13 Ekim


Dün Eğri Saban' ı bitirdim. Yoğun bir duygu bıraktı bende. Köleliği, kaldırılmış olmasına rağmen, miras gibi taşıyan Breziya' nın plantasyonlarında yaşayan üç kuşağın öyküsünü okudum. Fakirliğin sert dili yanında, büyülü gerçekçiliğin serpilişi o kadar güzel ve etkileyici ki. Üstelik kız kardeşlerin odağında olduğu hikaye çok zengin, çok renkli ve dil çok sade. Yazarın erkek olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Bendeki bu cinsiyetçi tutumu da fark etmem, ayrıca şaşkınlık sebebim..Kitap çok iyi...

Dün akşama kadar gürüldeyen gökyüzüne, sitem ettim. Efes' in kulaklarını açıp kapatmaktan fenalık geldi. O da zaten abarttın sanki der gibiydi. Hava gün boyu gümbürdedi, güneş açtı, yağmur yağdı, feci rüzgar esti ve tüm bu döngü devam edip durdu. Yağmur dinince, Efes'i akşam gezmesine çıkarttım. Islanmadan döndük.  Hazırlanıp çıktım. Bilge sümük deryasında yüzdüğü için gelemedi. İnatçı doktora da gitmiyor.

İki hafta önce Akın Aslan' ın stand-up gösterisine gitme niyetimiz, dün akşam gerçekleşti. Akın Aslan genç, zehir gibi bir zihinle kırdı geçirdi tüm salonu. Hani gülerken düşünmek  dedikleri hal var ya sahiden  şahane  bir his. Mekan bildiğim, ama hiç bu kadar özensiz görmediğim bir haldeydi. Eğri büğrü sandalyeler, karton bardakta satılan içkiler fenaydı. Gösteri o kadar şahaneydi ki, gözlerimi kapattım tüm olumsuzluklara. Üstelik en önde oturma fobimi de yendim:)
Çok güldüm, şakaların hiçbiri aklımda kalmadı ama sahiden çok güldüm, iyi ki böyle güzel insanlar var...



 

Yorumlar

Popüler Yayınlar