24.07.2017

Kitaplar filan...

Yazın miskinliği her bir tarafımızı sarmış durumda:)) Oyun oynamaya bile üşeniyorlar... mecbur olmadıkça dışarı çıkmıyoruz. Dört ayaklı olan mecbur çişe çıkıyor ama iyi ayaklı tamamen sermiş durumda:)) Ama ben öyle miyim ? valla değilim, her gün spor salonuna gidiyorum, hopluyorum zıplıyorum, kan ter içinde (abartmıyorum) kalıyorum... sonra oturduğum yerde uyuya kalıyorum. Yine en iyi yaptığım şey bol bol okumak oldu.


Arundhati Roy okumayı hele ki "Küçük Şeylerin Tanrısı" nı nasıl atlamışım deyince Leylak Dalım (son kitabı çok güzel diye konuşurken bu gerçeği fark ettik) hemen gidip iki kitabı da aldım. Kesinlikle etkileyici bir kitap ama okuması zor, bir de yukarıda bahsettiğim durumdan ötürü bir hafta sürdü okumam ama çok güzeldi. Araya biraz çerez okumalar koyup, son kitaba başlayacağım.


 Fener Balığı/Nuray Atacık yine Leylak Dalı tavsiyesi. Maceraperest Kitaplar' dan çıkmış. Yayın evi bu boyutta kitaplar basıyor ama vallahi gözlerim pörtledi okurken. İlk roman için çok başarılı ama son yüz sayfa gereksiz olmuş bence:((


Sezgin Kaymaz candır benim için. Gerçi son kitabı Farfara' yı okuduktan sonra uzun sür okumam diyordum, o denli bayıltmıştı, lakin kız kardeş Haydarpaşa Kitap Günlerin' de Sezgin Kaymaz'ın imza gününe gidip, fotoğraf çektirip, bana nispet yapınca, ayıp olmasın diye galiba ( ya da Segin Kaymaz kitaplarıyla benim sayemde tanıştığı ya da sadece kardeşim olduğu için) Uzunharmanlar' da Bir Davetsiz Misafir kitabını imzalatmış. Tekrar barıştık yazarla, bir günde okudum:))



Ve Allende' m kitap yazar da ben okumaz mıyım diyerek aldım Japon Sevgili' yi. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Büyülü gerçekçiliği bir tarafa bıraktığı için  bir önceki kitabı (Cinayet Oyunları) da bir garip gelmişti. En çok bu kitabı okurken uyuya kaldım, o kadar yani...


En son kitap siparişimde polisiye kitaplar aldım, üstelik ilk kez okuyacağım yazarlar seçtim. İlk İntikam' da onlardan biriydi. Deniz Gürsoy anladığım kadarıyla iyi bir gurme bu konuda kitapları var. Bu kitapta da araya yemek tarifleri serpiştirmiş falan ama polisiye olarak beklentim olmamasına rağmen, sevmedim...




Bu aralar hiç bir şey izleyemiyorum ama bu dizi var ya tek kelimeyle müthiş bir dizi. Henüz ikinci sezonu yayınlanmadı diye her gün bir bölüm izliyorum bitmesin diye. Mutlaka ama mutlaka izleyin derim.

Şimdilik biz de durumlar böyle, iyi bakın kendinize...

18.07.2017

Rutin iyidir...

 Bugünlerde her şey ağır rutininde ağır ağır ilerliyor. Rutin demek bir nevi her şey yolunda, şükür demek. Bu yavaşlığa sabahları bir saat kadar spor salonu kattım. Beş gün kahvaltıdan bir saat sonra ofisin yakınındaki salona gidiyorum, geçen kışta gitmiştim. Ara vermemek gerek aslında, iş yüzünden ara vermiştim sonrada umursamadım. Ama annem sağ olsun "bacakların kafam kadar olmuş "deyince farz oldu. İlk zamanlar fıskiye gibi ter attım, gerçi hala atıyorum, kalbim kulaklarımda atıyor gibi. Akşam üzeri kaşım gözüm kayıyor ama iyi oldu kafamı dinliyorum kilo da vermeye başladım daha ne olsun değil mi:)) Bu arada salyangozlu kabı Paşabahçe' den aldım, kaktüsle sukulenti de Sakarya' dan. Önce sığmaz sanmıştım ama bir arkadaşım daha yapmıştı baktım sığıyor ben de diktim güzelce:)) diğerlerini yanında yerini aldı.
 Çocuklara gelince Bilge bu ara ergenlik atarları dağıtıyor etrafına. Kendine büyük gelen elbiseler giyiyor mesela. Ben çocuk muyum falan diyor bolca ama mevzu Efes' le kudurmak olunca hepsini unutuyor. Bakıyorum kolunun yarısı Efesin ağzının içinde:))



Efes' e gelince sıcaklar bu ara onu çok bunaltıyor. Her fırsatta patilerini yıkıyorum, serinletmeye çalışıyorum ve hatta kendisine bir vantilatör bile tahsis ettim. Oysa evdeysek gölgem gibi beni takip ediyor, nerede kitap okuyorsam biliyor ki orası serin gelip kıvrılıyor yanıma. Bu ara sadece kitap okyabiliyorum, başkada bir şey yaptığım yok. Bizim rutinimiz böyle... iyi bakın kendinize...

29.06.2017

Tatil


Bayramdan birkaç gün önce Antalya' ya gitmek için yola koyulduk. Kız kardeş ve ikizler bizden önce gitmişti ve hatta teyzemler ve Leblebi' de. Leblebi' den daha evvel bahsetmiştim, teyzemlerin barınaktan sahiplendikleri tazımsı (kırma) dişi yaklaşık üç yaşında bir köpüş. İşin açıkçası kafamda bir türlü kurgu oluştu gitmeden önce. Orada olacaklara orada çözüm buluruz diye düşünüp yola çıkmadan bir kaç saat evvel Efes' i doyurdum. Koca arabanın arka koltuğunu evin salonuna çevirdi. Minderler, yastıklar ( bkz. ortadaki foto) Aslında arabaya alışık Efes nihayetinde bizimle her gün işe gelip gidiyor ama oldukça kısa bir mesafe bu. Biraz tedirgin olmakla birlikte oldukça sakin bir yolculuk geçirdi ve kusmadı. Arabada kusmak köpeklerin kaderidir endişesini direk sildi kafamdan.
Annemin evin önünde arabadan inip dur ben tutayım falan diyene kadar üst kata çıkıp Leblebi' nin havlamalarına aldırmadan onun yemek kabını silip süpürdü, ardından suyunu içip bizim kata geldi. Kızlarla tanıştırmak için kullandığım taze pidenin de yarısını gömdükten sonra dil dışarıda klimanın karşısına dar attı kendini.


Gelene kadar kızlara hayal edemeyeceğim kadar iyi davrandı, Leblebi' nin havlamalarına iç geçirip totosunu döndü ve maması dışında her şeyi ama her şeyi yedi:))




Denizle tanışmasına gelince ilk günü patilerini suya sokarak ve denize uzun uzun bakarak geçirdi.
İkinci gün Alfasının (Koca kişisi) peşinden denize girdi ve yüzebildiğini keşfetti lakin hepimizde heyecandan derin pati dövmeleri oluşturdu:))

Ertesi gün ikizleri yolcu edip plaja gittik ve Efes ' in içindeki ot yiyen ineğe, sinek kovalayan kurbağaya bir de balık eklendi. İnanın abartmıyorum, bir ara  kıyıya yakın giden balıkçı teknesi yönünü değiştirdi. O kadar açıldı, belki selam çaktı:) Ağzında top sürekli denizin içinde gitti geldi. en sonunda topu patlatıp biraz ötemizde en son yıllar önce gördüğüm yöntemle denizin içinde soğumaya bırakılmış karpuzu top zannedip ona doğru fırlayınca tasmasını takmam zorunda kaldık. Bu sefer Bilge denizde yüzerken kıyameti koparttı. Bence aynen şöyle diyordu "Alfa kızı yüzüyor neden ben yüzemiyorummm havvvvvvv" gibi. Bilge kıyamadı çıktı denizden:))

Havalar çok deli ısınınca gitmedik bir daha denize. Dün de döndük. Dönüş yolculuğumuzda güzeldi. Sorunsuz oldu. Ne öğrendim derseniz, fazla endişeli olmamak gerek ve tabi ki köpeğinize güvenmek gerek. Sonuçta biz onun sürüsüyüz ve o bizi gerçekten çok ama çok seviyor.

İyi bakın kendinize ve nolur kapıya en azından bir kap su koyun sokaktaki canlar için...

19.06.2017

Tatil başlayınca


Uzun zaman olmuş yazmayalı. Bu sene yıllardan sonra oruç tuttum yirmi gün kadar, tatili de üzerine ekleyince burayı ihmal ettim. Hafta içi de Antalya yollarına düşeceğiz bayram için. Fırsat bulmuşken bir cee yapayım dedim.
Bu arada yine bir sürü kitap okudum, film izledim. Kitapları yan taraftaki listeye ekledim.

Filmlerden de öyle çok güzel diyebileceğim bir şey yoktu. Bilge'yle birlikte izleyecek filmler bulmaya çalışıyorum bunun da etkisi var sanırım:((

Efes'le ilk uzun yolumuz olacak, bakalım neler yaşayacağız. Denizi görünce ne yapacak çok merak ediyorum. Bilge özellikle bu sabah havayı görünce "Antalya' dan dönmesek" demeye başladı. Cidden gelmeyen bir mevsim var ve insanın ruhunu boğuyor. Antalya iyi gelecek diye düşünüyorum...

Neyse şimdiden iyi bayramlar diliyorum, çok iyi bakın kendinize, sevdiklerinize...

30.05.2017

Düşünceler Falan Filan

Bugün cumaymış gibi geliyor sanırım yorgunluktan. Geçen hafta ofiste yalnızdım, bu hafta da yalnız olacağım gibi görünüyor. Neyse bu konuya takılıp canımı sıkmayacağım.
Bilge dün okuldan aradı, "yarın okula gitmeyim" dedi. Olmaz dedim daha iki hafta var okulun kapanmasına, sınavlar bitti tamam ama okul orası yahu kafana göre gitmemezlik yapamazsın (tabi arada yapıyorsun ama hep yapamazsın) dedim. Babayı kafaya almaya çalıştı, olmadı küstü, olmadı sitem etti. Sabah sürünerek kalkıp, kendini slow motion moduna aldı, beni çileden çıkartıp okula gitti.Sonra okuldan arayıp sadece beş kişiyiz sınıfta dedi (yirmi kişilik sınıf) iyi tadını çıkart o zaman dedim. Sinir oldum bu nasıl iş arkadaş, iki hafta var daha. Bu çocuklar okulu nasıl ciddiye alacaklar, anlamıyorum insanları... hiç saygıları yok.

Efes' le uzun uzun bakışıyoruz, yemek masasında hep yanıma yaklaşıp dizlerimin üzerine ağzının tüm suyunu akıtıyor. Olmadı burnuyla dürtüyor kaçamak lokmalar vereyim diye:)) kıyamayacağımı ve vereceğimi bilerek. Üç dakika sonra parçalayacağını bilerek yeni oyuncaklar alıyorum Bilge kızıyor, ama o kadar seviniyor ki Efes, sonra da parçalıyor:)) Kudurmak  ve poposunu ısırmak için Bilge' yi, tapmak için Koca' yı, karnını doyurmak ve totosunu koymak için benim yanımı tercih ediyor. Bir de uzun uzun bakışmak için... Ne çok ihtiyacımız varmış diyorum, iyi ki seni kapımıza bağlayıp tüydüler. Sen gelene kadar hiç farkında değilmişim, değilmişiz... Kendi yatağında bir türlü yatmayan, hadi yattı diyelim sabaha karşı bizim yatağın ayak ucuna kıvrılan Bilge, geçen gece evde Efes' le kaldı. Odasına güle oynaya gidip, sabaha kadar deliksiz uyuyor. Bazen okulda ona sorulan garip sorulardan kafası karışmış geliyor. Her zamanki köpek giren eve melek girmez, ayy köpek pis olur, en sonuncusu bombaydı, kardeşim olmadığı için köpeğimiz varmış öyle diyorlar... Konuşuyoruz allahtan kocaman bir yüreği var, pek çok şeyin kendisi çok farkında... sadece şaşkın, insanlar onu şaşırtmaya başladı:((

Mehmet Güleryüz' ün "Güleryüzlü Sohbetler "kitabını okuyorum. Abidin Dino'yla başlıyor sohbetler, Mehmet Bey sorular soruyor, konukları cevaplıyor. Ressamlar, yazarlar, fotoğrafçılar. Bitirince daha detaylı yazarım Ara Güler' le sohbetin bir yerinde ( kitap yanımda değil tam kelimeler bunlar değil) medeniyetten bahsederlerken Ara Güler diyor ki "dünya üzerindeki yamyamlar yaklaşık 25,000 insan yemiştir ama düşünsene Hitler diye bir i..ne çıkıyor 4 milyon insanı öldürüyor  bu nasıl bir medeniyet" diyor. Okuduğumdan beri kafamda dolanıyor bu cümleler...ne kadar haklı, ne kadar farkında... Bilmek, öğrenmek bir şey yapamasan da farkında olmak çok önemli bence.

Bazen buraya yazmak için oturduğumda, tıkanıp kalıyorum, yazacak elbette çok şey var ama hiçbiri ele ele tutuşan cümleler haline dönüşmüyor. Bazen de yukarıdaki gibi biraz oradan biraz buradan oluyor.  Son sözüm şudur: Ne zaman yaz gelecek ama ya:))))

22.05.2017

Tembelliğin ardından

Geçen hafta Koca yine İstanbul' a gitti. Bir haftalık bir eğitim için. Bence kafa dinlemeye gitti:)) Ben evdeydim. Ofise gitmedim. Önceki seferki gibi, şunu yapacağım bunu yapacağım demedim. Sabah ve akşam Efes'le uzun yürüyüşler yaptık. Arada Bilge' de bize katıldı. Hava kış gibi olunca kanepede Bilge'yle Efes' i aramıza alıp kitaplarımızı okuduk, sıcacık:))

Bilge'yle Dogs Purpose filmini izledik, çok güzeldi. Xander Cape'in Dönüşü filmini arkadaşları izlemiş izleyelim dedi, ben uyuyup uyanıp izledim, o tamamını izledi:)) The Eagle Huntress belgeselini yine birlikte izledik, güzeldi ama çok uzundu. Ben Logan ı izledim, daha ne kadar uzayacak bu seri acaba:(( Person Of İntrest dizisinin son sezonunu izlememiştim, onu bitirdim. Taboo ya başlayacağım bugün.

Eve Dönmenin Yolları/A.Zambra : Uzun zamandır listemdeydi, iyi oldu okuduğum. Yazarın tarzı belli, güzeldi.

Hep Yuvaya Dönmek/Ursula K. Le Guin : Ursula' nın fantastik dünyasını okumak hayret vericiydi. İnanılmazdı, bambaşka bir dünya, bambaşka bir dil ve kültürü okudum. Muhteşemdi.

Farfara/Sezgin Kaymaz : Sezgin Kaymaz' ın  son kitabı.Kız kardeşle birlikte okuyalım dedik. Ben önce bitirdim sanırım:)) Kolay okunuyor ama çok sevedim.

Flash Gordon 1 cilt/ Mac Raboy : Dost' ta gezerken çizgi roman raflarında gezerken aldım bu kitabı. 1948-1951 arası gazete köşesinin derlemesi. Çizimler çok güzel aslında Flash Gordon ' un yaratıcısı Alex Raymond. Çok sonra Mac Raboy  devam ediyor. Bilge! de okumak istiyor.

19 Mayısta Anıtkabir'e gittik Bilge'yle. Çok güzel ve coşkuluydu. Hafta sonu da alışverişe gittik. Bilge "hayat çok pahalı" dedi.
Okulun kapanmasını şafak hesaplayan asker misali gün gün sayıyor. Bu sabah iki hafta kaldı diye uçarak gitti okula:))

Haftamız güzel geçsin...

