19 Ekim
Sabah günışığını görünce Efes' i ben gezdireyim dedim. Koca pek sevindi. Akıllı kadınım hava durumuna bakıp dışarısının tek haneli bir derecede olduğunu görünce lahana kıvamında, oğlanla kendimi dışarı çıkarttım.
Dün bahçeye gitmedik, kötü bir alternatif olarak biraz da mecburiyetten Avm' ye gittik. Kafamdaki uğultu uzun süre geçmedi.
Hava sahiden soğukmuş. Montumun içinde önce büzüşüp küçüldüm, sonra yürüdükçe açıldım:)
Efes yeni yürüyüş rotası oluşturdu, parka caddeden gidiyoruz. Ne alaka bilmiyorum. Uzun uzun, koklaya koklaya yürüyor. Ben de yanında trafiği görmemeye çalışıp, tetikte yürüyorum.
Karşıdaki vinci gördüm. Hareket halindeydi, arkasında bir tane daha var fotoğrafta görünmüyor. İlk defa bir vinci bu kadar hareketli gördüm. Hooopp burdayım, şimdi diğer tarafta :) Bir süre büyülenmiş gibi (ya da mal gibi) izledim. Allahtan oğlan çekiştirdi, de hareket etmek aklıma geldi.
Bu ara çocuklarla benden ne olur, ne olmaz diye meslekler üzerinden oyun oynuyoruz. Çok eğlenceli oluyor. Aklıma geldi, acaba benden vinç operatörü olur muydu? Hareketsiz olduğunda kitap okuyabilirdim sanırım yükseklerde:) Çalışırken sesli kitap dinleyebilir miydim? Kuşlara el sallama ihtimali bile geldi aklıma ama iyice düşününce benden olmaz dedim...
Parka girdik, dolaşırken her zamanki bankında oturmayan Kolaadam' ı yüksek bir bankta gördüm. İçeceği sarı renge dönmüş, o da güneşe aldandı sanırım ve evet o da vinci izliyordu:)




Benim oğlan ortaokuldayken İngiliz bir öğretmeni vardı, herkese hangi mesleği seçeceğini sormuş bir derste, benimki gırgır olsun diye vinç operatörü demiş, hoca ne dese beğenirsin, "Aaa ne güzel, benim kardeşim de vinç operatörü, iyi meslek" :))
YanıtlaSil