27 Şubat
Dün tüm işlerim rast gitti. Dişçide protezim tık diye yerine oturdu, hep birlikte alkışladık filan. Eve dönmeden alışveriş yaptım. Kalan eksikleri de eve söyledim. Efes' i çıkarttım, hava buz gibiydi. Evden çıkınca bir uzun yukarı rotamız, bir de aşağı kısa rotamız var. Genelde seçimi Efes' e bırakıyorum. Aşağıyı seçti. Kulağımda müziğim, kabanımın şeklini almaya çalışarak yürüdük. Kimseyi görmediğime şükrettim. Bazen insan yalnız kalmak ve bunun tadını çıkartmak istiyor. Gökyüzünde bulutlar yine şov yapıyordu.Bir süre izledim, denizi izlemek gibi çok huzur verdi. Eve dönünce birkaç telefon görüşmesi yaptım, sonra hazırlanıp stüdyoya gittim. Ödevini yapmamış öğrenci mahcubiyetiyle, oturdum baterinin başına.
Trampeti beğenmeyip başka birisiyle değiştirdim. Onun da nasıl yapılacağı bilgisini yazdım hafsalama:)
Keyifli bir dersti. Hocamla birlikte çaldım, çalamadım, tekrar denedim, tekrar... Dışarı çıktığımda buz gibi hava alnımdaki tere değince fark ettim ne kadar yorulduğumu. Ama ne güzel bir yorgunluk. Bugün cajonum geliyor, heyecanla bekliyorum, kulağım kapı zilinde.
Sabaha Roma Hikayeleri ile başladım, yazarın daha evvelki kitapları hep romandı gibi kalmış aklımda. Kısa kısa öyküler hep yarım kalmış hissi bırakıyor.
Öğlen caymazsam ileri seviye bir yoga dersine giresim var. Zorlandığım yerde biraz ağırdan alırım diyorum. Efes' i gezdirmek dışında dışarıya çıkmayı planlamıyorum. Hava yine küskün, gri, puslu.
Evde oturup battaniye altı kitap okuma tabelasını işaret ediyor. O yüzden yoga dersinden tam emin olamıyorum:))

Yorumlar
Yorum Gönder