8.05.2017

Geçen Hafta

Size de sanki kış çok çabuk geçmiş gibi geliyor mu? Sanki mayıs değil de daha mart ayında olmalıymışız gibi hissediyorum. Okulun kapanmasına bir ay kaldı:(( Tatil filan planlamak lazım, belki erken rezervasyon... bilemedim yani.

Neyse hafta içi evdeki halıları yıkanması için gönderdim. Özellikle sabaha karşı evde bir yengeç yaşıyormuş gibi tıkır tıkır Efes'in yürüyüş sesleriyle uyanıyorum. Yalnız fark ettim ki bu çocuk benden de fena uyuyor/ uyumuyor. Tüm gece en az üç kez su içmeye gidip, önce Bilge' nin odasını, sonra bizi kontrol edip, kanepeye kıvrılıyor:))
Haftanın özetine geçersem
* İşi hiç asmadım:)
* Stefan Zweıg /Satranç /İşbankası/ İlk Zweıg okumamdı bir klasik olmanın hakkını vermiş
* Kul/Seray Şahiner//Can/ Daha evvel Antabus' u okuyup çok beğenmiştim. Bu kitapta  Mercan' ın hikâyesi bildik, samimi gelmişti ama sonuna doğru tekrarlar, rutinler...içim şişti keşke bu kadar uzatmasaymış.
* Hiçe Doğru/Hüsnü Arkan/Kırmızıkedi/ Hüsnü Arkan' ın şiir kitabı.İlk kez şiirlerini okudum. Yazarlığını daha çok sevdim, sesi , şarkıları hep gönlümde yer etti ama şairliğini sevemedim. Şiirleri ağır ve zor geldi.
* The OA/ 2016 Netflix yapımı ilginç bir dizi izlemeye başladım ilk sezonun son iki bölümü kaldı. Doğaüstü/ gizem türü bir dizi, sonu nereye varacak merak ediyorum
*Collateral Beauty/ 2016 yapımı  Will Smith, Kate Winslet ve en çok sevdiğim Helen Mirren baş rollerde. Güzel, duygusal bir filmdi
* Casting Jonbenet/ İlginç bir filmdi altı yaşında çocuk güzellik yarışmasında birinci olduktan sonra öldürülen Jon Benet  Ramsey cinayetinin yirmi yıl sonra farklı bakış açılarından  farklı bir tarzda değerlendirilmesini izliyoruz. Garip  bir filmdi.
*Hacettepe Ün. Ank. Dev.Kons. Bale Anasanat Dalı Temsili/ Cumartesi akşam Bilge'yle  Gittik. Opera sahnesindeydi. Çoğunluğu çocukların aileleri olan bir izleyici kitlesiyle ve onların heyecanlarıyla izledik. 6. sınıflardan mezunlara aynı sahnede muazzam bir görsel bir ziyafetti. Bir kez daha özellikle klasik balenin bambaşka bir güzelliği olduğunu gördük. Azim bambaşka, böyle insanlar görmek çok umut verici.
* Son Tango/ Sevgili Leylak Dalımla pazar günü Akün Sahnesi'  nde izledik. Beklentimizin altındaydı ama bu sene seçeneklerimizi düşününce hiç yoktan iyidir dedik. Rdından kahve içtik, dost sohbeti özlemişim, iyi geldi:))
*Hep Yuvaya Dönmek/ Ursula K.Leguin/ Kitabı yarıladım, sanırım hayatım boyunca okuyacağım en ilginç okumalardan biri olacak. Leguin' in fantastik dünyası inanılmaz. Bu hafta bitiririm umarım.
*Roman Kahramanları/ Üç aylık Edebiyat Dergisi/ Düzenli takip ettiğim tek edebiyat dergisi. Nisan/ Haziran sayısı Franz Kafka üzerine çok ciddi bir külliyat içeriyor. Ufak ufak okuyorum.

Keyifli ve bereketli bir hafta diliyorum hepimize...