17.11.2020

Çok Çok Sonbahar


 Pazar sabahı kahvaltıya oturduk, Özgür'le Eray' ın Anason üzerine keyifli podcastlerini dinledik. Bir önceki yayın bira bahçeleriyle ilgiliydi, tam kahvaltılık, mis gibiydi.

Bilge iki haftada dört gün okula gitti. Şimdi kısa tatil denen şeyde. Haftaya her gün bidolu sınavı var. Gecenin bir yarısı odasında ders çalışırken görüyorum, ilk başlarda tırsmıştım, artık alıştım. Gündüzlere niye sığamıyor onu da pek anlamadım, neyse kendi bilir. 

Kahvaltıdan sonra sürükleyerek evden çıkarttım. Parka gittik. Tam  bir görsel şölendi. Sonbahar ağaçları renkten renge sokmuş. Uzun bir yürüyüş yaptık. İyi geldiğini Bilge' de itiraf etti. Kahve molası verdik, yolumuzun üzerindeki sakin kafede oturduk. Bilge resim yaptı, ben kitap okudum. Sonra ufak bir alışveriş, ardından eve geldik.

Sait Faik' in Alemdağ' da Var Bir Yılan kitabını okudum. İlk öyküyü görür görmez içim cız etti. Bilge'yle iki sene evvel tiyatroda izlemiştik, Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye oyununu... Tek kişilik ve iki perde olunca bir miktar sıkılmıştık. Şimdi olsa sabaha kadar izlerim...

Tanpınar' ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü' ne başladım. Yıllardır görür, nedense cesaret edemezdim okumaya. Kızkardeşle birlikte okumalarımıza ekledik. 

Henry Bauchau' nun Mavi Çocuk kitabına da başladım. Oldukça ilgi çekici bir kitap. Ergenlik çağında ağır psikozları olan bir çocuğun tedavisini üstlenen psikanalistin hikayesi. Merakla okuyorum.

Çağatay Yaşmut' un Benim Canım Ailem kitabını da okudum. Üç polisiye, fena değildi ama yazarın daha iyi polisiyelerini okumuştum.

Bir Başkadır' ı izledim. Millet çok şey yazdı çizdi. Ben başlamıştım izlemeye, Koca' da merak edip izlemeye başladı ve benden önce bitirdi. Baya şaşırdım bu kadar kısa zamanda bitirmesine. Ben de bitirdim, üzerine konuştuk bana yazılar filan yolladı, ilginçti... Diziye gelince güzel bir iş olmuş, ben beğendim...

Yoga derslerinde arada güçlenmek adına ağır dersler yapıyoruz. Geçen hafta başında da böyle bir ders yaptık. Bilge orta seviyeye yeni başladığı için, zorlandığı yerde duruşlardan  çıktı:) ben sürünerek de olsa pes etmedim. Eskiden olsa yapamıyorum der geçerdim. Yoga sanırım bu yönde bana iyi geldi. Hırsla ilgili değil bu, gelişebildiğini görebilmekle ilgili...İki gün kollarım ağrıdı. Sonraki iki derste ağrıları geçirdi:)
Artık vücudumu dinlemeyi biliyorum.

İnternetten duvar rafları almıştım. Düşündüğümden darmış, Koca yatağımın yanındaki duvara monteledi. Okunmayı bekleyen tüm kitaplarımı dizdim sıra sıra, altı rafa. Bir de okuma lambası astı, nefis oldu. Planlasam, ölçsem biçsem bu kadar güzel olmazdı... Akşam olunca lambamı açıp kitabımı alıyorum. Hop Bilge elinde resim defteri yanıma geliyor, derken Efes zıplıyor yatağa:)) Son olarak Koca geliyor,çocukları çaktırmadan iterek yerleşiyor,  neredesiniz yahu diye... Bir süre sonra horlamaya başlayınca önce Efes gidiyor, ardından Bilge. Ben her şekilde okumaya devam ediyorum:))

Fotoğrafı çok sevdim. Kırmızı ağaca bakıp bakıp gülümsedim. Bilge ilkbahar da güzel ama bu kadar renkli değil dedi...



1 yorum:

  1. Çok güzel şeyler yazmışsın yine, hele yoga ile ilgili, hiç deneyimleyemediğim bir eğitim kendisi, çok merak ediyorum.
    Rafların hayırlı olsun, bakıp bakıp için açılsın dilerim.

    YanıtlayınSil