12 Haziran
Dün neredeyse tüm günü yatay geçirdim. Gün uzadı da uzadı. Gerçi sabahtan bir tencere yaprak sardım, o da uzadı, ellerim buruş buruş bitirdiğimde öğlen olmuştu.
Akşam gezmesinde şahane güzellikler gördüm. Sonbaharda acımasızca budanan koca dut, kendince yeşermiş. Budamayı yaptıran huysuz ihtiyara doğru adeta çok salaksın diyerek salınıyordu. Çok sevindim yapabilsem bahçeye girer gövdesine sımsıkı sarılırdım.


Bu sene o kadar çok yağmur yağdı ki, doğada her şey capcanlı. Güller fışkırdı, ağaç dalları meyve dolu. Heryer yemyeşil. Kesik ağaç gövdesindeki bu mantar köyü de bu berekete eşlik ediyordu.

Yere Düşen Dualar' ı bitidim ama keşke dinlemek yerine okusaydım dedim. Dinlemeyi sevmedim. Yazarın geri kalan kitapları kitaplığımda var, sıralarını bekliyorlar.

Annemin Otobiyografisi de dün bitti. İncecik bir kitapı aslında ama koca hacimli bir kitap okumuşum hissi bıraktı. Yazarın dili, duyuları tarif edişi öyle detaylı ve rahatsız hissettiriciydi ki, kitabın içine düştüm sandım. Farklı kültürlerde de olsa kadın hikayelerindeki ortak dil düşündürücü.
Akşam masamda bekleyen kitapları okuma sırasına koydum. Aynı anda dört beş kitap oldu yine okuduğum:)
Bugün hayırlı cumalar günü, işle ilgili bir sürü görüşme yapmam gerekecek. Sabrımı sınayıp, nezaketimi kaybetmemeye çalışacağım ve umarım günün sonunda omzuma sarılıp aferin sana diyebilirim.



Yorumlar
Yorum Gönder