07 Kasım

Dün Efes' i gezdirirken o kadar üşüdüm ki, burnum ve kulaklarım bir daha hiç ısınmayacak sandım. Kar havası dedikleri bir hava, içimi dışımı dondurdu. Erkenden yattım, sabaha karşı uyandım. Boğazım yangın yeri olmuş. Kalkıp ilaç içeyim dedim, ara tara soğuk algınlığı için kullandığım ilacı bulamadım. Çorap tekleri gibi, bilinmeyene doğru gitmiş. Sabah ilk iş eczaneye uğradım, reçetesiz satılmasına sevinip yanında bir de sevimsiz bir pastil aldım. Markete uğradım, minik saksılarda Euphorbia ( Atatürk Çiçeği) gördüm, bir de çiçek soğanları.Pazar günü bahçeye lalelere komşu  dikerim. Yanına biraz mandalina ve limon da (asıl amacım onları almaktı) ekleyip, eve döndüm. Yolda komşu köpeği Saint Bernard cinsi Misi' yi gördüm. Geçenlerde parkta Misi' nin son vukuatını anlatırlarken şaşkınlıkla dinlemiştim. Parktaki aydınlatma direklerinden birinin yamulduğunu görünce, Misi' nin koşarak gelip (bak koca köpeği de tasmasız bırakmışlar demek ki) benim hiç hoşlanmadığım bir adama çarpışını, adamın da o hızla direğe geçirişini anlattılar.  İrkildim resmen dinlerken. Bu sebepten sabah Misi' yle uzaktan selamlaştık. Kucağımdaki çiçeği yemek filan zanneder, neme lazım diyerek, hızlıca eve yöneldim. 




Dün akşam Antalya' dan gelen akşam göğünde gördüğüm güneşi kıskanıp sizin oralarda geziyor demek ki, ben bugün hiç görmedim dedikten yarım saat sonra, fotoğraftaki gün batımını gördüm. Evden burnunu çıkartmadan, binaların arasından gördüğün güneşe dil uzatmamak gerekmiş.
İlacımı, vitaminlerimi aldım. Akşam Can Bonomo' yu dinlemeye gideceğiz. 

                                         Bence toparlanırım, yüzde kesin...
 

Yorumlar

Popüler Yayınlar