15 Ekim


 Sabaha karşı boğazımda yanmayla uyandım. Off ya belliydi hasta olacağım. 

Hemen savaş aletlerini kuşandım, zerdeçal, bal, limon ılık su. Ardından ıhlamur, öğlene tavuk çorbası. Boynumda tutulmuş gibi sağa sola çok sesli dönüyor. 

Neyse ajandamdaki hatırlatmayı fark ettim. 10:25 alarm kurdmuşum, bale bileti satışa çıkacak. Bir tarafta bilgisayar, bir tarafta telefon. Geçen genç arkadaşlarımdan bir sürü tüyo almışım. Omuz atmak tabirini bile anladım sanıyorum. Başka birinin sepetindeki bileti sekizinci dakikanın sonunda ondan evvel almak gibi bir şey. İki dakika kala, karnım mı ağrıyor yok olmaz tuvalete filan gitmem kararlılığıyla kalkmıyorum ekranların başından:) On otuz oluyor, bilet  satışı açılıyor. Allahım tüm Ankara sanki benim gibi, omuz atmayı filan geçiyorum, üzerimde tepiniyorlar sanki. Yahu kasımın on beşi, üstelik on üç matinesi, ya Ankara ya:) Biri balkonda, biri teee salonun en arkasında iki bileti güç bela alıyorum. Savaştan yaralı ama galip çıktım gidip kahve yapayım. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar