13 Mart
Sabahtan ilaç kutumdaki ilaçların bittiğini görünce sinir oldum. En düşük tansiyon ilacı dozun yarısını kullandığım için tableti ikiye bölmem gerekiyor. Her seferinde eşit olmayan kesitler çıkıyor. İlaç kullanmaya ilk başladığımda bu durum beni endişelendiriyordu. Sonra dedimki nasıl olsa bu doz bir süre sonra yetmez, tam doza geçerim ve bu işten kurtulurum. Cümlenin salaklık dozuna bakar mısınız? Allahtan her dilediğim gerçek olmuyor. Yaklaşık dört yıldır aynı dozu kullanmaya devam ediyorum. Genetik mirasımla aslında doğru şekilde baş edebildiğim hissiyle hapları böldüm ikiye, birini bünyeye yolladım, diğerlerini kutuya yerleştirdim. Kollarım ağrıyor bu sabah, bunu söylerken gülümsüyorum.
Dün tüm öğleden sonra miskin miskin dizi izledim, uyudum uyandım. Evi süpürmeyi unuttum. Güç bela yemek yaptım, adeta yerçekimine yenik düştüm. Efes' de bana uydu, babaannem yarma çuvalı gibi derdi, hah işte öyle devrildim durdum. Akşam Koca erken geldi. Davul dersine ben bırakırım dedi, o da devrildi.
Aman ya, başıma ne işler alıyorum değil mi dedim, davul ne alaka, hiç gidesim yok. Yüzüme bakıp güldü, gideceğimiz saati söyledi. Eskiden beri böyledir, bir yere gideceksek onu öncesinde darlamayayım diye dakikası dakikasına zaman bildirir. Adamı rahat bırakıp, gitme zamanına kadar yine yattım. Aslında niye canımın istemediğini biliyorum. Hafta başı yalnız çalışmak için gittiğim stüdyoda bina kapısını nefesi kesilmiş halde, üzerinde her rengin bulunduğu, kelliğin çok yakında vuku bulacağı belli olan gençliğinin son yarısını yaşayan topalak oğlan açtı. Otomat bozuk dedi. Teşekkür ettim. Genelde gündüz kimse olmayan yerde hiç görmediğim bir kalabalık vardı. İçeri geçince hepsi dönüp bana baktı. Küçük bir selam verip odaya geçtim. Yine benden evvel pigmeler çalışmış. Aletleri düzeltene kadar canım çıktı. Başladım çalışmaya. Sonunda doğru çalabildiğim ritmimin sonuna bir kick ekleyen hocama küfrede küfrede çalmaya çalıştım. Bu arada hep akşam geldiğim için fark etmemişim, benim çalıştığım odanın önünde balkon var ve herkes orada sigara içiyor. Kafamı kaldırınca da göz göze geliyoruz. Başımdaki şapkanın kepini iyice önüme indirdim. Kicke bir türlü gitmeyen sağ ayağımla kavga etmeyi bıraktım. Eski ritmime döndüm. Saatimin alamı çalana kadar çaldım. Niye bu kadar tedirgin oldum, çocukların ki meraktı. Ben yaşlarda genelde hocalar oluyor orada. Ya ders vermeye ya da kayıt almaya geliyorlar. Bu halin beni tedirgin ettiğini biliyorum. Neyse bunları düşünerek akşam derse gittim. Normalde davul odasını ısıtması kapalı olur, bizi karşılayan çalışan iyi bir şey yapmış edasıyla, petekleri açtığını söyledi. Dilerseniz kapatırsınız dedi. Hocam pratiğimin nasıl geçtiğini sorunca, başka bir ritim yazalım bana dedim. Derken de aman ya ne kadar zor zamanda öğrenmiştim diye de içimden geçirmeden edemedim. Tamam dedi, yazdı ve nota kağıtlarını verdi bana.
İnanılmaz bir şekilde yarım saatte ritim oturdu, keyfim tavan yaptı. Kaloriferi kapatmamıza rağmen, tişörtle sırılsıklam olana kadar çaldım. Çok yoruldum diye diye diye çaldım:) Ders sonunda terimi silip üzerimi giyinirken sarıp sarmalanmış hissettim. Her şeyi yapabilirim, belki de yapamayabilirim ama çabalanın keyfini kaçıramam.
Seratonin sarhoşluğum yatana kadar sürdü. Bugün yin yoga yapayım da bedenim biraz rahatlasın:) Seçmeler kitabı da baya sardı, bugün bitiririm. Evi de süpürürsem adıma Bahtiyar der otururum. Gerçi bugün cuma, işin en civcivli günü ama olsun. Niyetim böyle:)

Yorumlar
Yorum Gönder