16 Aralık
Günlerdir sular ne zaman kesilecek kısmını tahmin edemediğim için, gözümü açar açmaz çamaşır makinesini ve bulaşık makinesini çalıştırmaya başlıyorum. Fonda onların sesini duyunca bu şarkıyı açtım. (dizi de güzel izlemek isteyene tavsiye ederim) müzik doldurdu havayı, mis gibi oldu.
Zümre Atalay' ın Kabul kitabını bitirdim. Serinin son kitabıydı. Altını çize çize, başa döne döne okudum. Pek çok eğitmeni tanıma fırsatım oldu Bilinçli Farkındalık (MBSR) alanında benim gözümde etkin isimlerin başında yer alıyor.
Her ne varsa biz ona yüzümüzü dönsek de dönmesek de zaten oradadır cümlesiyle başlıyor ilk bölüm. Kabul mottosu günlük hayatta, okulda, işte, dini öğretilerde, dilimizde sürekli önümüze çıkar. Bu işlerin babası Jon Kabat-Zinn der ki; uzun vadede hiçbir şeyden kaçış yoktur, yalnızca dönüşüm vardır.Mevcut durum tamamen yüzleşinceye ve siz ona dikkatli bir şekilde açılmadan, durumun pürüzlülüğünün kendi pürüzlü kenarlarınızı zımparalamasına izin verene kadar, büyümeye yol açan bir çözüm bulamayız...
Kitapta her bölümün sonunda Neyi kabul etmek istiyorsun? sorusuna hep aynı cevabı vermemse benim için çok duygusal bir farkındalıktı. Şifa duygusu çok kıymetli, çok etkili...

Cümle Göğün Mavisi/ Ayhan Koç kitabını dinliyorum, sonlarına geldim. Kurguyu çok beğendim, dili de oldukça akıcı. Erdem Akakçe' de yine ve yine şahane seslendirmiş. 

Resmin nankörlüğünü bilen bilir, çizmesen unutur elin kalemi, boyayı, kağıdı. Ama nankör dediysem kedi gibidir, azıcık okşarsan karşılığını verir. Günlük pratikler yapıyorum, özellikle dinlerken. Bazen terapi gibi geliyor, bazen işkence gibi:) çoğunluk keyifli...
Hava çok soğudu, dün Efes' i gezdirmek için hazırlanırken kızkardeş görüntülü aradı. Soğan kabuğundan hallice katmanlarımı ve renklerimi görünce( mavi kazak, turuncu geniş saç bandı, üzerine lila kulaklıklarım, uçuk pembe boyunluğum üzerine şişme kabanım. Gerçi o saç bandının dışından görünen iki taraftan topladığım ve iki küçük topuz olarak kondurduğum saçlarıma (çocuklara yaparlar ya) şaşkın şaşkın baktı böyle çıkmayacaksın heralde dedi. Kızları çağırdı, kızlar olur verdiler ve çok güzelsin dediler. Kim tutar beni, üstelik kim bulaşır bu tiple:) Her şey bir tarafa, kışın en güzel tarafı sokaklarda mecbur olmayan kimselerin olmaması. Sokaklarda konuşlanmış kavgaya hazır hayvan düşmanları, kadın düşmanları kısaca yüreğini karartmış tiplerin sıcak evlerinde oturuyor olmaları.
Off yine dişçiye gitmem lazım, başka bir hekime göründüm, başka bir tedaviye başlayacak...

Gülümsettiniz annemi hastaneye götürdüğümde tek dileğim röntgen istemesinler olur. Çünkü üstündekileri çıkarıp giydirmek baya baya zor olur o geldi aklıma. Hülya
YanıtlaSilSevgili Hülya kolaylıklar diliyorum:))
SilOkuma ve dinleme deneyiminizi aktarış biçiminiz, aslında bir kişisel farkındalık günlüğü gibi olmuş. Kabul kitabındaki vurgular, özellikle Jon Kabat-Zinn’in dönüşüm üzerine söyledikleri yazınıza epistemolojik bir derinlik katmış. Her bölüm sonunda verdiğiniz aynı cevap ise bana tekrarlayan bilinç pratiği kavramını düşündürdü, insanın kendi içsel algoritmasını yeniden yazması gibi. Kız kardeşinizle olan sahne ise yazıya sosyolojik bir renk katmış, gündelik hayatın performatif yönünü çok iyi yansıtmışsınız. Harika!
YanıtlaSilLütfen diş doktoruna giderken sıkılmayınız :)
Sevgili Alpinho bilinçli farkındalık uzun zamandır üzerinde çalıştığım çok derin bir konu, diş doktoru mevzusuna gelince bir sürü mantram oldu, korkman normal, acı çekmen normal gibi, sıkılmamayı da eklerim☺
Sil