9.07.2010

HAFTA BİTERKEN...

Bugünün cuma olduğuna inanamıyorum, bu hafta nasıl geçti anlamadım. Temmuz ayında olduğumuza da inanamıyorum. Hiç bu kadar yağmurlu bir haziran, ardından temmuz ayı yaşamamıştım. Dün sabah pırıl pırıl gökyüzünü görüp, dışarıya serdiğim çamaşırları, akşam dönüşte sırılsıklam buldum. Hadi tekrar yıka, serdim artık evin dört bir yanına. Sabahları ilk iş hava durumunu dinliyorum. "Yaz yağmurlarına alışın" diyorlar, alışalım artık ne yapalım.
Bu rengarenk ipek kumaşı yeni buldum.Yine kum boncuklar ve metal aparatlarla süsledim. Bu kez uzun kullandım, fular gibi boyuna dolanabiliyor.

Bu bileklik tam bir can sıkıntısı ürünü oldu. Kot kumaşa artan boncukları, metal aparatları işledim. Arasına sert bir kağıt koydum, kenarlarını kum boncukla işledim. Fena olmadı.


Bir de kolye başladım, takım olsunlar diye, ama o henüz bitmedi. Elimde bir sürü artan boncuk var, biraz "bezeme" çalışayım diyorum.

Bunu kendime yapmıştım aslında. Bir arkadaşımın düğününe gidecetim. Gözüme çok sade görünen gece elbiseme eklerim diye. Teyzem de görmüştüm, o renkli yapmıştı. Çiçeklerin arkasında iğnelik var takıp çıkartmak için.
Bu sabah yeni keşfettiğim yürüyüş yolunda yürürken, bana tur bindiren benden yaşça büyük ablaları görünce fark ettim, aheste aheste yürüyüp, etrafta gördüklerim hakkında kafamda kurgular yarattığımı:)) Ama kurmayacak gibi de değildi. İlkler gördüm bu sabah. Mesela ilk kez kara çarşaflarını savura savura yürüyen iki hatun gördüm. Onlarda spor yapıyordu, birinin çarşafının eteklerinden kırmızı bir kumaş görünüyordu belli belirsiz. Merakla baktım, sonra şaşırdım kendime "ne bakıyorum "diye. Gerçekten saklanan belki de daha çok dikkat çekiyor...
Sonra ilk kez yol kenarında 5-6 tane kargayı sohbet ederken gördüm. Hep ağaçta gördüğüm kargaları, böyle sabah sohbetinde görmek beni şaşırttı. Bir yerlerede kargaların kuşların en asili olduklarını, açlıktan ölseler de insan elinden birşey yemediklerini okuduğum geldi aklıma...
Sonra krem rengi yazlık ketenlerini giymiş pala bıyıklı bir amca gördüm, aklıma rahmetli "Hulisi Kentmen" geldi.Eski Türk filmlerini izlemeyi özlediğimi düşündüm..Amcam bir elinde bastonu olmasına rağmen, tempolu yürüyordu ...
Derken güldüm kendime, yakaladım tempomu, tur bindiremesemde ablalara ufak bir depar attım:)) Hava yüzünden yine hafta sonu planı yapamıyorum, yarın bakacağız artık. Herkese iyi ve keyifli tatiller diliyorum...




5 yorum:

  1. Kurtuluş Parkı'nda mı yürüyorsun? Belki bir sabah eşlik ederim sana öyleyse.
    Valla gelir gelmez ben de sıkıldım bu yağmurlu havadan, sıcaktan kaçtık ama Temmuzda da yağmur demedikti yani:)
    Şu ipek kumaştan fular benzeri kolye çok güzel olmuş, eline sağlık canım. Maşaallah her işi beceriyorsun; çalışma hayatı, Bilge, takı, spor, kitap, şiir.
    Gücün ve hevesin hiç eksilmesin, Leylak ablan öpsün seni:))

    YanıtlaSil
  2. Leylak Ablam, ya aslında Kurtuluş Parkı' nda yürümek istiyorum ama bana biraz uzak oluyor ev Türközü' nde olunca. Orda bir yer buldum, takılıyorum artık. Bilge' nin yüzme kursuyla benim lokaldeki saatlerim çakıştığı için bir ay böyle idare edeyim dedim. Bu arada ne güzel şeyler yazmışsın, ağzım kulaklarımda şımardım şimdik. Biz de kocaman öpüyoruz seni...

    YanıtlaSil
  3. Yağmur duasına çıkmak istiyorum. Sıcaktan bunalmış durumdayım. Özendim yağmurlu Ankara'ya..
    Takılar ilginç ve özel olmuşlar.
    Sevgimle :)

    YanıtlaSil
  4. yağmur iyidir ya o kuru sıcaklardansa :)
    ellerine sağlık pek hoşlar ;)

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Gülen, takılarımı beğenmene sevindim, yağmur iyi de yaz ayında birden esip gürlemesi insanı tedirgin ediyor...
    Sevgili Seyhan; teşekkür ederim, aslında benim şikayetim henüz alışamadığım bozkıra sanırım:))

    YanıtlaSil