14 Eylül
Evde günlerdir hastalık havası vardı. Bu sabah bu hava biraz kırılmış uyandık. Bilge tartıda gördüğü rakamdan memnun, kahvaltı hazırlamaya yardım etti. Bir de gıybet tutturduk, oh mis gibi oldu. Krep yaptı, karabuğday unundan, pek leziz oldu ağlayacağım :)
Bugün ne çok işim var.
Uzun zamandır ertelediğimi bir işi hallettim ve çok rahatladım. Kendime ne çok eziyet ettiğimi fark ettim.
Nevresimleri değiştirdim, çamaşır makinesini çalıştırdım. Bu ara sesli kitapta şansım iyi gitmiyor, başladığım üç kitapta yarım kaldı.
Geçen hafta Leylakdalı' nın Çinko' suyla tanıştım.Allahım dibim düştü, çok eğlenceli birkaç saat geçirdim. Kafamdaki erkek çocuk imajını yerle bir etti, aşırı tatlıydı.
İçimde, balkondaki sevdiği insanlara aşağıdan el sallamaya bayılan bir kadın çıktı:) İkidir bunu tecrübe ediyorum, şahane bir his...
Sevdiğimiz yazarın kitabının kitapçı rafına konduğunu öğrenince, telefona yapışıp Leylakdalı' nı aradım. Hemen buluştuk, hedefi Sığınağım ve Fırtınam kitabını alma temalı, şahane bir gün geçirdik.Onca yıla rağmen hala birbirimiz şaşırtacak hikayelerimizin olması, Ankara' nın ilk gökdelenini öğrenmem, ayrılırken, yine kendimi acayip şanslı hissetmem..
İlk defa naneli dondurma yedim, kuzukulaklı olan tekinsiz geldi. Onun da tadına Leylakdalı' mın kasesinden baktım. Sanırım otlu dondurma kredim naneliye kadar varmış:)
Dün de teyzemleri bahçede ağırladık. Soframızı arılar bastı, sinir oldum. Sofra keyifli bir sohbete kapı açtı, akşam olduğunu çok sonra fark ettik:)
Dört Ayak Üstünde çok ilginç bir kitap. Son elli sayfası kaldı. Evli, çocuklu, sanatçı ve kırk beş yaşının sonlarında bir kadın hayatının tekdüzeliğiyle başlayan kitap, hiç düşünmediğim yerlere gidiyor. Oldukça mahrem konular da var, sıradan mevzularda... Sevdim kitabı son elli sayfa da fikrimi değiştirmez heralde.



Yorumlar
Yorum Gönder