28.08.2013

"Zehir Zıkkım Hikâyeler"


Geçen hafta okudum Ayla Kutlu' nun "Zehir Zıkkım Hikâyeler" kitabını. Hayatımda beni en çok etkileyen kitaplar arasında yerini aldı. Okurken yüreğimin kaldırmadığı, kitabı kapatıp kenara koyduğum zamanlar oldu. İçim ne kadar ezilse de, bitirmeme engel olmadı. Kitap bittiğinde kendimi çok garip hissettim. Zaten Ayla Kutlu çok güzel ifade etmiş  arka kapakta; "Zehir Zıkkım Hikâyeler adını kimliğinden alan bir kitap.Onu bir okuyuşta bitiremeyeceksiniz. Çevrenizi kuşatan, içinize dolan kederi biraz hafifletmek için, zaman zaman bırakmanız gerekecek. Düşünmemek, özeleştiri yapmamak istiyorsanız, amacınız okuyarak eğlenmekse, bu kitabı elinize bile almayın....
On hikâye içeriyor bu kitap. Ortak nokta, öteki insanların hikâyeleri olmaları. Karakterlerin hemen hiçbiri gerçek bir kimlikle var olmadılar yeryüzünde. Ancak hikâyeleri okuduktan sonra onların yaşamadıklarını iddia etmek çok zor. Onları ben kıvılcım olarak yakaladım, başka türlü yaşar kılamayacağım için, göğüsümün ortasında kor ateş olarak taşıdım. Çok yaktılar beni..." Kitabı okuduktan sonra Ayla Kutlu'ya hak vereceksiniz. Okumadıysanız kesinlikle okuyun derim.

26.08.2013

Hafta Sonu

 Cumadan yazmıştım hafta sonu çok yorulacağımı, yanılmamışım bugün sürünüyorum. Cumartesi aylardan sonra ilk kez Bilge'yle bütün gün evdeydik. Akşama misafirlerimiz vardı. Bir sürü yemek yapıp, bir sürü meze hazırladım. Arada mola verip Sezgin Kaymaz'ın "Kün" kitabını yarıladım. Akşam sohbetin baydığı bir ara  kadehimi yuvarlarken, insanları masada bırakıp okumaya devam mı etsem diye düşündüm:)) Tabi iyi bir ev sahibesi olduğum için yapmadım.Neyse pazar sabahı cin gibi uyandım. Dökülen Koca'yı toparlayıp, şen şakrak bebeyle kahvaltı yapıp, Ayaş yollarına düştük.
Önce domates topladık, sonra tarla sahibinin salça yapmasına ciddi anlamda yardım ettik.Dere kenarında domatesleri doğradık. Bilge dereden balık tutup, azat etti. Beyler mangalı hazırladı. Biz yaklaşık yirmi çuval doldurduk. Mangal sonrası domates, biber, patlıcan, üzüm ve karpuz, evet evet karpuz topladık. Elim kolum dolu, görmemiş edasında tarlada dolandığım için, çok fotoğraf çekmemişim. Akşam üzeri midemiz, bağajımız sığınamayacağımız şekilde dolu olarak eve döndük. Banyo sonrası, hepimiz bir tarafta uyuya kalmışız. Bugün dökülüyorum ama olsun, haftamız güzel olsun, keyifli olsun...

23.08.2013

"Mart"

"Sevimsiz"ilan ettiğim, "daha kötülerinden rabbim korusun" dediğim bu yaz, okuduğum en eğlenceli kitaptı. Gerçekten çok bunaldığım, etrafımdaki herkesin dertlerini anlattığı, kendimi çok çaresiz hissettiğim bir dönemime denk geldi. Kısa bir nefes alma oldu benim için, keşke daha uzun olsaydı kitap.  Alper Altan adı yazıldı bir köşeye, kesinlikle okuyun derim. Benim gibi paratoner durumunuz yoksa bile yine de seveceksiniz diyeyim. Hafta sonu yoğun geçecek ve ben pazartesi çok yorgun olacağım bundan eminim. Acaba bir gün tatillerden ya da hafta sonlarından "çok güzel dinlendim, patlayana kadar tosur tosur yayıldım" diyebilecek miyim hiç bilmiyorum. Neyse iyi bakın kendinize, keyifli hafta sonları olsun...

22.08.2013

Çanta diktim

Bu aralar pek hamaratım. Yapmam gereken işlerden çok, aklıma geleni yapma konusunda gerçi hamaratlığım ama olsun. Yemeniden çanta dikme işini annem sokmuştu aklıma. Elimdeki yemenilerden birini seçtim. Yine elimde bulunan poplin kumaşlardan uygun renkte olanı da astar olarak kullandım. Nette ayrıntılı anlatımı ve videosu var. Önce yemeninin ölçülerinde astarı kestim. Burada püf nokta kare olması. Bu yüzden yanlardan bir miktar çıkarttım. Dört tarafını astarla birleştirip diktim. Ütüledikten sonra üçgen olarak katlayıp ortadan verev olarak katlayıp kestim. Aşamalarını fotoğraflasam iyi olacaktı ama akıl edemedim. Sonra iki parçayı birleştirip diktim. En son kulp kısmını diktim. Kocaman, sevimli, yazlık bir çantam oldu.

