9.11.2010

BİR GÜN


Bu sabah bitirdim bu kitabı.Dün akşam geç saatlere kadar okumuştum, sabah devam ettim. Hem yatak keyfi oldu, hem kitap keyfi. Bittiğinde gözlerimdeki yaşları Bilge' ye açıklamakta zorlanarak ofise geldim. Başlarda nasıl bitecek derken, hiç ummadığım şekilde bitti. Polisiyeler, cinayetler derken, romantik birşeyler okumak iyi geldi. Sevimsiz bir gün var Ankara' da. Aslında Ankara için açık bile diyebileceğimiz bir hava. Evden çıkarken güneş vardı, 5dakikalık taksi mesafesinde nereye kayboldu bilemiyorum. Bilge resim yapıyor, arada burnunu çekiyor. Az evvel tartıştık ve ben onu ağlatacak kadar bağırma becerisini gösterdim. Bugünlerde dikenlerim varmış da etrafımdakilere batıverecekmiş gibi hissediyorum. Dün sabah bu şehre alışmaya başladım diye düşünürken, akşam Bilge' nin kurs çıkışına yetişemeyen baba yüzünden yanlış bir dolmuşa binip, alakasız bir yerde inip, acayip tırstım. Ama hiç çaktırmadım, en azından Bilge fark etmedi. Allah' tan çok uğraşmadan eve gelebildik. Ne kadar "hala kaybolabildiğin bir şehirde yaşamak bazen güzel olabilir"benzeri cümleleri daha önce sarf etmiş olsam da, güneş batınca hiç de hoş olmuyor. Neyse belki önümüzdeki uzun, upuzun bayram tatili bana iyi gelir. Tanıdık yüzler, yollar, ağaçlar, deniz...kimbilir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder