31.05.2011

YENİ TOKALARIM

Bu aralar tokalar yapıyorum, kesiyorum, dikiyorum.
Renk renk, cıvıl cıvıl olsun istiyorum.
Tam yazlık... gelmeyen yaza, üç gündür yüzünü görmediğim güneşe inat.
Üç gündür güneş yüzü görmüyoruz, yağıyor da yağıyor. Ruhu martta kaldı havanın ben çözdüm, haziran olası yok. Dün balkondan gökyüzüne bakarken dünyanın sonuyla ilgili izlediğim bir sürü film geldi aklıma.Kovaladım hemen kötü düşünceleri aldım elime Ayfer Tunç' un "Bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa hikayesi" kitabını( adı aklımda hiç kalmayacak) okudum, okudum, nerden girip nerden çıktığımı anlamadan...
Dün Bilge' yle konuşuyoruz. Hafiften tanıdık sesiyle soruyor
Bilge ; anne sen ne zeki bir kadınsın
Ben içimden ( hadi ya , keşke güzelsin deseydin yaw) ; öyle mi?
Bilge : evet... anneee ben de büyüyünce kadın mı olcam?
Ben; evet öyle olacak
Bilge; eren de büyüyünce kadın mı olacak?
Ben ( umarım olmaz, ya da kendi bilir) ; yok erkek olacak
Bilge; tamam o zaman
Ben (????) ; nasıl tamam?
Bilge ; öyle tamam
Ben ; iyi tamam ...

30.05.2011

OFFF, PUFFF...

Hafta sonumuz tam başlıktaki gibi oflayıp, puflayarak geçti. Cumartesi kursumuz erken başladı. Sabahtan gittik. Bilge' de bir keyifsizlik, bir durgunluk vardı.
Gösteri için hazırlanan tütütler ve iki arkadaşının doğum günü kutlamaları birazcık yüzünü güldürdü.
Çıkışta bir saat deli gibi yağan yağmurun dinmesini bekledik ardından bir taksiye atladık. Bir saatlik yağmurun başkente yaptıklarına şaşırarak, su basan alt geçitleri kullanamadığımız için dolana dolana ve hafiften taksi şoförüne kıllana kıllana eve gittik. Evin önü çamur ve çöp deryasıydı. Nerden geldiği belli olmayan birsürü çer çöp yol kenarlarındaydı. Bilgeyi kucağıma alıp, yeni papuçlarımı feda edip, eve geldik. Takside bir süre uyuklayan Bilge' nin sesi eve geldiğimizde başka birisinin sesiyle karışmıştı. Günler önce gönderdiğimizi düşündüğüm soğuk algınlığı, bumerang misali zıplayıp geldi. O gece sabaha kadar öksürdü, bol bol balgam kustu.
Sabah o kadar bitkindi ki, öğlene doğru tekrar uyuya kaldı. Sonra uyanıp bir posta daha kusup,güzel bir yemek yedi. Bu arada okaliptus yağı buharlaşıp durudu evimizde. Arada gözlerim kapanınca mentollü orman rüyaları gördüm.
Leylak Dalı kütüphanesinden aldığım kitapların ilkiydi"Huysuzun Teki", çok güzeldi, zaten bir çırpıda bitiverdi.
Yatakta oyalanırken bu çakma qulling çalışmasına giriştik. Bilge' nin çok hoşuna gitti, renk renk kağıtlar, kıvır kıvır yapıştır...
Gece rahat uyudu, sabaha karşı bir posta daha balgam kustu, tekrar uyudu. Sabah keyfi yerinde uyandı, kahvaltısını güzel yaptı, sesi hala çatal çatal ama daha tanıdık. Şimdi yine elinde renkli kağıtlar, yapıştırıcı ve kıpır kıpır bir hal var, şükürler olsun:))

27.05.2011

HAFTAYI BİTİRİRKEN

Biz bugün gezmelere gittik. Sevgili Leylak Dalı ablamızla buluşup, kütüphanesinden getirdiği ödünç kitapları aldık.
Biz kahvelerimizi yudumladık,keyifli sohbetlere daldık, Bilge oyun parkında zıp zıp zıpladı:)) Çıkışta kuşları sevdik.
Dondurma alıp şapur şupur yaladık.
Hafta başında yaraladığımız damağımız iyileşti. Allah çocuklarımızı tüm tehlikelerden korusun diye bol bol dua ettik.
Hepinize keyifli bir hafta sonu diliyorum...

26.05.2011

KOŞTURMACA

Dün uzun zamandır yorulmadığımız kadar çok yorulduk kızımla. Öğlen teyzemle buluştuk, kursunun sergisine gittik. Ordan biraz malzemecileri dolaştık, ofise geldik.
Ben polimer kille oynadım durdum. Renkler renklere karıştı derken ortaya bu kolye uçları çıktı.
Akşam üzeri Bilge' nin kursuna gittik. Ek ders konmuştu, çıktığımızda saat dokuza geliyordu. Kızılay' da insanlar dükkanlarını kapatırken, ortalık sessiz sedasızken el ele tutuşup, durağa gitmek çok hoşumuza gitti. Eve geldik, yemek yedik, Bilge uyuya kaldı. Ben de kitap okurken ayaklarımın zonklaması eşliğinde uyuya kaldım:))
Tezhip sanatı benim çok bilmediğim bir dal. Teyzem bu sene kursuna gitti. Bunlar yaptıklarından sadece ikisi.
Malzemelerine, fırçalarına, boyalarına bakarken beni çok çok aşan bir uğraş olduğunu düşündüm. Zaten herşeyi yapmak zorunda da değilim elbette. Ama gönül bu güzel gördüğü herşeyi "yapabilirmiyim acaba" diye geçiriyor içinden. Çok zahmetli ama ortaya çıkanlar müthiş.
Gezmek isteyenler içi Zafer Çarşısı'nın alt katındaki sergi salonunda sergi devam ediyor.
Dünün en rarip/ komik olayı; giyisi alışverişi yaptığımız bir mağzada kasada kredi kartı onay vermeyen bir kadını "pos cihazını biraz sallasana çeker belki" demesiydi:)) kredi kartı kullanmayı yıllar evvel bıraktığım için kendimi bir kez daha sevdim, "yaşasın nakit kullanmak" diyorum, bir de bu filmi izledim, eğlenceliydi. Özellikle İtalya manzaraları muhteşemdi. İtalya' ya gidip şarap, peynir filan tatmak istiyorum ama önce masamın üstündeki evrak yığınını halletmeliyim. Bir de bugünlerde zırt pırt düşen, olmadık yerlere toslayan kızımın başının üstünde bir tuz çevirip okuyup üflemem gerekiyor (annem söyledi). Tamam bittiriyorum yazımı:))



24.05.2011

BÜYÜRKEN...

Dün erken kapatıp ofisi, eve gittik. Koca Safranbolu' ya gitti, ben birtürlü geçmeyen başağrımla kıvranırken Bilge yine komşunun kızını görüp onlara gitti. Aradan biraz zaman geçti, kapı çaldı. kapıyı açınca Bilge' yi karşımda ağzı gözü kan içinde buldum. Koşarken ağzını masaya çarpmış.
Feryat figan ağlıyordu. Hemen banyoya götürdüm, ağzını temizledim. Baktım damağı yaralanmış. Hemen buz koydum, dudağının etrafına morarmasını ve şişmesini engelleyecek bir ilaç sürdüm. Bu sırada o kadar sakindim ki, kendime inanamadım. Bu sakinliğim kızıma da yansıdı, bir süre sonra sakinleşti, yemeğini yedi. Komik bir animasyon filmi izlerken uyuya kaldı.
Başımın ağrısı devam ederken "İncir Reçeli" filmini izledim. Fena değildi, kırmızı saçlı Melike Güner' in çok tanıdık gelen sesini, görüntüsüyle birleştiremediğim için, "kimdi bu " diye düşünüp durdum film boyunca:))
Önceki gün "Bunu Ancak Dr. Ecco Çözer" kitabına başladım, yine üçledim kitapları. Bendeki Tübitak baskısı, oldukça ilginç bir kitap.

Sabah uyanınca ilk işi aynaya bakmak oldu kızımın. Diş ettindeki kocaman morluğa üzüldü. "Olur böyle şeyler, çocukların başına böyle ufak kazalar gelir, dert etme geçer bir süre sonra" dedim.
Boynuma sarıldı, kızımla birlikte ben de büyüyorum sanırım...

23.05.2011

KOMİK

Cumartesi kursa gittik. Haziran sonunda bale gösterisi yapacakları için , hafta içine ek bir ders daha kondu. Bilge hiç hoşnut değil bu durumdan ama" başladığımız işi bitirmeliyiz" felsefemize sadık kalmak için şikayet etmeden gidiyor:)) Dönüşte birden başlayan yağmurda pek bir güzel ıslandık. Sulara bata çıka, bir taraftan kahkaha ata ata tırmandık evin yokuşunu. Bu arada eve 7. şemsiyemizi de aldık ama o kadar şiddetli yağıyordu ki hiç bir işe yaramadı:))
Çokça kitap okudum, Bilge yine komşu gezmelerine gitti, akşam güç bela topladım eve getirdim.
Pazar gününü eş dost ziyaretine ayırdık. Bir arada çabucak bir AVM' ye uğrayıp bana yeni papuçlar aldık. Eve gelip yemeğimizi yedik ve Behzat Ç. ' yle günü bitirdik.
Bugün dışarda işlerim var Bilge' yle gitip geleceğiz. Hava konusunda yorum yapmıyorum zira bir günde dört mevsim yaşayabildiğimiz için tahminlerim, hazırlıklarım hep boşa çıkıyor.
Güzel bir hafta olsun hepimiz için diyerek,kızımın komik kolajını ekleyip, noktamı koyuyorum.

20.05.2011

DESEN BLOĞU

Polimer kilden farklı renklerde desen bloğları denedim. Tamamladıklarımdan ilk örnekler bunlar. Yine ve yine çok keyif aldım, gerçi bir kısmını Bilge' ye vermek zorunda kaldım onunda çok hoşuna gitti."Sihirli gibi bu anneeee" diyor, ben de çakma sihirbaz edasında gülümsüyorum.
Dün işi yine astık Bilge' yle, pek bir hamarat, tertemiz yaptık evimizi. Ev düzenli olunca kafamın içide düzene giriyor sanki. Kızıyorum kendime, madem tembelsin takmayacaksın kafana, ha olmadı titizsin o zaman kaldıracaksın poponu ( ya da buna zaman yaratacaksın) değil mi ya:))
Sabah erkenden bir tencere yaprak sardım, Kocam çok sevindi akşam görünce. İşlerim bitince de film izledim, sonra bahsederim filmlerden. Ama asıl Gabriel Garcia Marquez' in "Başkan Babamızın Sonbaharı" na takıldım, uzun uzun. Sanırım bu akşam bitiririm. Marquez' de benim anlatamadığım yazarlardan, cümlelerine takılıp, kurgusunda kaybolduklarımdan. Yatmadan önce Yılmaz Özdil' in " İsim, şehir, hayvan" kitabını sesli okuyorum Kocama. Söz verdim beraber bitireceğiz kitabı, o yüzden yavaş yavaş ilerliyoruz:))
Aslında dün bayrama götürmek niyetindeydim Bilge' yi ama hava çok kötüydü. İyileşme sürecine girmişken riske atmak istemedim. Apartmandaki kızları topladı odasına, baya zaman geçirdi, ardından da kızlara odasını toplattı. "Ayıp kızım olur mu böyle" diyince "onlar dağıttı amaaa" dedi:)) Beraber yemek yediler, kızıma inanamadım nasıl iştahla yedi. Kızlara ne zaman isterseniz gelin dedim. İçlerinde 10 yaşında olan sevimli bir kız var, ona da okuması için kitap verdim, çok sevindi, kimbilir kitap okumayı sever belki...

18.05.2011

ORDAN, BURDAN

Aslında bugün kendimi evimde temizliğe adamıştım. Kışlıklar yazlıklar boğuşurken bir iş için ofise gelmem gerekti. Bilge bir arkadaş buldu ev gezmesinde, aklım onda bir saat oldu henüz dönme belirtisi göstermedi:((((
Neyse dün akşam son sayfalarını tadını çıkartarak okuyup, Murakami' ye bir kez daha hayran kalıp," keşke orjinal dilinden okuyabilseydim" diyen Leylak Dalı' nın kulaklarını çınlatıp bitirdim Sahilde Kafka' yı. Murakami' yi okuyanlar bilir, nasıl bir kitaptı, konu neydi deseniz anlatamam, ama mutlaka okumalı, eşsiz kelimelere takılmalısınız.
Sevgili Kocam baya iyileşti, dün ağrısıda kalmamıştı. Baktım Bilge' yle başbaşa takılmışlar, ben o ara kaçamak yapıp bu filmi taktım dvd' ye. Bir süre sonra geldi "yalnız film izlemek hım" dedi, ben de gayet rahat" sen Türk Filmi sevmezsin ki" dedim, burun kıvırdı "belki severim "dedi. Biz bu filmi sevdik, Mehmet Günsur süperdi, Belçim Bilgin' e takılmadık. Müzikler, mekanlar, eski fotoğraflar...güzeldi gerçekten...
Bu kolyeyi geçen hafta yapmıştım, fotoğrafını koymadığımı fark ettim, eksik olmasın değil mi?

Bu arada dün akşam eve giderken ölmüş bir serçe gördük, daha doğrusu Bilge gördü. "Hemen ıslak mendil, yarabandı filan yapalım" dedi. Ben ıkın sıkın durumu anlattım, bir poşete koyup, yeşillik bir yerde üzerini taşlarla kapattık. Kızımla ilk kez bir kuşu da defnetmiş olduk.

17.05.2011

HAYAT DEVAM EDERKEN

Bir günde bahar havası sardı buraları. Kısa kollulara büründü herkes, biz hala temkinliyiz.
Katlarımızı yavaş yavaş çıkartıyoruz, malum hastayız.
Kırk yıllık ahbap oldular biranda, hala bu iletişime şaşırıyorum, zaman ilerledikçe ip nerde kopuyor diye düşünür oldum bugünlerde.
Süsenleri görünce düşünmeyide bırakıyorum bir kenara,
mis gibi tadını çıkartıyorum.
Doğada gördüğüm her renk ayrı bir melodi sanki, ruhumu dolduruyor,
Otlar, yabani çiçekler bile ayrı güzeller.
Birgün önce Kocamaın rahatsızlanması bana yusuf yusuf saatler yaşatırken, sonuçlar çıktığında ben derin bir nefes alıp şükrederken, iki kat aşağıda yaşayan ev sahibim, son nefesini vermiş.
Ahmet Amca benim bu şehirde tanıdığım ilk insanlardandı. Eve gelip kocaman bir tencere yayla çorbası pişirirken aklımdan hep haytın tezatlıkları geçti. Aldım çorbayı aşağı götürdüm, elimden geldiğince yardımcı oldum, bizim millete bol bol küfür ettim. Sabah Bilge' yle babası arasındaki konuşmayı dinledim.
Bilge: baba Ahmat Amca ölmüş biliyormusun,
Baba: evet öyle olmuş
Bilge: artık bu dünyada yaşamıyacakmış
Baba: hımm evet
Bilge: Baba Ahmet Amca artık televizyondaki dünyada mı yaşayacak
Baba: bilmem....
Ard arda karamsar yazılar oldu böyle ama keyifsiz değilim.
Yaşayıp sağlıkla, içinde şen kahkahalarla ya da bir kaç küçük gülümsemeyle bitirdiğimiz
hergün bir armağan belkide
"sıradandı" diye niteleyebileceğimizden farklı...

16.05.2011

HAFTA SONU

Uzun süredir geçirdiğim en kötü hafta sonuydu. Cumartesi Bilge' nin burun akıntısı öksürüğe çevirdi. Kursa gitmeyelim dedim ama gitmek için ısrar etti. Akşam dönüşte bu maketi aldık.
Koca' yla birlikte oturup çok kısa zamanda bitirdiler. Balık yapmak çok zaman aldığı için bu ev ben de hayal kırıklığı yaşattı.
Pazar sabahı geç kalktık. Kahvaltı faslı derken Koca sağ tarafım sızlıyor demeye başladı. Ben doktora gidelim derken, o birazdan geçer diye akşam üstüne kadar dolandı durdu evin içinde. Artık dayanamayınca bir arkadaşı çağırdık aldı hastahaneye götürdü. 2 saat sonuçların çıkmasını beklerken o kadar korktum ki, ömrümden ömür gitti. Akla gelebilecek tüm feleket senaryoları gözümün önünde uçuştu, Bilge erken uyumuştu Allah' tan o çaresiz bekleyişimi görmedi. Akciğer enfeksiyonu dediler, antibiyotiğe başaldı. Dünden beri salak salak dolanıyorum, hala normale dönemedim. Sürekli kötü haberler duyuyoruz ama tuhaf bir bencillikle bizden çoook uzaklarda olduğunu düşünüyoruz sanırım. Biranda herşey anlamını yitirip bambaşka anlamlara bürünüyor. Allah kimselere çaresiz dert vermesin, kendinize iyi bakın...

12.05.2011

BAŞARDIK, BAŞARDIK...

Neyi başardık? Tabiki ip atlamayı.Hatırlarsınız çok şikayet ettim, çok dert yandım, hafızamı defalarca yokladım "ne zaman öğrenmiştim" diye. Kayıtlara geçile, ip atlayacak bebe beş yaşını geçmiş olmalı, hafiften burun akıntısı olmalı ki, sümüklü bir görüntü şart anladığım kadarıyla. Bir de hastalık bahanesiyle işe gidilmemiş bir gün olmalı. "Başardık, başardık" repliği, Kaşif Dora' dan alıntı, şarkı gibi söylüyoruz. "Hadi kızım atla", "tamam atlıyorum bak"... hep birlikte "başardık, başardık...":))
Bu kareler bale kursumuzdan. Bu arda hocamızla aramız süper:))
Arkadaşımız Yağmur, çok tatlılar değil mi?
Havadan bahsetmeyeceğim diyorum ama yağan yağmur dürtüklüyor beni.
Dün şakır şakır ve gümbürtlü gök gürültüsü ve şimşekler eşliğinde yağdı babam yağdı.
Bu işten çilekler çok memnunken, patlıcanlar ve bir miktar domates boyun büküklüğü içinde.
Diktiğim fesleğenlerden birisiyse ortalarda yok.
Bu sabah hayatımda ilk kez para verip muşmula pardon yeni dünya aldım. Babamın Antalya' da hem ön tarafa, hem arka tarafa diktiği bol meyveli ağaçlar geldi aklıma, hüzünlendim.
Bilge her sabah kuşu kafesinden çıkartıp ofisin içinde koşturuyor, şimdi de o durumdalar. Yalnız entersan olan kuş da uçmaktan çok koşmaya eğimli:))
Bir miktar güneş çıkmış ama dudak büküyorum kendisine, "yetmez bu kadar ruhumu aydınlatmaya, lütfen Mayıs ayına yakışır gibi dur karşımda" diyorum. Bu yazı böyle garip bir yere doğru gidiyor fark ettim en iyiysi burda sonlandırayım.
Unutmadan kolyeleride yeni yaptım:))

11.05.2011

MOR VE LİLA

Yeni keşfettiğim bir blog var. Nihal Hanım' ın müthiş güzel çalışmaları var. Hayran kaldım yaptıklarına. Son yaptıklarım da onun çalışmalarından esinlenerek ortaya çıktı. Tabi onunkiler kadar olmadı ama hep söylediğim gibi "ben bir küçük çekirgeyim" daha öğreneceklerimin çok başındayım.

Kalıp kullanmaya başladım, hem daha düzenli, hem daha kolay oluyor böyle.



Polimer kil verniği bulamıyorum bir türlü. Garip bir durum Fimo' nun fabrikası kapandığı için sıkıntı var diyorlar. Normal verniğin hava çok sıcak olduğunda yumuşadığını fark ettim. Seramik verniği tavsiye ettiler, bu uçlarda onu denedim.




Bilge iki gündür burnuyla cebelleşiyor. Sümüklü kız modunda dolanıp duruyor. Gece burnu tıkandığı için sık sık uyanıyor. Dün işe gelmedik, evde dinlendik.Dinlenme maceramızı yarın yazacağım.

Dün güzel filmler izledim. Copie Conforme güzel, farklı bir yapımdı. Ama en çok Get Low filmi beni etkiledi. Bir adamın işediği suçun bedelini ödemek için kırk yıl kendini mahkum etmesinin hikayesiydi. Hem komik, hem hüzünlü. Kitaplarımın ikisi bitti, Sahilde Kafka' yı sona saklamıştım, şimdi ona devam ediyorum.






9.05.2011

ANNELER GÜNÜNDE

Kendime hediyemdir yukarıdaki imzalı kitap. Her sabah düzenle okuduğum, Yılmaz Özdil yazıları,
bu güzel kitapta toplanmış. Dün imza günü vardı.
Yazdığı gibi, göründüğü gibi, adam gibi adamdı.
Bu sıra hiç bitmedi ve ben tam üç saat bu sırayı bekledim. Beklerken kitabı yarıladım, gençlerle sohbet ettim, bol bol gülümsedim. Bu bekleme zamanına biraz bozulan koca' da Bilge' yle takıldı.
Erkenden önce annemi, sonra teyzelerimi aradım. Anne olan tüm tanıdıklarımı aramayıda ihmal etmedim.Ama malesef kardeşlerim dahil kimse beni aramadı, itiraf edeyim çok bozuldum:(((
Sonra kızım "sana bir hediye aldım" diye boynuma atladı. "Eminim çok hoşuna gidecek, sana dinazor kemikleri aldım" dedi.
Fena duygulandım, inşaat harfiyat misali kaz, fırçala derken,alt ve üst komşunun yaptığımız gürültüye aldırmayacağını düşünerekten, el birliğiyle
hediyem gün ışığına çıktı. Mutluyum , bahtiyarım, tarifsiz bir duygu bu, anlatılmaz yaşanır cinsinden:)) Bu arada sabah baktım ellerim su toplamış:))

Güzel insanlar, anneler, anne olmaya hazırlananlar, anaç tarfı kuvvetli tüm kadınlar , anneler gününüz kutlu olsun...