25.08.2011

BAKARMISINIZ

Arkadaşımdan bahsetmiştim size, beraber kolyeler yaptığımızdan. Bunlar onun yaptıkları,
Bir ay kadar kısa sürede yapmaya, üstelik satıp para kazanmaya başladı.
O da yapıkça mutlu olup, bu işi"terapi" gibi görüyor.
Başlamayı düşünenlere, ben de yapabilir miyim diyenlere, örenk olsun derim.
Hadi bir cesaret başlayın, gerisi o kadar kolay ki...
Üstelik elinizin altında internet var. İnanın derya deniz, herşeyi bulabiliyorsunuz.
Yaptığınızı takmak, eşe dosta hediye etmek, hatta satıp para kazanmak öyle güzel ki.
"Ben yaptım" demenin gururu ve keyfi bambaşka.
Sonuncuyu " ben yaptım" bu arada, pek sevdim kendisini, koymadan geçemedim.
Bayram sonrasına kadar kısa bir ara veriyorum, yarın yollardayız. Önce Kayseri' ye ( iş için), ordan da Antalya' ya gideceğiz. Bayramı orda geçireceğiz. Annem ve kardeşlerimle bir arada olacağım. Babacığımın mezarını ziyeret edip, tüm bayram biraz buruk ama bir arada olmanın tadını çıkartmaya çalışacağım.
Şimdiden hepinize iyi bayramlar diliyorum. Kendinize, sevdiklerinize iyi bakın...

24.08.2011

HEDİYEM

Sevgili Buğday tanesinin düzenlediği etkinliğe son anda dahil olmuştum. İki gün oluyor kitabım elime geleli. Socrates Jr. dan taaa Erciş' ten geldi. Çok mutlu oldum, benim yolladığım kitabın da Zeya'nın almayı düşündüğü bir kitap olduğunu öğrenince daha bir mutlu oldum. Teşekkür ediyorum bu etkilik için Buğday tanesine, bana bu güzel kitabı yollayan Socrates Jr, ' a ve gönderdiğim kitabı beğenen Zeya' ya. Paylaşmak güzel diyorum yine ve yine...

Gelelim bu sabaha, aylar önce kurdela nakışı iki yastık siparişi almıştım sallaya sallaya teslim zamanına getirdim. Tabi bir güzel tutuştum, kurdelalarım var zannediyordum, olmadığını görüp kurdela aldım. Aksilik olacak ya, kurdelalar uymadı, bu sabah kızımla düştük yola. Yüksel Caddesi'nde bir kalabalık gördüm . İtfaiye, ambulans derken kafamı kaldırdım, bir binanın tepesinde sallanan iki ayak gördüm. İnsanlar "atlamaz bu ya" diyip duruyorlardı, hızla Bilge olayı anlamadan ordan uzaklaştım. Atlasa sanki mutlu edecek insanları diye küfür ettim bir taraftanda. Neyse aldım malzemeleri geldim dükkana, şimdi başlıyacağım yastıklara, umarım başka aksilik olmaz. Kızım komşu gezmesinde Allah'tan, kasnağımı elinden alamıyorum çünkü:))

23.08.2011

YENİLER

Bu kaplumbağa uçlardan yapmayalı baya olmuştu, o kadar şirinlerki tamamlamadan koydum:))


Arkadaşımla takı yaptığımızdan bahsetmiştim, yapmakla kalmayıp satma konusunda da başarısını gösteren arkadaşımın hızına yetişemiyorum. Bir ara onun yaptıklarınıda koyayım buraya, bir bakın bakalım.
Her sabah yaptıklarını heyecanla bana gösteriyor, gözleri ışıl ışıl, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle...
Hep söylüyorum ya paylaşmak güzel şey diye, onu öyle görmek beni çok mutlu ediyor.
Bir taraftan da harıl harıl yapmaya devam ediyoruz, yeni siparişler geliyor, farklı düşünceleri deniyoruz, bazen beğenmeyip burun kıvırıyoruz, bazen çok beğenip birbirimizi övüyoruz:)))
Günler böyle geçiyor, yaklaşan bayramın telaşı sardı, Antalya'ya gidiş planları yapıyoruz. Annemi çok özledim, hiç bu kadar ayrı kalmamıştık. Bitirmem gereken bir sürü iş var, ama vaktimi akıllıca kullanırsam yetiştirebileceğimi düşünüyorum. Hadi bana kolay gelsin:))

22.08.2011

HAFTA SONU

Hafta sonu Samsun' a gitme işimiz ertelendi. Aslında iyi de oldu, o kadar mesafeyi iki gün için gitmeye değmeyecekti. Pazar günü arkadaşlarla Ahlatlıbel' deydik. Onların kızları, bizim kızlar, mis gibi bir hava ve güzel sohbetimiz çok iyi geldi.


Uçurtma uçurmaya pek heveslendiler ama başarılı olamadılar:))
Ağaçlara tırmanmaya çalışan kızım, sonunda hırsından ağladı," çıkamıyorum" diye:))
Gökyüzü uçurtma doluydu, bize bolca nisbet yaptılar...
Parktaki oyun alanları çocukları çok mutlu etti.
"Zıp zıp zıplaaaa" Bilge' nin yeni sloganı:))
Bir de havadayken "cik cik kuş olduuuum" demeye başladı.
Ağaçlar bu duruma ne dediler bilemiyorum ama, kızlar çok keyif aldılar.
Giderken teşekkür ettiler.
Dönüşte bizler yorgun esnerken, Bilge arabada uyuya kaldı.
Akşam üzeri soğuyan hava artık yavaş yavaş yazın sonuna geldiğimizi gösteriyor, ama ben daha doyamadım yaza:(((
Hepimize güzel bir hafta diliyorum...

18.08.2011

ARKADAŞLIK

Kızım büyüyor ve yeni arkadaşlar ediniyor. Hepsine nerdeyse tapıyor, bazılarına hafiften aşık oluyor. Aşktan bahsedince yüzü kızarıyor:)) hepsi çok kıymetli, onlardan ayrılırken gözleri doluyor, suratı asılıyor.
Bana o kadar benziyor ki...bu yüzden ödüm kopuyor.
Hayatta neler yaşayabileceğini düşündükçe, uykularım kaçıyor.
Hayatına herkesi kucak açıp alırken, hayatından çıkartmak zorunda oalacaklarının onu ne kadar üzeceğini biliyorum.
Yine de bıkmadan, usanmadan kucak açmaya devam edeceğini de biliyorum. İnsanlardan umudu kesmeyeceğini, temkinli davranmayacağını, bu yüzden çok hayal kırıklığı yaşayacağını biliyorum...
Umarım elinde kalanlarla yetinmeyi, umudunu kaybetmemeyi, sevginin asla bitmeyeceğini ona öğretebilirim. Umarım hayat bu konuda bize destek çıkar.
Karamsar ya da kaygılıymış gibi oldum farkındayım. Ne kadar kızgın, ne kadar kırgın olursam olayım ben umudumu hep korudum, hep sahip çıktım ona, Pandora' nın Kutusu misali.
İnsan olmanın üzerine annelik denen paranoyada eklenince sanırım böyle oluyor.
Neyse sanırım yarın Samsun' a, ordanda köye geçeceğiz. Pazartesi akşam dönmeyi düşünüyoruz. Şimdiden güzel bir hafta sonu diliyorum hepinize.

17.08.2011

İKİ FİLM, BİR KİTAP

Bu hafta film yığınımın içinden seçip, beğendiğim iki filmden bahsedeyim. "Rabbit Hole" 2010 yapımı dramatik bir film. Dört yaşındaki çocuklarını trafik kazasında kaybeden bir çiftin yaşamlarını toparlama çabalarını anlatan, gözlerimi yaşartan bir bir filmdi.
"Lavanta Kokulu Kadınlar" 1936 İngiltire' de bir balıkçı köyünde iki kız kardeşin denizde kaza geçirmiş genç bir adam bulmalarıyla başlayan, güzel bir hikaye. İngiltere'nin sisili puslu filmlerine alışık olan benim için tam bir görsel ziyafet oldu. Muhteşem sahneleri ve müzikleri vardı. Güzel ve naif bir filmdi. Sanırım her lavanta kokusunda, iki kız kardeşin yüzleri gözümün önüne gelecek, bir de güzel bir kemen melodisi...
"Kavim" den bahsetmiştim. Nevzat Başkomiser, Ali ve Zeynep var kitapta. Tabi iç içe girmiş cinayetler. Kitabın arka kapağından küçük bir alıntı yazayım,

"Cinayetle gerçekleşen adalet, adalet değildir. Suçu önlemek için, suçluyu yakalamanın adaleti sağlamak için, yasayı uygulamanın, hiçbir işe yaramadığını, karşılaştığım yüzlerce olayda bir bir yaşayarak öğrendim. Keşke öğrenmemiş olsaydım diyorum çoğu zaman, keşke yalandan da olsa dünyada adalet diye birşeyin var olduğuna inanabilseydim. Ama inanamıyorum. Çünkü insan denen bu tuhaf yaratığı kötülükten uzak tutacak ne bir güç var, ne de yasa.."

