31.10.2011

HAFTA SONU

Fotoğraflarda da görüldüğü üzere hava çok soğuk buralarda. Cumartesi günü kurs açık olduğu için, kızlarla buluşma planımızı üzüntüyle içime gömerek kursa gittik. Bilge kendi sınıfına, ben kendi sınıfıma yollandım. Kurs adamı olmadığımı inceden inceye fark ediyorum, kalabalıkta hiç düzgün birşeyler yapamıyorum. Dikkatim çok dağılıyor . En kısa zamanda malzemelerimi alıp kendim ebruyla başbaşa kalmalıyım diye düşündüm. Kurs çıkışı arkadaşlara balık yemeye gittik. Çok güzel bir akşamdı, ev gezmalerini özlemişim. Bayram sonrası onlara mantı yapma sözü verdim:)) Pazar günü sabahın kör gözünde Koca, kızım ve kedi üçlüsü beni uyandırdılar. Kahvaltı dışarda yapılıp, alışveriş yapılacakmış. Tabi saatlerin geriye alındığı durumu kimsenin aklında yok. Allahtan gittiğimiz yer, sevdiğimiz bir müşterimiz AVM' lerin açılış saatine kadar oyalandık orda. Sonra alışveriş rüzgarında savrulup durduk. Yaptığım diyetin meyveleri iki beden küçülme olarak bana döndüğü için çok mutluydum. Uzun süredir bu kadar keyifli alışveriş yapmamıştım.
Çok abartmayalım desek de, elimiz kolumuz dolu döndük eve. Ben yapılacaklar listemi baya hafiflettim. Cuma günü yola çıkıyoruz inşallah. Bayramı Antalya' da geçireceğiz. Bu arada çok güzel kitaplar bitirdim, onlardan sonra bahsedeceğim.
Güzel bir hafta diliyorum hepimize...

28.10.2011

YARAMAZ VE ŞIMARIKLAR

Bu iki hanımefendiyi tarif etmek için yazdım bu başlığı.
Küçük olanı cin gibi oldu, nerde o ilk zamandaki pısırık, koltuk altlarında gezen kedicik. Hergün bir vukatı var hanımefendinin. Sabah Bilge' nin müzik kutusunu kırdı, yedi Bilge' den paparayı ama hiç üstüne alınmadı:))
Büyük hanımefendi "bu okul ne kadar sıkıcı, okuma yazma bile öğretmiyorlar" diye söylenip duruyor:)) Güya sorumluluk alacaktı dil beş karış, ne bu odanın hali diyince "ben küçüküm ama, anneler çocuğuna böyle mi yapar" demesini biliyor. Bu gün okuldan erken alacakmışız, hiç kaçarım yok evi paklamalıyım, herkes harıl harıl bayram temizliğine girişti ben hala günlük işleri halledemiyorum, ama haksızlık bu öyle değil mi?

27.10.2011

ANNEMİN YAPTIKLARI

Uzun zamandır bu fotoğrafları koymayı planlıyordum, kısmet bugüneymiş.


Babamın erken ölümünden sonra annemi meşgul eden bu işler, bizim can simidimiz oldu.
Mefruşat, nakış derken iki senedir kırkyamaya devam ediyor. Önceleri "çok zor kafam almıyor" diyordu.
Azimli anneciğim yılmadı, devam etti ve bence hakkını gerçekten verdi.
Bu güzelliklere bakmaya doyamıyorum.
Örtüler, yastıklar, aklınıza gelecek gelmeyecek herşey var ürettiklerinde.
Gururla bakmak bana kalıyor.
Yoldaki toruna işlerde yapılıyor bolca
Açıyorsunuz böyle,
Kapatıyorsunuz böyle:))
İnsanın içine giresi geliyor:))
Annem diye söylemiyorum onun kadar el örgüsü güzel olan birisini görmedim.
Bunların çoğu ben de, bağışlanacaklar
Bir gecede bitiriyor yelekleri
Ben de böyle hayran hayran bakıp, genetiğe güveniyorum, bir gün böyle güzel şeyer yaparım diye:)))

