30.06.2011

GEZMELERE GİTTİK

Salı akşamı Nevşehir' den bir arıza geldi. Çarşamba sabah 7' de yola koyulduk.
Önce Uç hisar' a uğradık. Tabelalarda "Üç hisar" yazıyordu ama halk "Uç hisar" diyor. Kocayı arızanın olduğu otele bıraktık, kızımla yollara düştük. Şimdiden uyarıyorum bol fotoğraflı bir yazı olacak:))
peri bacaları, doğal güzellikler, taş evler ve konaklar o kadar güzeller ki
Nerdeyse her evin kapısında bir fotoğraf çektik.
Kızımın keyfi yerinde, itirazsız poz verdi bana
"Peri Bacaları" diyince itiraz etti. "Hani periler masallarda ve çizgi filmlerde oluyordu, periler yapmamıştır bunları, inşaat işçileri yapmıştır" dedi durdu:))
Hatta bu tezini Japon ve Fransız turistlerede anlattı :))
Heryer rengarenkti, hava da Ankara' dan daha sıcaktı.
Bu kapıyı çok sevdik
Derken bir sanat evine daldık. Naile hanım ve eşi çok güzel konuk ettiler bizi.
Naile Hanın Ebru sanatına gönül vermiş bir sanatçı. Kullandığı taş boyaları, malzemeleri
teker teker anlattı bize.


Bu arada da bizim şaşkın bakışlarımız arasında bu güzelliği yaptı.


Atölyesine, eserlerine, kendisine ve eşine hayran kaldık.
Ardından tesadüfen güzel bir mekan bulduk, bu koca tabağı yalladık yuttuk Bilge' yle
Atladık taksiye doğru Göreme' ye gittik.
Dilek ağacı bile bulduk (Tülin abla bağladım senin için bir ip, güzel dilekler diledim)
Etraf o kadar güzeldi ki, şaşkın şaşkın dolaşırken Açık Hava Müzesi' ne gitmeye karar verdik.
"Biraz yürürsünüz "dediler, düştük yola
Yürü yürü müze filan yok, yolda gördüğümüz insanlara soruyoruz "biraz ilerde "diyorlar


Yürümeye devam, hala müze yok, ben "acaba zaten müzenin içindemiyim etraf açık hava müzesi gibi" diye kurmaya başlıyorum:))
Başkasına soruyorum" dörtyüz metre sonra"diyor, gidiyoruz hala yok, başkasına soruyoruz "üçyüz metre sonra "derken
bolca mola veriyoruz yolda
Sonunda 3 km yürüdükten sonra varıyouz müzeye.
Müze kartı çıkartın derim, zira girişler 15 TL. Ben müze kartımla giriyorum
Bilge isyan ediyor "ben bisiklet sürecek kadar büyüdüm, ben de kart istiyorum" diye
Halimize gülen görevlilerin eline verdikleri free bilete tav oluyor bizimki:))
İçerisi tıklım tıklım yabancı dolu, Bilge sinir oluyor sorularının cevapsız kalmasına, ama bu haliyle bolca tebessüm topluyor etraftan.
Akşam üzeri yemek yediğimiz yerden görünen manzara, "biz niye o kadar yükseğe çıkmadık" diyen Bilge...
Hava kararmaya başlıyor, günümüzden oldukça hoşnut,çantamız hediyelik eşyacılardan aldığımız ıvır zıvır dolu, ayaklarımız zongurdarken dönüşe geçiyoruz.
Tabi Sevgili Kocam bu gezmenin sonunda yemek faslında katılıyor bize. Onun daha önceden gezmişliği var buraları, biz eğlendik diye mutlu ( vallahi öyle söyledi)...
Yolda bulutları izleyip, güneşi de batırdıktan sonra gece dönüyoruz evimize.
Çok iyi geldi bu gezme bana, çok ihtiyacım varmış farkında değilmişim:)))

28.06.2011

YENİ TAÇLAR

Sabah yaptım bu taçları, yeni kumaşlar almıştım,
hemen yapayım dedim
Sabahtan beri cumartesi malzemeciden aldığım malzemelerin olduğu küçük poşeti bulamıyorum
Sinir oldum, evi altüst ettim, dükkanı eşeledim, taksi durağını bile aradım unuttum mu diye,ama yok sırra karıştı. Hafızamın o bölümü yok sanki, baktım olmuyor bıraktım aramayı, belki birgün ortaya çıkıp beni mutlu eder.

Bugün buralarda hava yine çok serin, sabahları Bilge dolabında yeni aldığı yazlık elbiselere bakıp iç çekiyor:)))

uzun süredir garip sorularıyla beni şaşırtmıyordu. Belki de ben sorulara alıştım emin değilim. Dün aklımda şu soru kaldı;

Bilge: anne ben büyüyünce de annem olacak mısın?



27.06.2011

SEVİMSİZ HAFTASONU

Cumartesi Bilge' yle önce alışverişe, sonra kursa gittik. Herkes tatilde olduüu için üç çocuk vardı. Arkadaşlar olmadığı için ders saati uzadı da uzadı bana. Neyse çıkışta Bilge' nin bir arkadışıyla Papazın Bağı' na gittik. O kadar kalabalıktı ki, çocuklarda çıldırdılar, hiç keyif almadım. Hava nasıl sıcaktı anlatamam, ter sırtımızdan aktı.
Pazar günü geçenlerde ölen ev sahibimin mevlüdü vardı. Karısı zorla bizi çağırdı, isteksiz de olsa katılmak zorunda katıldık. Sonra çıkıp arkadaşlarla İkea' ya gidecektik. Arkadaşın kocasıyla benim Koca'yı baş başa bırakıp bir güzel gezecektim. Planlarımın hepsi suya düştü. Kalabalığı gören Koca arkadaşını arayıp "gelme" dedi. Sonra "arabayı park edeip geleyim "dedi. İki saat birbirimizi aradık, bu arayış sırasında hiçbirşeye bakamadım. Üstelik telefonlarda çekmiyordu. Tam kan beynime sıçramıştı, Bilge "acıktııım "dedi. Yemek sırasında yarım saatten fazla bekledim, Kocayı buldum. Bilge İsveç köftelerini yaladı yuttu, günün en güzel olayı buydu:))
Sonra Koca'nın dırdırları eşiliğinde, bu arada süper espirilerde çıktı kendimizi dışarı attık. Eve dönüş yolunda Sevgili Kocam kayboldu ve yolu ben buldum:))
İki gün güzel filmler izledim. Yalnız akşam Behzat Ç. ' de uyuya kamışım, sinir oldum, acilen tekrarını bulmalıyım. Bugün buz gibi bir hava var Ankara' da, artık havanın işlerine akıl sır erdiremiyorum:(((

24.06.2011

BİLEKLİK DERKEN KOLYE

Biliyorsunuz Bilge bisikletini aldığından beri tepesinden inmiyor. Allahtan okullar tatil oldu da karşıdaki okul bahçesi bize kaldı. Ben elime makaramla mumlu ipliğimi, küçük termosuma çayımı alıyorum, akasya ağacının gölgesine yerleşiyorum. O bisiklet sürüyor , ben örüyorum.
Arada "bu ne ki" diye soran gözlere yaptığımı anlatıyorum. Dün yine bu ritueli yaşarken dalmışım, örmüşüm de örmüşüm. Baktım bileklik boyundan kolye boyuna doğru yol almışım "bir de kolye deneyim bari " dedim, ortaya bu kolye çıktı... fena da olmadı, ne dersiniz?


Tabi bileklik de eklendi yanına, planlı olmadığı için aparatları aynı olmadı, tek ortak noktaları renkleri oldu:))
Hafta sonu yine yağmur geliyormuş, hava sıcaklıkları düşecekmiş. Püf biz daha ısınmamıştık ki:(((
Hepinize keyifli bir hafta sonu diliyorum.


23.06.2011

TOKALAR, KOLYE UÇLARI

Temmuzun ilk haftası burda da bahsettiğim hasta olan kızımızın doğumu var. Ailecek kırmızı taçlar takacaklar o gün. Bana da yapmak düştü.
İki ayrı kumaş kullandım, hepsi aynı olsun istemedim. İnşallah uğurlu gelirler, sağlıkla bebeği kucağına alır ve annemizde hastalığı atlatır diye dualar mırıldandım yaparken.
Bu uçlar da dünkülerin devamı, çok sevdim ben bunları. bugün kordonlarını takarım diye düşünüyorum.
Dün çok gezdik, Ankara' nın bilmediğim çok güzel sokaklarında kaybolduk. Akşam eve gelirken yakındaki marketten Bilge'yle alışveriş yapıyorduk. Bir kadın koluma dokunup birşey fısıldadı. Ben hem duyamadığım, hem kadını tanımadığım için dönüp baktım kadın yine birşey fısıldayıp kaşını gözünü oynatınca anladım, benim fermuarım yarıya kadar açılmış. Neyse hemen düzelttim, kadın adam gibi söylemediği için teşekkür bile edemedim:)) Hayır herkesin başına gelebilecek bir olaya böyle çaktırmama durumu yaratmanın anlamı ne ki, çek kenara söyle:))
Neyse eve gelip en acilinden yemek yaptım, Bilge' nin yanında sürüklediği çocuğa ve ona yemek yedirdim, bulaşıkları makinaya tıkaladım. Attım kendimi kanepenin en rahat yerine aldım elime
Barış Bıçakçı' nın "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" kitabını. Sevgili Leylak Dalı "başucu kitabım" demişti, demekle kalmayıp bana bu kitabı aldı. Dün yarıladım, sanırım bugün bitiririm. Seçimi yine ve yine yanıltmadı beni. Paylaşmak ne güzel şey diyorum ve yazımı bitiriyorum.

22.06.2011

YENİ KOLYE UÇLARIM

Günlerdir koşturmaktan birşeyler yapamamıştım. İçimi kemirip duruyordu. Dün ne yapapacapımı hiç düşünmeden aldım elime polimer killeri başladım oynamaya. Sonunda bu uçlar çıktı.
Birkaç tane daha var verniklenecek, onlarıda bitirince koyarım. Bizm hamile kızlara kırmızı taçlar yaptım bir iki eksiği kaldı. Doğumda ailecek takacakları için dört tane yaptım:)) Onlar da yarına kalsın artık.
Bugünlerde hep birşeylere yetişememek sıkıntısı içindeyim. Ama kafa olarak böyle yani kafamın içi tıklım tıklım aceleci, bedenim buna inat hantal ve tembel. Gece sürekli uykusuz kalıyorum Bilge' nin öksürük nöbetleri devam ediyor, gündüz hiç birşey yok gece kabus oluyor. İlaçların yanında bal ve keçiboynuzu pekmezi içiyor. Bu sabah itiraz etti balla pekmez tamam ama ilaçları içmeyeceğim kusturuyor bunlar beni dedi. İyileştirecek desem de işe yaramadı, içiremedim ilaçlarını. Hafta sonu Antalya' ya gidiş planı yapıyordum ama ertelemem gerekecek. Arabanın kliması bozuldu üstelik geçen sene servis işini düzgün yapmadığı için. Yapılması ne kadar sürecek belli değil sinir ettiler beni. Ne kadar plajda çok faktör güneş kremimi sürüp, şezlonga yayılıp denizi seyretme, sonra cup diye içine atlama planları kuruyordum oysa:((((

Neyse moral bozmak yok diye kendime gaz vereceğim, nasıl olsa servis hatasını kabul etmeyecek, ben birsürü para ödeyeceğim, valizlerimizi hazırlayıp yola koyulduğumda bunları düşünmeyeceğim.





21.06.2011

OKUDUKLARIM

"Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" adını tamamen doğru söyleymeyeceğim bir kitap. Rus romanı okuyormuş gibi hissettiren, "bu kadar adamı nerden buldun" detirten,çok keyifli, Ayfer Tunç' un muhteşem tarzıyla su gibi akıp giden bir kitap.
"Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında" Haruki Murakami malumunuz artık bizim kankamız oldu, çok sevdik biz onu. Benim okuduğum kitabın kapağı farklıydı sanırım yayınevi değişmiş nette kapağı bulamadım.Murakami' nin şimdiye kadar okuduğum kitapları arasında anlatılması en kolay olanıydı. Yine süper kelimeler, doyumsuz bir anlatım vardı. Çabucak bitiverdi.


"Serenad" kitabını almakta kararsız kalmıştım. Çok söz edildi, olumlu pek çok yazı okudum. Okuduktan sonra" iyiki almışım" dedim. Çok güzel ve etkileyici bir hikaye. İki günde bitti, merakla elime aldım ve nerdeyse hiç bırakmadım.
Bahçede yeni açan güllerden, rengine bayıldım
Bu sabah ofise geldik. Ben etrafı toparlıyordum, Koca malzemeleriyle uğraşıyordu, birden Bilge' nin çığlığını duydum. Kazana düşmüş gibi "aneeeeeeeeee" diye bağırıp bana doğru geldi. O kadar korktum ki, dondum kaldım. Elimden tuttu "çıkmışlar, çıkmışlar " diye beni bahçeye çileklerin yanına götürdü:)) Kızaran çilek onu okadar sevindirdi ki, etrafında hoplayıp zıplıyordu. Kafamı kaldırıp Kocayla göz göze geldik o da benim gibi korkmuş belli, suratlarımızın rengi atmıştı:))

20.06.2011

HAFTA SONU

Cumartesi Kuğulu Park' taydık. Kermese gittik.
Hava ha yağdı yağacak derken yağmura yakalnmadan eve gelmeyi başarık.


Pazar günü "bisikletle gezeceğiiiim "diyen Bilge' yi Mogan' a götürdük.
Yine yağmur korkusuyla biraz dolaştık
Kafamızda kara bulutlar, arada çiseleyen yağmurla, Bilge' nin sitemleri eşliğinde eve geldik.
O da topladı arkadaşlarını eve, saatlerce oynadılar. Artık kızım bizden çok çoook sıkılıyor.
Ben de onun arkadaşlarından çoook sıkılıyorum. sürekli birbirimize bu sıkıntılarımızı aktarıyoruz:))
Bu sabah anaokuluna kaydını yaptırdım, pek sevindi. Okul evimizin hemen karşısında özel mi, devlet mi ikilemini şimdilik devletten yana kullandık. Ardından vergi dairesinde süründük, başka memlekette elinde parayla vergi yatırmak için sürünen varmıdır bilemiyorum ama ben bolca söylendim. Yine yolda ezilmiş kuş bulup defnettik. Bankaya uğrayıp Bilge' nin külçe gibi olan kumbarasını açtırdık. Karnesini getirenlere verilen hediye kitaplardan aldık. Bir de ptt maceramız var e-şifre denen aptallık ötesi için bir saate yakın sırada bekledik.Pazartesiye bu kadar iş yüklememek lazımmış tecrübe ederk anladım. Günün en güzel tarafı kendime yeni kitaplar aldım. Onlardan yarın bahsederim, şimdilik benden bu kadar.