16 Haziran


 Bu sabah erkenden uyanıp Boşluğun Güncesi' ni bitirdim. Uzak Doğu edebiyatı hep bir tekinsiz gelmiştir bana,  coğrafyalarımız çok uzak olsa da ne kadar benzer karakterler ve toplum yapısı  diye hala hayret ediyorum. Bu dünyanın neresinde olursanız olun kadınların yaşadıkları o kadar birbirine yakın ki. Çalıştığı bölümde tek kadın olan roman kahramanımız, sürekli sırf kadın olduğu için onun üzerine yıkılan angarya işlerden (kahve yapmak, çöpleri atmak, temizlik vs..) o kadar bıkmıştır ki, bir gün hamileyim der. Bu yalanla değişen hayatı, insanların değişen davranışları, yalnızlığıyla kurduğu ilişki, okurken içimi burktu. Güzel bir kitaptı, garip bir hüzün bıraktı. 

Bilge' yle önceki gün Pınar Fidan' ın stand-up gösterisine gittik. Güldük bolca, gerçi beklentim çok yüksekmiş, çıkarken az güldüm sanki diye düşündüm. Tövbeler tövbesi, kendimi de böyle şaşırtıyorum. Çıkışta kalabalıkla salondan çıkmaya çalışırken iki genç adamın konuşmasına kulak misafiri oldum. Benim çok sevdiğim bir komedyenden bahsediyorlardı. D. de iyi ama çok zeki, anlayamıyorum espirilerini bu kadar gülemiyorum dedi biri, diğeri de onayladı he ya dümdüz gülmek istiyor insan dedi. Bu konuşmayı duyunca kendime döndüm:) Neyse güldük eğlendik, gösteriye girmeden evvel içtiğimiz korkunç kahvenin bıraktığı burukluk dışında hissiyatı güzeldi. Ayrıca kadın komedyenleri de sonuna kadar destekliyoruz, sevgiler:)

Sabah tartının başında soluğu alan Bilge' yle ay sonuna kadar ikişer kilo vermeye karar verdik. Sularımızı ellerimize alıp dağıldık:)

Bilge yıllar sonra dün ilk defa piyanonun kapağını açtı. Tekrar çalmaya başladı, her şeyi unutmuşum diye isyan ede ede çalıştı. Kas hafızana zaman ver yavaş yavaş hatırlarsın dedim. Ben de bugün bagetleri elime alayım, en son geçen hafta çalışmıştım, ufak ufak devam edeyim. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar