28.10.2014

Dün

Sabah erken kalktım , "sabah kabusu" olarak bizimkilerin üzerine çöreklendim. Kahvaltı masasında her sabah ki gibi gevreğini kemiren Bilge gevrek kutusunda bişiy buldu, "hediye" diye pek sevindi. Koca "kahvaltın bitmeden açamazsın" dedi. Repliğimi çalmasına biraz bozulmakla beraber, emir kipinin sevimsizliği kulağımı tırmaladı. Sonra yola koyulduk, biz işe Bilge okula..
Okul çıkışı Bilge' yi aldım "eve gitmeyelim" dedik. Yakındaki alışveriş merkezine gittik. Bilge karnım zil çalıyor diye gaz verip pizza söyletti, sonra içine kekik koymuşlar diye yemedi, tüm pizzayı yemiş olmanın vicdani ağırlığı, gün boyu geçmedi. Bir kaç gereksiz bişiy alıp, aşağıya market kısmına girdik. Meyve sebze reyonundaki pek çok şeyi beğenmeyip, pek az şeyle kasaya geldik. O ara kasiyer kıza" Allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın" diyen teyzenin dileğine fark etmeden ve yüksek sesle "amiiiiiin" deyince teyze dönüp "efendim?" dedi. Şaşkın baka kalmışım "çok haklısınız "diye toparladım. Çıkışta yağmur başlamıştı, kendimizi taksiye zor attık. Evi tarif ettik, ev yolunda çok dik bir yokuşa doğru gelince "bir sonraki sokaktan daha az dik yoldan gidebileceğimizi " söyledim. Şoför bey "önümüze salak biri düşmezse dik yokuştan çıkarız" dedi. Evet yokuşun yarısında kaldık, arkamızda ip gibi araba sırasıyla. Neyse frene basa basa kazasız belasız indik. Adamcağız "kınarsan milleti gelir başına böyle " dedi. Bunu kendisine söyledi, sonra dönüp bana "niye sizi dinlemedim ki" dedi... Eve geldik. Çok yorulmuşuz, Bilge ödevlerini bitirdi, ben yemek yaptım, sonra Koca' nın geç geleceğini öğrenip kızdım, o kızgınlıkla salatayla sınırlandıracağım yemeğin sınırlarını aştım. Bilge ödevlerini çabucak bitirince işkillendim, dikkatlice kontrol ettim, valla yapmış, pek sevindim. "Antabus" a iyice sarmışken, alarmın "ütü yap" hatırlatmasıyla zıpladım. Ütüyü bitirdim, hazırlanırken dolu parfüm şişesini ayağıma düşürdüm. Of çok canım yandı diyecek vaktim bile yoktu, attık kendimizi dışarıya, yağmurda zar zor taksi bulup spora gittik. Günlerdir benim beyin cerrahı arkadaşıma sonuçlarını göstermemi bekleyen hocasına durumu nasıl anlatacağımla ilgili kısa bir konuşma taslağı geçirdim aklımdan. Konuşma tam tasarladığım gibiydi ama lezyonların tümör olabileceği, ama tümörlerin iyi huylularının da olduğu doğaçlamasına girmiş olabilirim, kahretsin...
Eliptik bisiklette ayağım zongurdayınca keşke yeni aldığım buz torbasını kullanıp ayağıma buz koysaydım. Hem torbayı da ilk kez kullanmış olurdum, buzluktan bezelye alıp koymak dışında  farklı bir deneyim olurdu diye düşündüm. Başkasının beynindeki lezyondan, kendi ayağımdaki küçük bir ağrıya geçiş hızıma şaşırdım, kahretsin...
Yalandan bir kaç hareket yapıp bir saatte bitirdim çalışmamı. Eve gelince duş alıp, "Antabus" u okurken uyuya kalmışım. Sabah kitabın sonunu okuyunca pek bir rahatladım, " oh olsun" dedim, bir de yukarıdaki fotoğrafı çektim:) Laf çok uzadı ama yazmak iyi geldi, hadi ben kaçtım kendinize iyi bakın...

1 yorum: