18.11.2017

Canım Cuma, Biricik Cumartesi

Cuma sabahtan Bilge' yi okula yolladım.Baktım Koca uyuyor ben de yarım kalan öykümü okumaya devam ettim.Bitince kahvaltı hazırlamak için kalktım.Bu arada Koca' da uyandı.Derken telefonum çaldı.Bilge' nin arkadaşı E.arıyordu.Korkarak açtım.E.acayip telaşlı bir sesle Bilge' nin oğlanlardan biriyle kavga ettiğini ve ciddi hırpalandığını ve okula gelirsem iyi olacağını söyledi, telefonu kapattı.Hemen Bilge' yi aradım.Ağlak bir sesle açtı telefonu.uzun uzun anlattı ama sesinin tonundan ben mevzunun kendi çözemeyeceği bir sey olmadığını anladım.Sınıf ögretmenini bulmasıni söyledim.Aradan biraz zaman geçti orada öğretmenlik yapan bir arkadaşım aradı.Gelmene gerek yok dedi.E.nin anlattıklarını anlatıp nasil göründügünü sordum, darbe almiş ama kalici hasar yok diye şakaya vurdu arkadaşım.Ofise geldim.Aradan iki saat geçti aradım ögle yemegine çıkartayım seni dedim, yok ben iyiyim sen sinemaya gitmeyecek miydin, oraya git merak etme dedi.  11.20 seansına yetiştim, aynı salonun aynı sırasındaki her zamanki yerime bilet aldım.Salon açılınca diğer haftalardan daha kalabalık bir seyirciyle izledik filmi. Kutsal Geyiğin Ölümü acayip bir filmdi. Gerçi yönetmenin tarzıyla ilgili önceden tuyo almıştım lakin hiç tahmin edememişim.İki saat sonra sersemlemiş bir kafayla sinemdan çıktım.
Hemen kahve içmeye gittim, kitabımı da okuyayım dedim ama mümkün olmadı.Yan masada anneanne, teyze ve torun olduklarını düşündüğüm üç kabarık saçlı geveze kadın yüzünden kahvem bile tatsız geldi. Bari biraz yürüyüp adım sayımı tamamlayım dedim.Hava da nasıl güzel.Önce Dost' a ardından Yky yayınlarına uğradım. Sonra yola vurdum kendimi. Ağaçların asırlık gövdeleri, gökyüzüne doğru uzanan dalları, dallarında ışıkla fingirdeyen yapraklar.Işığın her yaprakta bıraktığı ayrı bir iz derken hafifçe esen rüzgarla başımdan aşağı düşen doğal konfetiler. Yakında en edepsiz hallerine bürünecek ağaçları uzun uzun seyrettim, içim ısındı, kendimi  iyi hissettim.Bilge' nin dersi bitti, onu alıp yemeğe götürdüm.Çıkışta bindiğimiz taksinin şoförü Bilge' yle sohbetimizi bir süre dinledikten sonra yolun yarısında nasıl bir gelecek bekliyor bu çocukları dedi, konuştuk, konuştuk ve tabi ülkeyi kurtaramadık.Ben inerken  hayırlı işler diledim, o iyi günler diledi. Akşam yan gelip dizi seyretmekle geçti.Sabah yine erkenden zıpladım, kitabımı bitirdim. Kahvaltının ardından Efes' le uzunca bir yürüyüş yaptık.Eve dönünce Bilge' yle hazırlanıp piyano dersine gittik. O derse girdi, ben yine parka gittim.Ursula'mın Sürgün Gezegeni kitabına başladım. Hava geçen haftaki kadar sıcak değildi.Bu sefer uyuya kalmadım.Etrafta güvercinler dolanıyordu.Yanıma bir sokak köpeği yanaştı, onu sevdim biraz.Ders bitince Bilge' yle dolaştık, yorulunca eve geldik. Film filan izleriz diyoruz.Bakalım artık...

16.11.2017

Kuzum Perşembe


Evvelki günden yaprak çıkartıp suya koymuştum. Eve erken giderim diyordum ama başaramadım. Böyle olunca eve yürüyerek gideyim, spora gitmeyim ve yaprağı sarıp anca pişirebileceğime kanaat getirdim. Hava nefisti, bir tek papuçlarım yürüyüş için pek akıllıca değildi. Yaklaşık dört kilometre evle ofis arası. Tadını çıkarta çıkarta yürüdüm. Eve geldiğimde Bilge çoktan gelmişti. Yaprak içini hazırlayıp, tv' nin karşısına kuruldum. Dizi izleyip, bir tencere yaprak sardım. Yaprak pişerken, ezogelin çorbası yaptım. Derken akşam oldu zaten. Koca Efes' le geldi. Akşam yemeği, bulaşık derken, Bilge yatmaya gitti. Patenli Kız ı okumaya devam ediyoruz, o ayrıca bir kitap daha okuyor. On sayfa kadar okudum, uyuya kalmışız. Sabaha karşı dört gibi kalktım. Roman Gibi yi bitirdim. Muhteşem bir kitaptı, kesinlikle başucumda duracak, dönem dönem açıp okuyacağım, o kadar sevdim. Bu arada dün Sevgili Leylakdalım Daniel Pennac' ın baskısı kalmamış polisiyelerinden birini kitaplığında buldu ve bana yollayacağını söyledi. Evet evet seviyorum bu kadını, hem de aşırı:))

Bugün öykü okumaya devam ederim. This is Us ' ın izlemediğim bölümlerine bakarım diye düşünüyorum. Ev bangır bangır bağırıyor. Efes' in tüy öbekleri ayrık otu misali evi kaplamış durumunda. Kirli çamaşır sepeti dipsiz bir kuyu olduğumu sanma diyor. Kurumuş lakin katlanamamış  çamaşırlarda bu komün hayatından hiç memnun değiliz diyorlar. 
Neyse limonlu çay, kitap ve fonda MFÖ... kaçtım.

15.11.2017

Canım Çarşamba


Olacağı buydu, başlık bulmaktan/bulamamktan nefret ediyorum. En abuk başlıklara hazır olun:))

Bu sabah saçlarımdaki beyazlara baktım, aynanın önünde. Allahtan kısa saçlıyım biraz o taraf biraz bu tarafa serpeledim saçlarımı fena olmadı ama hafta sonu boyatmak şart oldu. Bir ara kafamdan artık boyatmasam gri kullansam fikri şöyle bir geçti, ama kovaladım daha zamanı değil. Bilge ingilizce yazılısından yüz almış, şaşırmamış ama gururlu bir edayla söyledi.Üstelik öğretmeni yüz aldığı için panduf gibi çok şirin bir çorap almış. Tebrik etmiş. Çok sevinmiş, İngilizce benim hiç çalıştırmadığım, kendi haline bıraktığım tek ders. Öğretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm. Öğretmenime yılbaşı hediyesi alsak olur mu? dedi. Olmaz mı, hem de çok iyi olur dedim. Dün Roman Gibi' ye başlamıştım ya , kitaplığı düzeltirken Ne Denizsiz, Ne Tütünsüz' e de başladım. Kesin bu kitabı kapağı yüzünden almışımdır, iki öykü okuyuverdim yatmadan.
Roman Gibi bambaşka, hani hep deriz ya çocuğum okumayı sevmiyor işte bunun sebeplerini Pennac alaycı ve etkileyici diliyle öyle güzel ortaya döküyor ki, elimden bırakamadım. Sabah yine erkenden uyanıp baya okudum.

"Akşam vakti, büyüleyici bir masalın tam ortasındaki bir çocuğa, kerameti kendinden menkul bir gerekçe göstererek okumayı kesip yatması gerektiğini hiçbir zaman anlatamazsınız"
Bunu Kafka söylüyor; eminim küçük Franz yaşamının bütün gecelerini matematik çalışarak geçirseydi, babasını daha çok sevindirirdi." (sayfa 46) Aşırı tavsiyemdir.

Fonda Ezginin Günlüğü var, limonlu çay ve kitap...kaçtım ben...






14.11.2017

Sevgili Salı


Sabahın kör gözünde uyandım. Kitabın son sayfalarını da okuyup, bitirdim. Çok eğlenceli, kolay okunan bir kitaptı. Daniel Pennac' ın Roman Gibi kitabına başladım. Sonra tekrar uyumuşum . Altı çeyrekte tuhaf bir rüyanın ortasında telefonun alarm sesiyle yataktan fırladım. Bilge' yi kaldırdım, yine Bilge en yavaş moduna almıştı kendini. Neyse toparlandı, servise bindirdim. Eve geldim biraz daha kitap okuyayım derken Koca uyandı. O kahvaltı hazırlarken ben öğlen için kendime kısır yaptım. Tam işimi bitirmek üzereyken oturma odasından garip bir ses geldi. Baktım Efes kusmuş. Ortalığı temizledim, sonra halının üzerinde duran Koca' nın  ıslak çoraplarını görünce niye kustuğunu anladım. Kesin çorabı yemeye kalktı. Kahvaltının ardından Koca Efes' i gezdirmeye götürünce ben yatakları düzeltip, örtülerini örttüm. Akşama ne pişirmeli ilahi sorusu beynimde dolanırken, buzluktan et çıkarttım. Öğlene bakarım artık. Dün sporda kollarımı zorlamışım, bugün hiç kaldıramıyorum:)) Dün annemin komşularından birinin öldüğünü öğrendim. Yaklaşık sekiz yıldır kanserle savaşıyordu, kırk beşinde var yoktu. Bir tarafım acılarından kurtuldu derken, bir tarafım çok üzüldü.
Havada pek sevimsiz bugün.
 Fonda Jordi Savall var. 
Kitap okurum diyorum, belki biraz da dizi izlerim,
Öyle işte...

13.11.2017

Tembel Pazar

Aslında cumartesiden de bahsetmeli. Öğlen Bilge' yi piyano dersine bırakıp, yakındaki parka gittim. Güneş gören bir banka konuşlandım. Kitabımı okumaya başladım, gelirken aldığım mandalinalardan yedim.Oturduğum bankın arkasında yere serpilen ekmek kırıntılarını afiyetle yiyen güvercinlerin kanat sesleri derken bildiğiniz içim geçmiş ve uyumuşum:)) Kafam sağa doğru düşünce uyandım. Kendi halime güldüm. Kendilerine doğru delice koşan çocuğu görünce, kuşlar kafamın üzerinden hızla uçtular. Kitabımın son sayfalarını da okuduktan sonra, Bilge' yi almaya gittim. Öğretmeniyle biraz konuştuk. Çıkışta sağda solda oyalandık, çok gecikmeden eve geldik. Akşamı iki film izleyerek bitirdik. İlki Balerin ve Afacan Mucit  animasyondu, çok şirindi. İkincisi ev halkının ısrarıyla Valerian Ve Bin Gezegen İmparatorluğu   oldu. Ne kadar uzun bir filmdi, bir ara hiç bitmeyecek sandım, ziyadesiyle fantastik bir filmdi. Bu arada hediye gelen şarabıma, şaraplıkta yer açmak için Şirince şaraplarımdan birini açmıştım. Karadut nasıl güzel bir şeysin derken, gecenin bir yarısı oldu. Sabah erken kalkanı vururum dedim. Bilin bakalım ne oldu? tabi ki ben erkenden uyandım:(( kendimi de vuramadım güzel bir kahvaltının ardından ben mutfağı pakladım, Koca evi süpürdü tek taş alsa ancak bu kadar sevinirdim. Bilge' yle fen çalıştık. Hücre , çekirdek, organeller... Endoplazmik retukulum insanın defalarca söyleyesi geliyor. Ardından iskelet sistemine geçtik, eklemler, kaslar, 206 kemik inanasım gelmiyor. Bitti sandınız değil mi? Sosyal bilgilerden de yazılı varmış. Çöl iklimi, kutup iklimi, tunduralar ardından meridyenler, paraleller ve söyleyemediğimiz Greenwich...Bilge' nin niye yeşil cadı demişler sorusu :))En sonunda ikimizde beyinlerimizin ısındığını kanaat getirince dağıldık evin içinde mümkün olduğu kadar yani. Ben yeni kitaba başladım. Elvan Sayar' ın Kendimi Hep Şaşırtırım Zaten kitabı elimden düşmedi. Çok eğlenceli bir kitap, iyi geldi vallahi. Bugün biter. Akşama kadar okuyup dururken, günlük adım hedefimin çeyreğine vardığımı fark ettim. Birkaç sokak aşağıdaki pazarı görüyordum gideyim dedim, kalktım gittim. Güya pek bir şey almayacaktım, elim kolum dolu geldim. Baktım iki bin adımım kalmış. Hadi Efes gezelim dedim fazladan bir bin adımla döndüm:)) Sonra İstanbul' dan gelen bir arkadaşımızla dışarıda görüşmeye karar veren Koca hızını alamayıp, misafiri olmayan akşam yemeğine getirdi. Bilge' yle o yok diye yeşil mercimekli bulgur pilavını  Koca hiç sevmez gömmüştük. Neyse Efes misafiri yalayıp yutmaya çalışırken yazık pek sevindi eve gelen giden yok ya ondan sanırım biz de  yemek hazırladık. Onlar yemek yerken ben de aldıkları kestaneleri çizip pişirdim.Granit tavada süper oluyor bu arada . Ben hiç kestane sevmem , Koca bu yüzden güzel çizemediğimi söyleyip durdu bir tava dolusu kestaneyi yutarken...Neyse misafiri kalacağı yere bırakmaya gitti, ben de uyumadan biraz daha okudum. Sabah erkenden uyanıp bir saat daha okudum. Sonrası Bilge' yi kaldır, servise bindir. Dönerken kavga eden iki kediyi kovaladım, korku filmi gibiydiler. Öğlen için tavuk pişirdim, salata yaptım. Kahvaltı için de bol yeşillikli bir sandviç hazırladım. Ortalığı toparladım. Koca uyandı, işe geldik. Hava pastırmadan vazgeçmiş görünüyor. Birazdan annemi arayacağım. Normalde ofise gelirken arıyorum ama ameliyattan beri uyku düzeni şaştı galiba aradığımda uyukluyor oluyor ve gördüğü acayip rüyaları anlatıyor:)) Biraz daha geç aramak daha evla olacak :)) Ay ne kadar uzattım, fonda yine İncesaz var, seviyorum ki...

11.11.2017

*Umudun Öteki Yüzü


Dün 12 matinesinde dört kişi izledik Umudun Öteki Yüzü filmini. Fena değildi, sırf müzikleri için bile izlenirdi. Çıkışta biraz dolaştım. Sevdiğim kafe tıklım tıklımdı. Dışarıda zar zor yer buldum. Kitap okumaya çalıştım ama çok başarılı olamadım.Resmen kalabalık uğulduyordu.Toparlanıp çıktım. Kitapçıya uğradım, dergi aldım. Dolaşa dolaşa okula geldim. Bahçedeki banklardan birine oturup kitabımi okudum. Çantama ara öğün için koyduğum elmamı yedim. Bilge çıkınca ders kitaplariyla dolu aşırı ağir çantasını yüklendim, önce ofise uğrayıp sonra eve geldik. Yemek faslının ardından dizi izledik. Drop Dead Diva' yı izlemeye başladık.En son içim şişti kalktım yattim😊


9.11.2017

Öyle işte...


Sürünerek kalktım bu sabah. Bilge yine slow motion olarak,yedi ömrümü. Servise bindirip yolladım, eve geldim yarım saat kadar kitap okudum. Sonra kalktım, kahvaltı hazırladım, bulaşıkları yerleştirdim. Öğle yemeğimi ayarladım. Dün ofiste çok atarlanmıştım pişman değilim ama kendi sesimi duymak istemiyorum. Bugün bulaşmadım kimseye.
 Kedilerin mamaları bitmiş, dün Efes' in mamasından vermiştim. Bunu gören Efes efendi, tabağını silip süpürmüştü. Hemen mama sipariş ettim, bizimkine de ödül çubuklarıyla, şampuan aldım. Öğlen olmadan getirdiler, pek sevindim.Kediler daha çok sevindi:)) 
Kitap sardı, birazdan kahvemi yapıp okumaya devam edeceğim. 
Tüyap' a giden arkadaşları kıskanıyorum, bienale gidenlere karşı hissiyatım çatlama raddesinde:))
Annemle kardeşim geçimsiz karı kocalara döndüler annemin ameliyatından beri. hangisi ararsa öbürünü çekiştiriyoruz. Arayı düzeltince kesin beni gömecekler:))
Bugün fonda Alpay var...
ay çok sıkıcıyım...
iyi ki yarın cuma...