1 Nisan
Üç gündür bir nisanda doğum günü olan annemin her sabah doğum gününü kutluyorum. Dünü bir nisan sanıyordum diyerek yapıyorum, zaman saçma sapan bir düzende geçiyor sanki. Keyifsizlik, sıkıntı, bir de bayram kasveti.Bayram neşesi kaybolalı çok oldu, keşke kasvetli olamasaydı. İki gün bahçeye gittik. İki gün de çantama kitap ve resim malzemeleri doldurmuştum. İki gün de elimi çantaya götürmek aklıma gelmedi. İlk gün komşular geldi, uzun oturdular, meraklı sorular eşliğinde. Gözlemledim, sohbete katıldım. Onu yap bunu yapma, o dikilmez, olmaz sakın yapma laflarını tebessümle karşıladım. Başka zaman olsa vakit kaybı diyeceğim zaman gözüme öyle görünmedi.Komşunun dünyanın en çirkin köpeğiyle tanıştım, etraftaki kocaman köpekleri doyurdum, sarmaşıkları budadım, genişçe bir alanın toprağını hazırlamak için belledim. Efes'te bana yardıma geldi, köstebek gibi kazdı bir süre toprağı. Biraz yağmur yağdı aldırmadım. Güneş çıktı terledim ona da aldırmadım. Belirlediğim alanın yarısına kadar bele sağ ayağımla, diğer yarısına sol ayağımla bastım. Bu sabah belim ağrımıyordu, ama minnoş kollarım ve omuzlarım buradayım diyor. Toprak kokusu hala burnuma geliyor.Ne güzeldi. En minik ağaçlar bile yavaştan tomurcuğa oturmuş. Erik ve badem çoktan kuşanmışlar çiçeklerini. Yolda ve iş yaparken İntermezzo yu dinledim ve az evvel bitirdim. Okumadığım kitaplarla ilgili podcastlar dinlemem kararı aldım. Boşuna önyargıyla yaklaşmışım, kitabı çok beğendim.
Ann-Helen Laestadıus' un Çalınan kitabına başladım. oldukça ilginç bir kurgu. Samiler, ren geyikleri, acımasız insanlar, ayrımcılık. Daha medeni, daha insani zannettiğimiz devletlerin bile zalim olduklarını fark etmek. Dili de çok akıcı, yazarın tarzını sevdim.
Wilhelm Genazino' nun Ne Para, Ne Saat, Ne Kasket diğer okuduğum kitap. Yazarı duymuş ama okumamıştım. Başta biraz zorlasa da, diline alıştıktan sonra akmaya başladı.
Ağaçtaki kediye gelince, bir önceki yazımda bahsettiğim arkadaş:)
İyi bakın kendinize...
Yorumlar
Yorum Gönder