02 Kasım

Çok keyifli bir hafta sonu oldu. Cumartesi sabahtan Bir Düşüşün Anatomisi filmini sinemada izledik. Bilge' de,  ben de çok beğendik. Çok sarsıcı ve rahatsız ediciydi. Toplumda, ailede cinsiyet eşitsizliği ve bunun yaratttığı dinamikleri bu kadar iyi anlatan bir film izlememiştim. Yüklenen roller, bunun ezici ağırlığı ve sonuçları... Çok güzeldi. 


Filmden sonra hızlıca buluşma noktasına gittim. Geçenlerde Leylakdalı'yla bir sohbetimizde Yahudi Mahallesi' nden bahsetmişti. Hiç gittin mi sorusuna, dudağımı büzüp, yavru köpek bakışımı ekleyerek  elimden tutup götüren olmadı ki deyince, kıyamadı tabi ki ben götürürüm seni dedi:) Planlarımıza son anda büyük bir şans eseri, kız kardeşi Funda' da dahil oldu.

Funda koca bir tarihi anlattı, aileleri, taşları, çeşmeleri, hamamları, detayları, geriye yıkıntıları kalmış koca bir mahalleyi.

Üstelik o  kadar güzel anlattı ki, sokak kedileri eşlik etti gezimize , arada yağmur da katıldı.

Arada restore edilen yapıları görsek de, gerçekten böylesi bırakılmış yürek parçalayıcı.
Leylakdalı çok güzel ve detaylı yazmış, bloğuna bakın derim. Ben ilk kez gitmenin de verdiği şaşkınlıkla, ağzım açık izlediğim için, pek çok detayı kaçırmışım:)  Funda Bruno Taut' tan bahsetti, ne güzel insanlar geçmiş bu topraklardan. Eve gelince hemen ünlü mimarla ilgili bir kitap sipariş ettim.
Şanslıydım dedim ya, bitpazarından  geçerken İlhan İrem plağı buldum, jelatini üzerinde. Hemen aldım, güleç yüzlü satıcıdan :)

Sonbaharın tüm renklerine sarındım sanki, yağmur bile ıslatmadı. Ruhum bayram yeri gibi oldu. Kendimi çok şanslı hissettim, güzel insanlarla çevrili olduğumu hatırlamak, çok iyi geldi...




 

Yorumlar

Popüler Yayınlar