Üç günde bitti, yine katili önceden tahmin ettim:)) okuması keyifli, güzel bir kitaptı.
Bugün bir sürü gereksiz (bana göre tabi) işle uğraşmam gerekiyor, hadi bana kolay gelsin:)))

16.08.2011

YENİLER

Boş durmak yok, üretmeye devam. Bu kolyeler ve diğerleri bugün satılmak üzere görücüye çıkacaklar.
Hadi hayırlısı diyelim, daha bir dolu kordonlanacak malzeme var elimde.
Bu arada yeni yaptıklarımı pek bir sevdim. Nerdeyse öpüp koklayacaktım. Gerçi hala planlamadan yapmanın sıkıntısını çekiyorum.
Özellikle ortaya çıkanlardan sonra, şurasını da şöyle yapsam daha iyi olurmuş diyorum.
Bir gün planlı, programlı bir insan olmayı başarır mıyım, bilmiyorum ki:))
Dün akşam evde herkesi bir köşeden toparlayıp, en son yatağıma yattım. Ahmet Ümit' in "Çıplak Ayaklıydı Gece" kitabına başladım. İç burkan, duygu dolu satırların ardından uyuya kalmışım. Karman çorman rüyalar gördüm. Yıllardır görmediğim, hayatımdan çıkartıp çok gerilerde bıraktığım insanları bir aradaydı rüyamda. Nasıl gördüğümü hatırlamıyorum, yüzler ve karmaşa vardı. Uyandığımda Koca ve kuzen çoktan işe gitmişti, Bilge yanımda yatıyordu. Uyurken izledim bir süre. ne kadar çabuk büyüdüğüne bir kez daha hayret ettim. Kalktım kahvaltımı yapıp ortalığı toparladım. Akşam için yemek hazırladım. Balkonda sabah serinliğini ve öten kuşları dinledim. Uykunun dibine vuran Bilge' nin yanına kıvrılıp tekrar kitabımı okmaya devam ettim. Sonrası malum bir süre sonra Bilge uyandı, telefonlar çalmaya başladı falan filan... Uyandıktan sonra bu rutin başlayana kadar geçen yaklaşık iki saat bana o kadar huzur verdiki, bana ait zamanları özlediğimi fark ettim. Annemle telefon konuşmamızda, ikinci çocuk sahibi olmamız gerektiğine dair ( bugünlerde sıkça tekrarlıyor) uzunca bir söylev dinledim. Belki çok kötüyüm ama ne ben, ne kocam istemiyoruz. Bilge' ye haksızlık mı? olabilir, ama böyle hissediyorum...

15.08.2011

HAFTA SONU

Cumartesi Bilge yeni küçük arkadaşını Seymenler Parkı' na götürdü. Çok eğlendiler, biz de onları seyrederken etrafın güzelliğini de koyup üstüne keyifli bir gün geçirdik.
Pazar günü Bilge' nin en sevdiği kuzeni bizdeydi. Öğlene doğru Mogan' a gittik. Sevgili Kocam bizi bıraktı bir müşteriye uğraması gerekiyordu. İşi uzadı da uzadı, akşam sekizde anca alabildi. Bizde akşamı ettik. Eve dönerken ben ve kuzen bitik durumdaydık, Bilge' nin enerjisine şaşkın bakakaldık.Yıllardır tavla oynamamıştım, çömez kuzeni yendim:))
Göl, ördekler, balıkçılar, çocuklar, yemyeşil çimler, ağaçlar...Güzel bir gün için daha ne ister insan.


Kızım bol bol kahkaha attı
Bu arada alt ön dişlerinden biri sallanmaya başlamış. Çok erken mi diye endişelendim, erken diş çıkartmıştı belki ondandır dedim ama bir diş hekimine götüreceğim. Bütün gün süt dişleri, kalıcı dişlerle ilgili yüzlerce (abartmıyorum) soru yağmuruna tuttu beni.
Kuzenini çok seviyor, sever tabi kızcağız her dediğini yapıyor,"koşalım" koşuyor, "oynayalım" oynuyor:))
Bu kuş evleri çok hoşuma gitti.
Dört yapraklı yonca bulamayınca, biz de modifiye ettik üç yapraklı yoncayı:)) Şans getirmesi dileğiyle...
Salkım söğütlerin altı tam uzanıp yatmalıktı
"Komik miyim ne" diyen Bilge


En son minderlerin üstünde yemek yiyip, sonra yayıldığımız kafe
Akşam üzeri suya yansımalar çok güzeldi.
Balıkçıların kovalarına( bir kısmında kova yoktu, baştan kabullenmişlerdi sanırım) çaktırmadan göz atarak, içlerindeki kocaman sazanlara bakarak, dönüşe geçtik.
Önceki postta bahsettiğim "Öksüz Köy" için yaptığınız yorumlara, verdiğiniz linklere o kadar mutlu oldum ki. Paylaşmanın güzelliğini bir kez daha hatırlattınız bana. Elbette gönül gerçekten bir yerlerde sorumlulukları ve yetkileri olan insanların bunu görmesini, görmekle kalmayıp gerekeni yapmasını istiyor. Umut her zaman var, insandan da umudu kaybetmememiz lazım. Kimbilir belki birileri duyar sesimizi. Güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum.