24.09.2010

KÜÇÜK BİR KAÇAMAK

Dün Bilge'yle öğlene doğru işi astık, düştük yollara. Böyle işi astık diyince, kendimizi doğaya vurduk demek geliyor ama yaşadığımız şehir Ankara olunca bu seçenek hafta sonuna saklanıyor. Biz de Kızılay' gidip alışveriş yaptık. Önce Metro çarşısına uğrayıp eve gaz ve su aldık. Ardından otomatik makinayla kavga edip bir şişe su alamayıp, bir sürü abur cubur almak zorunda kaldık. Allah' tan Zerdali pastanesinin önününde bulduk kendimizi de susuzluğumuz giderebildik:)) Aklıma Leylak Abla'nın oranın meşhur gofretlerinden bahsettiği yazısı geldi, almazsak olmazdı:)) Bilge' nin dolabından çıkan tüm baharlıkların küçük gelmesinden ve "vaaav çok büyümüşüm yav" sözlerini takiben, ona yeni ciciler aldık. Biraz benim malzemecilere, biraz oyuncakçılara ve tabiki kitapçılara baktık. Kalabalık bir mekanda mola verip, kumpir yedik. Ayaklarımız (en azından benimkiler) zonklamaya başlayınca eve döndük. Dönerken yeni filmler almayı da ihmal etmedik. "Tinkerbell "benim çoksevdiğim bir karakter. Son macerasında küçük bir kızla tanışıyor ve onun işiyle kafayı bozmuş babasıyla. Gerisini anlatmayım çok güzeldi ve çok duygusal. "Bebeklerin ilk gülüşünde bir perinin doğduğunu " öğrendik, kimbilir belki bir gün bizi de ziyaret ederler diye konuştuk Bilge' yle:))
Kocaman bir haftayı daha geride bıraktık, hafta sonu için plan yapmıyorum. Uyandığım her güneşli gün, bana hediye gibi geliyor. Herkese güzel ve keyifli bir hafta sonu diliyorum...

3 yorum:

  1. Bebeklerin ilk gülüşünden bir peri doğması.ne güzel.
    BİR PERİ ZATEN SENİN YANIBAŞINDA AMA DEĞİL Mİ?

    YanıtlaSil
  2. Bayılıyorum anne kız size. Ne güzel işi asmış kaçamak yapmışsınız. Her gününüz en az bu kadar mutlu geçsin. Tek kelimeyle harikasınız. Bu arada bebeklerin ilk gülüşüyle bir peri doğarmışa bayıldım....

    YanıtlaSil