30.03.2012

BUGÜN

 Bugün yine ve yine sürünerek kalktım ve kaldırdım bizimkileri.Yarın patlayana kadar uyumayı planlıyorum ama eminim erkenden uyanırım. Bu hafta çokça sızlansam da çabucak bitiverdi. Sabah Bilge'yi okula bırakıp ofise geldim. Hesap kitap derken, oturdum dünden yarım kalan işimin başına. Yukarıdaki kolyeyi bitirdim.
Diğerleri sıralarını bekliyorlar.Yarın kursta yeni bir resme başlayacağım,  ne yapsam diye onu düşünüyorum.
Güzel bir hafta sonu diliyorum hepimize...

29.03.2012

YENİ KOLYEM

Dün  ebru yaparken elimde kalan biraz ipeği de boyadım. Bu sabah erkenden gitti ofistekiler, kaldım tek başıma .Hemen açtım Leman Sam' ın son cd'sini, aldım elime killerimi , o söyledi ben yaptım. Arada  çalan telefonlara cevap verdim, sonra yaptıklarımı fırınladım. Bilge'yi okuldan almama az kaldı ama dayanamadım, bu kolyeyi yapıverdim:))
Bugünlerde yeni bir alışkanlığımız çıktı ortaya. Bilge her gün sabah karşı elinde yastık yanımıza gelip yatıyor. Ne oldu diyorum, "hiiiç burada yatayım dedim " diyor. Odasında yatmaktan korkuyor mu acaba, akşam gurur yapıp sabah karşı mı geliyor diye düşündüm ama "yooo korkmuyorum "dedi. Sevgili Kocam" rahat bırak çocuğu, şurda iki sene sonra yalvarsak gelmez yanımıza "dedi. Bilge gelince Tarçın durur mu, o da yanımızda, dört kişi uyanıyoruz:)) Bana da tadını çıkartmak kalıyor...
Bugün veteriner randevumuz var. Tarçın hanım aşılarını olacak. Miyavlaya miyavlaya gider geliriz artık.

28.03.2012

KAÇAK BAHAR

 Bugün Bahar kızımız firarda, anladığım kadarıyla üç beş gün sürecek bu firar. Klasik bir İngiltere havası var buralarda, öğğğ dedirtiyor insana. Sabah yeni saat uygulamasına alışamayan bünyelerimizi yataktan kazıyıp, Bilge'yi okula bıraktım. Okulun bahçesine girerken, içinde iki hanımın  olduğu bir jip girdi içeriye. Araba siyah ve o kadar kirli ki. Arkamdan gelen hanımlar topluluğu başladılar söylenmeye. "İnsan şu arabaya bi su tutar, olmadı bi bezle siliverir, bi de kadın olacak "diye:))
Ne fena kadın olmak, kadınsan pis olamazsın, illa ak pak olup, ak pak yapacaksın.Ya belki kadının vakti olmadı, belki canı istemedi, beyaz araba almak aklına gelmedi ya da yağmura güvendi, olamaz mı yani?
 Bugün yağmur yağarsa oturup yağmurla ağlayacağım. Zira kendimi ite kaka iki gündür cam silmiştim:(((
Ebru denemelerim devam ediyor, boyaları anlama çabasındayım hala, hava kabarcığı oluşturmamayı başarmış olmanın keyfi var ama boyalar hala akıyor:)) Onun da üstesinden gelirim herhalde diye temenni ediyorum.
"Her Temas İz Bırakır" ı okuyorum, soğuk Ankara sokaklarında Behzat başkomiserimle katillerin peşindeyiz.
Bahar kızımız görenler tadını çıkartsın, bizden de selam söylesinler...