20.08.2013

Yeni kolye

Geçen hafta başladım bu kolyeyi yapmaya. Her zamanki gibi hapishane işi örerken, düşündüğüm uzunluk için dizdiğim boncuklar yetmedi. Elimde ördüğüm parçayla oynarken, bu şekil çıktı ortaya. Kordon kısmı için, ahşap boncukları , kum boncukla ördüm. Bu işlem zor ve bir süre sonra sıkıcı olduğu için, araya inciler ekledim. Ve ta taaaa, karşınızda yeni kolyem:))
Bu arada ofiste yığın halinde çekmecelere tıkıştırdığım bütün evraklarımı sildim süpürdüm, yerlerine koydum bugün. Gerçi arada Koca' dan fırça yedim ama kim takar:)) Ev kaldı bir tek toparlamam gereken onun içinde bakıcağız artık. Bilge kendine inci kolye diziyor. Dedim "kızım daha yaşın genç inci kolye için, benim bilem yok" ama kim dinler. Hem oyalanıyor da, karışmayayım bari...

19.08.2013

Hafta Sonu

 Cumartesi Bilge'yle evde şımardık da şımardık. Bilgisayar ve satranç dersleri vardı. "Boş ver gitmeyelim" dedim. "Nayır, nolamaz" şeklinde beni ikna etti. Derslerden sonra Bilge'nin ısrarıyla Beğendik' e uğradık. Sepetlerden birinde bu peruğu görünce ikimiz birden atladık. Kasada işlemimiz yapılırken arkamızda bekleyen hanım "o ne ki "diye sordu. Bilge hemen uygulamalı gösterdi. Hanım "aaa nereden aldınız ben kızıma alayım" dedi. Kızı yirmi beş yaşındaymış, bayılırmış böyle şeylere:)) Bilge'yi kafasındakini çıkartmaya zor ikna edip, ufacık bir Tunalı  gezmesi yapıp, eve döndük. Akşam arkadaşlar yemeğe çağırmıştı, oraya gittik. Geç saatte döndük.
Sabah gök gürültüsü gibi bir sesle uyandım. Gözüm pencereye kaydı, derken sesin karnımdan geldiğini fark ettim. Aman Allahım nasıl bir karın ağrısı. Yediğim bir şey dokundu kesin. O arada Koca uyandı, onda da var ama daha hafif.Allahtan Bilge' de bir şey yok. İlaç almama rağmen bütün gün kıvrandım. Sonra uzunca bir uykuya daldım. Uyandığımda daha iyiydim. Bu arda Grange' in "Kaiken" ini okudum. Grange' i severim, kitaplarını dört gözle beklerim. Kurgusunun zekiliği ve zenginliğine her zaman hayran kalmışımdır. Ama bu kitapta bunları bulamadım, çok yavan geldi bana. "Katilin Şahidi" Algan Sezgintüredi' nin harika bir kitabı. Sevgili Leylak Dalı ödünç vermişti. Resmen yuttum kitabı:)) Arka arkaya polisiye, bu uyuz yaz günlerinde iyi geldi doğrusu, tavsiye ederim.

16.08.2013

İlk deneme...

Annem yılardır kırkyama yapar. Güzel de yapar, zaman zaman yaptıklarını buradan paylaşıyorum. Tatilde deniz dönüşü, klima önü saatlerimizde "çok sıkıldım "diye sızlanmalarıma dayanamayıp önüme malzemeleri koydu. En zoru altıgen çizmekti, ölç biç, olmadı bir daha derken düzgün bir kalıp çıkarttım. Sonrasında kalıba göre ince kağıttan kalıplar çıkarttım. Sonra kumaşları kestim. Teyelledim, birleştirdim, fotoğraftaki parça çıktı ortaya. Ne olacak derseniz, henüz bilmiyorum. Aaa en güzel tarafına geleyim, bu anlattıklarımı yapıp, parçayı tamamlamam bir kaç saatimi aldı. Annem Bilge'yle alışverişe gitmişti. Dönünce parçayı eline aldı, evirdi çevirdi, dikişlerin muntazam olmasını taktir edip "genetik işte, bana çekmişsin" dedi:)) Hafta sonunuz güzel ve keyifli geçsin...

15.08.2013

Pazarlık durumları

Ne zaman başladı diye düşünüyorum, sanırım okulla birlikte  başladı "pazarlık durumları". Hemen hemen Bilge'nin yapması gereken her şey için pazarlık yapıyoruz.
"Psb'yle oynayayım mı?"
"önce odanı toplamalısın"
"Film izleyelim mi"
"tatil kitabının işaretlediğim sayfalarını bitirmelisin"
"Dışarı çıkalım mı"
"yemeğini bitirdikten sonra"gibi uzayıp gidiyor. Canına yandığım, ev değil pazar yeri. Bir de ödüller var. Tabağındaki yemeği bitirince dönüp bana "ödülüm ne olacak "diye sorabiliyor. Bende mi bir gariplik var diye bakıyorum, etrafımdaki ailelerde de aynı durumları görüyorum. Hep birlikte doyumsuz bir nesil yetiştiriyoruz diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunun üstesinden nasıl geleceğimizi ise hiç bilmiyorum.
Satranç yeni eğlencemiz, yapması gereken pek çok şey için onu kullanıyorum. Uzun uzadıya yeniliyorum,bakalım ne kadar götürecek...

13.08.2013

Sinema Günü

 Antalya'da kararlaştırmıştık, dönüşte "Şirinler 2" ye gideceğiz diye. Dün uygun seans belirledik, sabahtan ikimizde listemizdeki işleri çiziktirip, yola koyulduk.
 Animasyon ve 3D olunca hiçte şirin görünmeyen Şirinler' i izledik. Bilge bolca güldü, ben yine üşüdüm.
Acaba sinemayı ayrıca soğuk hava deposu olarak mı kullanıyorlar diye düşündüm. Görevliler "çok soğuk" dediğimde, yine pişkin pişkin güldüler. Avm içinde olmaması ve bize yakın olduğu için tercih ediyoruz bu sinemayı, bir de ben adına bayılıyorum (büyülü fener):)))
 Çıkışta Akman' a gittik, biraz ısındık, yedik içtik.
Bilge garsonlarla sohbet etti, bu aralar çok bilmiş laflar ediyor, gülmekten ölüyorum. Aaa bu arada filmin pis bir yan etkisi var. Şirinlerin şarkısı dilinize dolanıyor. Bilge yol boyu "la la la la lalla bir şarkı söyle" (yazması ne zormuş yav.) diyerek ciyaklarken bana dönüp "sen neden söylemiyorsun" dedi. Ben de söylemeye başladım ve hatun bana dönüp "tamam tamam vazgeçtim sen söyleme " dedi:)) Allahım bana şarkı söyletmeyen bir ailem var. Neyse ben şirinliyorum, çok kaytardım bugün...

12.08.2013

Biz Geldik...

 Antalya' da yaşarken Ağustos ayında tatile gelenlerle hep dalga geçer, bir de üstüne "hiç akıl yok bunlarda" derdim. Ağustosta Antalya'ya gitmiş biri olarak fikrim hâlâ geçerli, kendinize yapabileceğiniz en büyük eziyet.
 Gerçi Bilge bu durumdan hiç şikayet etmedi. Bir tek sabahın köründe (altı buçuk yedi arası) denize gitmek için kaldırmama sinir oldu. Denizi görünce onuda unuttu gitti:))
 Bir gece dışarı çıktık, ama çok sıcaktı
 Sunay Akın vardı, izlemeyi çok istiyorduk ama dayanamadık.
 Sabahları deniz kenarında, öğleden sonra klima karşısında takıldık.
 Renk değiştirdik, bir kutu 30 faktör güneş kremini bitirip, 50 faktörü yarıladık.
 Bilge bikinisinin üstünü, ben deniz terliğimin tekini kaybettim, hükümsüzdür dedik:))
İlk defa kimsenin olmadığı bir bayram geçirdik, bayram yine tatsız, yine keyifsizdi. Bayramın tadı da, anlamı da geçmişte kalmış, bunu bir kez daha anladım. Dönüş zamanı çok komikti. Sabah beş buçukta uyandım. Lavaboya gidip geldim, daha erkenmiş yatayım diye düşünürken Koca "hadi gidelim " dedi. "Acelemiz ne çocuk uyansın öyle gidelim "diye cık cıklarken Bilge doğruldu yataktan "ben çoktan uyandım" dedi. "Yuh" dedim artık ne diyeyim, düştük erkenden yollara. Gerçi sonradan iyi yapmışız dedim, yollar çok sakindi.
Sayılı gün çabuk geçti. Tatili böylelikle bitirdik. Evi toparlayıp, sayamadığım kadar çok makine dolusu çamaşır yıkayıp, bugün gezmelere bile gittik:)) İnsan düzenini özlüyor. Neyse güzel bir haftamız olsun diyerek kaçayım ben, yapılacak bir sürü işim var...

1.08.2013

Tatil Zamanı




Aslında cumartesi gitmekti planımız, ama işleri toparlayınca bugün gitmeye karar verdik. İstikametimiz Antalya her zamanki gibi. Bayramı da orada geçirip, gelecek hafta sonu dönmeyi planlıyoruz. Bilge çok mutlu, ağzı kulaklarında. Şimdiden iyi bayramlar diliyorum, dönüşte görüşmek üzere...