6.05.2015

Hıdırellez

Dün Bilge'yi okuldan almaya gittim, pek kimseye yaklaşmadım, uzaktan gülümsemekle yetindim. Bazı günler böyle oluyor,  kafamda uzun cümleler dolanıyor...kendi kendime söyleniyorum ve genelde Barş Bıçakçı' nın en sevdiğim kitaplarından birinin adını bir kaç kez tekrarlıyorum "Herkes Herkesle Dostmuş Gibi"...
Bilge çıkıyor sınıftan, yüzü gülüyor. O gülünce, ben de gülümsüyorum. "Hemen eve gitmeyelim "diyor. Uzun uzun yürüyoruz, sonra yemek yiyoruz, sonra pazarlık yapıyoruz gereksiz bir şeyler için. Eve dönerken gözlerim kızarmaya, burnum kaşınmaya başlıyor. Alerji mi, diye düşünürken biraz yatayım diyorum. Tam gözlerim kapanırken Koca arıyor, akşama misafir geleceğini haber veriyor. Kalkıyorum yemek için hazırlık yapıyorum, evi toparlıyorum. Gelenler Koca' nın yeğeni ve eşi. Geçen ay evlendiler Antalya' da yaşıyorlar. Kızın adını bir türlü hatırlayamıyoruz:(( Arabadan inerlerken hissettiğim duygu "yaşlanıyorum" oldu. Bu çocuğu tanıdığımda Bilge kadardı, belki bir iki yaş daha büyük. Babası annesini aldatmamış, yengem kanser olmamış, daha ölmemişti... Muazzam sofralar kurar, tıka basa doyururdu bizi. Mayaladığı yoğurdun tadına doyum olmazdı. Bilge doğduğunda ilk o gelmişti...Sonra...kanser oldu...öldü... Bana da Antalya' ya her gittiğimde babamın mezarını ziyaret ederken, ona da uğramak kaldı...Koca geldi, sofrayı hazırladık, keyifli bir yemek oldu. O ara teyzem aradı, hıdırellez için dilek siparişi verdi:)) ondan önce de annem aramıştı. Geçen gün aldığım çiçeklere baktım, yanında Bilge' nin fotoğrafı, onun yanında kızların fotoğrafı... Dileklerimin çoğu yan yana duruyor... ne eklemeli...Sağlık diledim bol bol, çiçekleri kokladım,  Animal Triste' yi bitirdim...

1 yorum:

  1. Ben de dileyecek ekstra bir şey bulamadım, çok şükür:-)

    Çiçekler ne güzel. Hem vazodakiler hem çerçevedekiler:-)

    YanıtlaSil