31.03.2014

"Öteki"




Ne kadar umutluydum, ne kadar safmışım. Ne kadar iyi niyetliymişim. Okuduğum kitaplardaki, izlediğim filmlerdeki "kötü adam" kurgularının oyununa gelmişim ve mutlu sonların...
Sandım ki; insanoğlu erdemlidir, ahlaklıdır. Erdem ve ahlak dediğimiz olgu sabit ve ortaktır zannetmişim. Durduğun yerden değişeceğini düşünmemişim. Hırsız, katil , yalancı, kötüdür ve toplumdan dışlanır mantığını gütmüşüm. Ama memleketim insanının yarısı gözünü, kulağını, vicdanını, ahlakını çoktan gömmüş.
Ben artık "öteki"yim, bunu gerçekten iliklerime kadar hissettim. Kırgınım, kızgınım ve umutsuzum...

28.03.2014

Haftayı Bitirirken


 Dün sabah Bilge' yi okula bırakırken baktık çok öksürüyor, sağlık ocağına uğradık. Adresimiz değişince her şey otomatik değişiyor diye düşündüğümüz için, adımızı bulamayınca şaşırdık. Sonradan öğrendik ki, yeni gittiğin yerde doktorunu seçip, kayıt yaptırman gerekiyormuş. Neyse bu işleri hallettik, doktor muayene etti, "hafif bir soğuk algınlığı" dedi. Okula gitmesin diyecek diye, yavru köpek bakışıyla gözlerinin içine bakan Bilge' ye "okula gidebilirsin, önemli bir şeyin yok" dedi:))
 Okul çıkışı arkadaşlarla buluşup "Minyatürlerle Ankara Evleri Sergisi" ne gittik. Bilge keyifsizdi, çok durmadık. Minyatürler harikaydı, beni çok çok aşan bambaşka bir dal minyatür sanatı. (çektiğim fotoğraflar güzel değildi, koymadım o yüzden)

Gelelim mart kitaplarına. Gündemin tedirginliği ve keyifsizliğinden yine kitaplara sığınarak bir nebze de olsa kurtulmaya çalıştım.
İlk kitap Jean Rhys' den "Ayrılıktan Sonra" kitabı. 1931 basımı , Can Yayınlarından 2006' da çıkmış. 164 sayfa. Benim için en iyi tarafı çok kalın olmamasıydı. Çok sevmedim.
" Eski sevgilisinden gelen çeklerle bir süre Paris' te yaşayan Julie parası tükenince Londra' ya döner ve her şeye yeniden başlamak ister. Ne ki aşk kırgını bir kadın Julie, eski sevgililerde de, yeni sevgililerde gerçekten aradığı şeyi bulamamıştır. Aradığı şeyin, "gerçek aşkın "bedeli çok yüksektir. (arka kapaktan)

İkinci kitap Sabahattin Ali' den "İçimizdeki Şeytan" ilk basım 1940. Bendeki YKY 'den 27. baskı.254 sayfa.
Arka kapaktaki alıntı kitabı çok güzel özetliyor." İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum; buna içimdeki şeytan diyordum. Müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim grubumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var...Tembellik var...İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."

Üçüncü kitabım Imre Kertesz ' den "Kadersizlik" benim için çok ilginç bir kitaptı. On altı yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencin önce babasını çalışma kampına göndermesi ardından arkadaşlarıyla birlikte polisin onları toplama kampına göndermesini konu alıyor. Konu böyle olunca içiniz sızlayarak okuyacağınızı düşünüyorsunuz. Ama kitap öyle değil, çok farklı bir bakış açısından sunuyor size olayları. En son toplama kampından bırakıldıktan sonra eve döndüğünde herkes olayların korkunçluğunu sorarken kahramanımız "Oradaki bacalarda bile dumanların kesildiği anlarda mutluluğa benzeyen bir şeyler vardı. Belkide asıl bu deneyim benim için unutulmuş kalacak ama herkesin öğrenmek istediği, yalnızca kötü olan, yalnızca "dehşet". Evet bir daha soracak olurlarsa onlara bunu, toplama kampındaki mutluluğu anlatmalıyım.Soracak olurlarsa, kendim bile unutmuş olmazsam"...

Dördüncü kitap Funda Şenol Cantek' in derlediği "Kenarın Kitabı". İletişim Yayınlarından yeni çıktı.
"Ara" da kalmak, çeperde yaşamak. Çoğu zaman merak etmediğimiz, arkamızı döndüğümüz, kulağımızı tıkadığımız , bakışlarımızı kaçırdığımız insanları anlatıyor. Benim için ilginç ve çok etkileyici bir kitaptı.
"Her şehirde varlar; kenarda yaşayanlar... Türlü türlü; kenara itilenler var, mecburiyetten kenara çekilenler var, bile isteye kenara kayanlar var. Kenarın Kitabı şehirlerin kentsel sahnesinin kenarlarına bakıyor. Kentsel dönüşümün gözden ıraklaştırılan sahne arkalarına bakıyor.." (arka kapaktan)

Son kitabım Alev Alatlı' nın Or'da Kimse Var Mı? serisinin dördüncü kitabı " O.K Musti Türkiye Tamamdır"
Kitabı henüz bitirmedim ama Alev Alatlı her zamanki gibi beni şaşkına çeviriyor:))

Uzun bir yazı oldu farkındayım, iyi ki kitaplar var. Dün Dünya Tiyatrolar Günüydü. İyi ki tiyatro var, iyi ki sanat var. Maalesef bunların olamama ihtimali var, cahillik var, yasaklar var.Umudumuz var, çocuklarımız var, çocuklarımızın geleceği var. Umuyorum, diliyorum pazartesi keyifle yazarım, her şey güzel olur,memleketim akıllı , vicdanlı ve dürüst insanların yaşadığı bir memlekettir...

26.03.2014

Sabah mahsulü

Sabaha kadar üç beş kez geç kaldım zannederek yataktan fırladım. Her seferinde sevinerek tekrar yattım:))
Kalkma saatinden önce yine erkenden sabah klasiklerimi tamamlayıp Bilge' nin başında bittim.  "Bugün okula gitmese mi" lerden sonra hazırlanıp evden çıktık. Hiç hoşlanmadığım bir komşu ve oğlu her zamanki gibi arabanın yanında bizi bekliyorlardı. İçimden küfredip, suratımı sallandırdım. (hoşlanmama sebebin oldukça geçerli) Neyse elimiz mahkum okula onları da bıraktık. Kocam "çok kindar olduğumu "söylüyor. İşleri toparlayıp dünden yaptığım kolyeyi fırınladım. Sonrasında soğuk su ve birleştirme süreci. Kafamdaki daha farklıydı, ama elimden bu çıktı:)) Denemelerim devam edecek. Kendimi iyi hissetme çabalarım bunlar.
Sizde kendinizi iyi hissetmeye çalışın der ve kaçarım...

25.03.2014

Şaşırmak ya da şaşırmamak...

İlk iki gün twittera girebildiğim için çok şaşırmıştım. Üç gündür girmiyorum ve şaşırmıyorum. Dün boş boş nette gezinirken tesadüfen "rimel nasıl sürülür" le ilgili ilginç tavsiyeler okudum.Oray kadar beni ne sürükledi bilemiyorum. Öncelikle kirpiklerle göz kapağı arasına kredi kartı yerleştirmek gerekiyormuş. Asıl mevzu fırçayı zigzag yaparak sürmekmiş." Bak sen "dedim, kredi kartı mevzusuna hiç bulaşmadan, zigzaglayarak sürdüğüm fırçayla uzayan kirpiklerime şaştım kaldım. Sonra bir de gündüz kremlerinin bir dolu para olup, ne çabuk bittiğine ve gece kremi denen zımbırtıyı sürmeye üşenmeyişime şaşırdım. Şimdi oturup bunları yazdığıma da şaşırıyorum.Bu sabah Bilge' nin akşam okuduğumuz kitabın sonuyla ilgili ( Kayıp Ülkenin Kralı) ilginç teorilerine şaşırdım, sonra hayal gücünü düşününce şaşkınlığım gitti. Bugün bakalım nelere şaşıracağım ya da şaşırmayacağım...
Not: Bu şaşkınlık durumumu tetikleyen fotoğraftaki menekşedir. Kendisi ikinci kez açtı:))

24.03.2014

Hafta Sonu

 Hafta sonu yine yoğun geçti. En güzel kısmı kızımın arkadaşı Adel' in doğum günüydü.
 Adel bale öğretmenimizin kızı, Bilge'yle de çok iyi anlaşıyorlar. Bir kez daha anladım ki bu Ruslar ne yaparlarsa gerçekten çok ciddiye alıyorlar. Evin süslenmesi, peruklar, oyunlar, yemek ardından pasta...
Çıkışta kabımıza sığamıyorduk:))

 Cumartesi atölyeye erken gitmişiz. Bilge resim grubuna katıldı. Bu kolajı yaptı, çok beğendim, sabah odasına astım.
Ben de tezhip çalışmaya devam ettim. Haftaya bitirmeyi hedefliyoruz.
Akşam sevgili arkadaşım Funda Şenol Cantek' in derlediği "Kenarın Kitabı" na başladım.Üstelik kapak fotoğrafı da sevgili Leylak Dalına ait. İnceleme kitabı olduğu için bölüm bölüm okurum diye düşünmüştüm. Akşam yarıladım, yaşadığım kentin hiç bilmediğim yerleri, hiç bilmediğim insanları, farklı bir kapı açtı bana.
Gündeme hiç değinmek istemiyorum, akıl tutulması devam ediyor. Pazar gününü umutla bekliyorum.
Güzel bir haftamız olsun diyorum...

20.03.2014

Dün

 Dün keman kursundan çıkınca havanın güzelliğini fırsat bilip gezdik dolaştık. Soluklanmak için kitapçıya uğradık.Ganimetler son fotoğrafta. Eve geldik. Bilge önceki akşam başladığı "Küçük Kara Balık" kitabını eline aldı.
 Ben de kendi kitabıma daldım. Bilge kitabı bitirdiğinde "niye böyle bitti ki" diye söylenip durdu.
Ardından ödevlerini uyduruktan teyyare yaptı. Kitapçıdan aldıklarımıza el attık.Ben Alphonse Mucha' nın tüy saçlı kızlarına takıldım. Bilge Goscınny ve Uderzo' nun ilk kahramanları Oumpah-Pah' a. İkimizin de gözleri birbirimizin kitaplarında kaldı:)) Sabah yine erken kalktım, eve şöyle bir baktım." Keşke akşamdan çamaşırları makineye atsaydım" diyerek Kocamın çekmecesinden temiz çorap aşırdım:((  Bugün hiç kaçarım yok evi adam etmeliyim...

19.03.2014

Sinema

Dün için sözüm vardı Bilge'ye. Okul çıkışı sinemaya gittik. "Bay Peabody ve Meraklı Sherman" filmini izledik. İtiraf edeyim iyi bir uyku uyurum diye düşünmüştüm. Film çok güzeldi, son karesine kadar dikkatle izledim. Arka koltukta Bilge' den daha küçük üç çocuk ve dedeleri vardı. Çocuklar film arasında adamcağızı soru yağmuruna tuttular, Bilge'yle sordukları sorulara kıs kıs güldük:)) "Bir çocuk köpek sahiplenebiliyorsa, neden bir köpek çocuk evlat edinmesin" temasıyla güzel bir filmdi, tavsiye ederiz.
Akşam "İçimizdeki Şeytan " bitti, Imre Kertesz' in "Kadersizlik" kitabına başladım.İçimi çok acıtacak bir kitap.Yahudi soykırımından, toplama kamplarından bahsediyor.
Bugün hava çok güzel, güneşli , ılık ve bol çiçekli. Birazdan Bilge' yi alıp keman kursuna götüreceğim. Günün tadını çıkartmak dileğiyle...

18.03.2014

Gölge

Dün okula erken gitmişim.Kuruldum banklardan birine. Yerdeki ağacın gölgesine takıldı gözlerim. Nasıl güzel, nasıl etkileyici. Bilge' nin  daha küçücükken odanın duvarına vuran ışığın yarattığı gölgeden nasıl korktuğu geldi aklıma. Korkmasın diye ellerimle becerebildiğim hayvan figürleri yapmıştım, korkusu geçmişti.
Dönüp baktım ağaca, gölgesini görene kadar fark etmediğim ağaca. Böyle bakınca sıradan bir ağaçtı işte. Ama güneşli bir öğlen sonrasında, bahçeyi kaplayan devasa bir ağaç oluverdi...

17.03.2014

Kuzumun Doğum Günü

 Kocaman bir sekiz oldu cumartesi günü. Bana kalsa kutlama yapacak havada değildim. Çocuğuma sımsıkı sarılıp evden dışarı adım atasım yoktu. Ama çocuk yüreği işte neredeyse her gün "doğum günüme kaç gün kaldı" diye soran. Cuma günü okulda kutladık arkadaşlarıyla. pasta kestiler, dans ettiler, tepiştiler...
 Cumartesi kurs günüydü, çıkışta en sevdiği arkadaşı ve annesi sürpriz yaptılar.
Onlarla da kutladık.
Akşam eve geldiğimizde kuzeni gelmişti, bir pasta da o almış:))
Sabah uyandırırken çok kızdı bana. "ne güzel rüya görüyordum niye uyandırdın, aynı rüyayı bir daha göremem ki" diyerek içimi sızlattı...Sahiden insan aynı rüyayı bir daha göremez ki...
Güzel bir haftamız olsun, kötü haberlerin olmadığı...

11.03.2014

Güle güle çocuk,nurlar içinde uyu...



Daima, çocukların öldüğü yerlerde
taş ve yıldız
ve bir sürü düş
vatansız kalır...
                   Nelly Sachs

10.03.2014

Hafta Sonu

 Cuma günü Bilge' yi okuldan alınca, hiç eve gitmek gelmedi içimizden. Vurduk kendimizi yollara, gezdik dolaştık, ufaktan alışveriş yaptık, Akman' da mola verip, keyif yaptık:)) (ne güzel kafiye oldu)
 Cumartesi kurs günüydü. Keman, ardından bale dersi...
 Kurs bitimi Koca gelip Bilgeyi aldı, baba kız balık yemeye gittiler. Ben de bir arkadaşımla AST' de "Dar Ayakkabıda Yaşamak" oyununa gittim. Bilge'yi arabaya yerleştirirken fotoğraf çekebileceğim tüm aygıtları da onunla yerleştirmişim, hiç fotoğraf çekemedim:((Oyun ilginçti. Zor bir oyundu ve çok ironikti. "Yaşasın tiyatro "dedik.
 Pazar sabahı yine herkesten önce, yağmurun sesine uyandım. Hobbit 2' yi izledim. Ardından kahvaltı faslı ve cuma günününden aldığımız frezyaların mis gibi kokusu eşliğinde Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan kitabına başladım.
 Öğlen yine kursa yollandık. Seneye hepsini tek güne sığdıracağım. Bilge' nin gazına gelmeyeceğim.
Tezhip dersinde baya yol aldım, desenim bitmek üzere. Yeni desen düşünmeye başladım. Tabak boyamayı da düşünüyoruz bakalım artık.
İki gündür usul usul yağmur yağıyor. Yağdıkça ben mutlu oluyorum. Yağmurun ağaç çiçeklerine zarar vermeyişine hayran olarak. Güzel bir haftamız olsun...

6.03.2014

Sergiler

 Dün Bilge'yle okul çıkışı, keman dersine gittik. Öğretmeni Bilge'ye verdiği etütleri güzel çalarsa,yeni parça veriyor.Dün iki parça kazanarak musmutlu çıktı dersten:)) Hemen ÇSM' de bizi bekleyen arkadaşlarımızla buluşmaya gittik.
 Ankara' ya geldiğimden beri kaçırmadığım sergilerden "Birleşmiş Ressamlar Ve Hetkeltraşlar Derneği Sergisi".
 44. yıl sergisi ÇSM' nin tüm katlarını doldurmuştu. 
 Bu yıl heykeller çok etkileyiciydi.
 Fotoğraf makinemin şarjı bittiği için, fotoğraf çekme işini Bilge üstlendi:))
Ardından Kuğulu Sanat Galerisi' nde "Cemal Güvenç Anısına Suluboya Ressamları Grubu' nun sergisini gezdik. Suluboyanın zarafeti ve naifliği bambaşka. Bilge burada iki ressam hanımla uzun bir sohbete daldı. En beğendiği resmin önünde de poz verdi. Eski sergilerin katologları da vardı, elimiz kolumuz dolu, ruhumuz şen evimize döndük. "Yaşasın Sanat" formundan "kahretsin ödev" formuna geçip, sonrasında kitap okuyarak uyuya kaldık:)) İki sergi de mart sonuna kadar açık Ankara'lı sanat severlere duyurulur...

5.03.2014

Günler geçiyor


Dün okulun çıkış saati yaklaşırken Bilge' nin kuzeniyle yola koyulduk. Bir güzel ıslandık. Tam "ahmak ıslatan" şeklinde:)) Gökyüzü bir harikaydı bu arada. Okula girdik Bilge' yi aldık, gözlerimizi kırpıştıran bir güneş vardı. Hemen güneş gözlüklerimiz taktık. Yemek yemeye gidelim dedik. Yolda tekrar yağmur başladı:))
Yemek yedikten sonra ufak çaplı alışveriş yaptık. Kuzeni metroya bırakıp eve döndük. Bilge ödevinin başına oturdu.Ben hafta sonu aldığım kitabımı elime aldım.

Aydın Boysan'ın "İstanbul' un Kuytu Köşeleri".İstanbul' a ne zaman gitsem hep tedirgin oluyorum. Sebebini önceleri ilk gidişimin 17 ağustos depremine denk gelmesindendir diye düşünüyordum. Ama öyle değil. Çok kalabalık, insan seli, araba seli ve hep bir uğultusu var sanki. Orada yaşayanlara hep bir şaşkın bakıyorum. Ama arkadaşlarımın anlatımlarıyla, fotoğraflarıyla, okuduklarımla, şiirleriyle seviyorum İstanbul' u. Bu kitapsa Aydın Boysan' ın anılarıyla ve eski İstanbul fotoğraflarıyla dopdolu bir kitap, yani sevdim. Dün gece yarıladım neredeyse. İnsanın insana, doğaya, yaşadığı kente yaptığını hiç bir canlı yapmıyor, bunu bininci kez daha anladım. Ne fena bir türüz.
Bu sabah güneşli bir Ankara sabahına uyandık. Ağaçları çiçekli gördükçe içim cız ediyor. Birde söyleniyorum "ne aceleniz vardı" diye, ağaç ne yapsın?
Bugün okul çıkışı ÇSM' de BRHD' nin resim sergisine gideceğiz. Her sene kaçırmıyorum. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla harika bir sergi, keyifli olacak diyor ve kaçıyorum, iyi bakın kendinize...
Not. Atlı karınca fotoğrafı ne alaka derseniz, pek güzeldi derim:))

3.03.2014

Hafta Sonu

Hafta Sonu çok güzeldi. Cuma günü konserdeydim. Coşkulu bir kalabalıkla, muhteşem türküler dinledim. Çok duygulandım, ağlayarak türküler söyledim. Kendimi çok iyi hissettim. 

 Cumartesi kursa gittik. Yeni desene başladım. Orjinal deseni biraz değiştirdik, sonuç güzel olacak diye düşünüyorum..
İnce ince boyamak çok keyifli. Akşam dönüşte film seyrettik. I am Sam 'i izledim. Çok güzel bir filmdi.2001 yapımı bir film, nasıl atlamışım bilmiyorum.  Sean Penn muhteşemdi.
Bu arada bugün benim doğum günüm. Kırka doğru tırmanıyorum:)) İyi ki doğmuşum, iyi ki doğurmuşum.
Güzel bir haftamız olsun...