4.12.2019

Kasım Ayı Okumalarım...


Kaçtır burada yazıyorum yıl sonu geliyor ve hedefimi yakalayamayacağım diye. Bu ay tatile rağmen hep ama hep okudum. Gerçi kulenin sonlarına doğru ince kitaplar yer tuttu ama olur o kadar sanırım:)
Kitaplara gelince;

Bizans Sultanı/ Selçuk Altun/ İşbankası Kültür Yayınları Sanırım bu kitapla Selçuk Altun külliyatını tamamladım. Konu her zamanki gibiydi. Zengin ve iyi eğitim almış bir adam, onu büyüten soylu bir çevre, bibliyofiller, sahaflar, elit mekanlar, şehirler bambaşka bir dünya. Bu sefer tarih ayrıntıları beni biraz bunalttı.Ama yine de güzeldi.

Baharda Ölmek/Ralf Rothmann/ YKY  İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru cepheye alınan iki genç Alman  süt sağıcısının yaşadıkları, savaşın korkunç yönü ve Alman cephesi tarafı..ilginç bir okumaydı, okuyun derim...

Geldiler/ Salih Altun/Tunga Yayınları Bu kitabı fuarda almıştım, yazarı çok kibar bir beydi. Anladığım kadarıyla eğitimci ve hukukçuymus. Kitap doğayla insan arasındaki ilişkiyi, köy hayatını, köy hayatından kopanların sonrasında tekrar dönüşünü basit bir dille anlatıyor.

Şimdilik Bu Kadar / Emine Uşaklıgil/ Can Yayınları Serra Yılmaz ve Emine Uşaklıgil' in anılarının Emine Uşaklıgilin kaleminden okuyoruz.Hoş bir anlatıydı.

İnternette Balık Avlamak/ Nasreen Akhtar/ Ayrıntı Yayınları Arka kapağını okuyup merak etmiştim Müslüman bir kadının internette eş arama macerası.Hiç sevmedim, kolay kolay böyle demem ama zaman kaybıydı.

Herkes Kadar/ Behçet Çelik/ Can Yayınları Sade ve samimi diliyle kısacık öyküler okudum.Daha evvelde yazarın öykülerini okumuştum ama bu kitabı daha çok sevdim.

Taşlaşan Dünya/ Tadeusz Borowski/ Aylak Adam Yazarın ikinci dünya savaşında Auschwitz toplama kampında hayatta kalmak için takındığı umursamaz, dğalmış gibi görünen  tavrını, kamptaki anılarını okuyoruz. Borowski' nin   hayatına bakınca 29 yaşında kendini öldürmesi okuduklarınıza bambaşka bir boyut katıyor.

Zeval/ Nihan Taştekin/ Ayrıntı Yayınları Bir mahalle dolusu insan, bu insanların gözlerinin önünde Emirgan Korusu'nda işlenen bir cinayet. Başlarda detaylarda boğulmasaydım çok daha iyi olurdu.

Akvaryumda Ölü Bir Balık/ Mürselin Kurt/ Ayrıntı Yayınları Kız kardeşinin bacağını kırmasıyla yanına yardıma giden ablasının sıradanmış gibi görünen ama eşeledikçe çok farklı boyutlar kazanan hayatlarını anlatıyor yazar.

Güvercin/Patrıck Süskınd/ Can Yayınları Koku romanıyla tanınan yazarın bu kitabı uzun öykü olarak yayınlanmış. Sıradan sade bir hayatın biranda nasıl tepetaklak olabileceği insanı dehşete düşürüyor.

Değişim/Mo Yan/Can Yayınları Çince "sakın konuşma" anlamına gelen (asıl adı Guan Moye 1984' ten itibaren Mo Yan ismini kullanıyor) ilk kez okudum. Yayıncısının isteği üzerine Çin' deki kültü Devrimi sonrası değişimi kendi hayatından kesitlerle anlatıyor.

Mutluluğun Kazanılması/Farabi/İş Bankası Kültür Yayınları toplamda elli sayfalık olmasına rağmen bu ay okuduğum en ağır kitaptı. İşin içine felsefe girince ve özellikle Aristo ve Platon' un felsefelerini İslam' la yorumlamaya çalışan Farabi' nin yöntemi oldukça ilginç. Siyaset felsefesinin en iyi eserlerinden biri sayılıyor . Farabi' nin bu şekilde kendi siyasi öğretisini kurması oldukça ilginç.

Aşk Ve Ölüm Üzerine/ Patrick Süskınd/Can Yayınları Aşk ve ölümü edebiyat dünyasından, mitlerden, kurmaca kahramanlardan örnekler vererek yorumluyor ve ortaya ilginç ama kısacık bu deneme çıkıyor.

Denizini Yitiren Denizci/Yukio Mişima/ Can Yayınları aslında sıradan bir kurgu etrafında olaylar garipleşiyor. Dul bir kadın, ilk eşinden oğlu ve onunun için denizciliği bırakan ikinci eşi. Tabi bu kurguya Uzak Doğulu yazarların soğukkanlı şiddeti anlatışlarını da eklerseniz, ortaya garip bir okuma çıkıyor.

Gelirken Ekmek Al/Şermin Yaşar/Doğan Kitap itiraf edeyim Leylakdalı'm çok beğendim demese bu kitabı okumaya hiç niyetim yoktu. Özellikle çok satanlar listesinde sürekli gördüğüm bir yazar ve ben hep mesafeli durmuştum. Yanılmışım, kitaptaki öyküler çok tanıdık, çok iyi anlatılmış.


Okumaya devam, iyi bakın kendinize...






2.12.2019

Geçen Hafta


Geçen hafta nasıl geçti anlamadım. Hafta başında sevgili Leylakdalı bizi konsere götürdü. Klasik Türk Müziği Korosu' ndan ilk bölümde klasik şarkıları ,ikinci bölümde tangoları solistlerden dinledik. Bilge' yle ilk kez CSO Konser Solonunda bir konser dinledik ve kulaklarımıza inanmadık.Salonun muazzam bir akustiği var. Bilge sıkılır mı acaba derken, Bilge' nın de çok keyif aldığını görmek güzeldi.
Hafta bolca okumakla geçti. Her yerde ve sürekli okudum:))
Perşembe ve cuma yogaya gittik. Yoga hocamız bizden hafta sonu bir etkinlik için yardım istedi. Engelli Kadınlar Derneği bünyesinde yaklaşık yirmi kişilik bir gruba yoga yaptırdık. Bilge' yle birlikte dört kişi hocaya eşlik ettik. Yoga başlamadan önce hepimiz biraz tedirgindik. Çoğunluk görme engelliydi. Onun dışındakiler bedensel engelliydi. Ders başladı elimizden geldiğince duruşlara soktuk, düzeltmeler yaptık.Rahat etmeleri için yardımcı malzemelerle destekledik. Bir saat sonra ders bitiminde herkesin yüzü gülüyordu. Bilge, ben ve diğer yardımcı arkadaşlar terden sırılsıklam olmuştuk. O kadar çok teşekkür ettiler ki yorgunluğumuza değdi.
Bilge' yle uzun uzun konuştuk. İnsanlara yardım etmenin verdiği huzuru kalbinde hissetmiş olması beni çok gururlandırdı. Yürüme engelli bir hanım ayakkabısını bağlamadığını fark edince Bilge fırladı, müsade isteyip bağcıkları bağladı. O kadar duygulandım ki...

Pazar günü de Waffel bizdeydi. Sahibinin annesi vefat etti, sahibi cenaze işleriyle uğraşırken o da bizde kaldı.Parkta  sürekli birlikteyiz ama eve ilk kez geldi. Kendi evi gibi hiç yadırgamadı. Bir de güzel kucağınızdan inmiyor. Onu öyle görünce Efes' e sitem ettim çok mesafelisin diye. O da totosunu dönüp yattı :))
Keyifli bir hafta olsun...

25.11.2019

Gittik,geldik....


Kasım ayında beklemediğimiz bir ara tatil olunca, bizimkiler Antalya' ya gidelim diye tutturdular. Pazar günü düştük yola.Yol uzun tabi, Efes' te olunca sık sık mola vererek, Afyon'a kadar ciddi bir sis eşliğinde gittik. Akşam üzeri Antalya'daydık. Annem pek keyifli karşıladı bizi. Korsan' la Efes o gece bir kapıştılar, boğaz derdine. Tabi cüsseleri düşünülünce pek adaletsiz bir hırlaşma sonucu, Korsan midye kulaklarına birkaç diş darbesi aldı:(( Ama French bulldogların balık hafızası olduğu için, tatil boyunca hep bir hır gür vardı evde...

Öbür gün kızlar geldi, kocaman olmuşlar. Hediyeler açıldı, sofralar serildi, yemekler yenildi...
Öbür gün sabah mezarlığa gittik. Girişte şehit cenazesi vardı. Annemle yıllardır gittiğimiz kabrin yolunu şaşırdık. Kendimizi toparlayınca, bulduk. Yıllar da geçse insan alışamıyor işte. Annem her zaman ki ritüeline başladı.Yıllardır okuduğu mezar taşlarındaki tarihleri ilk kez görüyormuş edasında tekrar okuyup, vah yazık gençmiş, hımm iyi yaşamış yorumları eşliğinde önce anneannemin, sonra babamın ardından da yengemin mezarlarını ziyaret ettik. 

Akşam Efes'i de alıp gezmeye çıktık. Akşamda olsa denizi görmek, havasını koklamak iyi geldi. 
Bir akşam da kız kardeşe gittik. Derken sayılı gün gün bitiverdi zaten. 

Sokaklarda o kadar çok kedi var ki, Efes bir süre sonra kovalamaktan vazgeçti:))

Yollar sonbahar renkleriyle dolu,bakmalara doyamıyor insan.

bu fotoğrafa bayıldım. Kardeşimi yolcu ediyorlar:)) Çok komikler...

Bu arada okumaya devam ettim. Mürselin Kurt' un Akvaryumda Ölü Bir Balık, Nihan Taştekin' in Zeval, Patrıck Suskind  Güvercin ve Aşk ve Ölüm Üzerine , Mo Yan' ın Değişim kitaplarını okudum. 116 kitap geride kaldı. Geriye 21 kitabım kaldı:))

Keyifli bir hafta diliyorum...

13.11.2019

Son hız :))

Yıl sonuna yaklaşırken son hızla kitap okuma  hedefime yaklaşmaya çalışıyorum. Ralf Rothmann' ın Baharda Ölmek kitabı çok güzeldi. Almanya' da iki süt sağıcı gencin savaşın sonlarına doğru zorla orduya alınması ve sonrası anlatılıyor. Çok derin ve trajik, bir o kadar da etkileyiciydi.
Eskiden, biyografi ya da anı kitabı deyince burun kıvırır, uzak dururdum. Artık öyle değil, merakla okuyorum, özellikle insanların aynı tarih aralığına gelen hayatları, gerçekten o dönemi anlamama yardımcı oluyor.Bu benim için çok büyük bir kazanım. Emine Uşaklıgil' in kaleminden Serra Yılmaz' ın ve kendisinin yaşamı ve anıları sade bir dille anlatılmış. Serra' dan daha çok bahsetmiş sanki:)) Bazı yerlerde geçişlerde ufak aksamalar var ama güzel bir anlatı olmuş.
Bobo 2, canımız, ciğerimiz. Dilimize kattığı yeni kelimeler (davuk, gerbertin, bazartesi ve daha bir sürüsü) ve ig sayfasında her yeni gönderide yüzümüzü güldüren, günümüzü aydınlatan Serkan Altuniğne' nin ikinci kitabı.Çoğu ig' den bildiğimiz karikatürler ama bir arada olması çok keyifli. Punk Bobo'yu defalarca okumama rağmen yine gülmekten yerlerde yuvarlanma kıvamına geldim:)) O kadar keyifliydi...
Ayrıntı Yayınları'nda indirim vardı. Bu kitabı öyle aldım. Aslında arka kapakta ilginçti. Altı yaşında İngiltere' de yaşamaya başlamış Pakistanlı kadın  yazarın Müslüman evlilikleri kulvarında, internetten eş bulma çabasını,espirili bir dille anlattığı yazıyordu. Merak ettim ama hiç düşündüğüm gibi değilmiş. Kolay kolay bir kitap için kötü demem ama fenaydı. Zamanınızı harcamayın...

Akşamları parkta köpeklerle bir buçuk saat kadar geçiriyoruz. Havalar soğudu, büyük bir ihtimalle bir saate düşecek bu süre. Akşam kocaman gülümseyen suratlarla ve kırmızı burunlarımızla eve dönüyoruz.
Bu hafta yogaya perşembe, cuma gitmeye karar verdik. Bilge' nin salı gününe beden eğitimi dersi koymuşlar. Çok yorgun geldi.

Kimliğimle, ehliyetimi yenileme işini hallettim. Biraz maceralı oldu, biyometrik diye çektirdiğim fotoğrafı kabul etmeyince, koştur koştur yeni fotoğraf çektirdim. İşlemimizi yapan memur parmak izlerimi alırken (hepsini tek tek ve birlikte ) isyan ediyordu. Her gün 2000 kişiye bu işlemi yaptığını söylüyordu:(( Kolaylıklar dileyip, tepsi kıvamında suratımın olduğu fotoğrafı (ikinci) kabul edince, sevinçle ayrıldık...

Hafta başından beride postacı bize çalışıyor. Bilgenin ki ayrı bir gün, benim kimlik sonraki gün geldi. Bugünde ehliyetim gelecek. Koca' nın kimlik geldi, ehliyetten henüz haber yok:))

Black Mirror' un 5. sezonun ilk bölümü izledim. Çok uçuk kaçıktı.

Bu sabahta Behçet Çelik' in Herkes Kadar ' ına başladım...

Hafta sonu Antalya' ya gidiyoruz. Yavaştan toparlanıyorum.

İyi bakın kendinize...

5.11.2019

Ekim Ayı Okumaları

Ekim ayını da on bir kitapla geride bıraktım.Kitaplara gelince;

Afet/Mehmet Anıl/Can itiraf edeyim  kaç kez almak için elim gitti ama kapak yüzünden vazgeçtim.  En son indirimde görünce dayanamayıp aldım. İyi ki de almışım, çok sıra dışı bir anlatım ve kurguyla karşılaştım.

Adanmışlık/ Patti Smith/Domingo kitap için kısa bir yazma serüveni diyebilirim. Patti sade diliyle bu serüveni daha özel kılıyor...

Geceleri Sessizdir Tahran/ Shida Bazyar/Hepkitap bu ay okuduğum en iyi kitaplardan ilkiydi bu kitap. Bildik bir coğrafya, uzak olmayan bir tarih, çok duygusal, çok naif bir kitap.

Sardalyanın Gizemi/Stefan Themerson/Metis ikinci en iyi kitabım Sardalyanın Gizemi' ydi. Sürekli görüyordum insanların elinde. Çok ilginç bir kurgu etrafında dönen kitabı sonuna kadar elinizden bırakamıyorsunuz.

Beyaz Sessizlik/Jack London/Puslu Bu kitapta Jack London' un üç kısa öyküsü var. Beyaz Sessizlik, Güneşin Oğlu ve Yüz karası. Yazar bildik üslubuyla vahşi doğa, hayvanlar , acımasız , açgözlü insanları anlatıyor...

Momo/Michael Ende/ Pegasus Bilge' yle birlikte okuduk bu kitabı. Bilge çok beğendi.Ben beklentimi yüksek tutmuşum, o kadar da etkilenmedim. Güzel mi ? güzel diyebilirim...

Çocuk Geliyor/ Hang Kang /April sindire sindire okunacak bir kitap.1979 da Kore' de hükümet başkanının öldürülmesinden sonra ortaya çıkan halkın protestosunu ordunun acımasızca bastırması çok etkileyici bir kurguyla aktarılıyor.

Leporella/ Stefan Zweıg/ Puslu Beyaz Sessizlik' le bu kitabı fuarda elime tutuşturmuşlardı:)) Daha Zweig' in okunacak kitabı kaldı mı diyordum.  Leoperella ' yı daha evvel okumuştum, ilk satırlarda hatırladım. Diğer öykü Zıt İkizler' i okumamışım.

Kokular/Philippe Claudel/Sel Bu ay en çok bu kitabı sevdim. Kokuların eşlikçisi anılarla keyifli bir kitaptı.

Bozkır /Anton Çehov/ İşbankası Kültür Yayınları  Çehov Ukrayna bozkırında bir yolculuğu , eğitimi için annesinden ayrılan çocuğun gözünden, naif diliyle anlatıyor.

Kral Oidipus /Sophokles/ İşbankası Kültür Yayınları Kızkardeşle ortak okuma listemizdendi bu kitap. Tiyatro tekniğinin ilk ve başarılı eserlerinden biri sayılan Kral Oidipus, içinde yer alan Yunan tragedyası, Sophokles ' le ve dönemle ilgili detaylarla güzel bir okumaydı...

Keyifli okumalar diliyorum...

4.11.2019

Hafta sonu



Soğuk , yağmurlu ama keyifli bir hafta sonu oldu. Selçuk Altun'un  Bizans Sultanı ını bitirdim. İlk kez yazarın  bir kitabında sıkıldım. Tarih ayrıntıları beni bir miktar boğdu, ama tabi ki sevdim:))

Cumartesi akşam Bilge' yle Opera Sahnesi' nde Modern Dans Topluluğu' ndan Frida temsilini izledik.

İki sene evvel de izlemiştik ama bu sefer sanki daha ayrı bir güzeldi. Öyle doğal ve etkileyiciydi ki iyi ki yeniden izledik dedik.

Cuma sabahı yogaya gittim. Grubu sevdim, kalabalıkta değildi. Çıkışta usul usul yağan yağmurun altında yürüdüm. Önce markete uğradım, minnak süsü kabakları gelmiş, onlardan aldım. Sevdiğim kafeye oturup kahve içtim. Kitabımı yanıma almadığıma hayıflandım.
Dönüş yolunda vazoyu dolduracak, ot çöp topladım:))Kurumuş yapraklar, yabani sarı çiçekler, parktan aşırdığım horoz ibiği, mazı dalları, kurumuş kozalaklar... ateş dikeni de bulsam iyiydi, lakin denk gelmedi:)) Şu kadarcık renk bile iyi geldi, yağmurun kararttığı günü aydınlattı...

Bu hafta Bilge' nin sınav haftası. Pazar günü evde ders çalıştı.

Bir ara pazara gittim, akşam da Efes' i parka çıkarttım. Koca mızıkçılık yaptı, gelmedi...

Parktaki köpek sahipleri arkadaşlarla akşamları spor salonuna başlıyoruz. Yakında bir salona dün kayıt yaptırdık, bakalım nasıl olacak:))

Keyifli bir hafta olsun...

30.10.2019

Pazartesi Görünümlü Çarşamba

Uzun bir hafta sonu gibi oldu son birkaç gün. Cuma günü yoga dersim iptal oldu. Cuma sabahları benden çok çok ileri bir grup var, onların dersine devam edeceğim.Diğer gruplar, başlangıç seviyesinde. Zaten Bilge' yle haftada bir bu derse girdiğimiz için, ikinci dersimin seviyesi farklı olsun istiyorum. Benim kendi grubum üç dört kişi oluyorduk ama son haftalarda onlarda gelmeyince dersler iptal olmaya başladı. Sinir oluyorum insanların disiplinsizliğine...

Philippe Claudel' in Kokular kitabının ilk beş sayfasını okur okumaz kız kardeşe mesaj yazdım. Muazzam bir kitap seçmişiz diye.On beş kitaplık bir ortak okuma listemiz var. Mart ayına kadar tamamlayacağız. Kitap gerçekten uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu. Kokuların hatırlattığı anılar, kokularla dolu bir hayat, nefis bir anlatım. Aşırı tavsiye ederim.
The Kominsky Method' un 2. sezonunu izledim. Bu sezon sanki daha da güzeldi. Koca 2. sezonu benimle izleyince, ilk sezona başladı. İlk sezonu bir de onunla izledim, battaniyemi örerken...

Kefir mayaladım, badem ıslattım, güya sütünü yapacaktım. Sabah kabuklarını soymaya başlayınca bizimkiler üçer beşer götürdü:)) Yeşil mercimek, börülce ve kırmızı fasulye filizlendireceğim, onları ıslattım. Yemek yaptım derken dün bütün gün mutfakta geçti.Akşama kadar evden çıkmadık. Stefan Zweig' in Leporella kitabını okudum. Kitapta iki öykü vardı. Bir oturuşta bitti zaten...

Bu sabahta Çehov' un Bozkır ına başladım. Evet tutuştum:))sene başında kendime  137 kitap okuma hedefi koymuştum, 103. kitabımı yeni bitirdim. Bu ara elimde hep kitapla dolaşıyorum, bulduğum her fırsatta okuyorum. Derdim tabi ki kendimle. Bakalım ne yapabileceğim...