21 Mart
Ayşegül Savaş' ın Beyaza Beyaz kitabını az evvel bitirdim. Başladığı kadar heyecan verici devam etmedi ama güzeldi. Yazarla ilk tanışmamızdı, o yüzden tarzını anlamam zaman aldı. Bunda mesafeli kurgunun ve dilin etkisi büyük. Anlatıcıyla bağ kurarken diğer karakter hep bir uzak kaldı. Özellikle ana karakter ressam Agnes' ın hayatının kesitlerini, resimlerini, kılığını kıyafetini konuşurken hep bir uzaklık var. Ama tüm bu mesafede .ok anlaşılır, samimimi de bir yan var. Ben sevdim kitabı, uzun olsa sevmeyebilirdim. Kısa bir novella aslında. Kıvamı yerinde.

Bu sabah uyandığımda yataktan kalkmadan biraz gözlerimi tavana dikip düşündüm. Sanırım hayatınızda büyük ve ani bir kayıp yaşadığınızda, böyle günlerin sevinci de kaybınızla birlikte alıp başını gidiyor. Babamın vefatından sonra bayramlar tüm anlamını kaybetti benim için. Tatilden başka anlamı kalmadı bayramın. Aslında Antalya' ya gidelim demiştik, havanın sevimsizliği, Koca' sın bacağının yeni toparlanıyor olması vazgeçmemize sebep oldu. Bahçeyle uğraşma fikri de olmadı, hava hep yağdı. Dün tüm gün evdeydik. Akşam bir ara Efes' le kısa bir yürüyüşe çıktım. Bugün öğlene sinema bileti almıştım. Koca bizi sinemaya bıraktı. Sinema salonunda üç kişiydik. On beş dakika sonra görevli çok mahçup bir ifadeyle teknik bir sorun olduğunu seansı iptal edeceklerini söyledi. Bilet paralarını iade ettiler. Hatta görevli gençlerden birisi içeceklerimizle patlamış mısırın parasını da vermeye kalkınca, olur mu öyle şey dedim. Bilge mısırını bitirene kadar sinemanın kafesinde oturduk. O arada izlemek istediğimiz filmin internette olduğunu gördüm. İçeçek bir şeyler alıp akşam evde izlemeye karar verdik. Eve döndük. Ben kitabımı alıp yatak odasına yollandım. Bilge yağlı pastel yapmaya karar vermiş. Senin odanın ışığı iyi, burda yapsam mı dedi. Olur tabi dedim. Koca' da yatağa uzanıp YouTube videoları kaydırırken, Efes' in horultusunu duydum. Aslında oda çok küçük. Yatak ,odanın büyük kısmını kaplıyor, kalanı da dolaplar dolduruyor. Raflara sığmayan kitaplar her yerde. Her yanımın kitaplarla çevrili olmasını seviyorum.
Pencerenin önüne koyduğum ufak bir masa ve çalışma alanı, yatakla dolaplar arasında bir yoga matı sığacak boşluk var. Tüm günüm mutfak dışında burada geçiyor. Sahiden seviyorum bu odayı. Şuan daha çok sevdim, bu dolu hali sarıp sarmaladı beni.Bilge başını kağıttan kaldırıp az evvel kağıdı çift tıkladım dedi, koptuk gülmekten. Efes gürültümüze uykusunda derin bir iç çekerek katıldı.
Belkide bayram budur...

Yorumlar
Yorum Gönder