1.06.2010

FOTOĞRAF ÇERÇEVELERİMİZ

Bu çerçeveleri istanbul' dan almıştık. Ham ağaçtı (fotoğraflamamışım) Bilge'yle birlikte oturduk akrilik boyayala bir güzel boyadık. Onun bir gün kurumasına ikna etmek baya güç oldu. bu arada ben bir kaç kat daha boyadım.
Bunu Bilge yaptı. Çalıştığımız masanın üzerinde ne varsa Polimer kil, boncuk, pul herşeyi kafasına göre yerleştirdi. Sonuçtan da çok mutlu oldu.



Bunu da ben yaptım. 130 derece de fırınlayıp soğuduktan sonra fimo vernik yerine mat sprey vernikle vernikledim. Bence daha iyi oldu. İçlerine Bilge 'nin doğum günü fotoğraflarından koyacağız. Bir de yeşile boyadığımız var ona henüz bir şey yapmadık.
Dün sabah simit almak için fırına gitmiştim, havanın çok güzel olduğunu fark ettim. Bu sabah 6:30 da giydim eşefmanlarımı, attım kendimi yola. Yaklaşık kırkbeş dakika yürüdüm. Ortalıkta kimseler yoktu, yalnızca güvercinler sanırım toplu kahvaltı yapıyorlardı. Aklıma Antalya' da Kaleiçi' nde otoururken yaptığım deniz manzaralı uzun yürüyüşler geldi. Ne yapalım ben de etrafta ki yeşilliklerle avundum. Eve geldim, çayımı demledim, duşumu yaptım, balkondaki ve içerdeki çiçeklerimi suladım. Domates vereceğinden çok şüpheli olsamda yapraklarına dokununca mis gibi domates kokusu aldığım fidelerime baktım, bir de biberleri azarladım." Hadi bunların kokusu var , sizle ne yapacağım ben" diye:)) Bilge' ye öğle için birşeyler hazırladım, kaplumbağlara yem verdim ve bol yeşillik ağırlıklı kahvaltı hazırladım. Koca pek oralı olmadı çayla yetindi. Bilge' de kahvaltılık gevrek takıldı, bense afiyetle yaptım kahvaltımı. Antalya' ya giderken Jack London'ının "Martin Eden" kitabını götürmüştüm. Çok eski bir basıkı ve yazıları o kadar küçüktü ki. Bu sebepler başlamamı biraz geciktirdi ama başlayınca da elimden bırakamadım. Hayatı boyunca beden gücüyle çalışan Martin Eden' ın yazarlık yolundaki sürecini öyle güzel ve sıkmadan anlatıyor ki. Sonuna az kaldı, bu gün bitirmeyi planlıyorum. Sırada Vedat Türkali' nin " Kayıp Romanlar" var. Son zamanlar da çok film seyretmedim. Seyrettiklerimse çok etkileyici değillerdi. "Sherlock Holmes-New Moon-Başka Dilde Aşk-Imagine That ve Romantik Aşk" içlerinde en keyifle izlediğim Imagine That filmiydi. Aslında klasik bir Eddıe Murphy filmiydi komik, duygusal ve güzeldi. New Moon tam bir hayal kırıklığıydı diyebilirim.
Bu arda Bilge'yle günlerimiz dolu dolu geçiyor, dün spora beraber gittik. O yukarıda kreşte kaldı ben aşağıda salondaydım. Bu arada tüm seanstakilerle ahbap oldu. Şu an da denizden topladığımız taşları sulu boya ile boyuyor. Ben de birazdan ofis işlerine gömüleceğim:((

5 yorum:

  1. bloğunu okudukça günlerin sandığım kadar kısa olmadığını düşünüyorum, tabi sen patronsun, karışanın görüşenin yok..

    YanıtlaSil
  2. evet aslında şartlar etkili ama bazen dakikalar bile asır gibi gelir biliyorsun. bir şekilde zamanı doldurabilmeliyiz diye düşünüyorum, bu arada sana da bakır cezve aldım.öpüyorum

    YanıtlaSil
  3. Anne-kız ne kadar güzel şeyler yapıyorsunuz. Umarim Ada büyüyünce biz de yapabiliriz. Çok özeniyorum size. Öpüyorum bu tatli anne-kızı

    YanıtlaSil
  4. sevgili Umur, çocuklar o kadar yaratıcılar ki, önlerine seçenekler sunduğunda bunu hayretle fark ediyorsun. Eminim siz de çok güzel şeyler yapacaksınız, bu arada ben de sizin kitap tutkunuza özeniyorum haberiniz olsun. Ada' ya öpücükler...

    YanıtlaSil
  5. çok güzel olmuş canım sevgiler..

    YanıtlaSil