27.03.2012

GEÇEN HAFTAYA SIĞANLAR

 Geçen hafta iki kitap okudum. İlki "Sokaktaki Adam" Philip Roth' un okuduğum ilk kitabı. Kitabın akıcı bir dili var .
New York' ta bir reklam ajansından emekli olan Sokaktaki Adam görünüşte güzel bir hayat sürmüştür. Ödüllü bir sanat yönetmeni olarak, genç ve güzel kadınların ilgisini çekmiştir, kızı ona hayrandır, bir finans dehası olan ağabeyi zor zamanlarında hep yanında olmuştur. Ancak Sokaktaki Adam artık yaklaşan ölümün sesini duymaktadır...(arka kapaktan)
İkinci kitap "Mino' nun Siyah Gülü" Hüsnü Arkan'ın kitabı. Ben Hüsnü Arkan' ı hep severek dinledim. İşin açıkçası kitap yazdığını bilmiyordum. Onu yazdıklarını okumak, dinlemek kadar duygulandırdı beni. Diğer kitaplarını da alınacaklar listeme ekledim.
Geçen hafta aslında bir sürü film izledim ama en etkileyici olanı"Hugo Cabret" ti. Gerçekten çok etkileyiciydi, bu tarz filmleri zaten severim, eminim birkaç kez daha izleyeceğim.
Bilge'nin bahar alerjisi zıpladı, burnu tıkalı, sesi başka birisini andırıyor ama keyfi yerinde Allah'tan:))
Ben de hafiften vücut kırgınlığı, bolca hapşurmaktayım. Gözüm ağaçlarda, daha var zamanı ama leylak ağaçlarını takipteyim, bir de bahçedeki badem ağacını. Bu sene akıllı çıktı, hemen çiçeklenmedi, arkası gelir bu soğun diye bekliyorlar sanırım. Dün her sene gördüğümüz yuvada leyleği gördük, pek sevindik. Leylekler geldi ya, gerisi de gelir nasıl olsa:))

26.03.2012

GÜZEL PAZAR

 Pazar sabahı bizimkiler erkenden zıpladı, kahvaltı faslı ve ufaktan bir temizlik operasyonunun ardından düştük yollara. İlk durağımız Cermodern ' deki Dali Sergisi oldu.
 Bilge Dali' nin kulağındaki yasemine bayıldı, ben de bir çiçek bulsam kulağıma taksam dedi:))
 Sergi salonu oldukça kalabalıktı.
 Resimlere dikkatle baktı önceleri
 Sonra dalga geçmeye başladı:))
 Yan tarafta bu kumaş baskılar vardı, Dali'yle bir alakası var mıydı bilmiyorum,
 hiçbir şey yazmıyordu, ama Bilge bayıldı bunlara.
 Hepsinin önünde poz verdi.
 Çocuk olmak ne güzel.
 Sergiden ayrılıp aç karınlarımızı  doyurduk. Ardından Gölbaşı' na gittik. Karlar eriyince göl taşmış, yürüyüş yolları bile sular altındaydı. Bu arkadaşlar oraya nasıl yerleşmiş anlamadım.
 Yürüdüğümüz yollarda karabataklar yüzüyordu:)) İlerde taşların olduğu yerler gölü ayıran sınırdı.
En son Bilge' yi yerden toplayıp, eve döndük. Açık hava bizi çarptı, Bilge inatla yatmadı. Saat gece yarısına gelirken cebren yatırdım, sabah da üstünde zıplayarak uyandırdım:)) Saatlerin ileri alınması hiç iyi olmadı, "bugün de tatil olsun ne oluuuuur" diyerek okula gitti.
Güzel bir hafta diliyorum hepimize...

