17 Ekim
Bol öksürüklü, delik deşik uykunun ardından, Efes' i alıp sabah gezmesine çıkarttım.
Yağmur dindi sanmıştım. Hadi diye diye yola koyuldum. Arkamda durdu, onun bir dört ayak köklenişi var olduğu yere çakılıyor. İstediği tarafa yönelmezsem asla kıpırdamıyor. Göz göze geldik.
Sonra yavaş yavaş yürümeye başladı.
Kulaklıklarımı taktım, yağmurun temposunu fark ettim.
Arka caddeye yöneldik. Adını bilmediğim yabani çiçekler açmış, Biraz topladım, sanırım hayatımda ilk defa yağmur altında çiçek topladım:) Efes bir yükseltiye çıktı, ben aşağıda o yukarıda yürümeye devam ettik. Duvar gibi bir yükselti, toprak ve çiçek dolu baksan çerçöp diyeceğin bir yer. Nasıl ineceksin derken duvarın sonunda, otların arasında bir boşluğa baktığını fark ettim. Tasmasını açtım, hadi dedim. Pıtı pıtı otları aşıp geldi yanıma:) tasmasını tekrar taktım. Yürümeye devam ettik.
Yüzüm ıslanırken, kocaman bir gülümsemeyle, yukarı bakıp anladım dedim.
Eve dönünce ganimetleri suya koydum.
Hastayım, kendimi pamuklara sarıp uzun uzun dinleneceğim.
Kendim de dahil, kimse bana ilişmesin...





Yorumlar
Yorum Gönder