13 Haziran


Dün düşündüğüm kadar yoğun bir gün değildi. Üstelik akşam üzeri bir stand-up gösterisine davet edildik. Salih Tıraş' ın gösterisi çok komikti. Önyargılı olmamak gerekiyormuş, adamın ciddi muhafazakar bir tipi var. Gerçi bu tipi de malzeme olarak kullanmış, dediğim gibi çok güldük, iyi geldi. 

Eve gelir gelmez uyumuşum. Sabah ev halkı erkenden ayaklandı. Bilge sabahları bir tek yulaf yoğurt karışımı yapmaya üşenmediği için, kesin at olacağım ne olur menemen yapın diye sızlandı. O sırada sabah gezmesinden dışarının tüm otunu üzerinde getiren Efes geldi. Koca' nın serbest gezen tavuk muamelesi yaptığı Efes, pisi pisi otlarının arasına girmiş, onları da alıp eve getirmiş. Üzerindeki otların üçte birini temizleyen Koca ağlak bir suratla gerisi sende diye bıraktı, gitti. Neden tasmayla gezdiriyoruz acaba, zaten evin on metre yukarısına kadar gidip geliyorlar. Sinir ola ola temizledim oğlanı. Canım çıktı, üstelik bu lanet otlar o kadar tehlikeli ki. Artık  gidip gelip darlarım bütün gün. Evde benden en uzak noktaya gitti. Ona sorsanız babası şahane...
Fotoğrafı çok sevdim. Işığı izlemeyi tam bu anlar için seviyorum. Işığın renklerin üzerindeki büyüsü inanılmaz. Her seferinde eve gelince palette bu rengi yakalamaya çalışıyorum ama çok zor. Yağlı boya olsa belki daha kolay ama suluboya da benim için çok zor. Ama çok keyifli...

 Bugün temizlik yapmalı, ev aldı başını gidiyor. ilginç de bir kitaba başladım Emi Yagi ' nin Boşluğun Güncesi aklımın büyük bir kısmı da onda. 


Yorumlar

Popüler Yayınlar