15.11.2018

Evde iki köpek

Leblebi' den mutlaka bahsetmişimdir.Teyzemlerin barınaktan sahiplendilkeri, beş yaşında dişi melez bir köpüş ve adından da anlaşılacağı gibi bizim oralı(Çorumlu) ve Ankara'da yaşıyor.
Genelde tatilde Antalya'da karşılaşıyoruz. Leblebi atarlı bir kız.Kendisine kolay kolay yaklaştirmıyor ve kesintisiz uzun uzun havlayabilme yetisine sahip.En son yaz sonunda bahçede bir aradaydık. Fasulyelere işeyen Efes'e kızdım diye kolumu kapmaya kalktı:)) sahiden, dişlerini geçirmedi diye sevindik.
Teyzemin kayınpederi çok hastaydı ve artık umut yoktu.Daha önce konuşmuştuk, cenaze işleri sırasında Leblebi' nin bizde kalmasına karar verdik.
Dün sabah teyzem aradı,yola çıkacaklarını söyleyince Koca'yla Leblebi' yi almaya gittik.Havlayarak bizi karşıladı, diş göstererek oturdu.Arkasına bakarark arabaya bindi. Arabayı çok seviyor, bu arada bir malzeme almak için Ostim' e uğradık.Koca malzemenin yanında ekmek arası döner almış. Benimkini Leblebi'yle paylaştık. Dönere hayır demedi.Efes gibi obur değil et dışında birşey yemiyor.Eve gelmeden yukardaki parkta Koca bizi bıraktı.Her ağaca işemeyen bir köpeği gezdirmek çok ilginç. Gezdikten sonra eve geldik. Her tarafı kokladı, yazık ilk kez geliyor nasıl tedirgin olduğu gözlerinden belli. Bu arada Efes ofiste,akşama gelecek Koca' da olacağı için bu karşılaşma daha kolay olur diye düşünüyorum ve hep aklımda ya sabaha kadar havlarlarsa fikri geliyor ve ben hemen kovalıyorum bu düşünceyi. Bilge okuldan gelene kadar çok sakindi.Bilge gelince ufak bir havhavlama faslından sonra kendine bir köşe bulup oturdu.Bilge ne zaman yaklaşsa korkunçlu dişlerini gösterdi. Akşam güya Koca erken gelecekti Efes'le ikisini parka götürecek ve orada havlayıp hırlaşıp eve geldiklerinde çok yorgun olacaklardı. Olmadı...
Koca'nın geçikeceğini anlayınca Bilge'yle Leblebi'yi gezmeye çıkardık. İ.' de ofisin oralarda Efes' i gezdirdi ve ilerleyen saatlerde Efes'i eve bıraktılar.Eve girmeden Efes'le konuştum. Eve girince hemen birbirlerine havlayıp hırlamaya başlamışlardı ki hakimiyeti elime aldım.Sesimi yükseltip yapmayın dedim.(başka şeylerde söylemiş olabilirim) Herkes bir köşeye dağıldı ve inanması zor ama sesleri çıkmadı. Efese ödül kemiği verdim Leblebi Bilge' nin yanına kıvrıldı ve dokunmasına izin verdi. Koca geldiğinde ufak bir tantana çıktı ama çabucak bastırdık. Hep birkikte dizi izledik.Yatma vakti geldiğinde Bilge yatağına gitti.Biz de yatağımıza gittik. Sürekli dinliyordum evin içinde biraz dolaştılar sonra uyudular Gece bir ara uyandığımda Leblebi' yi yatağa çıkmış ayak ucumda yatarken gördüğüme inanamadım.Elimi aşağı uzattım Efes' te orada uyuyordu.Elimi hissedince kafasını uzatti burnundan öptüm kafasını okşadım.
Bunları niye bu kadar uzun uzun anlattım derseniz ne hissettiğimi bir nebze olsun anlayabilin diye. Bir tarafta aslında korkak ve tedirgin, bu yüzden saldırganmış gibi görünen bir köpek, diğer tarfta herşeyden emin hiç kıskanmayan bir köpek. En güzeliyse Leblebi' nin bize güvenip yatağımıza gelmesiydi. Sabah iki esneyen köpek Koca' yla yürüyüşe gittiler.Ben de geleyim dedim ama ben hallederim dedi Koca. Şimdi eve gelmelerini bekliyorum.Sanki daha cesur,daha iyi hissediyorum....

13.11.2018

Limon ağacı


Evimize yerleştikten kısa bir süre sonra bu küçük limon ağacını aldık. O sene iki limon verdi. Kışın battaniyeyle sarıp sarmalar, yazın çamaşırlığı o tarafa götürür gölge yaparım. Ankara' da ve balkonda limon ağacımın olması hepimize iyi gelir.( bu sene ufak bir zeytin ağacıda katıldı) Baharda ilk çiçeği gören balkonda çığlık atar, eve gelir gelmez balkona gider çoğalan limon çiçeklerinin balkona bıraktığı rahiyayı içimize çekeriz. Sonra bir sürü minik meyve kafasını uzatır, önceleri bu kadar meyve incecik dalda nasıl olacak diye endişelenirken, doğanın bunu dengeleyişini görmek hayranlık vericiydi. Bu yıl balkonumda ki çoğu çiçek bitlendi. Zaten ufak alan ve farklı çiçekler olunca beklediğim bir durumdu. Çiçeklerin bazıları öldü, bazıları dayandı. Elma sirkesi, arap sabunu ve sıvı yağ üçlüsüyle çözmeye çalıştım. Limon hala savaşmaya devam ediyor. Geçen ay okuduğum Bitkilerin Bildikleri kitabına bakılırsa bu çok ilginç bir mücadele. Yaprakların üzerindeki yapışkan sıvıyı bitler bırakıyor sanıyordum ama bitki yapıyormuş ve diğer dallara ve yapraklara tehlikeyi haber veriyormuş. Neyse bizim limon ağacının savaşı devam ediyor, iki limonu sarardı bugün yarın birimiz kıyıp koparacak. Zaten havalar da soğuduğu için savaşı kazanacak diye düşünüyorum.

Sabah Koca erken kalkıp kahvaltı hazırladı.Bilge' de bizimle kahvaltı yaptı. Bilge okula, Koca Efes'le sabah yürüyüşüne çıktı. Tuhaflıklar Fabrikası nın kalan birkaç sayfasını okuyup bitirdim ve hiç sevmedim. Konu iyi seçilmiş ama  ciddi bir sıkıntı vardı, zaman atlamaları ve detaylar sinir bozucuydu. Kolay kolay kitabı yarım bırakamadığım için bittiğine çok sevindim. Poe' nun hipnozla ilgili bir öyküsünü okudum, ölüm döşeğindeki verem hastasının acılarını hafifletmek için hipnozla telkin veren doktorla hastanın ilginç sohbeti anlatılıyordu. Çıkmadan Bulgakov' un Genç Bir Doktorun Anıları nı koydum, birazdan başlayacağım.

Kafamı kaldırıp dışarı baktığımda, badem ağacının görüyorum, yaprakları her gün ayrı bir ton sarı oluyor sanki ve ben ağacı alıp eve götürmek ve balkona koymak istiyorum:))

12.11.2018

Sevgili Pazartesi

Çok yorgun uyandım, hatta uyanamadım, Bilge'yi okula yollayıp geri yattım. Efes yatağa gelip bacaklarımdaki kan akışını zorlayınca uyandım. Toparlanıp ofise geldik. Ofiste bugün yalnızım. İ.'nin hastane işi varmış. Sağı solu toparladım, birazdan bir türlü akıp gitmeyen Tuhaflıklar Fabrikası nı okumaya devam edeceğim, bugün bitsin istiyorum.

Geçen hafta H. Böll' ün Palyaço sunu ve Atilla Atalay' ın Hayaller Kahyası nı okudum. Poe' dan da ancak üç öykü okuyabildim. Cuma günü Bilge' yi okul çıkışı aldım. Birlikte yemek yedik, Dost Kitabevi' ne uğradık. Don Norman 'ın Gündelik Şeylerin Tasarımı nın ve Rilke' nin Bütün Öyküleri ni aldım.

Bilge' nin bu hafta yine yazılıları var. Hazırlanmasına yardım ettim, sonra birlikte A Monster Calls filmini izledik. Ne izlemek ama ağlaya zırlaya...çok güzeldi.

Pazar günü öğleye doğru Koca' yla yogaya gittik. Bizimle birlikte üç çifttik. Çok keyifliydi, Koca çok memnun kaldı, devam edeceğini söyledi.Sevindim.

Apartman toplantısı vardı, yönetici yardımcısıydım ya, yönetici cin gibi çıktı, kaşla göz arasında elime bir liste ve tahsilat makbuzu tutuşturdu. Of bütün binayı dolaşmak ve aidat toplamak zorunda kaldım. Aklımda bu duruma nasıl geldim  sorusu ve bi dolu apartman dedikodusuyla eve geldim.

Biraz kitap okudum, dizi izlerken uyuya kaldım.

Güzel bir hafta olsun, iyi bakın kendinize...




7.11.2018

Ne desem...


Çok oldu yazmayalı, neden diye düşünüyorum. Yazmak istememek mi, yazacak pek önemli bir şey olmaması mı, anlamlı gelmemesi mi yahut hepsinin toplamı mı bilemiyorum.Sanki hepsinden birazcık var gibi.Ama gönlüm buradan vazgeçmiyor, vazgeçemiyor...

En son ne yazmıştım diye geriye dönüp baktım.Sonra daha geriye, daha geriye ve daha da geriye bakınca anladım...

Ne diyordum Bilge' nin yazılıları başladı ama bunu bir tek ben umursuyorum gibi görünüyor.
İte kaka ders çalışıyor, nereden geldi bu hal bilemeyip, en kolay yolu seçiyorum. Hep ergenlikten bunlar diyorum, geçeceğine inancım tam:))

Bitkilerin Bildikleri/Daniel Chamovitz çok etkileyici bir kitaptı. Bilimsel terimler bolca olmasına rağmen kolay okunan bir kitaptı ve okuduklarıma inanamadım. Bitkilerin dünyası muhteşem ve hiç gördüğümüz gibi değil.

Factotum/C.Bukowski yanlış hatırlamıyorsam okuduğum ilk Bukowski kitabıydı kesin olmamakla beraber sonuncusu olacak. İçim şişti okurken.

Üç Yıl/A.Çehov  Bu ara klasiklere sardım gibi. Çehov' un anlatımı bana çok samimi ve sade geliyor. Evlilikte aşkın zamanla oluşabileceğine, sevginin daha kıymetli ve köklü bir duygu olduğuna dair kısa bir novellaydı.

Düş Yolcusu/Ian Mc Ewan Büyüklere yazılmış bir çocuk kitabı, içlerindeki çocuğu bulma temennisiyle, fena değildi. Yazarın hatırına okunabilir.

Poe öyküleri devam ediyor, Böll' ün Palyaço suna başladım, oldukça ilginç bir okuma olacak.

Haftada iki gün yogaya gitmeye devam ediyorum. Artık ağrılarım iyice azaldı. Ortamın çok güzel bir enerjisi var . İyi geliyor bana.

Havalar iyi gidiyor, uzun yürüyüşler yapıp, kulağında yaprak hışırtıları ve sonbaharın tüm renklerinin içini doldurduğu zamanlardayız. Bir süre sonra griye bürüneceğini bildiğin bozkırın bu zamanları çok kıymetli. Her fırsatta kendimi dışarı atıyorum, bazen Efes' i de alıyorum yanıma.

Elma sirkesi yapmayı deniyorum, umutluyum olacak galiba:))

Geçen akşam sıcak şarap gecesi yaptık, ne çok güldük:))

Efes' e ışıklı boyun tasması aldım, akşam gezmesine giderken takıyorum yılbaşı ağacı gibi oluyor.

Sabah kahvemin içine bir kaşık hindistan cevizi yağı koyuyorum. Tadının kötü olmamasına şaşırarak içiyorum.

Korsan' a tasma ve bir sürü ödül kemiği alıp yolladım. Bugün ellerine ulaşır sanırım, çok sevinecek eminim:))

Kız kardeş babamın yolladığı kasetlerden birini buldu, dinledik. On beş yıl sonra yeniden sesini duydum, tanıdık değildi sesinin tonu, belki kaset bozulmuştu, belki ben unutmuştum ama cümleler, duygular sıcacık sardı sarmaladı beni. Ne çok özlemişim, çok ağladım, ağladık ama o kadar iyi geldi ki, tekrar sesini duymak...

Neyse dolu bir bardak gibiyim ama şikayetçi değilim... geçer nasıl olsa...

İyi bakın kendinize, yazarım ben yine...

22.10.2018

Hafta Sonu

Hafta sonu sakin geçti.Cumartesi Bilge' yle piyano dersine gittik.O dersteyken ben parkta oturdum. Biraz kitap okudum, biraz güvercinleri izledim. Küçük termosta kahvem eşlikçim oldu.Bilge dersi bitince yanıma geldi o ara Koca aradı sizi alayım yakınım dedi. Süper oldu, Bilge çin  yemeğine bayılıyor. Ben çok ayıla bayıla yemiyorum ama Koca tatmayı bile reddediyor. Neyse Bilge' yle ikimiz gittik. Çubuklarla aramız iyice, o benim tabağından ben onun tabağından hım güzelmiş, bir dahaki sefere şunu deneyelim diyerek yemeği bitirdik. Eve yürüdük hava da mis gibiydi. Akşama şimşekler çaktı deli gibi yağmur yağdı. Pazar günü kahvaltı sonrası Bilge' yle kuaföre gittik. Ben saçlarımı boyattım, Bilge saçlarını kestirdi. Arada kaptırıp yediği tırnaklarına  manikür yaptırdı. Manikürlü  ellerine bayıldı.
Geçenlerde yogada gözlerimin üzerine konan lavanta kesesinin ne kadar rahatlatıcı olduğunu söylemiştim ya ,Bilge' ye de yaptım bir kese uyurken yastığının altına koyuyor.Sabah saçları lavanta kokuyor, o kadar güzel ki...
Bu arada yogayı hafta da iki derse çıkarttım kas hafızası için gerekiyordu, seviyorum da zaten, iyi olacak...
Çehov' un Vişne Bahçesi'ni ve Burhan Sönmez'in Masumlar' ını bitirdim. Poe öykülerinin ilk bölümünü bitirdim ama tamamını bitirmem bu ay zor görünüyor.
İyi bir hafta olsun...

17.10.2018

Sevgili Çarşamba


Geçen cumartesi Bilge' yle piyano dersine gitmek için bindiğimiz taksiden yollar kapalı olduğu için kursa varamadan inmek zorunda kaldık. Kocaman bir parkın ortasından geçtik. Bir an durdum, Bilge döndü bana baktı ne oldu diye. O kadar çok kuş cıvıl cıvıl ve sanki coşkuyla ötüyordu ki şehrin göbeğinde duymayı beklediğim en son sesti. Bir süre dinledik, kocaman ağaçlara, ağaçlara vuran gün ışığına baktık. Sonra tabana kuvvet koşturduk kursa. Bilge anne yollar kapalı diye kızdık ama kapalı olmasa kuşları dinleyemezdik dedi:)) Şehre ne kadar beton yığını diye burun büksek de gizli saklı güzellikleri olabileceği umudunu yitirmemek ve belki aramak gerek.

Dün eve dönmeden evin eksiklerini alayım birazda yürüyeyim diye çıktım ofisten. Önce mahallenin eczanesine uğradım. Yıllardır aynı eczaneden alırız ilaçları. Bir hanım çalışıyordu ikidir uğruyorum göremiyorum, sorayım dedim, sonra kalabalıktı vazgeçtim. Yine yıllardır eczanenin duvarındaki diplomada resmi olan oldukça yaşlı ve asık suratlı hanım nasıl yardımcı olabilirim diye sordu. Göz damlası istedim, baktım gözlerime bakıyor benim için değil, köpeğime gerekli veteriner kullanabileceğimi söyledi deyince asık suratı bir anda değişti, sanki gençleşti. Bir süre konuştuk hayvanlarla ilgili, damlayı alıp çıktım. Her şeyi satan bir dükkana girdim. Bilge' ye lazım olan sunum dosyasıyla, sıvı çamaşır deterjanını ve son anda hatırladığım ceviz kıracağını aynı yerde bulmanın tarifsiz sevinciyle kasaya geldim. Ödememi yaparken iş yeri sahibiyle oflaya puflaya işlerin hiç iyi gitmediği üzerine konuştuk. Hayırlı işler dileyip, manava uğradım. Manavın sahibiyle çalışanlarını çekiştirdik, komik bir dille köşede fısır fısır konuşan çalışanlara çaktırmadan. Kasada aldıklarıma bir göbek marul ve bir demet roka ekleyip yirmi lira tuttu dedi. Bu arada birbirimize işler nasıl diye sorup onunla da  öfleyip pöfledik. Ona da hayırlı işler dileyip ofise döndüm. Eve biraz erken döndük. Koca yemeği ben hazırlayayım dedi. Ben de aldığı taştan hallice kabuklu cevizlerle kavgaya tutuştum. Maksat bir an evvel ortadan kaldırmak. Vallahi abartmıyorum birinin kafasına gelse hastanelik eder. Ah be adam normalde eve gelirken ekmekten başka bir şey almak aklına gelmez, bin yılın başı almış gelmiş koca bir poşet cevizi. Ne diyeyim, serdim sofra bezini, açtım yeni kıracağı, kırabildiklerimi kırdım, kıramadıklarımı koydum bir kenara... Hepsini de bitiremedim, bir ara heyheylerim üzerimdeyken kırmaya karar verip kaldırdım.

Bilge' nin ödevleri, evi sil süpür ve çamaşır dağından  kurtulunca kitabımın başına geçtim. Poe' nun Gözlük öyküsünü okudum, gülümseyerek.. Burhan Sönmez' in Masumlar ını aldım elime uyuyana kadar okudum, bitmesine on sayfa kadar kaldı.

Sabah Bilge' yi okula gönderdim. Dolapta filizlensin diye koyduğum mercimekleri hatırlayıp upuzun filizlerini görünce pek sevindim. Yaprak çıkarttım suya koydum akşama tuzunu bırakır sararım dedim.

Bir anda  aklıma biz küçükken ve babam yurt dışındayken onun bize ve bizim ona gönderdiğimiz ses kasetleri geldi. Kaset boyunca ne anlatıyorduk ya da o ne anlatıyordu hatırlamıyorum ama çok mutlu oluyorduk hem dinlerken hem de konuşurken. Kafa sesimizle duyduğumuz kendi sesimizi kasetten direk duymak hem şaşırtıyor hem bu ne ya, benim sesim böyle mi dedirtiyordu. Saat ilerleyince kız kardeşimi aradım. Hatırlıyor musun kasetleri dedim, biri ben de dedi. Yıllar sonra babamın sesini yeniden duyabilme ihtimali yüreğimi kıpır kıpır ettirdi.

Ofise geldim, Efes' le cepelleşerek göz damlasını damlattım, oturdum yazmaya başladım, hiç bitmeyecekmiş gibi geldi bu yazı bana, başka bir konuya geçmeden buraya kadar okuyanların yine gözlerinden öperim, iyi bakın kendinize...

16.10.2018

Biten Kitaplar...

Bilge' ye niyetle aldığım YKY' nin Doğan Kardeş Seçme Öyküler Serisi' nden aldığım kitaplardan elimde son kalan Selçuk Baran ın Öğle Saatleri kitabı da bana tam bir öykü ziyafeti çekti. 
İçinde sanırım beş öykü vardı. İlk öykünün ilk cümlelerini okurken bir durdum bence yazar erkek değil diye düşünüp netten baktım, evet karşıma hüzünlü gözlerle bakan hoş bir kadın fotoğrafı çıktı. 
Selçuk Baran Ankara' da doğmuş, okumuş ve erken denebilecek bir yaşta  bu şehirde ölmüş. Hulki Aktunç' un yazarla ilgili "Selçuk Baran günlük hayatın ağır aksak ritmini yazıyla yeniden üretmek gibi güç (ve nankör) bir işi büyük bir ustalıkla çözümlüyor" demiş, tam olarak hissettiğimi yazmış. Öykü dediğimiz zaman hep bir temkinli yaklaşırım, çünkü bence edebiyatın en taşlı yolu öykücülük. Bu zor zanaatin üstesinden gelenleri ise hiç düşünmeden bağrıma basarım. Kesinlikle okuyun derim, yazarın diğer kitaplarını ben kitap listeme ekledim.


Daha evvel Trenin Tam Zamanıydı kitabını okuduğum Heinrich Böll ün bu sefer Katharina Blum' un Çiğnenen Onuru nu okudum. 
2. Dünya Savaşı sırasına Alman ordusuna alınan yazarımız 1939 da esir düşer 1945' e kadar. Serbest kaldıktan sonra savaş sonrası Almanya'sında bir taraftan hayat mücadelesi verir bir taraftan yazmaya devam eder. "Kelimeler beni geç buldu" diyen yazar Almanya' nın vicdanı ve edebiyat dünyasının azizi olarak anılır.
 1972  Nobel Edebiyat Ödülü' nü alan yazarı eğer ilk kez okuyacaksanız tercihiniz bu kitap olmamalı. Çünkü farklı bir anlatım türü ve ciddi bir konunun altını çizdiği için Böll okuyormuş gibi hissetmeyebilirsiniz.
 Aslında yazar bu kitapta  günümüz medyasınında içinde bulunduğu çöplüğü , yıllar önce gözler önüne sermiş. Bir kadının sırf yanındaki sevgilisi aranan bir adam diye basın tarafından alt üst edilen hayatını ve bunun sonuçlarını anlatıyor. 


Poe nun öykülerinin 2. cildine başladım, her gün birkaç öykü okuyorum. Bir de Burhan Sönmez in Masumlar ına başladım.Yazarın okuduğum ilk kitabı, sürekli raflarda gözüme takılıyordu. İlginç bir okuma olacak gibi...

Keyifli okumalarımız olsun...