26.10.2011

KENDİMLE BAŞBAŞA

Hafta sonundan beri kendimle hesaplaşıp, bolca kızıyorum. Tahammülsüzlüğümle, alıştım zannettiğim yanılgılarımla boğuşuyorum. En sonunda evinde boşalmasıyla (misafir ağırlıyordum bu arada) kendimi sokaklara attım. İlk durak Dost Kitapevi' ydi. İçime çektim içerdeki havayı derinlerime kadar.
Kitaplar aldım, daha çok kitap almak istedim, bir sürü arka kapak okudum. Alacaklarım listesine sıraladım. Ordan çıkıp sonbahar güneşiyle ısınıp, bir dost sesi duydum telefonda da olsa.
Evde boşalltım tüm hurçları ayırdım, gönderebileceğim kıyafteleri, başka ne yapabilirim sorusu eşliğinde Van' a gönderilmek üzere paketledim. Rahatladım mı "biraz" ama sanki hala bir bolon gibiyim, patlayıversem ne iyi olacak. Ama gürültüsüz ve sessizce olsun...

24.10.2011

HAFTA SONU




















Günlerdir can sıkıntısından şişen içimi, kızımı ve bir arkadaşımla oğlunu alıp, güzel bir sonbahar günüdür diyerek, Atatürk Orman Çiftliği'ne gittik. Sonbaharın renklerine, doğanın güzelliğine bir kez daha hayran olup, hayvanat bahçesinin ne kadar kötü olduğunu düşünüp, hayvanlara içimiz burkularak ama sonunda çocuklar ne kadar eğlendi, kafamızı dağıttık diye akşam üzeri eve geldik.Bilge yemekten sonra bu resimli kitaba bakarken uyuya kaldı. Televizyonu açtım, Van depremini duydum ve kalakaldım. Herşey üst üste geliyor...





21.10.2011

OYALANMA

Haber bültenlerini izliyorum, nette dolaşıyorum, duyduklarımın okuduklarımın daha kötü olmamasını diliyorum. Dün ofisteki malzemelerimin olduğu bölümü toparladım, ama nasıl toparladım hiç bilmiyorum. Elim dolu olursa kafam biraz boşalır diye yine kordonlar ördüm, hazır malzemeleri ekleyiverdim ucuna. Bunlar küpeydi, kolye oldular.
O kadar çok ördüm ki, baktım kızımın okul çıkışı saati gelmiş, gittim aldım. Kendimi mutfağa attım, o da bana uydu. Ben zeytinyağlı yaptım, o çorba karıştırdı. Bir de okulda pazartesiye kadar ezberlenecek üç şiiri tekrarlayıp durduk. Ezberlemeyi okumak zannetti, elinde kağıtlar, ezberlediği şiirleri söylerken nasıl sevinçli, "okumayı öğrendim bak" dedi. " Okumayı öğrenmedin, malesef ezberlemeyi öğrendin " derken içim acıdı, ana sınıfı çocuğuna papağan muamelesi yapmanın belki eğitimci gözüyle bir mantığı vardır ama benim içimi burktu:(((

20.10.2011

ÜZGÜNÜM

Söylecek tüm sözlerim yüreğimde, külçe gibi... yazmıyorum... yazamıyorum...

19.10.2011

GÖRMEMİŞİN EBRULARI

Yeni öğrenen, hocasının bunları ilerde hiç beğenmeyeceksin lafına dudak büken, görmemiş ben, yaptığım ilk ebrulardan hemen ayraçlar yaptım. Yaptım dediğim, kesip pvc'lettim, daha püsküllenecek, süslenecek ama dayanamadım koydum buraya:))
Hızımı alamadım küçük çerçeveler aldım mağnetler hazırladım, arkalarına mıknatıs alacağım, bir de dayanamayıp ofisteki duvarıma astım:)) Baktıkça gülümsüyorum, ne güzel insanın yeni birşeyler öğrenmesi, yaptıklarını sevip, bağrına basması, pek sevindirik oldum:)))

Dün Bilge' yi aç kalmakla tehdit edip market alışverişine gitmek için zor ikna ettim. Sıkı sıkı giyinip, kapşonlarımızı geçirdik kafamıza, dışarısı o kadar soğuktu ki. Aramızdaki diyoloğu aynen aktarıyorum:

Bilge : Aman ne soğuk böyle
Ben: Evet dondum
Bilge: Yüzümü elle bak kutup ayısı kadar soğuğum
Ben: :)))) ben de, ben de, eskimo gibi olabilirim
Bilge: Hım o zaman sen eskimosun, ben yenimo
Ben::)))))))))))))))))))))))))))))))))
Benim yenimo bu hafta başından beri şikayet etmeden gidiyor okula , öğretmeniyle iki haftadır iyi diyerek tahtaya vuruyoruz.
Kapluşbağ akvaryumundaki yapma niliüfer yaprağını itinayla üstüne çekip uyuklamaya başladı:)) Tarçın hergün benim için bir saksı deviriyor ve bizi kapıda karşılıyor artık. Bilge' de inatla eve gelirken zile basıyor, Tarçın kapıyı belki açar diye:))

18.10.2011

TAMAMLADIKLARIM

Bu işle uğraşan herkeste olduğu gibi bende de yapılacaklar kutusu var ve hep dolu:)) Hep önce bunları tamamlayıp, yeni birşeyler yapayım diyorum ama olmuyor. Bunlar da o kutudan çıkanlar.


Bileklik denemelerim devam ediyor, bugünlerde hep öresim var.


Boncuklar örüyorum, çiçekler örüyorum, bir tek iğne oyası öremiyorum.
Annemden öğreneceklerim arasında ilk sırada. Tabi hazır malzemede var ama yerini tutumuyor bence.
Öyle bir maviymiş ki bu mavi, nasıl çekersem çekeyim renk patladı:(( Ama öyle güzel bir renk ki,yaparken insanın içini ısıtıyor.
Bugün anne çocuk eğitimi kursum var önce ona gideceğim, sonra evde biraz temizlik ve kendimi mutfağa atma planım var. Bugün Sevgili Beste' nin elma reçelinden yapacağım. Hadi bana kolay gelsin:))

17.10.2011

HAFTA SONU

Dolu dolu bir hafta sonu geçirdik. Bu sabahtan geriye doğru gidiyor fotoğraflar. Kızım pazartesinin keyifli ve okul özlemiyle dolu bir gün olduğuna karar verdi. Bu arada bizim buralara ciddi kış geldi:(((


Sabah ilk iş "kedi masajı" yapmak. Bilge' nin buluşu, kedi sahiplerine önerilir. Eli yüzü yıkamadan, saçı başı düzeltmeden yapılacak.
Önce kedi bir kendine gelecek sonra, yavaş yavaş bütün hareketler yapılıp anne sinir edilecek:))
Arımızı da sonunda yaptık, ben önce pek benzetememiştim ama bal gibide benzemiş işte.
Anne bol bol kitap okudu, tam sisli puslu, bol yağmurlu havaya yakıştı bu kitap, kar yağmasını bekliyorum:))
Meşhur yarım örgüye devam edildi. Bitince pek güzel olacak.
Önceki haftadan yaptığım ebrular, kitap ayracı yapmayı planlıyorum.
Daha bir sürü var ama henüz ütülemediğim için pek bir kırış kırışlar.
Bunu da kızım yaptı bu hafta, ben kitreyi denerken çaktırmadan yaptı:)) Tabi sonra "boşver baleyi ben de ebru yapayım" diye tutturdu ama ikna oldu sonunda. Cumartesi sevgili Tülin Abla ve Nazan uğradılar kursumuza, öyle ayak üstü konuştuk ki, içime oturdu, elimde hediye poşetleri dersime döndüm. Kızlar olmadı böyle ya acil görüşelim.
Pazar günü sabahın köründe Bilge kalktı. Öğlene doğru işlerimi bitirip, tam koltuğuma yerleştim, hadi gezmeye gidelim diye tutturdular. Bilge' ye kışlık kıyafet aldık, çok sevdiğimiz bir müşterimizde balık yedik ve eve döndük. Sonrası da yazdığım gibi. Güzel bir hafta sonuydu, yeni haftanında hepimiz için güzel geçmesi dileğiyle...