11 Eylül



Ne yazsam diye düşünürken parça parça cümleler geldi aklıma.

Geçen sabah uyandım, duştan sonra sol göz kapağımda yıllardır duran yağ kistinin kocaman olduğunu, kızardığını ve acıdığını fark ettim. Önce panikledim, sonra saatin ilerlemesini bekledim. Her zaman gittiğim özel hastaneden göz randevusu aldım. Hazırlanıp çıktım, sıramı beklerken şişlik azalmış, acı geçmişti. Benimle bekleyen insanların sohbet başlatma çabalarını gülümseyerek atlattım. Doktorun asistanına durumu anlatınca, sırada bekleyen kadın hiç belli bile olmuyor diyerek gülümsedi. Kesin hastalık hastası olabileceğimi düşünmüştür diye düşündüm. Aslında cerrahi bir müdahaleye gerek olmadığını doktorun ağzından duymak için geldiğimi fark ettim. Göz doktoru çok nazikti, uzun uzun muayene etti, endişelenecek bir şey olmadığını söyledi, bir pomat yazdı. Korkumu da alıp kısa sürede doktora geldiğim için kendimi takdir ettim. Çıkışta alışveriş yaptım, balkona renkli iki minder aldım. 

Kullandığım dijital banka uygulamasının Tema Vakfı'yla gerçekleştirdiği bir proje var. Yürüyerek puan kazanıyorsunuz ve her bin adımınızda bir fidan bağışı yapıyorsunuz. Puanlarımın bini geçtiğini fark ettim ve bağışı onayladım. Erzincan Umurlu Ormanına bir fidan bağışımın sertifikasını diğer sekiz ağacınkinin yanına ekledim. Dünya için küçük, benim için büyük bir fayda hali bu. Büyük bir denizde mini minicik bir damla ama olsun. Yaşam şeklimin bir şekilde işe yaradığını bilmek ayrı bir güzel. Belli bir bütçe ayırıp  fidan bağışı yapabilir ama bu bambaşka bir mevzu...

Mimar kuzenimle Sagrada Familia ' nın geçtiğimiz haziranda tamamlanmasının ilan edilmesi üzerine konuştuk. Hiç söylemiyorsun dedim. O da  yok daha tamamlanmadı dedi, ben  yok küçük detaylar kalmış dedim. Aslında öyle değil  diye başlayan bir sürü şey dinlemek üzereyken , öğle arası bitince konu da kapandı. 

 Akşam gezmesinde yeni sahiplendiği (beş altı ay oluyor) köpeğini sürekli tasmasız bırakan bir kadınla tartıştım. Defalarca sohbet arasında güzel güzel anlatmıştım. Aslında yanımdaki arkadaşımın nazikçe köpeğinizin tasmasını takar mısınız? demesiyle tartışma başladı. Bir şey yapmaz dedi, belki benimki bir şey yapar  deyince kıyamet koptu. Tasmasız köpeğini kucağına alıp, köpeğinizi niye ağızlıksız getiriyorsunuz, beni de ısırabilir  diye çemkirmeye başladı. Arkadaşım tasma bunun için var, yakın mesafeye gelmezseniz niye ısırsın  dedi. Aslında karışmayacaktım ama tepem attı. Çocuk parkında oynayan bir sürü çocuk var, parkın o kısmında köpeğini bırakıyor, bunu bile düşünmediğini, kendi rahatı için köpeği bıraktığını, kakasından bile bi haber olduğunu söyledim. O da bana bağıra çağıra bir şeyler söyledi. Sonra yanına gelen herkese durumu anlatıp haklılık onayı almaya çalıştı. Geçenlerde köpeklerinin tasmasını açan insanların kakalarını almadıklarından şikayet eden bir kadın vardı. Ben de uyarabilirsin dediğimde ayyy söylemem mi gerekiyor demişti. O kadının yanına gitti, uzun uzun konuştular, kadın başıyla onay veriyordu, yine söylemesi gerekmediğini düşündüğünden emin oldum. Başka birileri söylerdi nasıl olsa, onun yerine. 
Aman ya batsın bu dünya...

Yorumlar

Popüler Yayınlar