08 Kasım
Akşam Bilge'yle düştük yola. Can Bonomo' yu dinlemeye, daha evvel hiç gitmediğimiz bir mekana gittik. Taksici caddedeki uzun insan kuyruğunu gösterip, sıranın sonunda bıraktı bizi. Soğukta yirmi dakikaya yakın bekledik, sonra kapılar açıldı. İlk kez böyle bir şey yaşadım. Mekan çok büyüktü, her şey fiyatlar dahil, abartılıydı. Sağ olsun Bono' da geç çıktı. Allahtan sevdiğimiz ve bildiğimiz şarkılarını ilk yarıda söyledi. Eşlik ettik, kalabalıkla şarkı söylemek ayrı bir keyif, ayrı bir enerji. Arada kaçtık, sıcak evimize döndük. Haftaya yine aynı mekanda Yaşar' ı dinleyeceğiz, biraz canımız sıkıldı ama olsun hayat tecrübelerden ibaret değil mi:)
Boğazımın ağrısı geçti, millete mi bulaştırdım acaba akşam diye sabah espirisini yaptık:)
Koca sabah güzel bir kahvaltı hazırladı, aman da aman...
Birazdan bahçeye gideceğiz, budama yapmak lazım ama emin olamadım. Bu yıl kış erken geldiği için biraz Aİ' yle hemhal olmak gerekecek, bir gidelim bakalım.
Margit Schreiner' in Ayrılık Üçlemesi' nin Sevmek Dedikleri kitabına şöyle bir bakayım derken yarıladım. Bugün yanıma alayım, incecik zaten. Bu arada arka kapaktaki Türkçede serinin ilk kitabı, Almanca aslında son kitabı cümlesini birkaç kez okuyup, şaka yaptıklarını düşündüm. Neyse kitaplar birbirinden bağımsız, takılmayayım dedim.
Efes evde kalacak üşütmesi riskini hiç almayayım. Kendimi de soğandan hallice bir hale sokup yola koyulayım.



Yorumlar
Yorum Gönder