17 Haziran
Güllerin hükmü yavaş yavaş biterken araya kısa süreli iğde kokuları girdi. Şimdiyse hanımelleri ve ıhlamurlar yarış halinde. İkisi de yan yanaysa baş döndürücü bir rayiha yayılıyor ortalığa ve ben hapşırmaya başlıyorum. Dün akşam da aynısı oldu, ve yanıma mendil almadığımı yolun yarısında fark ettim:) Burnumu çeke çeke yürüdüm...


Bu ağacın rengi kesinlikle bu değil, filtre filan da kullanmadım. Tamamen akşamüstü güneşinin marifeti. Yine eve gelince aldım elime suluboyaları, hiç benzemedi. Gayretimi seveyim, bozmadım moralimi:)

Sabah bugün ne çok işim var diye uyandım. Böyle uyanmamak gerek biliyorum, peşime telaşı da katıp tüm gün dolandım. Gerçi araya kırk beş dakikalık yüz refleksolojisi dersi sığdı, pek sevindim. Uzun zamandır katılamıyordum, hep birşeylerle çakışıyordu. mis gibi çıktım dersten.
Yaz gelince Efes koltuklarda yatmayı bırakıyor. Ben de koltukları sileyim dedim. Araya bin tane iş girdi. Neyse koltuklar bitti ama işler bitmedi. Aman iş olsun lafını söyleye söyleye yemek yaptım. Geçenlerde dinlemeye başlayıp sıkıldığım Tokyo' da Tuhaf Hava kitabını bitirdim. Yine sıkıcı buldum. Japonlardan biraz uzak mı dursam üst üste olmadı sanki:)
Dün birlikte yürüdüğümüz arkadaşımla Hayatta Kalanlar üzerine konuştuk. Kitabı ben vermiştim o da yanına iki kitap koyup iade etti. En sevdiğim kitap alışverişi:) Nerden buluyorsun bu kitapları, nasıl karar veriyorsun okumaya diye sordu. Bir sürü referansım, listelerim var dedim. Sevdiğim yazarlar, çevirmenler, editörler, yayın evleri ve tabi ki de okuma zevkine güvendiğim arkadaşların tavsiyeleri. Gülümsedik, evdeki kitap dağlarımızdan da bahsettik. o bu dağlardan hiç hoşlanmadığını söyledi. Bense kitaplarla çevrelenmeyi çok sevdiğimi ...
Bahçeden topladığım papatyalar kurudu, demlemeye kıyamayıp seyrederim ben bunları:)
Hisar' dan Ahmet çok ilginç bir kitap, Merakla okuyorum, ara da Yalom' un anılarına devam ediyorum...
Havalar ısınınca gün içinde serinletecek içeçek alternatifleri arayışlarıma, limonlu, reyhan şerbetli buz küpleri üzeri sodanın yanına soğuk kahve de eklendi. Coldbrew yapmaya üşendim, aslında küçük cam şişelerimi bulamadım. Ben de moka podda filtre kahveyi demledim. Aklınızda bulunsun podun altına mutlaka sıcak su koyun, ben yıllarca elimi yakıyor diye soğuk su koyuyordum. Oysa tadı ne kadar değişiyormuş. Bir bezle de tutup çeviriyorsunuz. Kahve demlendikten sonra moka podda bıraktım soğusun diye. Soğuduktan sonra sürahinin dibine buz küpleri üzerine biraz badem sütü ve kahveyi koydum. Biraz da bal Bilge tatlı seviyor... Misler gibi oldu. Büyük bir kısmını o, ufak bir bardağı da ben içtim. Yeşilçaylı bazı tarifler de buldum bakalım vakit bulunca onları da denemeli.
Bugün Pema Chödrön şu metaforunu okudum; siz hava durumu değilsiniz, siz gökyüzüsünüz. Kara bulutlar kimi zaman gökyüzünü kaplasa da güneş ve gökyüzü hala ordadır. Geçici olarak örtülmüştür diyordu.
yazdım bir kenara, burada da dursun istedim...



Yorumlar
Yorum Gönder