2 Mart



 

Küçük Amélie' yi salonda üç aile üçününde minik kızları vardı yanlarında, ben ve minik olmayan Bilge birlikte izledik.Çocukların tepkilerini görmek de film boyunca hoşuma gitti. Film bu yıl en iyi anime dalında Oscar adyı. Bunu sonradan fark ettim. Kesinlikle sinemada izlenmesi gerek diye düşünüyorum. Belçika- Fransa ortak yapımı. Aslında bildik Japon animelerinden daha parlak ve cıvıl cıvıl bir tarzı var. İlginç bir perspektif kullanılmış. Sahnelerin çoğunu aşağıdan ya da çocuğun göz hizasından görüyoruz. Her şey daha kocaman, daha ayrıntılı görünüyor. Amélie Japonya' da doğan, babasının işi gereği Japonya da yaşayan Belçikalı bir ailenin kızı. Üç yaşına kadar dünyayı algılaması, kendince bir nevi varoluş algılaması var. Üç yaşında büyükannesinin gelmesiyle tüm dünyası değişiyor ve keyifli bir keşif zamanı başlıyor. Çok güzeldi, filmin sonuna doğru gözümden akan yaşlara eşlik eden burnumu çekerken kendi kendime söyleniyordum yaşlandım sanırım her şeye ağlıyorum derken kafamı Bilge' ye doğru çevirdim. Onun da burnunu çektiğini görünce birbirimize bakıp güldük, mendilimizi paylaştık. Bilge çıkışta son ana kadar tutmuştum kendimi, niye dönüp baktın ki diye isyan etti:)) Eve döndük, herkes kendi alemine daldı. Akşam uzun gezmeyi ne Efes' in, ne de benim gözüm yemedi. Yarım saat mahallede dolaşıp eve döndük. Sevgili Kocam sütlaç yapma işini kendince bilimsel bir projeye çevirip mutfağın anasını ağlatmış. O kadar çok sütlaç var ki buzdolabında, bir de gece yarısı Bilge' ile oturup kaşık kaşık yediler. Ben ağzımı bantlayıp yatışa geçmiştim allahtan. 

Bugün civcivli pazartesi, işleri halledip stüdyoya anca yetişebilirim diye düşünüyorum. Yoga dersi iptal, belki akşam kısa bir pratik yaparım. 

Dehşet içinde haberlere bakıyorum, insanoğlunun modernleştikçe medenileşeceği gibi iyimser bir tavrım varmış. Bu yüzyılda hala savaşlardan bahsediyoruz diyeceğim ama gerçekçi bakarsak insanın insana ettiği zulüm hiç bitmedi. Açgözlülüğün ve kötülüğün sınırları yok.  Daha, daha da büyüyerek dikiliyor önümüze. Bize ise bireysel sınırlarımızın içinde sıkışıp, kahrolmak kalıyor. 

Ne diyeyim, söylenecek ne var ki...


 

Yorumlar