29.09.2014

Hafta Sonu

 Hafta sonu yine her zamanki telaşında geçti, ekstradan yağmur eşlikçisiydi. Bilge'yi beklerken çay üstüne çay içip kitabımı okudum.
Yakup Kadri' nin "Ankara" sı gerçekten harika bir kitap. Kurtuluş Savaşı Ankara' sından cumhuriyetin 20. yılına kadar devam eden dönemi çok güzel anlatmış. Çankaya'nın yaban güllerini, Etlik' deki bağ evlerini, Solfasol' ün su testilerini hayal etmek, Kale civarını gözümün önüne getirmeye çalışmak ayrı bir keyifti. Okumadıysanız mutlaka okuyun derim.
Onun dışında hafta sonuna Bilge' nin "kuşak sınavı" damgasını vurdu. Yaklaşık elli kadar öğrenciyi izledik. Onlar için çok heyecanlı, bizim içinse aslında çok komikti. Dışarıdan bakınca kimin ciddiye aldığı, kimin almadığı çok belli oluyordu. Bilge hocasının lafına aldırmayıp, yüksek kuşakların lafına aldırmanın büyük bir hata olduğunu anladı. Kuşak atladı ama bir buçuk kuşak atlayacağını sanıyordu, bir kuşak atladı. Artık sarı kuşak, üstelik babası bugün lisans çıkartmaya gitti( evet gurur filan duyduk :)). Önce çok bozuldu ama sonrasında sporun ruhu da terbiye etmek olduğunu anlatınca, gereksiz inadının sonucuna katlanması gerektiğini anladı. Böylesi bence çok daha hayırlı oldu. Dün çocukları izlerken özellikle büyüme çağındaki çocuklar için sporun ne kadar önemli olduğunu gördüm. Müsabaka sırasında kaya gibi sert duran, birbirlerine tekmeyle giren çocuklar müsabaka sonrasında sarmaş dolaş yerlerine geçiyorlardı. Bu zamana kadar şiddet dolu zannettiğim bu  sporun ne kadar keyifli olduğunu, ne kadar esnekleştirdiğini, ne kadar sağlıklı olduğunu  fark ettim. Umarım kızım hiç bırakmaz.
Bu arada akşam Agatha Christie ' nin "Zehiri Kim Verdi" kitabına başladım. İtiraf ediyorum ilk kez Agatha Christie okuyorum. Polisiye sevip onu okumamak olmazdı diyerek, en son sahaf ziyaretimde üç kitabını aldım. Eylülün son demine sıkıştırdım, akşama biter herhalde ama hâlâ katili tahmin edemedim:((
Keyifli bir haftamız olsun...

25.09.2014

Eylül

Eylül ayıyla gelip yüreğime oturan hüzün, ayın sonlarına doğru yoğun bir özleme dönüyor. Defalarca yazmışımdır buraya eylül demek, babamı kaybettiğim ay demek , yıllardır eylüle küskünlük demek. Bu sene de farklı olmadı...Yıllar geçse de, ölümün acısı hep aynı yerde duruyor. ve hayat devam ediyor...
Son bir haftadır çok yoğundum, işlerin bu kadar yoğun olması, geç saatlere kadar çalışıp, kağıt kürekle uyuya kalmak aslında iyi geldi diyebilirim. Kafamı doldurdu en azından.
Dün Bilge' nin okulundan " kulağı ağrıyor "muş diye aranınca, koşa koşa Koca'yla gittik. Yüzüne bakar bakmaz salladığını anladım. Doktor faslı (yinede doktora götürdüm), yalancı çoban, arkadaşa küsüp, bütün sınıfa küsülmeyeceği mevzusu günümüzü doldurdu. En son ben kitap okurken, günlerdir elinde dolaştırdığı kitabını alıp yanıma sırnaştı. Kitabı bitirip, bana anlattı. Ardından hazırlanıp spora gittik. Bu arada kuşak sınavı pazar gününe ertelendi. Bizimki iyice heyecanlı, bakalım nasıl olacak.
Onu izlemek aslında hayatı izlemek gibi... büyümesi, kişiliğinin şekillenmesi, öğrenmesi... yazı yazarken, resim yaparken, keman çalarken o minik ellerine gözüm takılır hep.O bundan habersiz, endişelerimden, korkularımdan habersiz...Babamı çok özledim,babamın kızı olmayı çok özledim,  bu özlemin tarifi yok...

22.09.2014

Hafta Sonu

 Cumartesi önce keman dersine gittik.Aman tahtaya vuruyorum, bu sene güzel başladı, solfeje de bayılıyor.
 Bilge' nin çıkmasını beklerken "İstanbul Art News" dergisini okumaya başladım. Çok keyifli bir dergi. Sanattan edebiyata, tiyatrodan mimariye dolu dolu. Bilge' yi İngilizce dersine bıraktıktan sonra üç saatim vardı. Seriyi tamamlamaya çalıştığım sanat dergisini almak için Dost' a, Bilge' nin sipariş ettiği resim malzemelerini almak için kırtasiyeye uğradım. Sanat malzemeleri reyonundaki görevliyle uzunca bir sohbet, onun küçük bir sanat malzemesi evi açma hayalini de dinledikten sonra, karnım zil çalarak Akman' a kendimi attım. Bir taraftan karnımı doyurup, bir taraftan dergimi okumaya çalıştım. Yan masadaki çiftin önce ailelerini çekiştirip, herkesi eleştirdikten sonra, ilişkilerini bitirme kararı vermelerini, bunu da oldukça yüksek frekanstan bir sesle yapmalarının kulağıma çarpan metni çok sinir bozucuydu. Haftaya kütüphaneye gitme kararı aldım:))
 Pazar sabahı yine ve yine çok erken kalktım. Bizimkiler uykudayken, çiçeklerimle ilgilendim. Köklendirmek üzere suda beklendiğim menekşelerin köklendiklerini görünce pek sevindim. Hemen iki saksıya diktim. Biraz kitap okudum, bu sırada bizimkiler uyandı. Kahvaltı faslı öğleni buldu. Koca' ya ayakkabı alma seronomisinin ardından, eve kendimizi zor attık.
Ödevler bitmiş olduğu için film keyfi yapalım dedik. Miyazaki' nin "Rüzgar Yükseliyor" unu izledik. Çok romantikti, bir o kadar da hüzünlü...
Bilge gözlüklerini okulda unuttuğu için tabletsiz ve bilgisayarsız bir hafta sonu geçirdi. Gözlerini devirmesi, şirinlik yapması karşısındaki kararlı tutumumuzu takdir ettim.
Hafta sonu böyle geçti. Bu sabah okula bir miktar daha erken gitmeyi başardık. Alışıyoruz demek ki:)) İşler yığılmış yine, ben ufaktan onlara başlayayım, anca biter. Keyifli bir hafta olsun...

19.09.2014

Hafta biterken

Bir şey fark ettim, ne zaman burada dert yansam, işleri yoluna koyuyorum:)) Dün her şeyi zamanında yetiştirebildim. Üstelik sabahtan arkadaşlarla güzel bir sohbet, öğleden sonra bol gürültülü veli toplantısı bile güne sığdı. Akşam olup da, ayaklarımı uzatınca listemdeki filmlerden birini açıp, killerimi elime aldım. Bir kaç parça kolye ucu tamamladım. Henüz fırınlamadım, tepsi dolmadı:))
İki gündür sabahları okula geç kalıyorduk, bu sabah kahvaltının sonunu arabada tamamlayıp, zilden bir dakika önce yetiştik. Zafer bizimdir:))
Dünün en fena olayı ayak parmağımı salakça dolaba çarptım, ayak tırnağım çok derin kırıldı. Aman ne canım yandı,vaktim olsa ağlayacaktım... güzelce bantladım ama hâlâ sızlıyor.
Sabahtan Algan Sezgintüredi' nin "Katilin Uşağı" kitabına başladım, daha önce serinin ilk kitabını okumuştum, aslında elimde başladığım kitabım da vardı ama dayanamadım:))
Hafta sonu Bilge 'nin kuşak sınavı var, çok heyecanlı bakalım umarım kuşak atlar. Yoksa dört ay daha beklemesi gerekecek.
Güzel bir hafta sonu dilerim hepimize...

17.09.2014

Günler geçerken...

Pazartesiden beri hissettiğim en bariz duygu yorgunluk. Tabi tatilin ardından bünyeye ağır geldi bu kadar koşturma. İki gündür yaptığım listelere yetişemiyorum. Gün sonunda Bilge' yle birbirimize bakıp "yarın toparlarız" diyoruz, umutluyuz yani:))
Bilgenin defterlerini ve kitaplarını kapladım, tüm kırtasiye eksiklerini aldım. Allah bu konuda herkese yardımcı olsun, bir poşet malzemeye( çoğu evde vardı) bi dünya para verdim.
Ben ilkokula giderken , babam yurtdışındaydı. O zamanlar tıp fakültesinde okuyan dayım iki sene üst üste okul zamanı gelip, tüm ihtiyaçlarımı almıştı, ne sevinmiştim. Babam izine geldiğinde en çok okul malzemesi getirirdi.Renkli, simli, resimli defterler, kalemler, kokulu silgiler, daha neler neler. Okul sırasında elimdeki kaleme bakarken hep babam gelirdi aklıma...
Mevsim birden sonbahara döndü, tezgahlarda mandalina görmeye başladım, şeftalinin ve üzümlerin yanında... Gönlüm mandalinaya dönmedi daha...
Bilge askılı elbise giyip altına diz  kapaklarına kadar çorap, üstüne hırka geçiriyor. Gülümsüyorum...
Akşam Fikret Otyam' ın "Ceylanlar Suya İndi" kitabını bitirdim. Daha önce de "Can Arkadaş" ını okumuştum. Otyam bu kitapları çocuklar için yazdığını söylüyor, anıları var sayfalarda, resimleri, fotoğrafları ama çok hüzünlü. İnsanın ruhunda ince bir yerlere dokunuyor...
Her gün kız kardeş bebişlerin fotoğraflarını yolluyor, dişlerini sıka sıka, fotoğraflara bakıp, iç geçirme olayı bünyemi sarıyor...
Yağmur yağacak sanırım, eve gidip üzerime bir şeyler alayım, iki de şemsiye... gidip bebemi alayım okuldan.
Sonra listemin peşine düşerim...

15.09.2014

Bu sabah

Sabah alarm sesiyle uyandım, aman kalbim güp güp. Kızçe üçüncü sınıfa başlayacak,  ben hâlâ anaokuluna başlıyormuş gibi heyecanlıyım. Sabah geç kalkmaya alışan Bilge'yle akşamdan pazarlık etmiştik. Tam uflayıp puflayacakken aklına geldi. Yataktan fırladı, hazırlandı. Koca erkenden şehir dışına çıktığı için kız kıza kahvaltımızı ettik. Yataklarımızı topladık (aslında ben topladım, Bilge kendini anca topladı) yola viran olduk. Öğretmenimiz geçen yıl eş durumundan gideceğini söylemişti. Ya sınıflara dağıtılırlar ya da yeni öğretmen gelir demişti. Yeni öğretmen gelmiş. Öğretmene teslim edip, tören bitene kadar durdum, sonra ofise geldim, arkama baka baka:))
Cumartesi günü önce keman dersine gittik. Öğretmeni Bilge'yi görünce çok sevindi. Boyu ne kadar uzamış dedi. Artık tek gün ve bir saat ders yapmaya karar verdiler. Seneye konservatuvar sınavı olduğu için bu bir saatin içine solfej dersi de eklediler. Bilge ne sevindi, elinde kitap nota okuyarak dolaşıyor.
Ardından İngilizce dersine gittik. Öğretmeni değişmiş, sınıfı da bölmüşler ama hiç dert etmedi. Yeni öğretmeni de tatlı, genç bir öğretmen. Eski sınıfından da iki arkadaşı var.
Koşturmamız başladı, çocuklarımız için her şeyin hayırlısını diliyorum...

