16.06.2010

BİZİM EVİN HALLERİ...

Böyle bir dizi vardı, TRT' deyken keyifle seyrederdik, sonra özel bir kanala geçince keyfi kaçmıştı. Niye böyle bir başlık seçtiğim konusuna gelince, bu sabah bu konu üzerine baya bir düşündüm. Tabiki yürüyüş yaparken aklıma geldi, bu bizim evin halleri. Koca'yla Ağustos ayında tam 12 yılı arkamızda bırakıyoruz.Böyle söyleyince çok uzun bir zaman dilimiymiş gibi geliyor insana, ama yaşarken nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Hele son dört yılımızı şenlendiren kızımızla birlikte daha bir güzel oldu hayatımız. Neyse sadete geleyim, bizim evde hiç birşey normal değildir. Sabah fark ettim dedim ya mesela müzik setinde televizyon anteni takılıdır, bulaşık makinesinin bir ışığı hep yanar, uzaktan kumandalar lego modelinde, duş başlığı yaralı asker durumundadır. Çamaşır makinası tuhaf sesler çıkartır, geçenlerde attığım çığlık neticesinde uzun süredir vanasından açıp kapattığımız klozet sifonu yapılmış, karınca savaşı şeklindeki televizyon, binaya bağlanan merkezi sistemle normal haline dönmüştür. Tam terzi ve söküğü hikayesindeyiz yani. Adam bir de "teknik" bir adam, en azından paramızı böyle kazanıyoruz...
Bu arada hayatta kendi başına gidip ekmek dışında birşey almaz, siz bir şey isteyince de yalan yanlış alır getirir. Tek satır bir şey okumaz ama herşey hakkında (kitaplar da dahil) doğru bir fikri vardır. Geceler boyu sıkıcı tartışma proğramları izler, hiç sıkılmadan. Öyle insanın hobisi falan olmas demek onun için çooook yorucu bir şeydir. Yaptıklarımı yüzüme karşı hiç takdir etmez, ama özellikle kitap okumamdan övgüyle bahsettiğini duymuşluğum vardır. Bir de"Mavi Kuş" için yolladıklarımdan bahsediyordu, arkadaşlarına. Ya bir sürü de arkadaşı vardır, sürekli arar soralar, akıl falan danışırlar bu adama. Benim arkadaşlığa, dostluğa bakışımla onun ki çok farklıdır, onun hep bir mesafesi vardır insanlara karşı. O yüzden hayal kırıklığına uğramaz kolay kolay. Alışverişi, özel günleri, hafta sonu planlarını hep ben yaparım oflaya puflaya. Etraftakiler "sen alıştımışsın" derler, ben de şaşkın bakarım. Bakmayın siz böyle dediğme , iyi adamdır, iyi babadır, Bilge tapar ona:))

Ama bizim evde hep "neden normal çözümler bulunmuyor bu evde" isyanları ve"servis çağıracağım ya da yenisini alırım" tehditlerim sıkça dökülür benim ağzımdan:)
İlk fotoğraftaki kolyeyi dün tamamladım.Bilge'yle aldığımız renk renk mumlu iplikleri, uzun süredir elime amadığım makarada ördüm. Sonra bahsedeceğim çok kötü birkaç film seyrettim, o esnada yaptım bu örgüleri:)) Bir de firkete kolye çıktı bu arada. En son dün elimde bulunan deri görünüşlü parçadan bu ufak cüzdan vari şeyi yaptım. "Kayıp Romalar" çok yavaş ilerliyor, devasa sayfaları başta gözümü korkutmamıştı, ama ufak ufak ağırlığını hissettirmeye başladı:(
kulağım telefonda, bir bebek haberi bekliyorum. Şu an doğdu doğacak sevgili Gülçin ve Mustafa' nın minik kızları, uzun sağlıklı ve keyifli bir ömür diliyorum onlara...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder