, Tarçın'ı kucağımdan indirdim.Kocaman bir öpücük kondurdum burnuna:)) Önceleri akşamları Sevgili Kocamın dizinin dibinden ayrılmayan Tarçın uzun süredir, özellikle kitap okuyorsam kucağıma atlayıp, sırtını bana dönüyor. Kuyruğunu kitabın sayfalarında dolaştırıyor:)) o kadar güzel ki...

14.12.2011

DAHA ÇOK SEVİYORUM !!!

Bu sabah okula giderken Bilge böyleydi. Savaş aletlerini (beslenme çantası, suluğu) sırtlanmış, "bunun adı matematikmiş" dediği toplama, boyama içerikli ödevi elinde, gözleri kapalı daha güzel çıktığını düşünerek, verdi bu pozu:))
Bu sıpa varya geçenlerde ne yaptı anlatayım size. (hiç anlatmam ya) Sabah beni uyandırıp, işve cilve kısmını geçtikten sonra "anneciğim biliyormusun ben seni çok seviyorum. Babamdan daha çok , ama aramızda kalsın, adamcağız duymasın, üzülür" dedi. Tabi ben sevindiğimi belli etmeden "iyi fikir duymasın "dedim. Aman Allahım nasıl mutluyum, haklı çocuk. Herşeyiyle ben ilgileniyorum, bütün vaktimi onunla geçiriyorum, elbette beni daha çok sevecek diyorum içim içime sığmıyor. Ben böyle sevindirik birkaç gün dolaştıktan sonra, babasıyla konuşurken duydum.
Bilge: baba söylemedin değil mi anneme
Baba: Neyi?
Bilge: seni daha çok sevdiğimi
Baba: yok yok söylemedim
Bilge: iyi yazık üzülmesin
Dünyam başıma yıkıldı, alçak velet. Kocama "çok sevinmemesini, bana da aynı şeyi söylediğini" anlatırken bizimki duydu, başladı gülmeye "ne güzel şaka yaptım değil mi" dedi, deli etti beniiiiiiiiiii:)))

13.12.2011

İZLEDİKLERİM

Blog dünyasında olmayı seviyorum, çok kaliteli, çok birikimli insanlar tanıyorum. Sevgili Ekmekçi Kız' da onlardan biri. Bloğunda çok güzel paylaşımları var. Bu üç filmi onun sayesinde izledim.Hepsi birbirinden güzel filimlerdi. "Yaşamaya Değer" filmi "Kirpinin Zarafeti" kitabının filmi. Bir kitap ancak bu kadar güzel film olur dedirtti bana.
"Koro" filmi, o kadar naif, o kadar güzeldi ki, kesinlikle izlemelisiniz. Müzikleri, oyuncuları muhteşemdi.
"Erkeğin Gözyaşları" yine çok güzel, izlemenin yanı sıra, dinlemeye doyamayacağınız bir filmdi.
"Efsanenin Dönüşü"fimini, hafta sonu Kocamla izledim. Uzun süredir ilk kez "güzel bir seçim" lafını duydum kendisinden. 2000 yılı yapımı bir film, ne varsa eskilerde var dedim. Çok güzeldi.
"Dünya Haritası" filmini dün akşam izledim. Çok iç burkan, ilginç ve etkileyici bir filmdi.
Şimdi bu kadar işin gücün arasında "ne ara seyrettin bu kadar filmi "diyeceksiniz, ben de"aralara sıkıştırdım" diyeceğim, ne yapayım seviyorum film izlemeyi:))

12.12.2011

HAFTA SONU

Cumartesi herzamanki gibi kursa gittik. Gerçi evden erken çıkıp, sıkı sıkı giyindik ama hava çok soğuktu. Evde ebru yapmak için malzemeleri tamamladık, ipeğe ebru yapmak için ipek aldık, sonra down sendromlu çocukların çalıştığı cafede mola verdik. Ordan koşa koşa kursa gittik.
Kurs arkadaşlarım kursu asmışlardı, iki kişi vardık, çok verimliydi. İlk denemeleri küçük parçalara yaptık. İpeğin dokusu çok güzel.
Ebruyla buluşmalarını da çok sevdim.
Bu parçaları kordon olarak kullanabilirim diye düşünüyorum.
Bunlarıda evde kızımla yaptık. O kadar komikti ki, "biz" almayı unutmuşuz, kürdanla koyduk boyaları.
Adam gibi karanfil yapamıyorum dye deli oluyordum.
Sonunda karanfile benzeyen birşeyler yapmak beni çok mutlu etti.


Bunu kızım yaptı, çok mutlu oldu. Tarçında bir kenarda mırıl mırıl izledi bizi.
Tabi evde yapmak, ortalığı kirletmek açısından çok da akıllıca birşey değilmiş. Bugün topladım malzemeleri ofise getirdim. Kendime bir yer ayarlayacağım, şöyle rahatça boyaları sıçratabileceğim:))
Karanfili ebruyla yapamayınca, ben de ebrunun üzerine guaj boyayla karanfil çalıştım:)))
Bunlarda iğne oyalarım. İğne oyası yapanlar "bu nasıl iğne oyası "demesin lütfen, benden çıkanlar şimdilik bu kadar:))Bu arada Kirpinin Zarafeti' ni bitirdim. Filmini de izledim. İkisi de çok güzeldi. Ayrıntılar daha sonraya:)) Hepimize güzel bir hafta diliyorum.