12.09.2014

Çok güzelsin...

Geçmişimde üç yıllık serada çalışma tecrübesi olsa da, ben evde bitki bakmaktan hep korkmuşumdur. Taa ki Ankara' ya  yerleşene kadar. Hele ki orkide falan hiç benlik değildi. Ben sanıyordum ki orkideler huysuz, nazlı çiçekler. Oysa alakası yokmuş, Haftada bir kez  saksı altına konulan bir kaç damla suyla yetinen, kocaman çiçeklerini esirgemeyen, naif bitkilermiş. Bayramda tatile giderken çiçeklerimi bıraktığım emanetçim, üzerinde dokuz çiçeği olan orkidem dahil tüm çiçeklerime yüzme öğrettiği için çok üzülmüştüm. Çoğunu kurtardım, ama minik orkidem çiçeklerini döktü. Bütün suyunu süzdüm, yapraklarını kurtardım, uzun süre su vermedim. Ekim ayında bir budama yapacağım tomurcuk gördüğüm gün bayramım olacak. Onun küçük dalındaki kocaman çiçekler beni çok mutlu ediyormuş.  Dayanamadım dün Bilge' yle fotoğraftaki orkideyi aldım. Eve getirdim, güzelce yerleştirdim. Umarım yerini sever.
Melida Tüzünoğlu' nun "Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım" kitabını bitirdim, pek beğenmedim. İlginçti ama sevemedim, belki başka kitaplarını severim. Dili güzeldi çünkü. Kitapçıdan  Juli Zeh' in okumadığım iki kitabını alacaktım ama bulmadım onun yerine elimde Karın Tıdbeck' ın "Zeplin" kitabıyla çıktım. Kapakta Ursula  K. Le Guın' in yorumu dikkatimi çektiği için aldım. Kitabı da,  yazarı da hiç duymadım. Dün okumaya başladım, çok ilginç öyküler var içinde. Umarım öyle gider.
Summer In February filmini izledim. Fena değildi. Bu arda kendime 20 filmlik bir liste hazırladım, bu ay izlemek üzere. Bilge' nin kurs programını ayarladım. Cumartesi günleri önce keman ardından İngilizce kursuna devam edecek. İki kurs aynı sokakta olduğu için çok yorucu olmayacak diye düşünüyorum. Taekwondoya şimdilik devam etmeyi istiyor akşamları haftada üç gün. Yakında kuşak sınavı var, bakalım...
Okul açılacağı için çok heyecanlı ve okulu çok özlediğini söylüyor, bunları duymak beni çok sevindirdi:))
Çocuklarımız için her şeyin hayırlısı  olsun...

10.09.2014

Dünden bugüne...

Yazı yazarken en çok düşündüğüm kısmı başlığı, size de oluyor mu? Neyse bir ben değilimdir sanırım:)))
Dün upuzun bir gündü, çok işim vardı. Unutmayım, bir daha uğraşmayım diye evden çıkarken listemi cebime koydum. İlk iş bankaya uğramaktı, üç aydır götürmediğimiz kumbarayı götürdük. Bilge' nin hasılatı kötüydü, ben takviye ettim. Bu arada çok komik bir durum oldu. Güvenlik görevlisi beyle bozuk paraları saydıktan sonra bankoya geçtik. Kumbarayı görünce yüzü düşen ama iyi niyetli memur söylene söylene bir poşet dosya çıkardı, güvenlikçiye doğru uzatıp ağzını açtı. Güvenlikçi paraları dosyaya bıraktı ve gümmmm. Poşet yırtıldı, tüm bozuklukar yerlere saçıldı.Önce bir sessizlik, arkasından kahkahalar... Güvenlik kamerasının açısını felan hesaplamalar, "youtube koysak kaç tıklanma alırızlar" derken çıktık bankadan. Kızılay' a doğru yürümeye başladık. Yol üzerinde bir kaç mağazaya girdik çıktık. Deken bana çanta, Bilge'ye nota sehpası, Dost'tan kitap, dergi alıp koşa koşa sinemaya girdik. Uçaklar filminin ikincisi oynuyordu. Çok duygusaldı yahu uyuyamadım:) Güzeldi yani. Çıktığımızda açlıktan ölüyordum. Akman' da yemek yedikten sonra, yolumuzun üzerindeki çiçekçiden fotoğraftaki güzellikleri aldık, sonrası ev... ama ne yorulmuşuz. Bilge bir tarafa ben bir tarafa devrildim. Zaten bir önceki gün sporda gaza gelip kendimi zorlamışım, Pinokyo gibi yürüyorum hepsi birleşince bu sabah yataktan kendimi kazımak zorunda kaldım. Gözümü açar açmaz aklımdan "akşam spora gitmesem mi" düşüncesi geçti, kovaladım hemen. Kahvaltının ardından dolap düzeltme işine girdim.Bir ara kaybolacağım sandım. Dışarıda yağmur yağıyor, ufak ufak, sevdiğim gibi. Akşam yemeğini ayarlayıp ofise gitmeliyim, bir dolu işim var.Bulaşık makinesini de yerleştirsem ne iyi olacak... Bu arada Melida Tüzünoğlu' nun "Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım" kitabına başladım, biraz daha okuyayım bahsederim. Hadi ben kaçtım...

8.09.2014

Teyze Oldum

Evet teyze oldum, ilk kez ve iki güzel bebişin teyzesi. Nasıl doğru ifade edilir bilemiyorum, ameliyathanenin kapısında beklerken hissettiklerim, heyecanım, tedirginliğim...Sonrasında yan yana  iki minik beden, tuhaf bir ağlama sesi birinde,diğeri içini çekiyor uyku arası:)) O ara "keşke"diyorum "keşke babamda görebilseydi" ...
İki gün hastanede kaldılar. Maşallah boyları, kiloları çok iyi. Kız kardeş anne olmanın şaşkınlığı içinde, onun da sağlığı iyi. Annem bebişlerin etrafında fır dönüyor...
Cumartesi günü içim cız ede ede döndük, uzak olmak ne kötü. Bu arada Bilge' den bahsetmedim, Bilge bir miktar bozuldu. İlk gün hastahanede doğumdan sonra "iyi hadi doğdu bunlar eve gidebiliriz" dedi:)) Babası ona güzel bir İstanbul turu yaptırdı. Ayasofya, Yere Batan Sarnıcı ve Sultan Ahmet Cami' sini gezmişler. Heyecanla anlattı. Ama nihayetinde çocuk, bebekleri kıskandı işte, "sen de kardeş istiyor musun" diyenlere "ben böyle gayeeet iyiyim" dedikten sonra bana dönüp" kalplerini kıracağım ama bu ne sürekli aynı şey " diye çemkirdi...
Bu arada yapılacak bir sürü iş birikti. Önce spora, sonra ofise... Bugün işleri toparlarsam, yarın kızıma sinema sözüm var.
Hadi kendinize iyi bakın, keyifli bir hafta olsun...

1.09.2014

Küçük bir ara

Hafta sonu pek çok şey yaptım... Bir sürü liste yaptım, listedekileri tek tek işaretledim, çok yoruldum, bir miktar dinlendim, yine telefon kulağıma yapıştı, uzun süre kendi sesimi duymak istemedim.
Yarın sabah erkenden yola çıkıyoruz. İstanbul' a gidiyoruz. Kız kardeşimin doğumu var.  Çarşamba sabah inşallah ikiz bebeklerimiz Defne ve Derin bize ve tüm dünyaya "Merhaba" diyecekler. İlk kez teyze olacağım, üstelik iki bebenin teyzesi.Erkek kardeş tam komedi "en çok benim yeğenim var "diye dolaşıyor ortalıkta. Tahminen hafta sonu döneriz. Dualarınız bizimle olsun, kendinize iyi bakın....

not: fotoğraftaki tekne kazıntısı Emir Bebek, Bilge alıştırma yaparken:))