17 Şubat
O kadar yoğun bir gündü ki Sevgili Leylakdalı arayana kadar kafamı bilgisayardan kaldıramadım. Hesapla, hesapla ara, öde, öde döngüsünde boğulurken çaldı telefonum. Resmen nefes aldım. Sırt filmini mutlaka izle demişti. Sinemada izlemenin daha iyi olacağı teyidini alınca, bir taraftan sohbete devam edip bir taraftan da gelecek haftaya bilet aldım. İki işi aynı anda yapabilme becerisinden konuştuk, daha bir sürü şeyin yanında. Telefonu kapatınca tekrar işe gömüldüm. On dakika önce gerisi de yarına kalsın diyerek bıraktım her şeyi.
Dün akşam Eskiden Çok Eskiden kitabını bitirdim. Komiser Haritos'la İstanbul sokaklarında en başından belli yaşlı kadın katilimizin peşinde dolaşmak keyifliydi. Ülkemizin azınlık politikasının korkunçluğunu, varlık vergisi, 6-7 eylül olayları. Zorunlu göç, gidenler ve geride kalanların hali. Cinayet kurgusunun etrafında, bir taraftan da ne kadar benziyoruz birbirimize getiren bir kitaptı. Bu seriye devam edeceğim. Zaten sırasıyla gitmemişim ama kitaplar birbirinden bağımsız bildiğim kadarıyla.
Sabah hayatımda ilk kez çalan alarmı üç kez erteleyerek ve yataktan sürünerek kalktım. Ev ahalisi evi erken terk edince biraz kitap okuyacak vakit kaldı. Jeanette Winterson' un Tek Meyve Portakal Değildir kitabına başladım. Çok iyi başladı bakalım nasıl ilerleyecek. Yaşam ve Yazgı ' yı bu sefer okuyabilecekmişim gibime geliyor. Her gün elli sayfa kadar ilerliyorum. Uzun süredir sesli kitap dinlemiyordum evvelsi gün Cem Akaş' ın Y sini dinlemeye başladım. İlginç bir kitap, bitirince yazarım.

Yorumlar
Yorum Gönder