23.03.2012

YARDIM ETKİNLİĞİ İÇİN

Yaşlılar Haftası için Tülin Abla' nın başlattığı etkinlikten daha önce bahsetmiştim.  Cumartesi günü gidilecek, ben maalesef katılamayacağım. Elimdekileri ulaştıracağım. Yazmaları ben tığladım, aslında daha fazla yapma niyetindeydim ama bu kadar oldu. Çoraplar  ve tespihlerin bir kısmı, yazmaları aldığım yerin hediyesi. Tülin Abla' nın verdiği motiflerden diz battaniyeleri örmeye çalıştım (ilk ikisi onlar), üçüncünün tamamı bana ait. Aslında böyle zamanlar için yıl içinde bir şeyler yapıp koymak lazım.
Hafiften bir kırgınlık var üstümde, hasta olacağım sanırım. Bolca bitki çayı içiyorum, bir taraftan da Mino' nun Siyah Gülü' nü okuyorum. Bir taraftan da Hüsnü Arkan şarkıları dinliyorum. Havamız fena sayılmaz, her an bozacakmış gibi durup, tadını çıkartmaya teşvik ediyor insanı.  Güneş insanıyım karar verdim, güneşi görmek beni çok mutlu ediyor. Dün Bilge' nin iki arkadaşı bizdeydi. Tutturdular dışarıda piknik yapalım diye. Sanki çiftik evinde yaşıyoruz, altı üstü kıytırık bir park var evin az yanında:)) Annelerinizin haberi yok olmaz şimdi dedim. Astılar suratlarını, hikaye  uydurmaca oynadık. Ben başladım kızlar devam etti, onlar durdu ben devam ettim. O kadar komiklerdi ki, çıkan hikaye içler acısı oldu:)) Bunun üstüne ,Celal Tan Ve Ailesi' nin Aşırı Acıklı Hikayesi' ni izledim. Filme hazırlıklıydım o sebepten olsa gerek sevdim:))
Bugün uzun süredir savsakladığım ofis işlerine el atacağım, sonrasına bakacağız  artık...

22.03.2012

BAHAR TEMİZLİĞİNE BAŞLADIM

Sonunda bahar temizliği yapmaya başladım. Önce evin camları, ardından dolaplar dahil odu temizliğe. Dolapları toparlarken kızım bir sürü kıyafetime el koydu:)) Bugün okuldan iki arkadaşı gelecek bize, misafircilik oynayacağız. Odasını yalancıktan toparladık, çünkü bugün nasıl olsa darmaduman olacak:(((
Temizliğe ofiste de devam ettim. Benim malzemelerimin olduğu kısmı toparladım, kordonu yapılacak uçları kordonladım,  pek bir hamarat hissettim kendim. Akşam çekildim köşeme Philip Roth' un "Sokaktaki Adam" kitabını bitirdim. Yaşlanmaktan bir daha korktum:)) Bilge' nin okılda yapacağı bir faaliyet için yana döne evde kurdela aradım. Uzun çabam meyvesini verdi, makarnaların yanında  buldum. Mutfağa da el atma zamanının geldiğini tecrübe ederek anlamış oldum. Hadi bana kolay gelsin.

21.03.2012

SOYUT RESİM !!!!!

Dün akşam aramızdaki konuşma;
Ben: Kuzum ne yapıyorsun?
Bilge: Soyut resim yapıyorum anne
Ben: Soyut resim?
Bilge: Evet soyut resim yapıyorum
Ben: Ne demek soyut resim?
Bilge: Bak anne (aynı anda ellerde müthiş bir hızla hareket ederek anlatıyor) şimdi meselaaa ben at çiziyorum, sen onu inek görüyorsun onun gibi bir şey soyut resim anladın mı?
Ben: !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

20.03.2012

OKUDUM, İZLEDİM

 Efendim geçen hafta bol bol okudum, bir de film izledim. Bugün onlardan bahsedeyim. Mine Söğüt' ün "Deli Kadın Hikayeleri" benim için ilginç bir kitaptı. 21 delilik hikayesi, ama hepsi bir bütün aslında. Kitabın içindeki Bahadır Baruter' in resimleri ise ayrı bir etkileyici.
Aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi "kaybetme" yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan, varoluş kabusları..." (arka kapaktan)
 "Adem'le Havva' nın Güncesi ve Seçme Öyküler tanıdık bir yazarın Mark Twain' ait bir kitap. Çocukluğumun Tom Sawyer'ın Maceraları' ndan sonra bu kitabı heyecanla aldım. Adem' le Havva' nın Güncesi çok güzeldi, komik ve duygusaldı. Diğer hikayeler çok sarmadı.
Bahçeyi yitirdim, ama buna karşılık onu bulmuş olduğuma seviniyorum. Elinden geldiğince seviyor beni, bende onu tutkulu yaradılışımın bütün ateşiyle seviyorum (arka kapaktan)
 Ve Kafka "Dönüşüm" kitabı, çok bir şey söylememe gerek yok.Gregor Samsa bir sabah böcek olarak uyanır. Hala insan gibi hissetmekte, algılamaktadır. "toplumun tekdüze olmuş, kalıplaşmış, yapmacık ve dayatmacı akışına bireyin başkaldırısı..."
Aslında birkaç film izledim ama içinde en etkileyici olanı "Iron Lady" di. Meryl Streep' bir kez daha hayran oldum. Oscar ona helal olsun diyerek ben de gönlümden kocaman bir "en iyi kadın oyuncu" ödülünü verdim.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Bugünlük benden bu kadar, kalın sağlıcakla:)))

19.03.2012

HAFTA SONU

 Pazar günü çok güzel bir hava vardı. Niyetim açık havaya atmaktı ailemi. Cuma günü Çağdaş Sanatlar Galeri' sinde "Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği 42. Yıl Sergisi" ne bir arkadaşla gittim Bilge okuldayken.
 Kataloğunu alma gafletinde bulundum, sen misin Bilge okuldayken sergi gezen. Yedi başımın etini.
 Pazar günü maaile sergi salonuna gittik. Aldı eline fotoğraf makinesini hem baktı, hem çekti.
 Onu gören ressamlarla tanıştım sayesinde. Gelecek hafta bir sergiye davet edildim.
 Evde bir galeriyi dolduracak kadar çok resim yaptı.
 Sergi çok güzel, mart ayı sonuna kadar açık, mutlaka görün derim.
 Tabloların önünden ayrılamayacaksın eminim.
 Sergiden sonra yemek yemeye gittik. Mis gibi kurutulmuş bamya yemeği  yedim, ne çok özlemişim bamyayı (eve giremiyor, ağzına sürmüyor benimkiler).
Akşam film izlerken uyumuşum, Behzat Başkomiserimi de kaçırmışım, şimdi onu izlemeye gidiyorum.
Güzel bir hafta diliyorum hepimize.

16.03.2012

YENİ AYRAÇLAR VE KABUS GİBİ GECE


Uzun zamandır ayraç yapmıyordum, bunları yaptım. Hepsi kitap okumayı çok seven birine gitti.
Kabus dolu gecemize gelince, aslında iki gecedir bu kabusu yaşıyoruz. Malum mart ayı geldi, bahar ibaresi falan yok ama doğa boş durmuyormuş anladım. Tarçın çıldırdı,  iki gecedir mavv, mavvv şeklinde kıvranıyor. Daha önce veterinerle konuşmuştuk ve kısırlaştırma ameliyatı yaptırmaya karar vermiştim. Bu kararı ben verdim çünkü Kocam beni vicdansız ve gaddar olmakla suçladı. Buraya kadar tamam ama bu operasyon için altı aylık olması gerekiyormuş. Biz bu kadar erken bunu yaşayacağını düşünmemiştik. Dün doğum günü kutlamalarından sonra veterineri aradım. Akşama getirin bir hormon iğnesi yapalım dedi. Dün götürdük, iğnesini yaptırdık. Bu gece öncekinden daha iyiydi ama yine sabah kadar miyaladı. Bilge" Tarçının sesi kısalmış (kısılmış demek istiyor) nesi var ki" diye soruyor, ben de "ne sen sor ne ben söyleyeyim" diyorum:)) Yazık o kadar üzüldüm ki Tarçın' ın haline, gözlerim kan çanağı oldu iki gündür uykusuzluktan, kim bilir o kendini nasıl hissediyordur.
Umarım bugün biraz olsun düzelir, gerçekten tam bir kabusmuş.

15.03.2012

İYİ Kİ DOĞDUN GÜZEL KIZIM

 Bugün Bilge'nin doğum günü. Okulunda kutlamayı istedi. Sabahtan onunla birlikte gittim okula.
 Çocuklarla pastamızı kestik, afiyetle yediler.
 O kadar tatlılardı ki, Bilge çok mutlu oldu.
 Çocuklarda öyle.
Hediyelerini verdiler, Bilge havalara uçtu. Ben elimde Noel Baba gibi kocaman bir torbayla eve geldim.
Onlar kutlamaya devam etti. Öğretmeni de çok ilgilendi, çok güzeldi.
İyi ki doğdun güzel kuzum, iyi ki doğurmuşum seni. Sağlıklı keyifli bir hayat bizim olsun, seni o kadar çok seviyorum ki tarifi imkansız, her yaşında bunu iliklerine kadar hissetmeni diliyorum...

