17.09.2018

Sevgili Okullar Açıldı Günü


Sabah Bilge' yi okula bıraktım, servisini ayarladım, arkadaşlarını gördüm. Sulak yerde büyüyorlar, hepsi kocaman olmuş, bir de ergen bir tavır oturmuş üstlerine, tüylerim diken diken ayrıldım okuldan...

Ofise geldim, sabah Efes'i gezdirememiştim, onu gezdirdim, bir bardak suyumu alıp oturdum masamın başına.

İkizler de kreşe başladı, kız kardeş şokta; onu al, bunu getir, bir dolu insan, bir dolu farklı tavır. Bilge' nin o dönemleri ne kadar uzak geliyor şimdi bana. Zamanın unutturmak gibi bir etkisi var, iyi mi kötü mü duruma göre değişiyor elbet...

Geçen hafta çarşambadan sonra evdeydik. Koca iş için İstanbul' daydı. Evi bir güzel temizledim, süpürdüm sildim, derken su bitti. Evet suyumuz kartlı ve kart Koca'nın cüzdanında gitmiş. kartın günahı yok farkındayım. Eve marketten su taşımaktan helak oldum, ne kadar çok tüketiyormuşuz hiç farkında değilmişim. Neyse cuma gecesi  Koca geldi de suyumuza kavuştuk. Eskiden olsa kıyameti kopartırdım, sadece bu durum için değil. Her konuda hemen tartışmaya girer, laflarımla döverdim karşımdakini, hatta itiraf ediyorum hoşuma da giderdi bu durum. Uzun süredir böyle değilim o kadar yorucu, o kadar gereksiz görüyorum ki bu tavrı,  bir de itici. Boş ver diyorum, önemli değil...dedim ya zamanın etkileri işte...

Cumartesi Bilge'yi piyano dersine götürmek için taksiye bindik,yaşlıca bir şoför direksiyonda. Gideceğimiz yeri söyledim, baktım duymadı beni, tekrar ettim. Bu arada da Kızılay' ın göbeğindeki alt yapı çalışması bitti mi acaba diye düşünüyorum, nerede insek diye hesaplıyorum. Şoför bağırarak elinin birini sallayarak İran mı İran mı dedi, ben bir zıpladım bağırdığı için. Şaşkın şakın nolmuş İran'a dedim. Bu sefer adam şaşkın Ben sizi İran' lı sandım dedi. Bence İranlı ve sağır sandı. Neyse anlaştık sonunda.

Bilge' yi derse bıraktım ben de kahve içmeye geçtim. Bilge' de dersi bitince yanıma geldi. Birlikte oturduk, konuştuk bolca. Orada olmanın verdiği bir gevezelikle... Çıkışta biraz dolaşıp eve geldik. Havalar iyice serinledi. Bilge dolabındaki yazlıkları kaldırdı, ben kitap okudum. Bu arada fotoğraftaki Sevgi Can Yağcı Aksel in Kapıya Not Bıraktım kitabına başladım ve bitirdim, o kadar güzel öykülerle dolu ki, çok beğendim.

Bilge okul kıyafetlerini ütüledi, çantasını yerleştirdi, çok heyecanlıyım diyerek yattı. Bir süre sonra bu duyguyu unutacağını düşündüm, içim burkuldu...

Eylül hep böyle hüzünlendirir beni ama küs değiliz birbirimize...

Neyse ben ortalığı toparlayayım, iyi bakın kendinize...




10.09.2018

Sevgili Pazartesi

Çok keyifli bir hafta sonu oldu.Cumartesi Bilge' yi piyano dersine bıraktım. Ben de kahve içip kitap okudum.Sabahattin Kudret Aksal' ın Saatler kitabını ve Mehmet Güreli' nin Bedrufi' nin Nefesi ni bitirdim. Saatler de muhteşem öyküler vardı, her birinin tadı damağımda kaldı ve gerçekten uzun süredir hissetmediğim öykü okuma keyfini yaşattı bana. Bedrufi' nin Nefesi ne gelince Mehmet Güreli'nin alt yapısına, dağarcığına ve yeteneğine hayran kaldım, kitabı okurken neredeyse bir defter dolusu not aldım. Çok verimli bir okuma oldu.

Pazar sabahı kız kardeşle bu ay ki  kitap okuma challange mız için belirlediğimiz yazarı oyuncu olan bir kitap okuması maddesine istinaden aldığım Zafer Alagöz' ün Haşırt Dı Bilekbord unu okumaya başladım. Akşama bitti, üstelik bazı kısımlarını bizimkilere de okudum pek keyifliydi.
Pazar sabahı kahvaltıdan sonra bahçe ye gittik. Geçen haftaya kıyasla adeta sihirli bir değnek değmiş. Özellikle biberleri topla topla bitiremedim, hatta bir ara ben arkamı dönünce tekrar çıktıklarından ciddi ciddi şüphelendim.
Mangalda bu sefer sucuk ekmek yaptık, kış için patlıcan közledik. Kabaklar, kelekler hatta Bilge saklanmış kavun bile buldu:)) Efes burayı çok seviyor burnu hep havada, rüzgarı koklayıp duruyor. Bu seferde dalından salatalık kopartıp yedi:))(sahiden)

Bilge'yle yanımıza sulu boyalarımızı da almıştık, çizdik, boyadık pek keyifli oldu. Akşam üzeri eve döndük. Bahçeden topladığım fasulyeleri ocağa koydum, biberleri de hafif yağda kızarttım, üzerine de domates sosu yaptım, yemekten sonra tabi ki hepimiz bir tarafta sızmışız:)) Bu sabah ne kadar uyumuşum diye baktım 9 saat 29 dakikayı görünce kendime uzunca bir yuhhh dedim.


Keyifli bir hafta diliyorum, iyi bakın kendinize...

7.09.2018

Geldi mi Cuma?


Geldi, hem de çok çabuk,tatilin son demleri ya belkide ondan. Mevsimde sonbahara dönüyor gibi görünüyor, sabaha karşı donarak uyanıp pencereyi kapattım.

Aslında bir Sevgili Salı yazısı yazmıştım ama tamamlayamadım:)) Yeni bir çalma listesi oluşturdum, bütün hafta onu dinledim, gelecek haftada dinlerim gibi geliyor:))

Gömülü Şamdan bitti baştaki hissiyatım sonunda da aynıydı hiç Stefan Zweıg okumuşum gibi hissetmedim.

Mahcubiyet ve Haysiyet bu sabah bitti epi topu yüz sayfalık kitaptı ama bende beş yüz sayfa okumuşum etkisi yarattı. Norveç edebiyatı merakımı uyandırdı.

Diğer kitaplarıma devam ediyorum aralarına bir de Sabahattin Kudret Aksal' ın Saatler i katıldı.

Dün Bilge' yle sinemaya gidip güya ilk korkunçlu film izlemeye gittik. Meg: Derinlerdeki Dehşet aslıda 3D diye de merak etmiştim ama 3D kalitesi çok kötüydü ve komedi filmi gibiydi:))

Bu ara Netflix' te Comedians in Cars  Getting Coffee izliyorum. her bölümde ayrı bir klasik arabayla konuklarını evden alan Jerry Seinfeld tam bir efsane. Kahkahalarla izliyorum programı.

Sabah ofise erken geldik, mahallenin köpeklerinde biri içeri girip Efes' in mamasını yedi, hiç kızmadı güzel gözlüm. Başka köpek olsa mama kabına dahi yaklaştırmaz.

Cumartesi Bilge' nin piyano dersi var, beklerken kitap okur kahve içerim diye düşünüyorum.

Pazar günü de bahçeye gideriz, bizimkiler hâlâ Antalya' dalar. Bahçeyi sularız, rüzgarda saçlarımız savururuz. Yorulur geliriz:))

Bugün tüm gün ofisteyim. İ. ve M izin aldılar pazartesi gününe kadar yoklar. Hiç sevmiyorum özellikle telefonlara yanıt vermekten. Neyse idare edeceğim artık.

İyi bakın kendinize...

3.09.2018

Sevgili Pazartesi


Cuma günü evden çalışayım deyip ofise gitmedim. Aslında saçlarımı boyatmaya kuaföre gitmem gerekiyordu ama tembellik kuaför söz konusu olunca bende iyice tavan yapıyor. Gidemedim. Evi de yalandan temizledim. Efes'le yürüyüş dışında,öylece  pinekledim.

Cumartesi Sevgili Leykdalı' yla kahve içtik, sohbet ettik, Bilge piyano dersindeydi,  o da bize katıldı. Pazar günü için sözleşip ayıldık. Bilge' yle Yapı Kredi Yayınları' na uğrayıp kitaplar aldık ardından eve döndük. Bu arada Stefan Zweig' in Gömülü Şamdan ına başladım. Hiç Zweıg okuyormuşum gibi hissetmiyorum, belki kitap bittiğinde hissiyatım değişir.

Pazar günü Leylakdalımızı da alıp teyzemlerin bahçesine gittik. Teyzemler Antalya' dalar, bahçeyi sulayıp, domates, biber azıcık fasulye topladık. Mangalımızı yaktık, pek keyifliydi. İlk kez Leylakdalı'yla karşılaşan Efes ne yapacak diye merak ediyordum, sanki sürekli görüyormuş gibi davrandı hatta arada gözlerini belertip yemek dilendi:)) Öğleden sonra eve dönünce Efes'i yıkayıp, kurutmaya üşenerek ben de devrildim bir köşeye.Erken uyumuşum sabaha kadar defalarca uyandım. Sabahta pis bir baş ağrısıyla kalktım. Ofise geldik, işler biraz yoğun, malum ay sonu.
Eylül ne çabuk geldi. Okul hazırlıklarına ufaktan başlamak lazım, Bilge' nin okul kıyafetlerinin hiçbirisine sığacağını sanmıyorum:((
Bu sene hiç okulu özledim demedi, tatili iyi geçiyor sanki:))

Güzel bir esinti var bugün, bunaltmıyor hava. Mevsimin yavaş yavaş sonbahara dönüşünü izlemek özellikle Ankara' da çok keyifli oluyor.

Keyifli bir hafta olsun...


31.08.2018

Ağustos Okumaları



Ağustos ayı uzun tatilinde etkisiyle bereketli geçti. Eylüle' de iki üç kitap sarktı.Zaten uzun soluklu okumalar diye düşündüklerimdi. Okumalara gelince;

Mutluluk Fotoğrafı/Richards Yates/ Yapı Kredi Yayınları Daha evvel Ablamın Mutluluk Motoğrafı diye yayınlanan kitabı daha önce okuyup bu kitabı yeni bir kitap zannederek alan Sevgili Leylak Dalım vermişti. Anne babaları kızlar daha küçükken boşanan Grimes kardeşlerin büyüyüp iki ayrı kadına  dönüşmelerini, bu dönüşümün sancılarını, getirdiklerini ve götürdüklerini güzel bir dille anlatmış.

Yeraltına Mektuplar/Murat Yalçın/Yapı Kredi Yayınları Önceki aydan sarkan kitaplarımdan biriydi. 59 Yazardan Hayatta olmayan Yazarlara temasıyla Murat Yalçın' ın hazırladığı mektuplar hem ilginç hem elimin altında not defteri, hiç duymadığım yazar ve özellikle şairleri önüme sermesi açısında çok iyi bir okuma oldu benim için.

Çağrılmayan Yakup/Edip Cansever/ Yapı Kredi Yayınları dön dolaş tekrar tekrar oku o kadar güzel ki...
Kurbağalara bakmaktan geliyorum
Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi
Telâşlı, açgözlü kurbağalara
Bakmaktan geliyorum. Ben sanki Yusuf
Ve Yusuf değil
Her gün bit tahtaboşta asılı duruyorum
Ve durmuyorum. ben işte Yakup
Yok artık karıştırmıyorum.

Diktatörlerin Çocukları/Jean -Christophe Brisard/Claude Quetel/Yapı Kredi Yayınları 
"Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı..." ( arka kapaktan) 
20.yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocuklarının hayatları her biri farklı bir kalemce anlatılıyor.
Kitap bittiğinde hepsinin ve sonlarının birbirlerine ne kadar benzediğini görmek garip hissettiriyor.

Bildiğiniz Dünyanın Sonu/Erlend Loe/Yapı Kredi Yayınları Doppler  bittiğinde daha uzun olsa okuyamazdım demiştim. uzun hali bu kitapmış. Okudum hâlâ yarım bırakamıyorum ama eziyet oldu özellikle sonlara doğru.

Altıncı Koğuş/Anton Çehov/ İş Bankası Kültür Yayınları  Rusya' nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının "deliliği" nin simgesidir diyor arka kapakta kitap için. Hatta bir rivayete göre Lenin'in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, "Kendimi Altıncı Koğuş' a kapatılmış gibi hissettim" demiştir. Hakkını vermek lazım gerçekten çok etkileyici bir kitap.

Durmadan Leyla/Aslı Tohumcu/İletişim Yayınları yazarın adını Yerlatına mektuplar da görmüş ve kitabı böylelikle almıştım. Düşünce olarak iyi olsa da kurgusal olarak içimi şişiren bir okuma oldu. Uzatmayayım sevmedim.

İyilerin Yanında /Vandana Shiva /Sinek Sekiz Yayınları geçen ay da iki kitabını okumuştum yayın evinin Sürdürülebilir Yaşam Kitapları serisinin. Vandana Shiva' dan bahsetmiştim. Bu kitapla Şiva'nın Himalayalar' da ki küçük köyünden çıkıp, kuantum fizikçisi kariyerini bir tarafa bırakıp kendini nasıl doğduğu topraklara adadığını okuyoruz. İçimi umutla dolduran okumalar bunlar.

Therese Raquın/Emile Zola/Varlık Yayınevi sahaf ganimetlerimden bu kitap 1962 basımı, küçük boy ve ciltli. Sadakatsizliğin, pişmanlığın ve eninde sonunda yaptıklarının cezasını çekmenin iyi bir kurguyla anlatımı diyebilirim kitap için. Güzel ve yormayan bir okuma oldu. Zola'nın diğer kitaplarını da okumalı diye yine yazdım bir kenara.

Köpek Kalbi/Mihail Bulgakov/İş Bankası Kültür Yayınları Bu ayın en güzel keşfiydi bu kitap. Nasıl atlamışım Bulgakov' u kendime çok kızdım. Kitaba gelince sokaktan bulduğu bir köpeği evine getirip bir süre sonra onu ameliyat ederek genetik değişiklikler yapan doktorun karşısında arsız, şehvet düşkünü ve kaba bir insan dönüşen Şarik' in öyküsü. Hicivler, anlatımlar çok etkileyici.

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri/Hikmet Hükümenoğlu/Can Öykü tüm kitaplarını okuduğum yazarın ilk öykü kitabı. Öyküler oldukça güzel özellikle ilk öyküler, üstesinden gelmiş. Evet kapak kötü, kitaba karşı yazarı tanımayanlar için özellikle ön yarı oluşturuyor ama kitap güzel. Öyküler iyi bir hi bırakıyor geride.

Son Kuşlar/Sait Faik Abasıyanık/İş Bankası Kültür Yayınları Deniz kokan, balıkçılarla çevirili öyküler çok güzel ama en sondaki  Bedri Rahmi Eyüboğlu' nun Sait'ten Hatıralar ı ayrı bir güzel.

Zor Yokuşu/nezihe Meriç/Yapı Kredi Yayınları bu öykü seçkilerini Bilge için almıştım ama okumasına biraz daha zaman olduğunu görünce ben okumaya başladım ve ne iyi etmişim dedim. Daha evvel okumamıştım nezihe Meriç öykülerini. Özellikle kadını öne çıkartan öyküler başlarda zorlasa da sonraki öyküler çok güzellerdi.

Cümbüşçü Karıncalar/Pınar Selek/İletişim Yayınları Bu kitabı nasıl anlatayım bilemedim. Öncelikle kitaba üç kez başlayıp devam ettiremedim. Sonra iki günümü bu kitaba ayırıp başka bir kitap elime almadım. İlk başta bir türlü kişiler kafamda canlanmadı, böyle olunca kurgu da akmadı derken kitabın ortalarına doğru biraz daha taşlar yerine oturdu. Sevmedim diyemeyeceğim gibi sevdim de diyemeyeceğim garip bir okumaydı.

Kız kardeşle ağustos ayı için challange belirlememiştik, elimizdekileri bitirelim demiştik.Eylül için güzel düşüncelerimiz var.

Bol okumalı günleriniz olsun diyerek kaçarım, iyi bakın kendinize..







27.08.2018

Tatil


Tatilin özeti tam olarak fotoğraftaki gibi, araya bolca dizi ve film de ekledik mi al sana tatil.
Ankara'ya geldiğimden beri ilk kez bir bayramı Antalya'ya gitmeden evde geçirdim. Aslında bir miktar buruktu, zaten bayramları sevmiyorum, bu mevsimde Antalya' da olmayı hiç sevmiyorum, ama annem yalnız kaldı, babamın mezarına gidemedim...

Geçen ay Koca' nın  babası rahatsızlanmış, bir hafta kadar hastanede kalmıştı. Üzerine naz niyaz da eklenince Koca bayramı geçirmek için  köye gitti.Biz gitmedik çünkü Efes' ten çok hoşlanmıyorlar, yolda çok uzun hiç gözüm yemedi.

Sabah ve akşam Efes'i gezdirmek dışında dışarıya çıkmadık, zaten her yer kapalıydı. Mahalle bomboştu, aslında keyifli de oldu. Okuduk, izledik, serdik de serdik...

Bilge bol bol resim yaptı, yeni bir dijital çizim programı kullanmayı öğrendi. Onu izlemek ayrı bir keyifti. Harry Potter okumaya başladı, ilk kitabı bitirince filmini izledi ve hiç beğenmedi, kitap bambaşka diyor:)) Bugün piyano dersine gideceğiz, ikinci kitabı da alacağız.

Benim okuduklarıma gelince;

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri daha evvel romanlarını okuduğum Hikmet Hükümenoğlu 'nun öykülerini sevdim.

Durmadan Leyla İlk kez Aslı Tohumcu okudum amacı iyi olsa da kitabı hiç sevmedim.

Bedrufi' nin Nefesi Mehmet Güreli' nin çok hoş bir kitabı, üstelik ufuk açıcı. Okumaya devam ediyorum, daha bitirmedim.

Son Kuşlar Nasıl güzel, nasıl içten geri dönüp dönüp okudum, denizin kokusunu burnumda , balıkçıları ruhumda hissettim.

Tarih Herodotos'u okumayı hep istiyordum ama altından kalkabilir miyim diye de endişe ediyordum. Dokuz kitaptan oluşuyor, daha ilk kitaptayım bir nevi mitoloji okuyor gibiyim, ilginç gidiyor...

Köpek Kalbi Ben nasıl olur da bunca zaman Bulgakov okumadım dedirten kitap.

Zor Yokuşu İlk kez Nezihe Meriç öyküleri okuyorum, çok akıcı değil ama hakkını da vermek lazım, güzel öyküler, bir durup düşündüren öyküler.

Dün evi de kırkladıktan sonra bu sabah güle oynaya ofise geldim. Bu kadar uzun tatil olmamalı,diye diye dolanıyorum ortalıkta:)) İyi bakın kendinize...


13.08.2018

Hafta Sonu


Cumartesi öğleden sonra Bilge' yi piyano dersine götürdüm. Her zaman gittiğimiz sanat evinde tadilat olduğu için geçici olarak daha merkezde bir yere gittik. Bilge' yi bırakıp Dost Kitabevi' ne gittim. Kitapların arasında dolanırken baktım bir saat geçmiş. Bilge' yi aldım, yemek yedikten sonra eve döndük. Malum hafta sonu şurayı da süpüreyim, burayı da sileyim derken ben de birde Doppler' den kurtulayım durumu vardı. Kitap bitti (Bildiğimiz Dünyanın Sonu) ve ben hiç sevmedim sonlara doğru bildiğin işkenceye döndü.

Hafta Sonu iki film izledim. İlki Edebiyat ve Patatesli Turta Derneği  güzel bir filmdi, kafam dağıldı, iyi geldi.
İkinci film Seven Sisters/What Happend to Monday? kuzenimin aşırı tavsiyesi üzerine izledim, ilginç bir filmdi çok ölüp bitmedim ama yine de izlenir mi? izlenir diyeyim.
Ara ara Suits ve Younger ' ın son bölümünü izledim, pazar günü hiç dışarı çıkmadım. Uyduruk bir kek ve yine doğaçlama çikolatalı kurabiye yaptım. Bizimkiler silip süpürdüler. Sanırım denemelerim devam edecek.
Bu sabah Diktatörlerin Çocukları na devam ettim, az kaldı bugün biter sanırım, araya bir de Çehov okuması sıkıştırdım Altıncı Koğuş. 
Bilge Yapı Kredi Yayınları'nın çıkardığı J.K.Rowling serisinden Çağlar Boyu Quıddıtch okuyor, geçen hafta da Fantastik Canavarlar ı okumuştu. Bana kalırsa çizimlerine bayıldı, diğer kitabı da aldık sanırım tatilde otuz kitap okuma hedefini tutturacak. Gerçi yaklaşık on kadar ingilizce kısa hikayeler de var ama olsun, bence güzel okudu:))
   
Efes bildiğiniz tembel oğlan, bütün gün yattı yuvarlandı gerçi Koca' ya duygusal baskı yapıp kendini üç kez yürüyüşe çıkarttırdı:))

Bizde durumlar böyle, keyifli bir hafta sonu olsun...