20 Şubat
İlk cemre havaya düştü, bunu iple çeken doğa yerinde durmuyor . Ağacın gövdesine doğru fısıldıyorum acele etme daha mart ayı var, geçen sene mayısta kar yağdı diye. Dinlemez biliyorum, bir taraftanda tomurcukları görmek beni heyecanlandırıyor.
Sabah sürünerek kalktım, akşam geç yatarsan böyle olur. Kalktım dediğim de yalandan, herbir şeyi yatağa taşıdım, yataktan çalışmaya karar verdim bugün. İşin en civcivli günü pazartesi ve cuma günleri. Allah affetsin hiç sevmiyorum.
Dün akşam bateri dersine gittim. Geçen hafta yapamamıştık, hafızamdaki boşluk hissi ürkütücüydü. Yeni aldığım davul anahtarıyla bu sefer tüm ayarları ben yaptım (lütfen unutmayayım) Sonra çalmaya başladık, ahh unutmamışım. Ellerim hatırladı, kas hafızamı hafife almışım. Pazartesiler için stüdyoda kalıcı rezervasyon yaptırdım. Haftalık dersim dışında kendi başıma çalışmak bana iyi gelecek. Ritimden ritime, ataktan atağa derken nasıl yorulmuşum:) Bugünki yorgunluğumun da sebebi bu biliyorum ama tatlı yorgunluk dediklerinden.
Sabah biraz Tek Meyve Portakal Değildir 'i okudum. Winterson' un hafif masalsı dilinden yazdıklarını okurken kitabın çoğunluğunun otobiyografik bir kurgu olduğunu düşününce aslında biraz da üzüldüğümü fark ediyorum. Kitabın kahramanı da yazar gibi küçük yaşta evlat edinilmiş bir kız çocuğu, evanjelik bir ailede büyümüş ve kadınlara aşık olduğunu fark etmiş. On altı yaşında evden kaçmış. Kitabı yarıladım, bakalım nasıl ilerleyecek.
Sesli kitapta Cem Akaş' ın Y sini bitirdim. Benim için bile ziyadesiyle distopik ve tutarsızdı.
Silvina Ocampo' nun Söz kitabına başladım.
Gelecek ayki doğum günüm için tüm aileyi seferber ettim. Kahon (Cajon) istedim, plak ve bateri bagetleri:)) Yaşasın kırk dokuz yaş şımarıklığı...

Yorumlar
Yorum Gönder