14.03.2012

GÜVENLİK

Bu sabah, dün sabah ki hatta,kendimi  önceki sabahki gibi yağmur yağıyor. Kızımla sabah hoplaya zıplaya çamurların arasından geçtik, şemsiyelerimizi tokuşturup yüzümüzde gülücüklerle okula geldik. Tam evden çıkarken "anne orta boy iki düğme götürmem gerekiyor okula" diyerek beni sabah sabah evde dört dolandırdı. Babasının gömleğinden kestiğim düğmelerin orta boy olduğuna ikna olması baya zaman aldı. Okula gidince çocukların çoğunun düğmeleri unuttuğunu görünce "oh be iyi ki unutmamışız, orta boy değil mi bunlar" demeyi de ihmal etmedi:))
Bu sabah çantamı boşaltırken kendime baya güldüm. Kızılay' ın göbeğinde yeni bir Avm açıldı. İlk gittiğimizde çantam güvenlikten geçerken takıldı, içinden pense ve karga burun çıktı. Güvenlikçilerin başı suratsız adama takıyla uğraştığımı anlatmak zorunda kaldım. İkinci kez resim çantam yanımdaydı, bu kez resim spatulam takıldı güvenliğe, yine aynı suratsız adama  çantamın içindeki boyaları ve fırçaları göstermek zorunda kaldım. Bugün o tarafa gideceğim çantamı boşalttım, gözüme tehlikeli görünen her şeyi evde bıraktım. Kendimi çok güvenli hissediyorum:))
Unutuyordum kolyeleri de yeni yaptım, nasıl olmuşlar?

13.03.2012

ŞİKAYET ETMİYORUM

Malum bahar özlemiyle yanıp tutuşmaktayım. Hava da bana inat, sisli puslu ve yağmurlu.Olsun ne yapalım nasıl olsa gelecek bahar. Ben de polimer killerimle çiçekler yapar, boynuma asarım:)) Hatta yetinmem "bunlardan renk renk yapayım" diye defterime notlar düşerim. Zencefilli limon kabuklu ( yeni keşfettim) çayımın dibine vurup Mine Söğüt'ün" Deli Kadın Hikayeleri" ne tutunurum. Hatta araya Mark Twain' dan "Adem'le Havva' nın Güncesi" ni ve Kafka' nın" Dönüşüm" ünü de sıkıştırırım. Sonra film izlemeye niyetlenip, tavuk formunda uyuya kalırım. Galeri gezme planları yapıp, planlarımı suya düşüren arkadaş çocuklarına bakarım. Bugünlerde böyleyim, yok yok şikayet etmiyorum, sahiden. Sadece kendimi inandırmaya çalışıyorum, o kadar:)))

12.03.2012

HAFTA SONU

 Cumartesi günü kalktık kursa gittik. Resmimi sonunda bitirdim. Nasıl güzel ve keyifli bir duygu oldu bitirmek. Bana çok şey öğretti bu resim, her şeyden önce korkum baya baya geçti, artık cesurca fırçamı kullanabiliyorum. Böyle dediğime bakmayın başlardaki tedirginliğim gitti diyelim:))İmzamı da kondurunca,değmeyin keyfime oldu:)))
 Pazar günü sevgili Kocam' ın işi vardı. Bizde sevdiğim bir arkadaşım ve oğullarıyla çıktık.
 Rahmi Koç Müzesi' ne gittik. Çocuklar çok eğlendi.
 Biz de arkalarında koşturmaktan helak olduk:))
 Kıpır kıpırlardı veletler...
 Dışarısı çok soğuktu
 Çok istememize rağmen dolaşamadık, baharın kulaklarını çınlattık.
Baharda yapacaklarımızın hayalini kurduk:))
Güzel bir hafta diliyorum, birazcık da güneş lütfeeeeen:)))