17.10.2017

GÜN 16



Sabah her zamanki rutiniyle başladı. Kahvaltı, Bilge' yi servise bindirme derken,  evi toplama telaşı.
Annem sabahtan doktora gidecekti, omzu ağrıyordu. Emar, röntgen çekilmiş, sonuçlar yarın belli olacakmış. Annem bu konularda hiç soğuk kanlı değil, kime çektiğim belli:))

Efes' e ve kedilere mama siparişi verdim. Normalde firmanın merkezi Ankara olduğu için en geç iki saat sonra getiriyorlar. Akşam oldu gelen giden olmadı, aradım telefona bir kadın cevap verdi. Sesinin tonundan konuşmamızın iyi gitmeyeceğini anladım. hemcinslerimden bazen gerçekten nefret ediyorum. Ben derdimi anlattım, evde hiç mama kalmadı dedim. Karşı taraf gayet rahat olabilir dedi. Akşam dokuza kadar siparişinizi teslim ederiz dedi. Ofis adresini vermiştim dokuza kadar kim bekleyecek bunları. Neyse sakin olayım dedim. Sabah erken getirmezlerse siparişimi iptal edip paramı iade etmelerini söyledim. Hemen ses tonu yumuşadı, kusura bakmayınlar havada uçuştu. Arkadaş niye illa parmak sallamam gerekiyor, anlamıyorum. Ofiste biraz maması varmış, onu  yanıma aldım. Koca Efes' le beni eve bıraktı. Bilge gelmiş ve odasının her bir yerine üstünden çıkarttıklarını atmış, elinde telefon oyuna gömüşmüş. Derin bir nefes aldım, bakışlarımdan anladı galiba, hemen kalkıp odasını toparladı. Ben hemen mutfağa geçtim. Bilge' ye ton balıklı salata yaptım, o karnını doyururken türlü pişirdim. Yarma haşladım. Baktım dolapta bir poşet patlıcan var arkadaşlarımızın Ayaş' ta bahçesi var, oradan gelmiş patlıcanları dilimleyip tost makinesinde pişirdim. Dolaba kaldırdım, bir ara bir şeyler yaparım. Efes' i taradım, evi süpürdüm, arada Efes'in tüylerini de çektirdim süpürgeyle. Unutmuş süpürgeyi, önce kaçmaya kalktı, sonra sere serpe yattı. Bilge ödevlerinin başına geçti, ben de hazırlanıp spora gittim. Dönüşte markete uğrayıp eksikleri aldım. Poşetleri eve bırakıp, Efes' le tekrar çıktım. Yirmi dakika kadar gezdik. Eve gelince çamaşır makinesini çalıştırdım. Bilge çorbayı bekleyemeyeceğini söyleyince yarmaları yoğurtla karıştırıp yedi, türlüye burun kıvırdı. Mutfak masasında matematik ödevlerini kontrol ederken, hepsini salladığını fark ettim. Sonra cevapları arkadaşlarından telefonla aldığını itiraf etti. Kızmaya bile halim kalmamıştı. Sil baştan tekrar yaptı, obeb, okek falan filan, kusacaktım neredeyse. Baktı ben bir şey söylemiyorum, içine oturdu galiba , bir özür mırıldandı ağzının içinden. O çantasını hazırlarken Koca geldi. Filmlerdeki Türk polisi gibi. O yemek yerken ben sonunda duşa girebildim. Çıktığımda bulaşıkları makineye koyup çalıştırdığını görünce, yemin ederim mutluluktan ağlayacaktım. Çamaşırları astım, kuruyanları sepete tıkaladım. Çorbayı sabaha yaparım dedim, dolaba kaldırdım. Kitabımı elime aldım, yirmi sayfa anca okumuşumdur, 12.000 adımla gün bitti.

16.10.2017

GÜN 15


Önceki gün o kadar yorulmuşuz ki, sabah geç kalktık. Kahvaltıdan sonra hazırlandık çıktık. Bilge' yle ben piyano kursuna gittik. Akşama gösteri varmış, kursta kimse yoktu. Rahat rahat kitabımı okudum. Çıkışta biraz dolaştık, alışveriş yaptık en son yemek yedik ve eve geldik. Efes kapıda karşıladı bizi. Ona oyuncak almıştık. Birini hemen mundar etti, allahtan diğerini parçalayamadı:))

Bilge banyo yaptı, yalandan odasını toparladı. Çantasını hazırlayıp,tam telefona sarılacakken, kitabını kucağına koydum:))
Yarına kendime pırasa pişirdim. Evi hiç toparlayamadım. O da yarına kaldı. Ağlayan Dağ Susan Nehir bitti, çok farklı bir okumaydı benim için. Özellikle çingene kültürü etrafında dönen kurgu, ardından Maraş Olayları' na kadar uzanan tarihsel doku çok etkileyiciydi.

Uyumadan biraz da Kayıp Kahraman' ı okudum. Bir Kedi, Bir Adam,İki Kadın' a başladım ama uyumuşum, sabah tekrar başlayacağım:)) 10090 adımla gün bitti.

15.10.2017

Gün 14


 Sabah erkenden kalktık.Kahvaltımızı yaptık çantalarımızı yüklendik evden çıktık.Koca ve Efes bizi Şuşu' ya bıraktı. Frida'yla kikirdeyip, üç beş tırnak yedikten sonra çanta kontrolü yaptık.Birer çanta kıyafet, atkı bere ve battaniye aldık.Birer çanta da yiyecek. İki mat, iki de katlanabilir sandalye yükledik arabaya, düştük yola.Benim Vişnelik konser alanına ilk gidişimdi.Eymür gibi bir yer beklerken şehrin göbeğinde binaların arasında ufacık bir yer görünce şok oldum.aynı duyguyu Kuğulu Park' ı ilk gördüğümde de hissetmiştim. Neyse on iki de açılacak denen kapılar bir buçukta açıldı. Kapıların açılmasına on dakika kala içeriye yiyecek içecek alınmayacağı söylendi.Tabi ki iki çanta yiyeceği on dakikada bitiremedik ve hunharca güzelim mamamlarımızı çöpe attılar. Bize + 18, kızlara - 18 bantları takıp bizi konser alanına aç bilaç saldılar. Alan ikiye ayrılmış, iki sahne kurmuşlar.Çimsahne ve Otopark Sahne diye. Sanatçılar iki bölüme ayrılmış biri bitmeden diğer sahnede başka bir sanatçı başlıyor.Bir o tarafa, bir bu tarafa millet helak oldu. Biz çim sahneye konuçlandık.Arada bir Kurtalan Ekspresi dinlemek için diger sahneye gittik.Kızlar bir iki gurubu o tarafta izlediler. Çok eğlendik Hüsnü Arkan' a bayıldım.Selda Bağcan muhteşemdi.Kurtalan Ekspres süperdi.Kocaman kocaman adamlar ve nasıl duygusallar. 
Gençler coştular, alkol su gibi aktı ama hiç taşkınlık olmadı. En son sahne alan Şebnem Ferah' ı barkovizyondan görebildik.Çıkışta yaşanacak itiş kakışı düşünüp erken çıktık.Bu arada seyyar tuvaletlerin önünde konserlere eşlik edip sıra beklerken sallanan kızlarla bira içmemye tövbe ettik:)) sonra o acayip tuvalet, neyse sesli bi tuvalet diyeyim bilenler bilir zaten. Bu arada getirdiğimiz birer çanta kıyafetin hepsini giyip bir de üstüne battaniyelere sarıldık. Nihayetinde çok güzel, çok keyifli bir gün geçirdik.Çocuklar da çok eğlendiler. O kadar yorulmuşuz ki en sonsaate baktığımda 14500 adımı gösteriyordu...

14.10.2017

Gün 13

Yaşasın cuma diye uyandım.Bilge' yi paketleyip servise bindirdim.Evi falan toplamadım ve yemek yapmadım.Çok alengirli bir ekmeğe, peynirli hindi fümeli sandiviç yaptım çantama attım.Bir de elma mis gibi öğle yemeği.
Ofiste öğlene kadar çalıştım, sonra yemek yerken bir bölüm dizi izledim.Efesi gezdirip, İ.ye emanet edip Yüksel cd.kadar takaiyle geldim. Polis kalabalığından sıyrılip Dost' a girdim.Sistemleri bozukmuş aradığım kitapları bulamadım.Tabi ki boş çıkmadım fotograftaki kitapları alıp doğruca her zaman gittiğim kafeye gittim.Boş bir masa bulup kahvem ve kitaplarımla demlendim.Arada ig' ye baktım,telefonla konuştum. Bilge' nin okuldan çıkış saatti yaklasirken okula geldim. Biraz da okul bahçesinde oturdum Bilge çıkınca yemek yemeye gittik oradan da ofise döndük.Koca' yı ve Efes' i alip eve döndük.Bilge' yle Efes kudurdu. Yine kitap okurken uyuya kaldım.14355 adımla gün bitti, sporda yalan olmuştu iyi oldu.

13.10.2017

GÜN 12

On ikinci güne gelmişiz şalanjda , gerçi ben geç başladım, diğer arkadaşlar neredeyse bitirecekler:)) Sabah normal saatinde kalkan Bilge o kadar yavaştı ki,  kapıya çıktığımızda servisi ilk defa köşede bekler bulduk. Bilge yokuş aşağı saldı kendini, çok bekletmeden bindi servise.

Eve geldim, Bilge' nin yatağını kapattım, mutfağa baktım, kahvaltı hazırlamak için yer açtım akşamdan yine bulaşıklar kaldı Çayı koydum elime kitabımı aldım. Kitabı çok sevmeme rağmen gün içinde uzun okumalar yapacak vakit bulamıyorum. Birkaç sayfa okuduktan sonra Koca kalktı, kahvaltı yaptık. Ofise gittik, annemi aradım. Her zamanki kısa ve öz konuşmamızın ardından telefonu kapattık. gün içinde en az böyle üç konuşma daha yapıyoruz:)) İşlere yoğunlaşayım derken arkadaşım aradı. Onun da Bilge' den iki yaş büyük kızı var.  Kızları bir açık hava konserine götürelim diye konuşup duruyorduk ne zamandır. Cumartesi günü için Milyon Fest Ankara' nın konser listesine baktık. Kimler yok ki; Şebnem Ferah, Selda Bağcan, Kurtalan Ekspres, Kurban, Hüsnü Arkan, Cem Adrian daha kimler kimler. Odtü Vişnelik' te üstelik. Biletleri aldık hemen. Bilge' ye haber verdim, havalara uçtu. ne güzel bir ekim ayı olacak.

Bu arada her gün bizim ikizlerle görüntülü görüşüyoruz. Gözünü sevdiğimin teknolojisi, ekranı bile öptüğümüz oluyor:)) Kızlar büyüdükçe daha keyifli ve uzun olmaya başladı bu görüşmeler baktım kuduruyorlar kaçıyorum zaten Şarkı söylüyoruz, birbirimize bakıp gülüyoruz. Yalnız bu aralar komik bir durum var bu görüşmelerde. Ne zaman enine çizgili bir şey giysem annem bayılır enine çizgili tişörtlere  kızlar beni görünce anneanneee diye bağırıyorlar.sahiden anneme benziyorum. Gel de bozulma. Hayır anlamadığım ben küçükken,  hatta gençken hep babama benzetirlerdi ve ben havalara uçardım. Niye kırkımda anneme benzemeye başladım, nasıl bir durumdur bu bilemedim. Annemle babam birbirine zaten benzemiyorlardı. Ne acayip bir tipim yahu:))

Bilge' yle kapıda karşılaştık son anda yırttım. Eve geldik, ben hazırlanıp spora gittim. Terledim, yoruldum, gelirken markete uğradım,ilk defa sklamen aldım, hem de fuşya. Önce balkona koydum, sonra soğuk sevmediğini okuyup içeri aldım. Bilge' yle matematik çalıştık, on dakika anca dikkatini topluyor. O ara anladı anladı, yoksa boşuna çabalıyorsunuz. Öğretmenlere Allah sabır versin.

Çamaşırları yıkayıp astım, Akşama makarna pişirdim, ton balığıyla yediler. Gün içinde Anne With An "E" ikinci bölümünü izledim. Bilge' de yatmadan önce ilk bölümünü izledi, çok sevdi. Bir ara gözleri doldu, sıpam çok tatlı. Dün Efes' i hiç gezdiremedim 9200 adımla gün bitti. Yine kitap okurken uyumuşum...

12.10.2017

GÜN 11

Sabah yine aynı rutinle başladı. Bilge' yi yolladım, kitabımı okudum sonra kahvaltı derken akşama yemek yapmayı unuttuğumu ofise giderken yolda hatırladım:)) Her gün 10:30 da tansiyonumu ölçüyorum, doktor için listeliyorum. tansiyon aletinin sesine Efes sinir oluyor, çalışmaya başlayınca o da havlamaya başlıyor:)) Neyse ki değerlerim iyi çıkıyor:)) 
Arkadaşım aradı 28 Ekim de Erdal Beşikçioğlu' nun "Tüy Kalemeler" oyununa bilet aldık. Uçtum havalara. 
Ve sevgili Leylakdalı' mın güzel yüreğinin kelimeleri sonunda kitap haline geldi. Ayizi Yayınları' ndan çıkıyor. Gönlümüzün kıymetli ressamı Sevgili Füsun Ürkün' ünün muhteşem resimleri eşliğinde hemde. O kadar heyecanlandım, o kadar sevindim ki anlatamam. 

Dün "Anne With An "E" "  izlemeye başladım,ilk bölümünü izledim. Nasıl güzel. Eve
Bilge' den sonra geldim. Hazırlandım spora gittim. İki saat kadar ter attım. Eve geldim, yeşil fasulye pişirdim. Bilge' ye köfte yaptım yanında ayranla götürdü. Koca Efes' i eve bırakıp işi  varmış, tekrar çıktı. Kitap okurken uyuya kalmışım. Gün 14642 adımla bitti.

11.10.2017

Gün 10



Sabah karşı komşunun kavga sesiyle uyandım. Bir süre dinledim merak ettim valla . Sonra ne yapıyorum ya dedim. Kalktım Bilge' yi kaldırdım. Kahvaltı yaptırıp, paketleyip servise bindirdim. Eve geldim, mutfakta debelendim, kitabımı okudum. Kahvaltı faslından sonra ofise gittik. İş güç derken öğlen oldu. Efes' i gezdirdim, birlikte kedi maması almaya gittik. Kolum uzadı beni çekiştirmesinden. This İs Us 'ın 2. bölümünü izledim. baktım Koca geç gelecek Efes' i İ.' ye emanet edip, taksiye atlayıp eve geldim. Bilge gelene kadar, mutfağı toparladım. Mantar sote ve kepekli pirinçten pilav yaptım. Bilge geldi, çok terlemiş banyoya girdi. Evi süpürdüm sildim. Öbür gün Kışlıkları çıkartırım diyordum ama gözümü karartıp bazaları kaldırdım. Dolapları boşalttım. Akşamın bir yarısına kadar bu işle uğraştım. Sonunda param olan ilk fırsatta yatak odasını üç tarafı dolaplarla çevrili bir yarım ada yapmaya karar verdim. Uzunca bir süre atkı, bere, eldiven alırsam Allah cezamı versin dedim:))

Spora gidemedim 12400 adımla günü bitirdim. O kadar yorulmuşum ki, kitap kucağımda uyuya kalmışım:))